(765 S. K. m. 51, 189, 449, 456, 457) (647 S. K. m. 4, 6)
Dava: Etkili eylem suçundan sanık Güzel'in TCY'nın 456/4, 51/1, 647 S.Y. nın 4. ve 6. maddeleri uyarınca 136.890.000.-TL ağır para cezasıyla cezalandırılmasına ve cezanın ertelenmesine ilişkin Pertek Asliye Ceza Mahkemesi'nden verilen 15.11.2000 gün ve 15-27 sayılı hüküm sanık vekili ile üst ve yerel C. Savcıları tarafından temyiz edilmekle dosyayı inceleyen Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nce 16.04.2002 gün ve 3781-6488 sayı ile onanmıştır.
Yargıtay C. Başsavcılığı ise 28.05.2002 gün ve 187949 sayı ile;
Şikayetçi için düzenlenen ilk rapor ile Adli Tıp Kurumu'na ait raporda sağ göz üstünde muhtemelen kesici aletle yapılmış kesi ile her iki göze doğru uzanan aynı aletle yapılmış ikinci bir kesi mevcut olduğu tespit edilmesine göre ve bu bulguların şikayetçinin baştan itibaren sanığın cebinden çıkardığı bir cisim ile yüzüne vurduğu şeklindeki ifadelerini doğrular durumda olduğu anlaşılmasına göre yaralamanın kesici aletle yapıldığının belirlendiği gözetilmeden, sanığın savunmasına esas teşkil eden gerekçe ile TCY'nın 457/1. madde ve fıkrasının uygulanmaması uygun görülmemiştir. görüşü ile itiraz yasa yoluna başvurarak özel daire onama kararının kaldırılarak yerel mahkeme hükmünün bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
Dosya Birinci Başkanlığa gönderilmekle Ceza Genel Kurulu'nca okundu, gereği konuşulup düşünüldü.
Ceza Genel Kurulu Kararı
Karar: Sanığın basit etkili eylem suçundan cezalandırılmasına karar verilen olayda özel daire ile Yargıtay C. Başsavcılığı arasındaki uyuşmazlık, sanığın eylemi silahla gerçekleştirip gerçekleştirmediği, dolayısıyla temel cezanın TCY'nın 457/1. maddesi uyarınca artırılmasının gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
Uyuşmazlık konusunun sağlıklı bir hukuki çözüme kavuşturulabilmesi bakımından, bu husustaki yasal düzenleme göz önünde tutularak, dosyadaki kanıtların Adli Tıp uygulaması ve bilgilerinden de yararlanılarak incelenmesinde yarar bulunmaktadır.
Etkili eylem suçlarının bir kısım araçlarla işlenmesi de Ceza Yasamızın 457. maddesinin 1. fıkrasında cezayı arttırıcı bir neden olarak düzenlenmiştir. Buna göre; 456. maddede yazılı fiillere 449. maddenin birinci ve üçüncü bentlerinde yazılı hal inzimam eder yahut fiil gizli veya aşikar bir silah ile veya aşındırıcı ecza ile işlenmiş olursa asıl ceza ................. arttırılır.
Yasanın bir suçta şiddet nedeni sayarak bildirdiği silah kavramı ise 189. maddede açıklanmıştır. Bu madde hükmü uyarınca 1. ateşli silahlar; 2. patlayıcı maddeler; 3. tecavüz ve müdafaada kullanılan her türlü kesici, delici veya bereleyici aletler; 4. yakıcı, aşındırıcı, yaralayıcı eczalar veya diğer her türlü zehirler ve boğucu, kör edici gazlar silah kavramının kapsamına girmektedir.
İnceleme konusu olayda;
Şikayetçi Dursun kollukta; suyun yönünü değiştirmek için sanıktan izin istediğini, sinkaflı sözler söyleyen sanığın suyu vermeye yanaşmadığını, oradan ayrılmak için geri döndüğünde sanığın cebinden çıkardığı bir cisimle arkadan yaklaşarak yüzüne vurduğunu, bunun üzerine yere düştüğünü ve yüzünden kan geldiğini ileri sürmüş, duruşmada ise; sanığın elini cebinden çıkarıp yüzüne vurduğunu, elinde bir şey olup olmadığını bilemediğini belirtmiştir.
Sanık Güzel aşamalarda benzer biçimde; kendisine vurmak isteyen şikayetçinin dengesini kaybederek yere düşüp kafasını betona çarptığını savunmuş,
Olayın tek görgü tanığı olan köy bekçisi Hasan ise aşamalarda benzer biçimde; sanığın kendisine vurmak isteyen şikayetçinin yakasından tutup yere devirdiğini, şikayetçinin kaşının çeşmenin betonuna çarparak yaralandığını belirtmiştir.
Şikayetçinin olaydan bir gün sonra Pertek Sağlık Ocağına başvurması üzerine düzenlenen 10.7.2000 gün ve 15749 sayılı geçici raporda; sağ gözünün üstünde kaşa hemen hemen paralel, yaklaşık 8 cm. uzunluğunda, muhtemelen kesici bir aletle yapılmış kesi, burunda kemik kısımda her iki göze doğru uzanan yaklaşık 3-4 cm. uzunluğunda yine aynı aletle yapılmış kesi mevcut olduğu, yine bu kesi etrafında hafif ödem ve ekimoz bulunduğu, sağ elinde dört parmak ucunda, tırnağın hemen altında 1 x 0,5 cm. çapında exkaniasyon mevcut olduğu,
Sevkedildiği Elazığ Devlet Hastanesi'nden verilen 12.7.2000 gün ve 5264 sayılı raporda ise; hastanın muayenesinde ve radyolojik tetkikinde burun sırtında abyınum ve ekimoz saptandığı, noral ekimoz mevcut olduğu, (7) gün iş ve gücüne engel olacağı belirtilmiştir.
Mahkemece tıbbi belgeler ve grafi gönderilerek rapor istenmesi üzerine bu kez Adli Tıp Kurumu Elazığ Şube Müdürlüğü'nce düzenlenen 24.10.2000 gün ve 1895 sayılı raporda ise, geçici ve kesin raporlarda bildirilen bulgulara yer verildikten sonra; herhangi bir mihraki dimağ arazı, kafatasında kırık, büyük damar, sinir, iç organ lezyonu tarif edilmediğine göre, arızasının şahsın hayatını tehlikeye maruz kılmadığı, (7) gün mutad iştigaline engel oluşturacağı belirtilmiştir.
Görüleceği üzere sanık ve tanık anlatımlarından, sanığın etkili eylemde herhangi bir alet kullanmadığı, mağdurun kafasının çeşmenin beton kısmına çarpması sonucu yaralandığı sonucu çıkmaktadır. Hazırlık anlatımında sanığın bir cisimle gözüne vurduğunu söyleyen mağdur ise son soruşturma aşamasındaki anlatımında sanığın eliyle vurduğunu, elinde herhangi bir cisim görmediğini belirtmektedir. Taraf anlatımlarına göre etkili eylem suçunda silah sayılan bir cismin kullanıldığı saptanamamıştır.
Öte yandan, mağdurdaki yaranın niteliğine ve rapordaki maddi bulgulara göre, mağdurun maruz kaldığı etkili eylem sırasında silahtan sayılan kesici bir alet kullanılıp kullanılmadığını belirlemeye çalışırsak;
Olaydan bir gün sonra sağlık ocağında görevli pratisyen hekim tarafından düzenlenen geçici raporda; sağ gözün üzerinde kaşa paralel ve 8 cm. uzunluğunda, muhtemelen kesici bir aletle yapılmış kesi ile burunun kemik kısmında, her iki göze doğru uzanan, yaklaşık 3-4 cm. uzunluğunda yine aynı aletle yapılmış bir başka kesinin daha bulunduğu belirtilmektedir.
Keskin olan namlu yüzünün cilde sürtülmesi veya sürülmesiyle dokuyu kesen aletlere kesici aletler, bu aletlerle meydana getirilen yaralara da kesici alet yarası denir. Bunlar daha çok günlük hayatta kullanılan aletler olup, en belli başlıları jilet, ustura, ekmek bıçağı gibi ucu olmayan veya ucu dönük ve kör olan bıçaklarla, cam, teneke vs. gibi keskin kenarlı araçlardır. Bu aletler vücuda isabet ettikleri bölgede deri ve deri altı dokusunu, adaleyi, damar ve sinirleri keserler. Kesici aletin cinsine ve tatbik ediliş kuvvetine göre kulak, parmak, penis, burun ucu gibi organları vücuttan ayırabilirler. (Prof. Dr. Şemsi Gök, Adli Tıp, İst. - 1995, 6. Bası, Sy. 158-159)
Kesici alet yaralarının dudakları düzgün olup, etrafında ekimoz, erozyon ve ezik bulunmaz. Yaraların ağızları açıktır. (Prof. Dr. İbrahim Tunalı, Adli Tıp, Ankara - 1995, Sy.107)
İnsan bedeninde bazı yaraları meydana getiren ezici (raddi) cisimler ise, ağırlıkları ile iş gören künt cisimler olup, bunların oluşturduğu yaralara da ezici (raddi) yaralar denir. Ezici aletlerin çeşitleri pek çoktur. Bu arada; el, ayak, tekme, yumruk, diş, boynuz, çifte, değnek, sopa, çekiç, keser sırtı, kamçı, taş demir, muşta, tokmak, araba, vagon, toprak, taş yığınları vs. sayılabilir. Raddi yara iki şekilde meydana gelmektedir. Ya hareket halinde bulunan ezici cisim kişiye çarpar, buna aktif tesir denir; veyahut da ezici cisim sabittir, hareket halinde olan kişi gider ona çarpar, buna da pasif tesir denir. Yüksekten düşme, ayağın tökezlenip düşülmesi , karanlıkta ağaca, elektrik direğine çarpma bunun tipik örneğidir. Ezici bir aletle yara meydana geldiği zaman travma yerinde dokunun ezildiği, patladığı ve koptuğu görülür. Bu tip yaranın özelliği; yaranın gayri muntazam, yara dudaklarının girintili-çıkıntılı olması, yaranın çevresinde dar veya geniş sıyrıkla beraber ekimoz sahasının mevcudiyeti, yara içinde kopmadan kalmış damar ve sinir liflerinden ibaret köprüler bulunmasıdır. Kendine has olan bu görünüş yanında kesici alet yarasına benzeyen yaralar da vardır. Bu tip yara cildin direkt olarak kemikle temas halinde bulunduğu bölgelerde (bütün kafa bölgesi, diz ve dirsekler, el, ayak sırtı, bacağın ön yüzü, kürek kemiklerinin üstü) meydana gelir. İki sert cisim arasında kalan cilt patlayarak açılır, ilk bakışta bu patlamadan dolayı yara kesici alet yarasına benzer. Yara dudakları muntazamdır. Etrafta ekimoz yoktur veya çok incedir. Yara içinde köprüler bulunmaz. Fakat dikkatli bir göz ve özellikle yaranın lup'la muayenesi dudaklarının çok ince tırtıklı olduğunu ve yara etrafında çok dar ekimozun mevcudiyetini ortaya koyar. O halde, yukarıda sayılan bölgelerdeki yaralarda çok dikkatli olmak icap etmektedir. (Şemsi Gök, sy.174 vd., Benzer görüş için İbrahim Tunalı, sy. 102 vd)
Yukarıda açıklanan bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Pratisyen hekim tarafından düzenlenen geçici raporda tarif edilen yaraların kesici aletle meydana getirildiği kesin biçimde belirtilmemiş, diğer ihtimalleri tümüyle dışlamayan bir ifadeyle muhtemelen kesici aletle meydana gelmiş kesilerden söz edilmiştir. Yine geçici raporda,
Düşme ve çarpma sonucu oluşabilecek ezici (raddi) cisim yarası ile kesici alet yaralarının farklılıklarını değerlendirmeye olanak verecek düzeyde ve yeterlilikte inceleme yapıldığını gösterir bulgulara yer verilmediği anlaşılmaktadır. Mağdurun olaydan üç gün sonra Elazığ Devlet Hastanesinde yapılan muayenesi sonunda düzenlenen raporda, burun sırtında aşınma ve kazınma gibi bulgulara işaret eden abyınum ile bere ve çürümeyi tarif eden ekimozun varlığından söz edilmektedir.
Adli Tıp Elazığ Şube Müdürlüğü'nce verilen rapor ise, mağdur muayene edilmeksizin, önceki raporda belirtilen bulgular esas alınarak düzenlenmiştir.
Öte yandan mağdur bir darbeden söz ettiği halde, yüzünde tarif edilen kesi sayısı tek bir kesici cisim darbesiyle açıklanamayacak, ancak raddi cismin yüzün değişik bölgelerine aynı anda çarpması ile izah edilebilecek biçimde birden fazladır.
Tüm bunlara göre, etkili eylem suçunun silahtan sayılan kesici alet kullanılarak gerçekleştirildiği gerek tarafların anlatımları gerekse maddi bulgular ve doktor raporlarıyla kanıtlanamamış olup olayda TCY'nın 457/1. maddesinin uygulanmasına olanak bulunmadığından Yargıtay C. Başsavcılığının bu hususa ilişen itirazının reddi gerekir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle, Yargıtay C. Başsavcılığı itirazının REDDİNE, dosyanın yerine gönderilmek üzere Yargıtay C. Başsavcılığı'na TEVDİİNE, 09.07.2002 günü oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy