(4616 S. K. m. 1) (765 S. K. m. 188, 191, 240, 298, 383) (1412 S. K. m. 299)
Dava ve Karar: Görevi kötüye kullanmak ve görevi ihmal suçlarından sanık Önder Karatay'ın beraatına ilişkin Adana 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 08.11.1999 gün ve 133/309 sayılı hüküm, katılan vekilinin temyizi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 4. Ceza Dairesince 19.06.2000 gün ve 2788/5353 sayı ile;
1- Para cezasına süresinde itiraz etmeme eylemine yönelik olarak kurulan hükmün onanmasına,
2- Diğer eylemler nedeniyle kurulan hükümlere yönelik temyize gelince;
"Çukobirlik avukatı olan sanığın davacı vekili olarak bulunduğu Mersin İş Mahkemesinin 1995/497 esas sayılı dosyasında feragat'e yetkisi bulunmadığı halde davadan feragat ederek görevde yetkiyi kötüye kullanma, Adana Asliye Hukuk Mahkemesinin 1989/128 D.İş sayılı tespit dosyası ile belirlenen zarar hakkında açılması gereken davayı kabul edilebilir süre içinde açmaması, Osmaniye Asliye Ticaret Mahkemesinin 1996/186 esas sayılı dosyasında kurum aleyhine verilen kararı temyiz etmesi için dosya kendisine gönderildiği halde bu işlemi yapmama suretiyle görevi savsama suçlarını işlediği gözetilmeden dosyadaki kanıtlara ters düşen ve yasal olmayan gerekçelerle beraat karar verilmesi" isabetsizliğinden bozulmuştur.
Yerel Mahkeme ise 17.05.2001 gün ve 285/150 sayı ile; Adana 1. ve 2. İş Mahkemesinden getirtilen dosyalar incelenerek ve sanığın bildirdiği yeni bir tanık dinlenerek, önceki kararda direnildiği belirtildikten sonra görevi kötüye kullanmak suçundan sanığın beraatına, diğer iddialar ile ilgili kamu davasının ise 4616 sayılı Yasa uyarınca ertelenmesine karar verilmiştir.
Bu hükmün de katılan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosya Yargıtay C.Başsavcılığının "beraat hükmünün bozulması, diğer hükmün ise onanması istekli 11.10.2001 gün ve 139125 sayılı tebliğnamesi ile Özel Dairesine, Özel Dairece de 07.11.2001 gün ve 13242/13829 sayılı kararı ile Birinci Başkanlığa gönderilmekle CEZA GENEL KURULUnca okundu gereği konuşulup düşünüldü.
CEZA GENEL KURULU KARARI
Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasındaki uyuşmazlık, sanığa isnat olunan görevi kötüye kullanma ve görevi ihmal suçlarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır.
Ancak, uyuşmazlığın esasının incelenmesine geçilmeden önce sanığın hukuki durumunun 22.12.2000 tarihinde yürürlüğe giren 4616 sayılı Yasa ile bu Yasanın bir kısım hükümlerini iptal eden Anayasa Mahkemesinin, 27.10.2001 günlü Resmi Gazetede yayımlanan 18.07.2001 gün ve 4/332 sayılı kararı kapsamında ele alınarak belirlenmesinde zorunluluk bulunmaktadır.
4616 sayılı Yasanın 1. maddesinin 4. bendinde; 23 Nisan 1999 tarihine kadar işlenmiş ve ilgili Yasa maddesinde öngörülen özgürlüğü bağlayıcı cezanın üst sınırı on yılı geçmeyen suçlardan dolayı davanın açılması veya kesin hükme bağlanmasının ertelenmesine ilişkin kurallar düzenlenmiş, 5, 6, 7, 8 ve 9 uncu bentlerinde ise bu Yasanın uygulanması olanağı bulunmayan suçlara ve koşullara yer verilmiştir.
Yasadaki bazı düzenlemelerin Anayasaya aykırı olduğunun ileri sürülmesi üzerine, Anayasa Mahkemesince, 18.07.2001 gün ve 4/332 sayılı karar ile; 4616 sayılı Yasanın 1 inci maddesi 2 nci bendinin kısmen, 5 nci bendinin TCY.nın 188, 191, 240, 298 ve 383 üncü maddeler yönünden, 4, 6, 7 ve 9 uncu bentlerindeki düzenlemelerin ise tümüyle Anayasaya aykırı olduğuna ve iptaline, 2, 4 ve 9 uncu bentlerdeki iptal edilen kuralların doğuracağı hukuksal boşluk kamu düzenini tehdit ve kamu yararını ihlal edici nitelikte görüldüğünden, bu bentlere ilişkin iptal hükmünün kararın Resmi Gazetede yayımlanmasından başlayarak altı ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiştir.
Sanığın 14.11.1995 tarihinde işlediği iddia olunan eylemi TCY'nın 240. maddesinde yazılı görevi kötüye kullanma suçunu oluşturmakta olup, bu suç Anayasa Mahkemesinin anılan kararı ile 4616 sayılı Yasanın 1 inci maddesinin 5 inci bendinde sayılan kapsam dışı suçlar arasından çıkarılmıştır.
Sanığa yüklenen görevi kötüye kullanma suçunun vasıf ve niteliğine, eylemin 23 Nisan 1999 tarihinden önce gerçekleştirilmiş olmasına, görevi kötüye kullanma suçunun Anayasa Mahkemesince kapsam dışı suçlar arasından çıkarılmış bulunmasına göre, aynı maddenin 4 üncü bendine ilişkin iptal hükmünün kararın Resmi Gazetede yayımlanmasından itibaren 6 ay sonra yürürlüğe gireceği de nazara alındığında, bu suçtan açılan kamu davasının kesin hükme bağlanmasının ertelenmesine yer olup olmadığının Yerel Mahkemece değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğundan, direnme hükmünün diğer yönleri incelenmeksizin bozulmasına karar verilmelidir.
Görevi ihmal suçuna yönelik temyize gelince;
Ayrıntıları CEZA GENEL KURULU' nun 27.07.2001 gün ve 4MD/25-33 sayılı kararında açıklandığı üzere; 4616 sayılı Yasa uyarınca verilen davanın kesin hükme bağlanmasının ertelenmesine ilişkin kararlara karşı yapılan başvuru, ceza miktarı, suç tarihi veya vasıflandırma gibi yargılama konusu suçu 4616 sayılı Yasada öngörülen erteleme kapsamı dışına çıkaracak hususlara yönelik ise temyiz, aksi halde "itiraz" niteliğinde kabul edilmelidir.
Katılanın, görevi ihmal suçlarından "kamu davasının kesin hükme bağlanmasının ertelenmesi" kararına karşı, suçun sübut bulduğu ve sanığın cezalandırılmasına karar verilmesi gerektiğine ilişkin başvurusu itiraz niteliğinde olup, bu başvurunun CMUK.nun 299. maddesinde belirtilen mercilere yapılması gerekmektedir.
Bu itibarla görevi ihmal suçundan verilen hükme yönelik temyiz isteğinin reddine karar verilmelidir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle;
1- Görevi kötüye kullanma suçundan verilen direnme hükmünün sair yönleri incelenmeksizin öncelikle 4616 sayılı Yasa uyarınca değerlendirme yapılmak üzere BOZULMASINA,
2- Görevi ihmal suçundan verilen "kamu davasının kesin hükme bağlanmasının ertelenmesine" ilişkin hükme yönelik temyiz isteminin REDDİNE,
Dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığının tevdiine, 12.02.2002 günü oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy