(1412 S. K. m. 66) (6831 S. K. m. 41/4)
Kaçak orman emvali nakletmek suçundan sanık Adem K.'nın beraatine ilişkin Ankara 4.Sulh Ceza Mahkemesince 8.2.2000 gün ve 722-80 sayı ile verilen kararın katılan idare vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosyayı inceleyen Yargıtay 3. Ceza Dairesince 26.6.2000 gün ve 8926-9517 sayı ile;
"Nakil aracında ele geçen 29.565 m3 orman emvalinin 6.437 m3 lük kısmının mamül damga izi taşıdığı ve bunların nakliye teskeresindeki boyutlara uymadığı 27.12.1999 tarihli bilirkişi raporundan anlaşılmış buna karşılık müdahil idarece yaptırılan tespitte ise nakliye tezkerelerindeki kızıl ağaç kereste miktarının 20.601 m3 olduğu buna %10 ilavesiyle 2.060 m3 eklendiğinde 22.661 m3 olduğu bu durumda da kızıl ağaç kereste olarak 6.904 m3 lük fazlalık oluştuğu belirlenmiş olması karşısında; bilirkişinin raporu ile 4.5.1998 günlü tespit raporunu düzenleyen bilirkişinin raporları arasındaki çelişkinin giderilerek emvalin ne miktarının damgasız ve nakliyesiz olduğunun saptanmasından sonra delilleri birlikte değerlendirilip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması" isabetsizliğinden hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Yerel Mahkeme ise 27.2.2001 gün ve 1245-224 sayı ile; "Mahkemece yeniden aynı depoya gidilerek karışık emvaller arasında bilimsel ve vicdani yönden tam kanaat sağlayacak keşfin yapılması madden mümkün görülmemektedir.
Önceki kararımızda ileri sürüldüğü üzere müdahil idarenin emvalin saklanması hususundaki ihmali ve hassasiyetsizliğinin sanığa yüklenmesi mümkün değildir.
Bu gerekçelerle yeniden yapılacak keşfin mahkemenin kanaatini değiştirecek maddi gerçeklere delil olmayacağı kanaatiyle bir önceki kararımızda ısrar edilmesinin hukuk ve hakkaniyete daha uygun olacağı sonucuna varılmıştır.
Bir an sanığın kamyonunda nakliyesiz orman emvali bulunduğu kabul edilse dahi dosyadaki açık şahit beyanları karşısında bunun suç kastına bağlı olacağının da tam olarak cezalandırmada ve aracın zoralımında, mevcut delil durumu karşısında yeterli olmayacağı düşünülmektedir." gerekçesiyle önceki hükümde direnmiştir.
Bu kararın da katılan idare vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya, Yargıtay C.Başsavcılığının "bozma" istekli 30.10.2001 günlü tebliğnamesiyle 3. Ceza Dairesine ve Özel Dairece Birinci Başkanlığa gönderilmekle CEZA GENEL KURULUnca okundu, gereği konuşulup düşünüldü.
CEZA GENEL KURULU KARARI
Somut olayda Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasındaki uyuşmazlık, soruşturmanın genişletilmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
İncelenen dosya içeriğine göre;
20.4.1998 tarihinde düzenlenen ilk suç tutanağında, Ankara ili Siteler semtinde yapılan kontrol sırasında sanığın kamyonunda bulunan orman emvalinin, ibraz ettiği üç adet nakliye tezkeresi ile miktar ve nitelik yönünden uyuşmadığı, emval üzerindeki kuru damga izlerinin okunamadığı belirtilerek emval ve kamyona el konulduğu anlaşılmaktadır.
28.4.1998 tarihinde düzenlenen ek suç tutanağında ise; sanık adına kayden devri yapılan araç üzerindeki emvalin, tek tek ölçülmesi suretiyle yapılan tespit sonucunda 525 adete denk 29,565 m3 olduğunun ve nakliye tezkereleriyle yapılan karşılaştırmada bazı çelişkilerin doğduğunun belirlendiği, buna göre;
a) İbraz edilen nakliyelerin ikisinin ithal emvale ilişkin olup, tespitte ithal emaresinin bulunmadığı,
b) Nakliye tezkereleri ile araçtaki kerestelerin ebadının birbirine uymadığı,
c) Nakliyelerden bir tanesinde kayın kereste yazılı olduğu halde, kayın kerestenin hiç çıkmadığı,
d) Nakliyeler 522 adete denk 19.477 m3 emvali içerdiği halde, yapılan tespitte 525 adete denk 29.565 m3 emval bulunup, buna göre 10.088 m3 kızılağaç kerestenin fazla olduğu bildirilmiştir.
Sanık, yüklenen suçu kabul etmediğini, yük götürdüğü Artvin'den dönüşünde Ankara Siteler'e kereste yükü bulduğunu, nakliye tezkerelerinin olduğunun söylenmesi üzerine üç ayrı kişiye ait olan keresteleri kamyona yüklediğini ve nakliye tezkerelerini alarak yola çıktığını, yolda yapılan kontrollerde sorun çıkmadığını, Siteler'e vardığında yanına gelen orman görevlilerine de nakliye tezkerelerini ibraz ettiğini, ancak nakliye tezkerelerinde yazılı vasıflarla araçtaki kereste arasında fark olduğu söylenerek tutanak düzenlendiğini, bu olayda herhangi bir kusurunun bulunmadığını, emvalin damgalı olduğunu görerek bizzat yüklediğini, kendisine bildirilen farklılığın nedenini telefonla mal sahiplerine sorduğunda dördüncü bir nakliye tezkeresinin bulunduğunu, vermeyi unuttuklarını bildirerek faksla gönderdiklerini söylemiş ve bu nakliye tezkeresinin fotokopisini mahkemeye sunmuştur.
Tutanak tanıkları Orman Muhafaza Memurları Abbas B., Kemal B., Ruhi H. ve Erdoğan Ş., düzenledikleri suç tutanaklarının içeriklerinin doğru olduğunu, emvalin büyük bölümünün damgasız ve nakliye tezkereleri ile uyumsuz olduğunu beyan etmişlerdir.
Arhavi Orman İşletme Şefliğinde Orman Muhafaza Memuru olan tanık Tuncer K. ise, nakliye tezkerelerini kendisinin düzenlediğini, tamamının usulüne uygun olduğunu kendisinin de görevini ifa ettiğini belirtmiştir.
Tanık Hamdi P., kızılağaç orman emvali almak üzere gittiği Arhavi ilçesinde, bu işin ticaretini yapan Nizamettin adlı kişiden 29 m3 civarında emval satın aldığını, yaptıkları anlaşma uyarınca nakliye de bu kişiye ait olduğundan malın kamyona yüklenmesi sırasında başında durduğunu, Arhavi Orman İşletmesinde, malı satın alan veya nakledecek kişinin değil sadece satan kişiye nakliye verildiği için Ankara'ya döndüğünü, ancak satın aldığında her emvalin üzerindeki damgayı bizzat gördüğünü, daha sonra öğrendiği kadarıyla 19 m3 için nakliye verilip kamyoncunun hareket ettiğini, aslında 29 m3 için nakliye verilmesi gerekirken sonrakini de, unuttuk diyerek, kamyon yakalanıp telefon açtığında bu nakliye tezkeresini yolladıklarını, yüklenmesine nezaret ettiği emval ile yakalanan emvalin aynı olduğunu beyan etmiştir.
Tanık Nizamettin C., olay tarihinde kendisine ait olan 25 m3 ağacı, sanığın kamyonuna yüklenip Arhavi Orman İşletmesi tarafından bu emval için yasal nakliye belgesi düzenlenmiş olduğunu ve nakliye tezkerelerini sanığa vererek Ankara'ya yolladıklarını, davaya konu malın kendisi ve ortağı tarafından Arhavi Orman İşletmesi Müdürlüğünün bilgisi dahilinde resmi belgeye bağlandığını, kaçak olmadığını belirtmiş, tanık Remzi K. da benzer şekilde anlatımda bulunmuştur.
Yerel Mahkemece 20.12.1999 tarihinde, tutanak tanıklarından Kemal Başural da hazır olduğu halde, emval üzerinde yapılan keşifte dinlenen bilirkişi serbest Orman Yüksek Mühendisi Pamir E. 27.12.1999 tarihli raporunda; ibraz edilen 18.4.1998 tarihli nakliye tezkerelerinden Ahmet D. adına düzenlenmiş olanında 60 adete denk 4.500 m3 ithal kayın; Remzi K. adına düzenlenmiş olanında 140 adete denk 4505 m3 ithal kızılağaç; Nizamettin C. adına düzenlenmiş 177/883126 seri nolu olanında 322 adete denk 10.472 m3 tapulu kesimden elde edilme kızılağaç ve yine aynı kişi adına düzenlenmiş 907/531489 seri nolu olanında 251 adete denk 5.624 m3 kızılağaç bilgilerinin olduğu, ancak yapılan incelemede kayın keresteye rastlanmadığı, tamamının kızılağaç olup nakliye tezkereleri ile ebat yönünden birbirini tutmadığı, uyan 14 adete denk 0.448 m3 emvalin ise damgasız olduğu;
Damgalı olan emval üzerindeki mamul damga numarasının hiçbir kereste üzerinde tam olarak okunamadığı, 111 adete denk 6.437 m3 emvalin hiçbirisinin nakliye tezkerelerindeki boyutlara uymadığı, bu tespitlerine göre nakliye tezkerelerinin, yakalanan kerestelere ait olmadığı, yani kaçak olduğu kanaatine vardığını bildirmiştir.
Öte yandan, katılan idare tarafından olaydan sonra tespit yaptırılmış olup, Yerel Mahkemece getirtilip incelenen Ankara 6. Sulh Hukuk Mahkemesinin tespit dosyasında dinlenen bilirkişi serbest Orman Yüksek Mühendisi Selahattin K. tarafından düzenlenen 4.5.1998 günlü raporda;
Kamyon üzerindeki emvalin tamamının kızılağaç kerestesi olup ithal olmadığı, nakliye tezkerelerindeki ebatlara uymadığı, 1959 numaralı mamul damga izinin emval kamyona yüklendikten sonra tatbik edilmiş olup dolayısıyla ancak görülebilen emvalin tamamının damgalanmış, kasa içinde ve görülmeyen kerestelerin ise damgalanmamış olduğu, imalat sırasında uygulanan damga izlerine bir kısım kerestede rastlanmadığı, ithal emvalde mamul damgasının yeşil renkte tatbik edilmekte olup bu şekilde damgalı kereste de tespit edilemediği;
Tesbit edilen kızılağaç kereste miktarının 523 adete denk 29.565 m3, nakliyedeki kızılağaç kereste miktarının 20.601 m3 olduğu, Orman Yasasının 41. maddesinin 4. fıkrası uyarınca %10'a denk 2.060m3, nakliye tutarına eklenirse 22.661 m3 edeceği, kızılağaç kereste olarak 6.904 m3 fazlalık için yasa hükmü uygulanması gerektiği;
Tamamen, idarenin görevli muhafaza memurunun lakayt hareketi ve bilgisizliği sonucu hatalı kesilen nakliyelerle sevk edilen emvalin kaçak olamayacağı, hele hele nakliyatçının hiçbir kusurlu davranışının söz konusu olmadığı kanaatine vardığını belirtmiştir.
Tüm bu bilgi ve belgeler bir arada ele alınıp değerlendirildiğinde;
Sanığın aracında yakalanıp elkonulan kerestelerin gerek nitelik gerekse ebat yönünden, ibraz ettiği nakliye tezkerelerine uymadığı açıktır. Sanık, söz konusu emvalin Orman Muhafaza Memuru denetiminde kamyonuna yüklendiği ve damgalandığını savunmuş, bu savunma tanıklar Tuncer K., Hamdi P., Nizamettin C. ve Remzi K. tarafından da doğrulanmıştır. Suça konu emval üzerinde iki kez bilirkişi incelemesi yaptırılmış, ancak her iki bilirkişinin raporları arasında emvalin hacmi, niteliği ve sonuçta kaçak olup olmadığı hususlarında ulaştıkları sonuçlar bakımından büyük farklılıklar bulunduğu görülmektedir.
Yerleşmiş yargısal kararlar ve öğretide kabul gören genel görüşe göre, ceza yargılamasının amacı maddi gerçeğin saptanması esasına dayanır. Somut olayda maddi gerçek ortaya çıkarılamamış, kanıtlar arasındaki açık çelişkinin yarattığı kuşku giderilmeden hüküm kurulmuştur.
O halde bilirkişi raporları arasındaki açık çelişki nazara alınarak, yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılarak bu çelişkinin nedeni de açıklattırılmak suretiyle giderilmelidir. Ayrıca, söz konusu emvalin bir kısmının ithal, bir kısmınınsa kayın olduğu konusunda düzenlenen nakliye tezkereleri ile yakalanan emval arasındaki açık çelişki konusunda, emvali gerek satan tanıklar Nizamettin ile Remzi, gerekse satın alan tanık Hamdi'nin bu konuda bilgilerine başvurularak bu husus açıklattırılmalı, varsa ellerinde bulunan belge ve kayıtlar getirtilerek incelenmeli sonucuna göre sanığın hukuki durumu saptanmalıdır.
Bu itibarla Yerel Mahkemece, açıklanan hususlarda yeterli soruşturma yapılmadan karar verilmesi isabetsiz olup, direnme hükmünün bozulmasına karar verilmelidir.
Çoğunluk görüşüne katılmayan iki kurul üyesi; "Yerel Mahkemenin yaptığı soruşturma yeterli ve direnme kararı bu nedenle isabetlidir. Hükmün onanmasına karar verilmesi gerekir." görüşüyle karşı oy kullanmışlardır.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle Yerel Mahkeme direnme hükmünün BOZULMASINA, dosyanın yerine gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına tevdiine, 12.2.2002 günü tebliğnamedeki isteme uygun olarak oyçokluğu ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy