(765 S. K. m. 59, 80, 240, 279) (4616 S. K. m. 1)
Görevde yetkiyi kötüye kullanmak suçundan sanık Hüseyin Şemsettin Orhan U.'un TCY.nın 240/1, 80, 59 647 sayılı Yasanın 4. maddeleri uyarınca 1.153.425.000 lira ağır para ve 2 ay 27 gün memurluktan yoksun bırakılma cezasıyla cezalandırılmasına, para cezasının 647 sayılı Yasanın 5. maddesi uyarınca birer aylık aralarla 10 eşit taksitte alınmasına, cezalarının 647 sayılı Yasanın 6. maddesi uyarınca ertelenmesine ilişkin Yargıtay 4. Ceza Dairesince 17.10.2002 gün ve 38-35 sayı ile karar verilmiştir.
Bu kararın sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosya Birinci Başkanlığa gönderilmekle Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü.
CEZA GENEL KURULU KARARI
Muğla Valiliğinde incelemelerde bulunan Mülkiye Müfettişlerince kum-çakıl ocakları için verilen izinlerde mevzuata uygun davranılmadığının belirlenmesi üzerine, İçişleri Bakanınca, aynı müfettişler eliyle 4483 sayılı Yasa uyarınca yaptırılan ön inceleme sonucunda düzenlenen rapora uygun olarak, 30.11.2000 gün ve 704 sayı ile; Vali A. Cemil S., Vali Vekili Şemsettin U. ve diğer ilgililer hakkında 4483 sayılı Yasa uyarınca soruşturma izni vermesi üzerine;
Yargıtay C. Başsavcılığınca yapılan soruşturmada, haklarında soruşturma izni verilen diğer 18 görevlinin evrakı tefrik edilip görevsizlik kararı verilerek Muğla C. Başsavcılığına gönderildiği; sanıklardan Ahmet Cemil S.'nın Muğla Valisi, H.Ş. Orhan U.'un Vali vekili olarak görevli bulundukları suç tarihlerinde, Milas İlçesinde mülkiyetleri kendilerine ait sahalarda eskiden beri kum-çakıl ocakları çalıştırmakta olan 5 ayrı firmaya ait ocakların ruhsat sürelerinin dolması nedeniyle çalışmalarının durdurulması üzerine, 1998 yılı başında yeniden ruhsat talebinde bulundukları, İl Daimi Encümeninin, 15.4.1998 günlü kararıyla, ruhsat işlemleri tamamlanmak üzere 31.12.1999 tarihine kadar, ocakların işletilmesi için geçici izin verildiği, işletmelerin 27.4.1998 tarihinde Milas Kaymakamlığına normal izin için başvurdukları bu arada aynı bölgede ocakları aynı gerekçeyle kapatılmış olan iki kişinin daha 22.5.1998 tarihinde benzeri geçici çalışma iznini talep ettikleri, bu talebin de, İl Daimi Encümenin 10.6.1998 tarihli kararıyla kabul edildiği, geçici izin verilen işletmecilerin normal ruhsat talepleri üzerine yapılan inceleme sonucu, Vali Yardımcısı başkanlığında 11 kuruluş temsilcisinin düzenlediği ortak raporda; işletmelerin gayrısıhhi müessese oldukları için gayrısıhhi müessese ruhsatı almalarının gerektiği, anılan faaliyetlerin, ÇED Yönetmeliğinin "ÇED Ön Araştırma Uygulanacak Faaliyetler" listesinde yer alması nedeniyle Ön ÇED Raporu hazırlatılıp konunun Mahalli Çevre Kurulunda görüşüldükten sonra ruhsat verilmesinin uygun olacağı, DSİ Bölge Müdürlüğünce de herhangi bir sakınca görülmediği takdirde ruhsatname verilmesinde sakınca bulunmayacağı kanaatine varıldığının belirtildiği; DSİ Bölge Müdürlüğünün de 5 ayrı cevabi yazısında; "Kum ocağı açılıp işletilmek istenen alanın Milas projesi kapsamında ele alınan ve inşaatı devam etmekte olan Akgedik Barajı ve Milas Ovası sulaması sulama sahası içinde kaldığı, 1997 yılında bölgede yapılan etüdler sonucu revize edilen arazi sınıflandırma haritasına göre çok hafif bünyeden dolayı 2.sınıf sulanabilen tarım arazisi niteliğinde olduğunun belirlendiği, bu sebeple kum-çakıl ocağı olarak açılıp işletilmesinin uygun görülmediği"nin bildirilmesine rağmen ocakların faaliyetlerine son verilmediği, daha sonra adı geçen 7 işletmenin bu defa geçici izinlerin yeniden uzatılması talebinde bulundukları, İl Daimi Encümeninin 22.3.2000 gün ve 174 sayılı kararıyla bu işletmecilere 2001 yılı sonuna kadar tekrar geçici çalışma izni verildiği, İçişleri Bakanlığı Mahalli İdareler Genel Müdürlüğünün 23.8.1994 gün ve 790 sayılı genelgelerinde; bu işletmelerin açılması konusunda DSİ'nin görüşünün alınması gerektiği belirtildiği; mevzuat bakımından ruhsatlı olarak işletilmeleri mümkün olmayan söz konusu kum-çakıl ocaklarının, yine mevzuatta yeri olmayan "geçici izin" yoluyla faaliyetlerine devam etmelerinin sağlandığı sonucu ortaya çıktığı, 10.6.1998 ve 10.2.1999 günlü İl Daimi Encümeni toplantılarına Vali Ahmet Cemil S.'nın, 22.3.2000 günlü toplantıya ise Vali Vekili H.O.Şemsettin U.'un başkanlık yaptığı, bu suretle sanıkların görevlerini kötüye kullandıkları iddiasıyla TCY.nın 240. maddesi uyarınca cezalandırılmaları için kamu davası açılmıştır.
Sanık Hüseyin Şemsettin Orhan U. Mülkiye Müfettişlerine sunduğu yazılı savunmada; mevzuatta kum-çakıl ocaklarına geçici çalışma izni verilmeyeceğine ilişkin bir hüküm bulunmadığı, verilen ruhsatların süre ile sınırlandırma yetkisinin İl Daimi Encümenine ait olduğu, karar metninde geçici ibaresi kullanılmasında suç sayılacak bir hususun bulunmadığı, söz konusu ocaklara çalışma izninin, ilk olarak Valilik makamının oluru ile 1989-1990-1991 yıllarında, daha sonra İl Daimi Encümeninin 15.04.1998 kararıyla verildiği, bu karar metninde yer alan "geçici" kelimesinin daha sonraki süre uzatımlarında da karar metinlerinde yer aldığı, sonuçta yapılan işlemin kum ocağına çalışma izni verilmesi olup "geçici" ibaresi kullanılmasının fuzuli olması nedeniyle ancak eleştirilebileceği, bunun dışında yasaların çiğnenmesi veya haksız bir tasarruf, menfaat temini kastı ve amacı bulunmadığı, başkanlığını yaptığı İl Daimi Encümeni kararında DSİ. görüşü olmadığından bu kurumun olumsuz görüşüne rağmen yapılmış bir tasarruftan da söz edilemeyeceği, bu kurumun görüşünün alınmasının idarenin takdirinde olduğu, çünkü işlemin konusu tarım arazileri olduğu için uzman kuruluş olarak İl Tarım Müdürlüğü ile Köy Hizmetleri İl Müdürlüğünün olumlu görüş bildirmelerinin yeterli görüldüğü, kaldı ki DSİ.nin aynı konuda farklı görüşler içeren yazılarının da olduğu, bu kurumun söz konusu sahalar için 1992-1994 yılları arasında çeşitli yazılarında, karar ve sorumluluğun Köy Hizmetlerinde olduğu belirtilerek kum ocağı açılmasında sakınca görmediğini bildirdiği, ayrıca söz konusu sahalar ÇED Yönetmeliğinin yürürlüğe girdiği 07.02.1993 tarihinden önce ruhsatlandırıldığı için aynı yönetmeliğin geçici 1. maddesi gereğince bu konuda rapor alınmadığı, çünkü yapılan işlemin, var olan ruhsatın süresinin uzatılması olup mevzuatına uygun yapıldığını belirtmiştir.
Hakkında verilen soruşturma izni için Danıştay'a sunduğu 01.03.2001 günlü itiraz dilekçesinde de aynı savunmaya yer verip özetle, geçici ruhsatlandırma şeklindeki işlemin 1989 yılından beri süre geldiğini, idarenin bu işleminin Mülkiye Müfettişlerince olağan denetimlerde eleştiri hususu dahi yapılmaması karşısında, göreve başladığı tarihten sonra hizmette süreklilik anlayışı çerçevesinde bu işlemlerde yasaya aykırılık görmediğinden dolayı kararı imzaladığını, suç işleme kastı, yasa hükmünü çiğneme gibi bir niyeti olmadığını, kimseye çıkar sağlanmadığı gibi kamusal bir zarar da yaratılmadığını, Milas kum ocaklarından üretilen malzemenin çevredeki yakın ilçelerde tüketildiğini, bu ocakların kapatılmasıyla malzeme ihtiyacı, en yakın ve ekonomik olarak Aydın ilinden giderilmeye çalışılmışsa da ekonomik yönden zarara uğrayan vatandaşların kaçak malzeme alımına yöneldikleri, anılan yerde geçici izin verilmek suretiyle tarım arazileri ve hiç kimseye zarar verilmeden, malzeme ihtiyacı karşılanarak kaçakçılığın da önlendiği, ayrıca rüsum alınmak suretiyle de gelir sağlandığı, yapılan işlemlerin hukuka uygun olduğunu bildirmiş, dilekçesine bu savunmalarını destekleyen kurum yazıları, Encümen karaları örneklerini eklemiştir.
Duruşmada, yazılı ve sözlü olarak benzer şekilde savunma yapmış, ayrıca suç tarihine kadar söz konusu alanların tarım alanı olduğunu ve sulama kapsamı içerisinde bulunduğunu bildiren DSİ.nin, 18.09.2001 günlü yazıları ile bu görüşünden vazgeçtiğini ve Milas ilçesinde bulunan bu ocakların sulama sahası dışına çıkartıldığını ve bu yerlerde kum-çakıl ocağı ve eleme tesisleri işletilmesinin sakıncalı olmadığının bildirildiğini, çok öteden beri kum ve çakıl ocağı olarak işletilen bu yerlerin süreleri dolduğunda geçici çalışma izin belgesiyle çalışmalarına İl Daimi Encümenince karar alınmış olduğu ve son olarak da 23.02.2000 tarihinde izinlerin yenilendiğini, yasal olmayan bir iş yapmadığını söylemiş ve bu konudaki yazı ve karar örneklerini sunmuştur.
Hakkında 4616 sayılı Yasanın 1/4. maddesi uyarınca kamu davasının kesin hükme bağlanmasının ertelenmesine karar verilen sanık Cemil S. da aynı şekilde savunma yapmış, özetle; söz konusu kum ocaklarının işletme ruhsatlarının sürelerinin 1991-1992 yıllarında bitmiş olduğunu, bu tarihten sonra da ruhsat almadan ve hiçbir bedel ödenmeden işletilmeye devam edildiğini, 1996 yılında Muğla Valiliğine atandığını ve 1997 yılında bu ocakların kaçak çalıştığının bildirilmesi nedeniyle kaymakamlığa kapatılıp mühürlenmeleri için yazı yazması üzerine, işletme sahiplerinin ruhsatlarını yenilemek için başvurduklarını, gerekli araştırma işlemlerine girişmekle beraber, başka kum alacak yer bulunmadığından geçici olarak çalışmalarına izin verdiğini, bilahare yapılan araştırma sonucu ruhsat verildiğini, işlemlerin tamamen yasaya uygun yapıldığını belirtmiş ve savunmasını aynı belgelere dayandırmıştır.
İncelenen dosya içeriğine göre;
Muğla Valiliğince Milas Kaymakamlığına yazılan 31.12.1997 günlü yazı ile; DSİ 21. Bölge Müdürlüğünce 19.12.1997 tarihli yazıyla bu ilçeye bağlı bazı köylerin muhtarlıklarınca, ruhsatsız kum-çakıl ocaklarının Sarıçay ve Kocaçay taşkın toruma tesislerinin tahrip ettikleri, 1. ve 2. sınıf sulanabilir tarım alanlarında arazi kaybına neden oldukları belirtilmesi nedeniyle çevrede daha fazla zarar verilmesine engel olunması için, ruhsatsız kum-çakıl ocaklarının faaliyetlerinin durdurulmasının istenildiği; bu nedenle, ruhsatsız olarak faaliyet gösteren tüm ocakların, Taşocakları Nizamnamesi hükümlerine uygun olarak ruhsatname alıncaya kadar faaliyetlerinin sona erdirilmesi, tesislerin mühürlenerek bu konuda düzenlenecek tutanakların birer örneğinin gönderilmesi bildirilmiştir.
Milas Kaymakamlığınca söz konusu kum-çakıl ocaklarının mühürlenerek faaliyetlerinin durdurulması üzerine, 15.04.1998 tarihinde aynı tip dilekçelerle başvuran ve Milas ilçesi Sarıçay mevkiinde kendi tapulu arazilerinde işlettikleri tesislerin mühürlendiğini, 1999 yılı sonuna kadar faaliyetlerini sürdürmek istediklerini belirten işletmelerden, Mustafa Yüksel bu süre için 5 milyar lira, Turan Kabak 5 milyar lira, Yüksel İnşaat Ltd. Şti. 7 milyar 500 milyon lira, Kumsan Ltd. Şti. 7 milyar 500 milyon lira ve Hakan Komandit Şti. 7 milyar 500 milyon lira maktu rüsum ödemeyi taahhüt etmişlerdir.
Bunun üzerine aynı tarihte Vali Yardımcısı Sedat O. başkanlığında toplanan İl Daimi Encümenince 105 sayı ile; taahhüt ettikleri rüsum bedellerinin tahsil edilmesi, belirtilen saha dışına çıkılmaması, resmi dairelerin ihtiyaçlarının ücretsiz olarak karşılanması koşulu ile ruhsat işlemleri tamamlanmak üzere bu firmalara 31.12.1999 tarihine kadar kum-çakıl ocaklarını işletmeleri için geçici izin verilmesine karar verilmiştir.
Beş ayrı kişi ve firmanın Şubat ve Nisan aylarında verdikleri dilekçelerle kum-çakıl ocağı işletmek için 3 yıl süreyle ruhsatname verilmesi talebinde bulunmaları üzerine, Taşocakları Nizamnamesine göre yürütülen yasal prosedür gereğince çeşitli idari birimlerce yapılan incelemeler sonunda;
Köy Hizmetleri İl Müdürlüğünce düzenlenen 22.05.1998 günlü raporda söz konusu ocakların bir kısmının kapsadığı arazinin tarım arazisi vasfını kaybettiği, bir tanesinin ise tarım dışı arazi olduğundan kum-çakıl ocağı işletilmesinde sakınca görülmediği;
İl Tarım Müdürlüğünce her arazi için ayrı ayrı düzenlenen raporlarda, ocak alanlarına yakın su ürünleri ile ilgili tesis bulunmadığı, 1380 sayılı Su Ürünleri Yasası ile 4086 sayılı Zeytincilik Yasası açısından sakınca olmadığı;
Taşocakları İnceleme Komisyonu tarafından her arazi için ayrı ayrı düzenlenen raporlarda, her birim kendi bölümünde sakınca bulunmadığını bildirmekle beraber, İl Sağlık Müdürlüğü kendi bölümünde işletmelerin gayrısıhhi müesseseler kapsamında olmaları nedeniyle bağlı oldukları Sağlık Ocağı Tabipliği aracılığıyla Gayrısıhhi Müessese Ruhsatı almaları koşuluyla sakınca bulunmadığını, İl Çevre Müdürlüğünün ise, Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Yönetmeliği kapsamında olduklarından ön ÇED Raporu hazırlatılıp konunun Mahalli Çevre Kurulunda görüşülmesinden sonra ruhsat verilmesinin uygun olacağını belirttikleri, ayrıca sonuç bölümünde de DSİ Bölge Müdürlüğünce de herhangi bir sakınca görülmediği takdirde söz konusu kum-çakıl ocaklarına 3 yıl süreyle ruhsatname verilmesinde sakınca olmadığı belirtilmiştir.
Ayrıca, İl Çevre Müdürlüğünce, aralarında geçici izin verilen işletmelerinde bulunduğu 12 işletme hakkında düzenlenen 09.06.1998 günlü raporda, anılan faaliyet ÇED Yönetmeliği kapsamında kaldığından faaliyet sahiplerinin Ön ÇED raporu hazırlatıp, bunların Mahalli Çevre Kurulunda görüşülmesinden sonra ruhsat verilmesinin uygun olacağı bildirilmiştir.
DSİ 21. Bölge Müdürlüğü de her işletme için ayrı ayrı düzenlediği 08.06.1998 tarihli yazılarında, kum-çakıl ocağı açılıp işletilmek istenen alanın Milas projesi kapsamında ele alınan ve inşaatı devam etmekte olan Akgedik barajı ve Milas ovası sulama sahası içerisinde kaldığı, 1977 yılında yapılan etütler sonucu revize edilen arazi sınıflandırma haritasına göre çok hafif bünyeden dolayı 2. sınıf sulanabilir arazi niteliğinde olduğunun belirlendiği, bu nedenle söz konusu arazilerin sulama alanında kalmaları ve sulanabilir arazi olmaları nedeniyle kum-çakıl ocağı olarak açılı işletilmelerinin uygun görülmediği bildirilmiştir.
Ayrıca, aynı bölge Müdürlüğüne bağlı 213. Şube Müdürlüğünün 1993 yılında aynı yerler ve başka yerler için, benzer tanımlama yapılmakla beraber, özel mülkiyete tabi tarım alanı olmaları nedeniyle kendi kurumlarını doğrudan ilgilendirmediği, ancak uygulamaya yönelik uyulması gereken kuralların neler olduğu belirtilmiştir.
Ancak, daha sonra sanıklarca sunulan ve Özel Dairece onaylı bir örneği de getirtilen ve 18.09.2001 tarihinde Muğla Valiliği İl Çevre Müdürlüğüne hitaben yazılan yazıda, Milas ilçesi Sarıçay mecrası içinde ve civarındaki kum-çakıl ocaklarının olduğu alanların tarım yapılamaz hale getirilmesi nedeniyle Genel Müdürlük onayı ile sulama alanı kapsamından çıkartılmalarının uygun görüldüğü, bu nedenle kum-çakıl ocağı işletilmesinde sakınca görülmediği bildirilmiş, duyulan kuşku nedeniyle Özel Dairece yeniden sorulması üzerine de DSİ 21. Bölge Müdürlüğünce 19.04.2002 günlü yazı ile Kızılcayıkık köyü Sandak mevkii ile Bahçeburun köyü Çamlıbelen mevkiinde bulunan kum-çakıl ocaklarının, sulama sahasından çıkartılan alanlar içerisinde kaldığı bildirilmiştir.
Ayrıca bu arada 22.05.1998 tarihinde Hayri Balcı ve Mustafa Kayrak adlı kişiler de kendilerine ait arazilerde mevcut kum ocağı tesislerinin, ruhsatname talebi ile ilgili olarak, uygun görülecek rüsumu ödemeyi kabul ettiklerini belirtip, çalışma izni verilmesini talep etmişler ve Vali başkanlığında toplanan İl Daimi Encümenince 10.06.1998 gün ve 222 sayı ile, taahhüt ettikleri rüsum bedellerinin tahsil edilmesi, belirtilen saha dışına çıkılmaması, resmi dairelerin ihtiyaçlarının ücretsiz olarak karşılanması koşulu ile ruhsat işlemlerinin tamamlanmasına kadar olmak üzere 31.12.1999 tarihine kadar kum-çakıl ocaklarını işletmeleri için geçici izin verilmesine karar verilmiştir.
Söz konusu yedi işletmenin 20-22.12.1999 tarihli dilekçelerle başvurup izin süresinin uzatılmasını talep etmeleri üzerine, sanık Vali Vekili Hüseyin Şemsettin Orhan U. başkanlığında toplanan İl Daimi Encümenince 22.03.2000 gün ve 174 sayı ile; Hakan Komandit Şti.den 2000 yılı için 4 milyar, 2001 yılı için 4 milyar 500 milyon lira; Kumsan Ltd. Şti.den 2000 yılı için 2 milyar 500 milyon, 2001 yılı için 3 milyar lira; Yükseller Ltd. Şti.den 2000 yılı için 4 milyar, 2001 yılı için 4 milyar 500 milyon lira; Mustafa Yüksel ile Turan K.'tan 2000 yılı için 2 milyar 500 milyon, 2001 yılı için 3 milyar lira; Mustafa K.'tan 2000 yılı için 1 milyar 500 milyon, 2001 yılı için 1 milyar 750 milyon lira; Hayri B.'dan 2000 yılı için 4 milyar, 2001 yılı için 4 milyar 500 milyon lira gönüllü maktu rüsum alınmasına, tarım arazilerine, çevreye ve diğer altyapı tesislerine zarar verilmemesi, Valilik makamınca belirlenen esas ve usullere göre çalışmaları, belirlenen esas ve usullere göre çalışmadıkları takdirde tebligata gerek kalmadan geçici izinlerinin iptal edilmesi kaydı ve şartlarıyla 6 aylık devreler halinde belirtilen süre sonuna kadar kum-çakıl ocağı işletme sahiplerine geçici çalışma izni verilmesine karar verilmiştir.
Sanık Şemsettin U. tarafından sunulan belge örneklerinin incelenmesinde; söz konusu yerler için "çevresel etkileri önemsizdir" ibareli Ön ÇED raporları düzenlendiği ve Muğla Mahalli Çevre Kurulunca 02.08.2000 gün ve 84 sayı ile söz konusu yerler için çevresel etkileri önemsizdir kararı verildiği;
Ayrıca bu kararlar doğrultusunda İl Daimi Encümenince 23.01.2002 gün ve 57 sayı ile Yüksel Ltd.Şti.ne, 30.01.2002 gün ve 68 sayı ile Kumsan Ltd. Şti.ne, aynı tarihte 69 sayı ile Mustafa Y.'e, 70 sayı ile Turan K.'a, 61 sayı ile Hayri B.'ya 3 er yıl süreyle kum-çakıl ocağı işletmek için ruhsatname verildiği anlaşılmaktadır.
İçişleri Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğünce 15.10.2001 günlü yazı ile, Muğla Valisinin yurtdışına gitmesi nedeniyle 21.03.2000 tarihinden itibaren 4 gün süreyle sanık Vali Yardımcısı Şemsettin U.'a vekalet görevinin verildiği belirtilmiş ve bu işleme ait evrakın bir örneği de yazı ekinde sunulmuştur.
Bütün bu bilgi ve belgeler bir arada ele alınıp incelendiğinde;
Muğla ili Milas ilçesi sınırlarında bulunan kum ve çakıl ocaklarının faaliyetlerine "geçici çalışma izni" adı altında İl Daimi Encümenince ilk olarak 1998 yılında alınan kararla izin verildiği ve Taş Ocakları Nizamnamesi uyarınca aynı işletmelerin ruhsat istekleri ile ilgili araştırmanın da bu tarihten sonra başlatıldığı anlaşılmaktadır. İçişleri Bakanlığının, "Tabii malzeme ocakları ruhsatı" konulu ve 23.08.1994 günlü genelgesi doğrultusunda yapılan bu araştırmada oniki ayrı kuruluşun görüşleri alınmış ve bir rapor halinde valilik makamına sunulmuştur. Görüşü alınan bu kuruluşlardan yalnızca DSİ. 21. Bölge Müdürlüğü olumsuz görüş bildirmiş olup, diğer kuruluşlar özde, kum ve çakıl ocağı işletme ruhsatı verilmesine karşı görüş bildirmemişlerdir. Ancak, ikinci sınıf sulanabilir tarım arazisi niteliğinde olan bu yerler konusunda görüş bildirmeye asıl yetkili olan kuruluş Köy Hizmetleri İl Müdürlüğü olup, bu kuruluşun olumlu görüş bildirdiği açıktır. Kaldı ki, DSİ. 21. Bölge Müdürlüğü ile bu müdürlüğe bağlı 213. Şube Müdürlüğünün 1993 yılından itibaren aynı yerler konusunda ruhsat verilmesi veya verilmemesi hususunda birbirleriyle çelişen görüşler bildirdikleri anlaşılmaktadır. Nitekim DSİ. 21. Bölge Müdürlüğü en son görüş yazılarında ruhsat verilebileceğini belirtmesi üzerine, daha sonra gerekli işlemlerin tamamlanmasıyla ilgili işletmelere kum ve çakıl ocağı işletme ruhsatı da verilmiştir.
TCY.nın 240. maddesinde düzenlenen görevi kötüye kullanma suçu, aynı Yasanın 279. maddesi uyarınca memur sıfatına haiz olan kimsenin kasten yasada yazılı hallerden başka her ne suretle olursa olsun, görevini yasanın gösterdiği usul ve esaslardan başka surette yapması ve yasanın koyduğu usul ve şekle uymadan yapmasıdır.
Somut olayda sanık, kendisinin her hangi bir katkısının bulunmadığı bir süreçte kum ve çakıl ocağı işletmesine izin verilen işletmelerin, geçici iznin uzatılmasını talep etmeleri üzerine, dört gün süreyle Valilik makamına vekalet ettiği dönemde bu talepleri inceleyen İl Daimi Encümenine başkanlık etmiş ve önceden verilen izinler doğrultusunda geçici izin süresinin uzatılmasına ilişkin karara katılmıştır. Sanığın bu eyleminde görevi kötüye kullanma bilinç ve iradesiyle hareket ettiğinden söz etmeye olanak yoktur. Sanığın kamu görevinde devamlılık esasından hareketle, kamu yararını gözeterek kendisinden önce verilen iznin uzatılması kararına katılmaktan ibaret eyleminde görevde yetkiyi kötüye kullanmak suçunun manevi öğesinin oluşmadığı anlaşılmaktadır.
Bu itibarla sanığın beraatı yerine cezalandırılmasına karar veren Özel Daire kararı usul ve yasaya aykırı olduğundan bozulmasına karar verilmelidir.
Çoğunluk görüşüne katılmayan iki Kurul Üyesi ise, Özel Dairenin sanığın cezalandırılmasına ilişkin kararı isabetli olduğundan hükmün onanması gerektiği karşıoyunda bulunmuşlardır.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle, Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 17.10.2002 gün ve 38/35 sayılı hükmünün BOZULMASINA, dosyanın bu Daireye gönderilmek üzere Yargıtay C. Başsavcılığına tevdiine, 04.02.2003 günü oyçokluğu ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy