(1412 S. K. m. 310, 321, 322) (2004 S. K. m. 340, 347)
Taahhüdü ihlal suçundan sanık İsmail E. hakkında açılan davada; şikayet süresinin geçtiğinden bahisle İİY.nın 347. maddesi uyarınca şikayet hakkının düşürülmesine ilişkin Kayseri İcra Ceza Mahkemesince verilen 9.5.2001 gün ve 303/1759 sayılı hüküm, şikayetçi vekilinin temyizi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 17. Hukuk Dairesince 22.11.2001 gün ve 7384/9919 sayı ile; "İİK.nun 347. maddesine göre şikayetin suçun işlendiği öğrenme tarihinden itibaren 3 ay içinde ve her halde suçun işlenmesinden itibaren 1 yıl geçmeden yapılması gerektiğinden; bu durumda, müşteki tarafça suçun daha önce öğrenildiğine dair icra takip dosyasında işlem yapılmamış olması nedeniyle, şikayetin süresi içinde yapıldığı, Ancak; sanığın ödeme taahhüdünü içeren 26.9.2000 tarihli haciz tutanağında, ödenecek toplam borç miktarının bütün fer'ileriyle birlikte hesaplanıp açıkça gösterilmemiş olması karşısında da, YCGK.nun 20.2.2001 gün ve 2001/8-19-26 sayılı kararına göre taahhüdün hukuken geçerli olmadığı ve atılı suçun oluşmadığı gözetilmeden sanığın beraati yerine düşme kararı verilmesi;
Yasaya aykırı görüldüğünden, hükmün CMUK.nun 321. maddesi gereğince bozulmasına, ancak bu aykırılığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden CMUK.nun 322. maddesi uyarınca sanığın beraatine" karar verilmiştir.
Yerel Mahkemece 4.1.2002 gün ve 1/1 sayı ile CYUY.nın 322. maddesinde belirtilen hallerin bulunmadığı gerekçesiyle ilk hükümde direnilmiştir.
Yargıtay C.Başsavcılığının, dosyanın incelenmeksizin iadesi istekli 6.3.2002 gün ve 11382 sayılı tebliğnamesi ile 16. Hukuk Dairesine, Özel Dairece de 29.3.2002 gün ve 2396/2307 sayılı karar ile Birinci Başkanlığa gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü.
CEZA GENEL KURULU KARARI
Olağan yasa yollarından olan temyiz incelemesinin yapılabilmesi için bir temyiz davasının açılması gerekir. CYUY.nın 310. maddesinde temyiz davasının açılabilmesi için iki koşulun varlığı aranmaktadır. Bunlardan ilki istek, ikincisi ise süre koşuludur. İstek ve süre koşullarına uygun bir temyiz davası bulunmaması, ya da hükmün re'sen temyiz incelemesine tabi olmaması halinde, Yargıtayca temyiz incelemesi yapılması olanaklı değildir. Bu kural Yerel Mahkemelerin ısrar kararlarının Ceza Genel Kurulunca incelenmesi yönünden de geçerlidir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Taahhüdü ihlal suçundan İİY.nın 347 maddesi uyarınca şikayet hakkının düşürülmesine ilişkin hüküm şikayetçi vekilinin temyiz istemi üzerine Özel Dairece, şikayetin süresinde yapıldığı gerekçesiyle bozulmuş, ancak atılı suçun yasal öğeleri itibariyle oluşmadığı dikkate alınarak, CYUY.nın 322. maddesi uyarınca sanığın beraetine karar verilmek suretiyle uyuşmazlık kesin nitelikteki bu kararla sonuçlandırılmış, Yerel Mahkemece önceki hükümde direnilmiştir.
Bu tür kararlara karşı mahkemenin yeniden yargılama yapması ve direnmeye karar vermesine yasal olanak bulunmayıp, usul ve yasaya aykırı bu hüküm esasen yok hükmündedir.
Hukuken yok hükmünde bulunan direnme hükmünün temyiz edilmemiş olduğu ve re'sen de temyiz incelemesine tabi bulunmadığı saptandığından, dosyanın incelenmeksizin mahalline iadesine karar verilmelidir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle; hukuken yok hükmünde olan Yerel Mahkeme direnme kararı temyiz edilmediğinden, re'sen de temyiz incelemesine tabi olmadığından, dosyanın incelenmeksizin mahalline İADESİNE, 07.05.2002 günü tebliğnamedeki isteme uygun olarak oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy