(4483 S. K. m. 8) (765 S. K. m. 240, 279)
Dava: Sanık Halil Yurdakul Yiğitgüden'in görevde yetkiyi kötüye kullanmak suçundan beraatine ilişkin Yargıtay 4. Ceza Dairesince verilen 03.10.2002 gün ve 32/33 sayılı kararın, Yargıtay C. Başsavcılığınca atılı suçun oluştuğu ve iddianamedeki bir kısım eylemlerin dava dışı bırakılarak karar verildiği görüşüyle 04.10.2002 tarihli dilekçe ile temyiz edilmesi üzerine dosya, Özel Dairenin 06.11.2002 günlü yazısı ile Birinci Başkanlığa gönderilmekle, Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü.
CEZA GENEL KURULU KARARI
Sanık müsteşarın 08.08.1997 tarihli Başbakanlık Teftiş Kurulu raporundaki uyarılara rağmen, konuyu kasten yakın takibe almayıp, müsteşar yardımcısına havale ile yetindiği ve 12.05.2000 tarihli Başbakanlık Teftiş Kurulu raporunda ayrıntıları belirtilen eylemlerle kamu zararına neden olduğu, iddiasıyla açılan kamu davasında; Özel Dairece sanık hakkında 1998 ve 1999 yılı mahsuplaşmalarıyla ilgili açılmış bir dava bulunmadığı kabul edilerek, Başbakanlık Teftiş Kurulunun 08.08.1997 tarihli raporunun gereklerini yerine getirmeme eylemi nedeniyle sanığın beraatine karar verilmiş, Yargıtay C. Başsavcılığınca hüküm, iddianamenin 1998 ve 1999 yılı mahsuplaşmalarını da kapsadığı ve atılı suçun oluştuğu görüşüyle temyiz edilmiştir.
Yargıtay C. Başsavcılığının temyiz nedenlerine göre öncelikle iddianamenin kapsamının belirlenmesinde zorunluluk bulunmaktadır.
4483 sayılı Yasanın, soruşturma izninin kapsamını düzenleyen 8. maddesinde;
Soruşturma izni, şikayet, ihbar veya iddia konusu olaylar ile bunlara bağlı olarak ileride soruşturma sırasında ortaya çıkabilecek konuları kapsar.
Soruşturma sırasında izin verilen olay ve konudan tamamen ayrı veya farklı bir suç olarak nitelendirilebilecek bir fiil ortaya çıktığında, yeniden izin alınması zorunludur.
Suçun hukuki niteliğinin değişmesi, yeniden izin alınmasını gerektirmez. hükmüne yer verilmiştir.
Somut olayda;
22.05.2000 tarihli Başbakanlık Teftiş Kurulu raporunda; 3096 sayılı Yasa, ilgili uygulama Yönetmeliği ve sözleşme hükümleri uyarınca 08.08.1997 tarihli raporda öngörülen hususların yerine getirilmesini sağlamayan ve karar mevkiinde bulunan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ilgili yetkililerinin Müsteşar Yurdakul Yiğitgüden, Müsteşar Yardımcısı H.Atıf Danışman, Enerji İşleri Genel Müdürü Mustafa Mendilcioğlu ve Enerji İşleri Genel Müdür Yardımcısı Osman İlhan'ın olduğu belirtilerek, rapor gereklerini yerine getirmeyen H.Atıf Danışman, Mustafa Mendilcioğlu ve Osman İlhan ile raporun gereklerinin yerine getirilmesini koordine etmeyen Bakanlık Müsteşarı H.Yurdakul Yiğitgüden hakkında düzenlenen rapor gereğinin yapılması istemiyle, Ankara C.Başsavcılığına gönderilmiş, Ankara C.Başsavcılığınca istenen soruşturma izni üzerine düzenlenen ön inceleme raporunda ise;
22.5.2000 tarihli başbakanlık raporunda, 8.8.1997 tarihli ilk raporun gereklerinin yerine getirilmesini koordine etmemekle suçlanan Bakanlığımız müsteşarı, Başbakanlıktan intikal eden rapor ve makam onayını anında ilgili müsteşar yardımcısı aracılığıyla Enerji işleri Genel Müdürlüğü ve Teaş Genel Müdürlüğüne havale ettiği ve anılan birimlerden rapor gereklerinin yerine getirildiği yolunda kendisine intikal eden muhtelif yazı ve işlem evrakını da gerek Bakanlık makamının gerekse Başbakanlık Teftiş Kurulu başkanlığının ıttılasına sunduğu ve hatta hala yapılması istenen veya eksik kalmış hususlar varsa, yerine getirilmek üzere bildirilmesine ilişkin talimata intizar ettiği yolundaki beyanının belgelerle sabit olmasının yanı sıra, iş yoğunluğu nedeniyle mevcut iş bölümünde müsteşar yardımcılarının sorumluluğuna bıraktığı işlemlerin içeriklerine nüfuz etmesinin mümkün olmaması yüzünden imza hiyerarşisi itibarı da dikkate alınarak hakkında 4483 sayılı Yasa uyarınca soruşturma izni verilmesine gerek bulunmadığı yönünde görüş bildirilmesi üzerine bu rapordaki görüş benimsenerek sanık hakkında soruşturma izni verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Yargıtay C. Başsavcılığınca bu karara itiraz edilmesi üzerine, Danıştay 2. Dairesince 14.06.2001 gün ve 763/1654 sayı ile;
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Müsteşarı H. Yurdakul Yiğetgüden'in, 22.05.2000 tarihli Başbakanlık Teftiş Kurulu raporunda da belirtildiği üzere, mahsuplaşma modelinin belirlendiği 08.08.1997 tarih ve 25/97-8 sayılı raporun gereklerinin yerine getirilmesini koordine etmeyerek söz konusu mahsuplaşma işlemlerinin anılan rapora aykırı olarak gerçekleştirilmesi sonucu büyük miktarlardaki kamu alacağının anılan şirketler üzerinde kalmasına neden olduğu anlaşıldığından, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı tarafından yapılan itirazın kabulü ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanının H. Yurdakul Yiğitgüden hakkındaki 06.04.2001 gün ve 67 sayılı soruşturma izni verilmemesine ilişkin kararının kaldırılmasına karar verilmesi üzerine, sanık hakkında görevde yetkiyi kötüye kullanma suçundan kamu davası açılmıştır.
Bu açıklamalar ışığında, yapılan ihbar ve 4483 sayılı Yasanın 8. maddesi birlikte değerlendirildiğinde, sanık hakkında açılan kamu davasının Başbakanlık Teftiş Kurulunun 08.08.1997 tarihli rapor gereklerini yerine getirmeme eylemine yönelik olduğu anlaşılmakta olup, Yargıtay C. Başsavcılığının bu hususa ilişkin temyizi yerinde değildir.
Diğer temyiz nedenine gelince;
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı müsteşarı olarak görev yapan sanığın 18.8.1997 tarihinde göreve başladıktan hemen sonra, yukarıda tarih ve sayısı yazılı Başbakanlık Teftiş Kurulunca düzenlenen raporu ve eklerini yine bu raporda açıklanan esaslar doğrultusunda gereği yapılmak üzere ilgili müsteşar yardımcısı H. Atıf Danışman'a havale ettiği, sanığın aşamalardaki savunması ve bu savunmayı doğrulayan belgelerden de anlaşılacağı üzere, gerek Milli Güvenlik Kurulunun 22 Ocak 1998 tarih ve 417 sayılı kararı uyarınca; Hazar-Kafkas Enerji Havzasının Petro-Stratejik Analizi ve Enerji Nakil Hatları Projeleri ortak çalışma grubu toplantılarına katıldığı, yine 27.4.1998 tarihli ve 98/10963 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ve bu kararnameye ek kararname hükümleri uyarınca petrol ve doğalgaz konularında yurt içi ve yurt dışında ilgili ülkelerle çalışmaları yürütmek, görüşmelerde bulunmak, anlaşmalar yapmak ve iş programlarını değerlendirmek üzere Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı'nın başkanlığında, Heyet Başkan Yardımcısı olarak, ilgili müsteşar yardımcısı, konuyla ilgili Başbakan Başmüşaviri ve Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı ile birlikte TPAO ve BOTAŞ Genel Müdürlüklerinden oluşan heyetle yurt içinde ve yurt dışında birçok toplantıya katıldığı, yine 3213 sayılı Maden Yasasının Uygulanmasına dair yönetmelik hükümleri uyarınca kurulan fon yönetiminin başında bulunduğu, incelenen yazışma cetvellerine göre de Başbakanlık Teftiş Kurulundan gelen yazıları geciktirmeksizin ilgili birimlere havale ettiği anlaşılmıştır.
TCY.nın 240. maddesinde düzenlenen görevde yetkili kötüye kullanma suçu, aynı Yasanın 279. maddesi uyarınca memur sıfatına haiz olan kimsenin kasten, yasada yazılı hallerden başka her ne suretle olursa olsun, görevini yasanın gösterdiği usul ve esaslardan başka surette ve şekle uymadan yapmasıyla oluşur.
İnceleme konusu somut olayda sanığın, rapor gereklerini kasten yerine getirmediği veya ihmal ettiği konusunda kanıt bulunmadığı, eylemin yoğun iş yükünün oluşturduğu olumsuz fiziki ve fiili koşullar altında gerçekleştirildiği, yükletilen görevde yetkiyi kullanma suçunun ögeleri itibariyle oluşmadığı saptandığından; Özel Daire beraet kararı yerindedir.
Bu itibarla, Yargıtay C.Başsavcılığı temyiz itirazlarının reddi ile beraet kararının onanmasına karar verilmelidir.
Sonuç: Yargıtay C.Başsavcılığı temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddiyle, usul ve yasaya uygun bulunan Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 03.10.2002 gün ve 32/33 sayılı hükmünün ONANMASINA, 17.12.2002 günü oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy