(6831 S. K. m. 82/4-5, 91, 108/1)
Kaçak orman emvali bulundurmak suçundan sanık Ali E'ın 6831 sayılı Yasanın 108/1, TCY'nın 59/2, 647 sayılı Yasanın 4 ve TCY'nın 72. maddeleri gereğince sonuç olarak 100.000.000 lira ağır para cezasıyla cezalandırılmasına, cezasının ertelenmesine, 24.000.000 lira tazminatın suç tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte sanıktan tahsil edilerek katılan idareye verilmesine ilişkin Torul Sulh Ceza Mahkemesinden verilen 2.6.2000 gün ve 128/71 sayılı hüküm katılan idare temsilcisi tarafından temyiz edilmekle dosyayı inceleyen Yargıtay 3. Ceza Dairesince 29.11.2000 gün ve 13921-15086 sayı ile;
"1- Davanın dayanağını oluşturan, aksi kanıtlanmayıp imzacı tanıkların yeminli beyanlarıyla doğrulanan suç tespit zaptı içeriğinde sanığın "kışlık ihtiyacım için şu gördüğün ormandan kesip getirdim, nakliyem yoktur" dediğinin yazılı olması karşısında sanığın eylemi Devlet ormanından dikiliden ağaç kesmek suçunu oluşturduğu gözetilmeyerek suç vasfının belirlenmesinde düşülen yanılgı sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması,
2- Hükmün esasını oluşturan kısa kararda tazminat miktarı 24.000.000 lira olarak tayin edildiği halde gerekçeli kararda 24.000.00 lira şeklinde gösterilip hükmün karışıklığa uğratılması" isabetsizliğinden bozulmuştur.
Bozmanın (2) numaralı bendine uyan Yerel Mahkeme (1) numaralı bentte gösterilen bozma nedeni yönünden 13.3.2001 gün ve 2-13 sayı ile;
"Sanıkta yakalanan emvalin yediemine alınmamış olması, suç tespit zaptında gerekli açıklamalara yer verilmemiş olması, keza suç tespit zaptında emvalin elde edildiği ağaç veya ağaçların dip kuturu, orta kuturu, orta kutra dayanan hacim hesabının belirtilmemiş olması, tespit edilmiş herhangi bir dip kütük bulunamaması, suç zaptının sanık tarafından imzalanmamış olması nedenleriyle, sanık hakkında 6831 sayılı Yasanın 91. maddesinin uygulanamayacağı, sanığın Mahkememiz önünde suçu tamamen inkara yönelik savunmada bulunduğu, ele geçirilememesi sebebiyle emval üzerinde keşif yapılamadığı, emvalin sanık tarafından ne şekilde elde edilip bulundurulduğuna ilişkin yeterli ve kesin bir delil elde edilemediği, sonuç olarak suça konu orman emvalinin nasıl elde edildiğinin sübut bulmadığı (suça konu emvalin kesilip kesilmediği, kesilmiş ise dikiliden mi, ağaç dallarından mı kesilip elde edildiği, dikiliden kesilmişse hangi vasıftaki ve kaç cm orta kutrundaki ağaçların kesilmesi sonucu elde edildiği, ormanın içinden veya dışından düşük ve devrikten mi temin edildiği, sanık tarafından satın mı alındığının açıklığa kavuşturulamadığı) göz önünde bulundurulduğunda, sanığın eyleminin tutanak tanzimcilerinin yeminli anlatımlarıyla belirlendiği ve sübut bulduğu şekilde, tutanak tarihinde evinin önünde dört ster (14 kental) ibreli odun cinsi kaçak orman emvalini bulundurmak suçunu oluşturmaktadır." gerekçesiyle önceki hükümde direnmiştir.
Bu hükmün de Üst C.Savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya Yargıtay C.Başsavcılığının Özel Dairesine hitaben düzenlemiş olduğu "bozma" isteyen tebliğnamesi ve 3. Ceza Dairesinin 6.12.2001 gün ve 11422-12950 sayılı kararı ile Birinci Başkanlığa gönderilmekle Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü.
CEZA GENEL KURULU KARARI
Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasındaki uyuşmazlık suçun vasfına ilişkindir.
16.12.1999 günlü suç tutanağında; Kirazlık Köyü Başaklı Mahallesinde yapılan kontrol sırasında Ali E'ın kapısının önünde ladin ağaçlarından elde edilmiş kerestelik vasıfta usulsüz odunlar görüldüğü, "bu odunlar senin mi, nereden temin ettin" diye sorulduğunda, "Odunlar benimdir. Kışlık ihtiyacım için şu gördüğün ormandan kesip getirdim, nakliyem de yoktur." diye cevap verdiği, kestiği yeri göstermediği, odunlar üzerinde ölçüm yapıldığı, ladin cinsi 4 ster (14 kental) ibreli odunun yola uzak olması ve işçi temin edilememesi nedeniyle olay yerinde bırakıldığı, sanığın tutanağı imzalamaktan imtina ettiği belirtilmiştir.
Sanık Ali E. duruşmada dinlenmiş, ormandan ağaç kesmediğini, evinin önünde ladin ağacından elde edilmiş odun olmadığını, Nuriye E. isimli kızının aynı yıl güz aylarında ormandaki düşük ve devriklerden çalı çırpı toplayıp getirdiğini, suç tutanağını kabul etmediğini, orman muhafaza memurlarının kendiliğinden bu şekilde yazdıklarını savunmuştur.
Suç tutanağını düzenleyen Orman Muhafaza Memurları tanık olarak dinlenildiklerinde tutanak içeriğini doğrulamışlar, sanığın kızı Nuriye E. ise tanıklıktan çekinme hakkını kullanmıştır.
Emval bulunamadığı için dosya üzerinden inceleme yapan teknik Bilirkişi Ziraat mühendisi Bülent T. raporunda ve ek mütalaasında; Suça konu ladin cinsi odunların ağaçtan veya dal keserek yahut düşük ve devrik emvalden de elde edilebileceğini, çalı çırpı denildiğinde kendilerinin orman gülü, kuşburnu gibi çalı formundaki emvali algıladıklarını, oysa suç tutanağında suça konu emvalin ibreli odun olarak tanımlandığını, bu bakımdan bunların çalı çırpı niteliğinde olmasının mümkün bulunmadığını belirtmiştir.
6831 sayılı Orman Yasasının suç tutanağını düzenleyen 82 nci maddesinin 4 üncü ve 5 inci fıkralarında;"Bu zabıtlar, hilafı ispat oluncaya kadar muteberdir. Zabıt varakasının hilafını iddia halinde maznun, mahkemeye bu iddiası hakkında kanaat verecek deliler gösterir ve mahkeme bu müdafaayı tahkike şayan görürse delillerini istima ve tetkik eder. Neticede maznunun iddiasını haklı gösterecek bazı sebepler karşısında kalırsa ancak o takdirde, zabıt varakasını imza etmiş olan memurları çağırıp dinledikten ve başka deliller varsa inceledikten sonra hasıl edeceği kanaate göre davayı intaceder" hükümlerine yer verilmiştir.
Maddede açıkça belirtildiği üzere, orman memurları tarafından düzenlenen suç saptama tutanakları aksi kanıtlanıncaya kadar geçerlidir. Bu tutanağın aksini savunan, mahkemeye kanaat verecek kanıtlar göstermek zorundadır. Bu belgenin aksinin kanıtlandığının kabulü bakımından soyut inkar yeterli değildir.
Somut olayda suç saptama tutanağının aksi kanıtlanamadığı gibi, içeriği itibariyle tutanak düzenleyicileri tarafından da doğrulanmaktadır. Sanık, suçu inkarla yetinerek suç saptama tutanağının aksini gösteren herhangi bir kanıt ileri sürmemiştir. O halde, suç tutanağı ve bunu doğrulayan tanık anlatımlarına göre sanığın sübuta eren eylemi, Özel Daire bozma ilamında belirtildiği üzere Devlet ormanından dikiliden ağaç kesmek suçunu oluşturur. Bu itibarla, sanığın kaçak orman emvali bulundurmak suçundan cezalandırılmasına ilişkin Yerel Mahkeme direnme hükmü isabetsiz olup bozulmasına karar verilmelidir.
Sonuç: Açıklanan nedenle, Yerel Mahkeme direnme hükmünün BOZULMASINA, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına tevdiine, 05.02.2002 günü tebliğnamedeki düşünceye uygun olarak oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy