(765 S. K. m. 79, 345, 503) (6762 S. K. m. 688, 689)
Dolandırıcılık ve özel belgede sahtecilik suçlarından sanık Levent A'ün şikayetçi Berrin U'a karşı işlediği dolandırıcılık suçundan TCY.nın 503/1 ve 522. maddeleri uyarınca 1 sene 2 ay hapis ve 70.000.000 lira ağır para cezası, sahte özel belge düzenlemek suçundan TCY.nın 345. maddesi uyarınca 1 sene hapis cezası, şikayetçi Ali S'e karşı işlediği dolandırıcılık suçundan TCY.nın 503/1 ve 522. maddeleri uyarınca 8 ay hapis ve 13.333.333 lira ağır para cezası, sahte özel belge düzenlemek suçundan TCY.nın 345. maddesi uyarınca 1 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezalarının toplanarak sanığın sonuçta 3 sene 10 ay hapis ve 83.333.333 lira ağır para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Bursa 5. Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 19.10.1998 gün ve 521-1444 sayılı hüküm sanık tarafından temyiz edilmekle dosyayı inceleyen Yargıtay 6. Ceza Dairesince 1.6.2000 gün ve 4282-4332 sayı ile; "Her bir müştekiden aldığı mala karşılık olarak sahte senet tanzim edip vermek suretiyle haksız menfaat sağlayan sanığın eylemlerinin TCY.nın 79. maddesi delaleti ile TCY.nın 503/1. maddesine uyduğu gözetilmeden sanık hakkında ayrıca TCY.nın 345. maddesi ile de ceza tayini" isabetsizliğinden bozulmuştur.
Yerel Mahkeme 18.10.2000 gün ve 1193-1319 sayı ile; anket senaryosu ile kimlik ve okullarını tespit ettiği öğretmenlerin isimlerini kullanarak iki ayrı şikayetçiden alışveriş yapan ve karşılığında düzenlenen senetlerde sahte kimlik ve adres yazdıran sanığın eylemlerinin iki ayrı dolandırıcılık ve iki ayrı özel belgede sahtecilik suçunu oluşturduğu gerekçesiyle önceki hükümde direnmiştir.
Bu hükmün de sanık ve C.Savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya Yargıtay C.Başsavcılığının 12.4.2002 günlü "bozma" isteyen tebliğnamesi ile Birinci Başkanlığa gönderilmekle Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü.
CEZA GENEL KURULU KARARI
İnceleme konusu olayda; sanığın bir tatil köyü adına anket yapma bahanesi ile Bursa'da görevli bir kısım öğretmenlerin kimlik bilgileri, görev yerleri ve adreslerini öğrendikten sonra şikayetçi Berrin U'ın işyerine giderek kendisini Arif N
A
..İlköğretim Okulunda görevli öğretmen Tahsin Ö. olarak tanıtıp saat satın almak istediğini söylediği, işyeri çalışanlarının telefon ederek bu isimde bir öğretmenin okulda çalıştığını öğrenmeleri üzerine, sanığın bildirdiği kimlik bilgilerini yazarak 784 DM bedelli bir senet düzenledikleri, sanığın senedi imzalayarak karşılığında iki adet altın kaplama saati aldığı, bundan birkaç gün sonra sanığın bu kez diğer şikayetçi Ali S'in işyerine gittiği, kendisini Tophane Endüstri Meslek Lisesi öğretmeni Mustafa Ü. olarak tanıtıp senet karşılığı taksitle elektrik süpürgesi almak istediğini söylediği, şikayetçi tarafından sanığın bildirdiği sahte isim ve adres yazılmak suretiyle 20.000.000 lira bedelli bir senet düzenlediği, sanığın bu senedi imzalayarak elektrik süpürgesini aldığı, senetlerin ilkinde lehdarın, ikincisinde ise düzenleme tarihinin yazılı olmaması nedeniyle TCY.nın 688. maddesinde belirtilen şekil şartlarını taşımadıkları ve aynı Yasanın 689. maddesi uyarınca emre yazılı senet sayılmayıp özel belge niteliğinde oldukları anlaşılmaktadır.
Oluş ve sübutu konusunda ihtilaf bulunmayan ve sanığın her bir şikayetçi yönünden ayrı ayrı dolandırıcılık ve özel belgede sahtecilik suçlarından cezalandırılmasına karar verilen olayda Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasındaki uyuşmazlık, sanığın eylemlerinin dolandırıcılık suçlarını mı yoksa dolandırıcılık ve özel evrakta sahtecilik olarak iki ayrı suçları mı oluşturduğu noktasında toplanmaktadır.
Ceza Kanunumuzun 79. maddesi fikri birleşmeyi (içtima); "İşlediği bir eylem ile kanunun muhtelif ahkamını ihlal eden kimse o ahkamdan en şedit cezayı tazammun eden maddeye göre cezalandırılır." şeklinde tanımlayıp verilecek cezayı da göstererek, her ihlalin ayrı bir suç oluşturması ve dolayısıyla failin suç sayısınca cezalandırılması kuralından ayrılmıştır. Buna göre Yasamızın fikri birleşme için aradığı objektif nitelikteki koşullar "tek eylemin bulunması" ve "farklı kanun hükümlerinin ihlali"nden ibarettir.
Öte yandan, TCY.nın 345. maddesinde yaptırma bağlanan özel belgede sahtecilik suçunun oluşması için özel belgede sahtecilik yapılması yeterli değildir. Bu belgenin hukuki sonuç doğurabilecek biçimde kullanılması da gerekmektedir. Çünkü kullanma bu suçun unsurlarındandır.
Ceza Genel Kurulumuzun 7.10.1994 gün ve 199-215 sayılı kararında da vurgulandığı üzere, sahte biçimde düzenlenip kullanılan özel belgenin, dolandırıcılık suçunun " hile ve desise" unsurunu oluşturması halinde yasanın iki ayrı hükmünün (TCY.nın 345 ve 503.md.) ihlal edilmesine karşılık, eylem tek olduğundan her iki suçtan değil, TCY.nın 79. maddesi uyarınca cezası ağır olan suçtan cezalandırılması gerekmektedir.
Bu itibarla, değişik tarihlerde işyerlerine gittiği iki ayrı şikayetçiye kendisini farklı kimlikle ve öğretmen olarak tanıtıp, bildirdiği kimlik ve adres bilgilerine göre düzenlenen ve TTY. nın 688. maddesindeki şekil koşullarını taşımaması nedeniyle özel belge sayılan senetleri imzalayarak işyerine verip karşılığında mal alarak haksız çıkar sağlayan sanığın eyleminin yasanın değişik hükümlerini ihlal ettiği, ancak somut olayda kullanılan sahte özel belgenin dolandırıcılık suçunun desise unsurunu oluşturduğu ve dolandırıcılık eyleminde sahte özel belge dışında başkaca desise kullanılmadığı da dikkate alındığında, sanığın iki ayrı şikayetçiye yönelik eylemleri nedeniyle TCY.nın 79. maddesi uyarınca sadece daha ağır yaptırım içeren TCY.nın 503/1. maddesinde yazılı dolandırıcılık suçlarından cezalandırılması gereklidir. Yerel Mahkemenin dolandırıcılık suçları yanında sanığın özel belgede sahtecilik suçlarından da cezalandırılmasına ilişkin direnme hükmü bu yönüyle isabetsiz olup bozulmasına karar verilmelidir .
Sonuç: Açıklanan nedenlerle Yerel Mahkeme direnme hükmünün BOZULMASINA dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına tevdiine, 30.04.2002 günü tebliğnamedeki düşünceye uygun olarak oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy