(765 S. K. m. 342, 503, 522)
Dava: Resmi evrakta sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarından sanık Tekin Alabay'ın TCY.nın 342/1, 503/1 ve 522. maddeleri uyarınca 2 yıl ağır hapis ve 1 yıl 2 ay hapis ile 350 milyon lira ağır para cezalarıyla cezalandırılmasına ilişkin Karşıyaka Ağır Ceza Mahkemesince verilen 17.02.1998 gün ve 191/25 sayılı hüküm, sanık vekilinin temyizi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 6. Ceza Dairesince 30.04.1998 gün ve 4533/4400 sayı ile;
Çekte ciro imzası bulunan Adnan Yurdakul dinlenmeden, çekteki yazı ve imzaların Cahit Akın, Adnan Yurdakul ve sanık Tekin Alabay'a ait olup olmadıkları araştırılmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizliğinden bozulmuştur.
Yerel Mahkeme ise 25.05.2001 gün ve 196/204 sayı ile; Çekin arka tarafında Adnan Yurdakul ciranta ve imzasının mevcut olduğu daha sonra Tekin Alabay'ın cirantasının mevcut olduğu, çekin keşidecisi yapı kooperatifinden boş olarak çalındığı bu nedenle bir keşide unsurunun görülmediği beyanlardan tesbit olunmuştur.
Sanık Tekin Alabay mahkemede ve aşamadaki savunmalarında çeki Cahit Akın adındaki kişiden aldığını beyan etmiştir. Çekteki ciranta Tekin Alabay'ın kendi imza ve yazı örneğinde bir tereddüt yoktur. Kendisi de bu şekilde kabul etmektedir. Bu nedenle bu yönde bir bilirkişi incelemesi yaptırılmasına gerek olmadığı kanaatine varılmıştır. Kaldı ki sanığın bizzat çeki aldığını iddia ettiği Cahit Akın adındaki kişi mahkemede dinlenmiş ve sanığa böyle bir çek vermediğini açık bir şekilde beyan etmiştir. Sanığın tüm beyanlarına rağmen çekin tanık Cahit Akın'ın elinden çıktığı tesbit olunamamıştır. Kaldı ki, sanık, Cahit Akın'dan bu çeki neden aldığını da açıklayamamaktadır. Sadece olay sırasında çekin Cahit Akın tarafından kendisine verildiği iddiası kesinlik kazanamamıştır. Bu durumda birinci ciranta gözüken Adnan Yurdakul'un adresi de mevcut olmadığı ve bulunması da mümkün olmadığı ve çekin sanık tarafından bu kişiden ciranta yolu ile alındığı da tesbit edilemediğine göre sanık Tekin Alabay'ın sahte olarak düzenlenmiş çeki bilerek kullandığı ve bu çeki müştekiye vermek suretiyle dolandırıcılık suçu işlediği kanaatine varılmıştır. gerekçesiyle ilk hükümde direnmiştir.
Bu hükmün de sanık vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya, Yargıtay C. Başsavcılığının bozma istekli 22.05.2002 gün ve 109575 sayılı tebliğnamesi ile Birinci Başkanlığa gönderilmekle Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü.
CEZA GENEL KURULU KARARI
Sanığın resmi evrakta sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarından cezalandırılmasına karar verilen olayda; Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasındaki uyuşmazlık, çekte ciro imzası bulunan Adnan Yurdakul'un dinlenilmesi ve çekteki yazı ve imzaların Cahit Akın, Adnan Yurdakul ve sanık Tekin Alabay'a ait olup olmadıkları yönünde inceleme yapılması suretiyle soruşturmanın genişletilmesine gerek bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Şikayetçi Mehmet Alsaç aşamalarda; sanık Tekin Alabay'a sattığı araç karşılığında aldığı 10.08.1996 keşide tarihli 300 milyon lira bedelli müşteri çekini bankaya ibraz ettiğinde, çalıntı olduğu söylenerek bedelinin ödenmediğini, çekin kendisine sanık Tekin Alabay tarafından ciro edildiğini, bilerek çalıntı sahte çek vermek suretiyle dolandıran sanıktan şikayetçi olduğunu be-yan etmiş, bozmadan sonra 23.02.1999 tarihinde ise, zararının sanık tarafından haricen karşılandığını belirterek şikayetinden vazgeçmiştir.
Sanık Tekin Alabay kollukta; araba bedeli karşılığı verdiği müşteri çekinin çalıntı olduğunun söylenmesi üzerine ağabeyine ait senedi verdiğini, daha sonra araç bedelinin ödemesine rağmen senet ve çekin iade edilmediğini,
C. Savcılığında benzer anlatımda bulunarak, çekin Cahit Akın tarafından ciro edilerek kendisine verildiğini, ilk ciranta Adnan Yurdakul'u tanımadığını, Cahit Akın'ın araç satış sözleşmesini şahit olarak imzaladığını, çekin çalıntı olduğundan haberi olmadığını,
Duruşmada ise, aracı Cahit Akın'a aldıklarını, çekin de onun tarafından verildiğini, Cahit'in ciro etmeden verdiğini savunmuştur.
Tanık Cahit Akın duruşmada; şikayetçiye ait galeriye araba bakmak için gittiğini, ısrar üzerine sözleşmeyi tanık olarak imzaladığını, suça konu çekin kendisi tarafından verilmediğini, sanığı da tanımadığını söylemiştir.
Tanık İsmet Erdoğan C.Savcılığında; çek yaprağının, başkanı olduğu kooperatife ait olduğunu, bu çek ile birlikte 7 adet çek yaprağının kaybolduğunu, bankaya müracaat ederek çekleri iptal ettirdiğini, çekin ön yüzünde kaşe dışındaki imzanın önceki yönetimden Mustafa Saçıkara'ya ait olduğunu, diğer imzaların kendilerine ait olmadığını, cirantalardan da tanıdığı bulunmadığını beyan etmiştir.
Şikayetçi tarafından dosyaya sunulan 19.06.1996 tarihi ön satış mukavelesinin incelenmesinde; 35 UAB 79 plakalı Şahin marka aracın 315 milyon lira bedelle, şikayetçinin ortağı olduğu saptanan Mustafa Canlı tarafından, sanık Tekin Alabay'a satıldığı, bedele karşılık 10.08.1996 keşide tarihli Emlak Bankası Mersin İçel Şubesine ait çekin verildiği, sözleşmeyi Cahit Akın'ın tanık olarak imzaladığı,
10.08.1996 keşide tarihli hamiline yazılmış 300 milyon lira bedelli çekin keşidecisinin S.S.Serdengeçti Blokları Konut Yapı Kooperatifi olduğu, kooperatif kaşesi üzerinde farklı üç imzanın bulunduğu, arka yüzünde ilk ciranta olarak Adnan Yurdakul isim ve imzası, ikinci ciranta olarak sanık Tekin Alabay'ın adı adresi ve imzasının yer aldığı, çekin şikayetçi tarafından 13.08.1996 tarihinde ibrazında ödememe talimatının bulunduğu belirtilerek ödeme yapılmadığı, içlerinde suça konu çekin de bulunduğu 7 adet çekin, adı geçen kooperatif yetkilileri tarafından boş olarak kaybolduğunun Emlak Bankası Merkez Şubesine 03.07.1996 tarihinde bildirildiği,
Genel Müdürlük Mevduat ve Bankacılık Hizmetleri Müdürlüğünce de 24.07.1996 gün ve 15076 sayılı tebliğ ile ödememe talimatının ilgili bankalara bildirildiği anlaşılmaktadır.
Ceza yargılamasının amacı, gerçeğin her türlü kuşkudan arınmış olarak ortaya çıkartılmasıdır. Bu amaca ulaşmak için ceza yargıcı olaya ışık tutacak tüm kanıtları araştırmak zorundadır.
Somut olayda suça konu çek üzerinde Adnan Yurdakul isimli kişiye ait bir ciro bulunduğu görülmektedir. Bu itibarla böyle bir kişi olup olmadığı yeterince araştırılmalı, bulunduğu takdirde bilgisine başvurulmalıdır. Yine sanığın çeki Cahit Akın'dan aldığına ilişkin ısrarlı savunmaları ve satış mukavelesinde bu şahsın imzasının bulunması karşısında suça konu çekteki yazı ve imzaların sanık ile Cahit Akın ve Adnan Yurdakul'un el ürünleri olup olmadığının araştırılması gerekir. Oysa Yerel Mahkemece bu yola başvurulmayıp, Cahit Akın'ın soyut anlatımlarıyla yetinilmek ve bazı varsayımlara dayanılmak suretiyle eksik soruşturmayla hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır.
Bu itibarla Yerel Mahkeme direnme kararı isabetsiz olup, bozulmasına karar verilmelidir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle; Yerel Mahkeme direnme hükmünün BOZULMASINA, dosyanın yerine gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına tevdiine, tebliğnamedeki isteme uygun olarak 02.07.2002 günü oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy