(765 S. K. m. 61, 416, 421)
Sarkıntılık suçundan sanık Erdinç T'un TCY.nın 421/2. maddesi uyarınca 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Turgutlu Sulh Ceza Mahkemesince verilen 21.11.1997 gün ve 62/651 sayılı hüküm, katılanlar vekili, sanık vekili ve O Yer C.Savcısının temyizi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 5. Ceza Dairesince 25.01.1999 gün ve 459/8 sayı ile;
"Müdahil Şükran A'un sanığın olay gecesi saat 22.00 sıralarında kapıyı zorla ittirip içeri girdiği, kendisini kollarından tutarak odaya soktuğunu, burada üzerine çıkıp dudaklarından öpmeye başladığını, bağırması üzerine uyumakta olan oğlu tanık Akın A'un gelmesiyle onu ittirip kaçtığını, oğlunun gelmemesi halinde zorla ırzına geçeceğini ileri sürmüş olması karşısında zorla ırza geçmeye teşebbüs niteliğindeki bu iddia ve toplanan kanıtların değerlendirilmesinin yüksek dereceli ağır ceza mahkemesinin görevine gireceği gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi yerine duruşmaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması" isabetsizliğinden sair yönleri incelenmeksizin bozulmuş,
Yerel Mahkemenin eylemin ırza geçmeye kalkışma suçunu oluşturabileceği görüşüyle verdiği 03.06.1999 gün ve 226/511 sayılı görevsizlik kararı üzerine Manisa Ağır Ceza Mahkemesince 24.01.2000 gün ve 209/13 sayı ile sanığın TCY.nın 421/2, 59, 647 sayılı Yasanın 4 ve 6. maddeleri uyarınca 1.500.000 lira ağır ara cezası ile cezalandırılmasına ve cezasının ertelenmesine karar verilmiştir.
Katılanlar vekili ve sanık vekili tarafından temyiz edilen bu hüküm de, Yargıtay 5. Ceza Dairesince 07.06.2001 gün ve 7628/4033 sayı ile;
"Sanığın olay gecesi saat 22.00 sıralarında gelerek zorla ittirip kapıyı açarak içeri girdiği, mağdureyi kollarından tutarak odaya soktuğu, yere yatırıp üzerine çıkarak dudaklarından öptüğü sırada bağırması üzerine uyumakta olan oğlu Akın A'un gelmesi nedeniyle eylemini tamamlayamadan kaçtığı iddia ve toplanan kanıtlardan anlaşılmakla, sanığın oluşan eyleminin zorla ırza geçmeye eksik teşebbüs niteliğinde değerlendirilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizliğinden bozulmuştur.
Yerel Mahkeme ise; 07.11.2001 gün ve 300/366 sayı ile; "Sanığın olay gecesi saat: 22.00 sıralarında gelerek zorla ittirip kapıyı açarak içeriye girdiği mağdureyi kollarından tutarak odaya soktuğu yere yatırıp üzerine çıkarak dudaklarından öptüğü sırada bağırması üzerine uyumakta olan oğlu Akın A'un gelmesi nedeniyle eylemi tamamlayamadan kaçtığı şeklinde oluşan eylemin ırza geçmeye eksik teşebbüs niteliğinde değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiş ise de, müdahil Şükran'ın bu iddiasının olaydan takriben 15 gün sonra verilen şikayet dilekçesine dayanılarak alınan emniyet ifadelerinde geçtiği, mağdurenin C.Savcısı huzurunda ise "içeri girdi, ellerimden tuttu beni öpmeye başladı, bu sırada oğlum gördü, üzerimize geldi, oğlumu sanık Erdinç ittirdi ve evden çıktı gitti ben niyetini anlayamadım oğlum görmeseydi belki ırzıma geçmeye niyetlenecekti şeklinde beyanda bulunduğu, müdahilin C.Savcılığı ifadesinin olayın oluş şekline uygun bulunduğu emniyet ifadelerinin abartılı kaleme aldırıldığı kanaatine varıldığı" gerekçesiyle önceki hükümde direnmiştir.
Bu hükmün de O Yer C.Savcısı ve katılanlar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya, Yargıtay C.Başsavcılığının "bozma" istekli 08.01.2002 gün ve 172452 sayılı tebliğnamesiyle Birinci Başkanlığa gönderilmekle Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü.
CEZA GENEL KURULU KARARI
İncelenen dosyada; katılanların direnme kararından sonra verdikleri 30.11.2001 tarihli dilekçe ile sanık hakkındaki şikayetinden vazgeçtikleri saptanmakla, katılan sıfatları sona eren şikayetçilerin temyiz isteminin CYUY.nın 317. maddesi uyarınca reddine karar verilerek, O Yer C.Savcısının temyizine hasren yapılan incelemede;
Somut olayda; Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasındaki çözümlenmesi gereken uyuşmazlık suç vasfının belirlenmesi noktasında toplanmaktadır. Bu hususta sağlıklı bir hukuki sonuca ulaşabilmek bakımından, ırza geçme, ırza tasaddi ve sarkıntılık suçlarının hukuki yapıları irdelenmeli, bu saptamalar doğrultusunda, mağdur ve tanık anlatımları ile sanığın savunmaları ele alınarak değerlendirilmelidir.
Irza geçme suçu; aktif failin cinsel organını diğerinin vücuduna normal veya anormal bir şekilde kısmen veya tamamen ithal etmesi ile oluşur, şehevi duyguların cinsel birleşme dışında tatminine yönelik, sarkıntılık boyutunu aşan ve devamlılık gösteren davranışlar ırza tasaddi, belli bir kimseye karşı işlenen ve o kişinin edep ve iffetine dokunan ani ve hareketler yönünden kesiklik gösteren edepsizce davranışlar ise sarkıntılık suçunu oluşturur.
TCY.nın 61. maddesinin son fıkrasında ise isteği ile icra hareketlerinden vazgeçen faile kalkıştığı suçtan dolayı ceza verilemeyeceği, ancak vazgeçme anına kadar yaptığı icra hareketlerinin başlı başına bir suç teşkil etmesi halinde, bu suçun cezasının verilmesi ile yetinileceği belirtilmektedir.
İncelenen dosya kapsamına göre;
Mağdure Şükran A. kollukta,"Erdinç T.tarihten yaklaşık olarak bir ay kadar önce oturmuş olduğum eve geldi, saat 22.00 sıralarında kapıyı çaldı ve bana eşimin evde olup olmadığını sordu, eşim evde yok demem ile birlikte kapıyı ittirip saldırdı, kollarımdan tutarak beni evin dip odasına aldı, burada üzerime çıktı ve dudaklarımdan öpmeye başladı, ben de bağırıp çağırınca içerde uyumakta olan oğlum uyandı, bu şahıs çocuğumu görünce onu ittirip kaçtı. Sanık olan Erdinç T. kocamın eskiden samimi arkadaşı idi, devamlı olarak kocam ile birlikte benim evime gelir giderdi, ancak olayın olduğu gün eşim evde yokken geldi ve bana saldırıp tecavüz etmeye kalktı. Olayın üzerinden bir ay sonra olayı gören oğlum babasına anlatmış, eşim kahvede oturduğu bir sırada bu şahıs eşimi darp etmeye kalkmış eşim bana olayın doğru olup olmadığını sordu, ben de doğru olduğunu söyleyince eşim şikayetçi olmuş biz yalnız kişileriz ve kimi kimsemiz yoktur ancak bu şahıslar kalabalıktırlar ve kendilerinden korkmaktayız bu durumun önlenmesini istiyorum. Beni zorla öptü ve üzerime abandı, bana tecavüze yeltenmesinden dolayı şikayetçiyim" şeklinde olayı anlatmış, C.Savcılığında; sanık içeri girince ellerimden tutup öpmeye başladı, bu sırada oğlum gördü, üzerimize geldi sanık oğlumu ittirip evden çıktı, niyetini anlayamadım, oğlum görmese belki ırzıma geçmeye niyetlenecekti, şeklinde olayı anlatmış, duruşmada ise önceki beyanları tekrar ettiğini şikayetçi olduğunu söylemiştir.
Sanık kollukta, suçlamaları kabul etmediğini, 2 aydır şikayetçilerle görüşmediğini ve evlerine gitmediğini beyan etmiş, C.Savcılığı ve duruşmada ise; televizyon kablosunu onarmak için evlerine gittiğini, mağdurenin eşinin evde olmadığını söylediğini ancak kocasının ayakkabılarını görünce, kuşkulandığını, kadına yalan söylediğini bildirerek evden ayrıldığını, bu kişilerin daha önceden de Rafet Ö. isimli bir kişiye aynı şekilde iftira attıklarını beyan etmiştir.
Olayın tek görgü tanığı Akın A. kollukta;
"Sanık Erdinç T. babamın arkadaşı olur kendisi babam ile birlikte birkaç sefer evimize gelmişti, kendisini o zaman görmüştüm, ancak sonradan yani bir ay kadar önce babamın evde olmadığı bir gün bu amca bizim eve gelmiş, annem ile babamın yatmış olduğu odada bu amcayı annemin üstüne çıkmış vaziyette annemi öperken ve orasını burasını ellerken gördüm, ben bu amca geldiğinde uyuyordum. Annemin bağırması ile uyandım, seslerin geldiği yere gittiğimde bu olayı gördüm. Annem bağırıyordu yapma etme diye bu amca da annemin üzerine çıkmış zorla öpüyor ve sıkıyordu. Ben bağırınca bu amca beni ittirip kaçtı ben olayı bu kadar gördüm" demiş, C.Savcılığı ve duruşmada da benzer şekilde anlatımlarda bulunmuştur.
Tanıklar, Muammer G, Osman B, Tevfik A, Cevdet Y. ve Alpaslan O'ın ise olayın oluşumu ile ilgili bilgilerinin bulunmadığı, söylemlerinin mağdurenin eşi Necati ile sanık Erdinç arasında sonradan meydana gelen olaylara ilişkin olduğu görülmektedir.
Sanığın savunmasında belirttiği Rafet Ö'a ait dosyanın incelenmesinde, bu kişinin 30.06.1995 tarihinde şikayetçinin zorla ırzına geçmeye eksik kalkışmak suçundan Manisa Ağır Ceza Mahkemesinin 27.11.1995 gün ve 167/260 sayılı ilamı ile 2 yıl 11 ay ağır hapis cezasına mahkum edildiği, hükmün Özel Dairece 16.12.1996 tarihinde onanarak kesinleştiği anlaşılmıştır.
Bu kanıtlar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; sanığın savunmaları arasında çelişkiler bulunduğu, ilk beyanında eve gitmediğini, müştekilerle küs olduğunu söylemesine rağmen, sonraki savunmalarında eve gittiğini, şikayetçinin arkadaşı olduğunu belirttiği, yine aynı beyanında bu şahısların daha önceden de yine aynı şekilde bir başka kişiye iftira atması nedeniyle kuşkulanıp evden çıktığını söylediği, bu şekilde çelişkili anlatımlarda bulunduğu saptanmıştır. Mağdure Şükran ise yargılamanın tüm aşamalarında olayı özünde benzer şekilde anlatmış, beyanı tanık Akın A'un anlatımlarıyla doğrulanmış, evli ve bir çocuk annesi olan mağdurenin kendisini toplumda küçük düşürecek şekilde sanığa iftira ettiğini gösterecek herhangi bir kanıt da elde edilememiştir. Katılanlar direnme kararından sonra 30.11.2001 tarihli dilekçe ile olayın doğru olmadığını beyanla sanık hakkındaki şikayetinden vazgeçmişler ise de, bu tutumun sanığı cezadan kurtarmaya yönelik olduğu, toplanan kanıtlardan sanığın geceleyin mağdurenin evine giderek zorla ırzına geçmeye kalkıştığı, mağdurenin bağırması ve karşı koyması üzerine, uyanarak odaya giren tanık Akın'ın ne oluyor demesi üzerine, sanığın ortaya çıkan bu engel nedeniyle icra hareketlerini sonlandıramadığı ve eylemin zorla ırza geçmeye eksik kalkışma aşamasında kaldığı anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, Özel Daire bozma ilamına uyulması gerekirken, önceki hükümde direnilmesi isabetsiz olup, Yerel Mahkeme direnme kararının bozulmasına karar verilmelidir.
Çoğunluk görüşüne katılmayan bir kurul üyesi, sanığın cezalandırılmasına yeterli kanıt bulunmadığı gerekçesiyle hükmün bozulması yönünde oy kullanmıştır.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle; Yerel Mahkeme direnme kararının BOZULMASINA, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına tevdiine, tebliğnamedeki isteme uygun olarak, 19.02.2002 günü gerekçede oyçokluğu sonuçta oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy