(765 S. K. m. 99, 102, 104)(1412 S. K. m. 253, 365)
Sanık M. T.'un, saldırgan sarhoşluk suçundan beraatına ve mala zarar vermek suçundan hakkındaki davanın TCY.nın 99. maddesi uyarınca düşürülmesine dair Ankara 22. Asliye Ceza Mahkemesince 20.12.2000 gün ve 1505-1239 sayı ile verilen hükme yönelik olarak, yakınan İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü adına Hazine vekilinin temyiz başvurusunun, aynı mahkemece reddine ilişkin 20.01.2001 günlü kararın da yakınan İdare vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosyayı inceleyen Yargıtay 4. Ceza Dairesince 10.06.2002 gün ve 9204-10668 sayı ile;
"Temyiz edenin temyiz hak ve yetkisinin bulunmaması nedeniyle Yerel Mahkemenin temyiz isteğinin reddine ilişkin kararına karşı yapılan itiraz yerinde görüldüğünden ret kararının kaldırılması suretiyle işin esasına geçildi.
1- Saldırgan sarhoşluk suçundan kurulan hükme yönelik temyiz incelemesinde;
... Suçun oluştuğu tarihe göre temyiz süreci içinde dava zamanaşımının gerçekleştiği anlaşıldığından katılan hazine vekilinin temyiz nedenleri yerinde bulunmakla, Türk Ceza Yasasının 102/5, 104/2 ve Ceza Yargılama Yasasının 253. maddeleri uyarınca, hükmün ortadan kaldırılması sonucunu doğurmak üzere tebliğnameye aykırı olarak kamu davasının düşürülmesine,
2- Sanık M. T. hakkında ızrar suçundan kurulan hükme yönelik temyize gelince;
22 Aralık 2000 gününde yürürlüğe giren "23 Nisan 1999 Tarihine Kadar İşlenen Suçlardan Dolayı, Şartla Salıverilmeye, Dava ve Cezaların Ertelenmesine Dair" 4616 sayılı Yasanın 23.05.2002 tarihinde Resmi Gazete ile yayımlanarak yürürlüğe giren 4758 sayılı Yasa ile değişik birinci maddesinin dördüncü bendinde yazılı hükümler gözetilmek suretiyle sanığın hukuksal durumunun yeniden değerlendirilmesi zorunluluğu" gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Yargıtay C. Başsavcılığı ise 17.07.2002 gün ve 51735 sayı ile;
"Somut olayda sanık M. T.'un eylemi, aşırı derecede alkollü olarak, hakkındaki hükmün onanmasına karar verilen diğer sanık K. K. ile birlikte tedavi amacıyla gittiği Ankara Hastanesi acil kliniğinde diğer hastaları rahatsız edecek biçimde tartıştıkları sırada görevli polis memurunun müdahalesi üzerine hastaneye ait kapı ve pencere camlarını kırmaktan ibarettir. Takdir edileceği üzere sanığa yükletilen her iki suç (ızrar ve saldırgan sarhoşluk) bakımından müşteki idarenin müdahale isteminin kabulüne elverişli CYUY.nın 365 ve müteakip maddelerinde yazılı biçimde ne doğrudan ne de dolaylı bir zararı söz konusu değildir. Esasen müşteki idarenin müdahale isteminde bulunurken ileri sürdüğü gerekçe de görevli polis memurunun görevi sırasında yaralamasından dolayı Nakdi Tazminat Yasasına göre 189.525.000 lira tazminat ödenmesidir.
Her ne kadar, gerekçeli kararın gerekçe bölümünde kamu davasına dayanak olan iddianame içeriğine göre sanık K.K.'nın mağdur F. P.'a etkili eylemde bulunduğunun, diğer sanığın da hastane camlarını kırdığının iddia edildiği açıklandıktan sonra, mahkemenin kabulünde sanıklardan M. T.'un mağdur F. P.'a etkili eylemde bulunduğu, iddia, ikrara yönelik savunma, mağdurun anlatımı, rapor ve şahadet gibi delillerle sabit olduğu belirtilmiş ise de sayılan delillerin tümü eylemin sanık K. K. tarafından gerçekleştirildiğini kanıtladığından mahkemenin anlatımında ve kabulünde sanık ve mağdur adlarını karıştırılmış olması maddi gerçeği değiştirmez. Nitekim hüküm fıkrasında iddianamedeki anlatıma, sevke ve dosya içeriğine uygun biçimde hüküm kurulmuştur.
Polis memurunu yaralayan sanık M. T. değil, diğer sanık K. K.'dır. Bir an için idarenin bu olaydan dolayı zarara uğradığı kabul edilse bile sanık K. K. hakkında kurulan hükme yönelik temyiz isteğinin reddine ilişkin karara karşı yapılan itirazın kabulü, sanık M. T. yönünden ise reddi gerekirdi." görüşüyle itiraz yoluna başvurarak, Özel Daire kararının kaldırılmasına, Yerel Mahkemenin temyiz isteğinin reddine ilişkin kararının onanma-sına karar verilmesi talebinde bulunmuştur.
Dosya Birinci Başkanlığa gönderilmekle Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü.
CEZA GENEL KURULU KARARI
Özel Daire ile Yargıtay C. Başsavcılığı arasındaki uyuşmazlık, somut olayda sanık hakkında açılan kamu davalarına İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğünün katılmasının olanaklı olup olmadığı ve dolayısıyla hükmü temyiz yetkisinin bulunup bulunmadığının belirlenmesi noktasında toplanmaktadır.
İncelenen dosya içeriğine göre;
Olay tarihinde alkollü olarak hastaneye gelen sanıklar M. T. ve K. K.'nın münakaşa ve küfürleşmesi sırasında, başka bir olay nedeniyle görevli olarak hastaneye gelen polis memuru F. B.'ın kendilerine müdahale ettiği, buna kızan sanık Kadir'in polis memuruna saldırarak yaraladığı, sanık Mehmet'in de etraftaki camları kırarak yüklenen suçları işledikleri iddiasıyla kamu davası açılmıştır.
Yerel Mahkemece yapılan yargılama sırasında, 04.05.2000 havale tarihli dilekçe ile İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü adına başvuran Hazine vekili, bu olay nedeniyle darp sonucu yaralanan polis memuru F. P.'a, Nakdi Tazminat Yasasına göre 189.525.000 lira tazminat ödendiğinden bahisle suçtan zarar gören idarenin davaya katılmasına, sanıkların cezalandırılmalarına ve 189.525.000 lira Hazine zararının ödeme tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte sanıklardan alınmasına karar verilmesini talep etmiştir.
11.05.2000 günlü oturumda; "İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü doğrudan doğruya zarar gören durumunda bulunmadığından müdahale isteminin reddine" dair ara kararı verilmiştir.
Davaya katılma istemi reddedilmiş olan İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü adına Hazine vekilince bu karara karşı esas hükümle birlikte temyiz başvurusunda bulunulması üzerine Yerel Mahkemece, "11.05.2000 günlü ara kararında İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğünün, sanıkların eylemlerinden dolayı doğrudan zarar gören durumunda olmadığı gerekçesiyle müdahale isteminin reddine karar verilmiştir. Bu itibarla hazine vekilinin sanıklar hakkındaki hükmü temyiz etme hakkı bulunmadığı" gerekçesiyle CYUY.nın 315. maddesi uyarınca temyiz isteminin reddine karar verilmiş, Özel Dairece yapılan incelemede K. K. hakkındaki ret kararı onanmış ve sanık M. T. yönünden Yerel Mahkemenin ret kararı kaldırılarak esasa ilişkin inceleme sonucunda hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Ceza Genel Kurulunun ve Özel Dairelerin yerleşmiş kararlarında da vurgulandığı üzere, kamu davasına katılan sıfatını alabilmenin en önemli koşulu suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş olmaktır. Dolaylı zararlar nedeniyle kamu davasına katılma olanaklı değildir. Bu nedenle suçtan doğrudan doğruya zarar görmeyen bir kimse hakkında CY.nın 365. maddesi uyarınca kamu davasına katılması yönünde karar verilemeyeceği gibi, kamu davasına katılma hakkı bulunmayan yakınanın yasa yollarına başvurma hak ve yetkisi de bulunmamaktadır.
Uyuşmazlık konusu somut olayda İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü adına Hazinenin davaya katılma isteği, sanıklardan K. tarafından yaralanan polis memuru F. P.'a ödenen tazminata dayanmaktadır. Sanık M. hakkında, polis memurunu yaralama suçundan açılmış bir dava bulunmadığı gibi, yakınan idarenin tazminat ödemekten ibaret zararının da doğrudan uğranılan bir zarar olmadığı açıktır. O halde Yerel Mahkemece yakınan idarenin davaya katılma ve hükme yönelik temyiz istemlerinin reddine karar verilmesi isabetlidir.
Bu itibarla Yargıtay C. Başsavcılığının itirazının kabulüne karar verilmelidir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle Yargıtay C. Başsavcılığı itirazının KABULÜNE, 4.Ceza Dairesinin 10.06.2002 gün ve 9204-10668 sayılı kararının KALDIRILMASINA, Ankara 22. Asliye Ceza Mahkemesinin 20.01.2001 gün ve 1505-1239 sayılı sanık M. T. hakkındaki hükme yönelik temyiz isteğinin reddine ilişkin kararının ONANMASINA, dosyanın yerine gönderilmek üzere Yargıtay C. Başsavcılığına tevdiine, 22.10.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)