(765 S. K. m. 78, 191, 308, 456)
Dava: Yağma suçundan sanık Faraç'ın dönüşen suç vasfına göre silahla kendiliğinden hak alma suçundan TCY'nın 308/3. maddesi uyarınca 1 yıl hapis ve 91.260.000. TL ağır para cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin Mersin 2. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 30.6.2000 gün ve 99-185 sayılı hüküm sanık vekili tarafından temyiz edilmekle dosyayı inceleyen Yargıtay 6. Ceza Dairesince 11.4.2002 gün ve 291-4934 sayı ile;
Eylemin bıçak kullanarak işlenmesi nedeniyle tebliğnamedeki (1) nolu bozma istemi benimsenmemiş, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Sanık savunmanı 30.06.2000 tarihli oturumda sanık hakkında 647 Sayılı Yasa'nın lehe hükümlerinin uygulanmasını istediği halde bu konuda olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesi isabetsizliğinden bozulmuştur.
Yargıtay C.Başsavcılığı ise 30.5.2002 gün ve 122048 sayı ile;
Bıçakla tehdit suretiyle gerçekleşen kendiliğinden hak almak suçunun kovuşturulmasının şikayete tabi olup olmadığı ve dolayısıyla şikayetten vazgeçme nedeniyle açılan kamu davasının düşürülmesinin gerekip gerekmediği; kendiliğinden hak almak suçunun niteliğinin belirlenmesine ve TCK'nun 308/5. maddesinde yer alan re'sen kovuşturulan birlikte işlenmiş diğer suça verilecek anlama bağlıdır. O nedenle bu konuların açıklığa kavuşturulması yararlı olacaktır.
1. Kendiliğinden Hak Almak Suçunun Niteliği: Hemen belirtelim ki kendiliğinden hak almak suçu mürekkep (bileşik) bir suçtur. (Sulhi Dönmezer - Sahir Erman, Nazari ve Tatbiki Ceza Hukuku, 8. Baskı, İstanbul (Tarihsiz) s.470) Bir suçun diğer bir suçun unsuru veya ağırlatıcı nedeni olduğu hallerde mürekkep suçtan söz edilir. Mürekkep suçun varlığı için bu suretle kaynaşan suçlardan birinin ötekinin unsuru veya ağırlatıcı nedeni olduğunun kanunda açıkça gösterilmiş olması lazımdır. (TCK'nun 78. md.) Bu durumda unsur olan veya ağırlatıcı neden teşkil eden suç bağımsızlığını kaybeder. Faile, unsur veya ağırlatıcı neden teşkil eden suçtan ceza verilmez, yalnızca mürekkep (bileşik) suçtan ceza verilmekle yetinilir. (Dönmezer- Erman, age, s. 471; Timur Demirbaş - M. Ruhan Erdem, Ceza Hukuku Pratik Çalışmaları, Seçkin Yayınevi, Ankara 2001, s. 205; Kayıhan İçel, Suçların İçtimaı, Genel Bilgiler- Fikri İçtima- Müteselsil Suçlar- Görünüşte İçtima, İstanbul, 1972, s. 203/206)
TCK'nun 308/1. maddesinde düzenlenen, iddia ettiği hakkını almak için eşya üzerinde kuvvet sarfedilmesi ile 308/2. maddesindeki kişilere karşı tehdit veya şiddet kullanılması kendiliğinden hak almak suçunun unsuru, tehdidin silah ile işlenmesi veya şiddetin 456. maddenin 4. fıkrasında yazılı etkili eylem boyutuna ulaşması suçun ağırlatıcı nedenidir. (Doğan Soyaslan, Ceza Hukuku Özel Hükümler, Ankara 1997, s. 507-508; Selami Akdağ, Türk Ceza Kanunu Şerhi, Ankara 1976, s. 466)
Mürekkep suç, kendisini meydana getiren suçlara bölünmesi mümkün olmayan, ayrı ve bağımsız bir suçtur. Mürekkep suçu oluşturan suçlardan birinin şikayete bağlı olması, mürekkep suçun da kovuşturulması şikayete bağlı olmasını gerektirmez. (Dönmezer- Erman, age, s. 475; Soyaslan, age, s. 507; Akdağ, age, s. 466) Aynı şey tersi durum için de geçerlidir Yani mürekkep suçu oluşturan suçlardan birinin re'sen kovuşturulan bir suç olması mürekkep suçun da re'sen kovuşturmaya tabi olmasına neden olmaz.
Bu itibarla, müstakil işlendiğinde re'sen kovuşturulan bıçakla (silahla) tehdit fiili, kendiliğinden hak almak amacıyla işlendiğinde, bağımsız hüviyetini yitirip, mürekkep suçun ağırlatıcı nedenini teşkil eder. (TCK'nun 308/3. md.) TCK'nun 308/son maddesi uyarınca kendiliğinden hak almak suçunun kovuşturulması şikayete tabi olduğundan, silahla tehdit suretiyle gerçekleştirilen kendiliğinden hak almak suçunun kovuşturulması da şikayete tabi olur. (Faruk Erem, Türk Ceza Kanunu Şerhi, Ankara 1993, Cilt. 2, s. 1609; Soyaslan, age, s. 507; Akdağ, age, s. 466)
2. Kendiliğinden Hak Almak Suçunun Re'sen Takip Edilen Bir Suç ile Birlikte İşlenmesi: TCK'nun 308/5. maddesinde re'sen takibi iktiza eden diğer bir cürüm dahi birlikte irtikap olunmamış olmak şartiyle bu maddede düzenlenen kendiliğinden hak almak suçunun kovuşturulmasının şikayete tabi olacağı belirtilmektedir. Bu hükümden kural olarak kendiliğinden hak almak suçunun kovuşturulmasının şikayete bağlı olduğu, re'sen kovuşturulan bir suçla birlikte işlenmesi halinde ise re'sen kovuşturulacağı anlaşılmaktadır. O nedenle birlikte işlenmiş diğer bir suç ya da maddedeki deyimiyle birlikte irtikap olunmuş diğer bir cürümden ne anlaşılması gerektiğinin açıklığa kavuşturulması gereklidir.
Bir cürüm işlemek için veya işlenmiş bir cürmü gizlemek veyahut bir cürüm vesilesiyle diğer bir cürüm işlemek veya işlenen cürümden faydalanabilmek için bir başka cürüm işlemek gibi hallerde iki cürüm arasında bağlantı bulunduğu ve iki cürmün birlikte işlendiği kabul edilir. (Erem, age, s. 1609; Soyaslan, age, s. 507) İnceleme konumuz açısından örnek vermek gerekirse; failin iddia ettiği hakkını alabilmek için geceleyin rızası olmadığı halde mağdurun evine girerek, mağdurdan alacağını zorla alması veya almak istemesi halinde, birlikte işlenmiş suçtan söz edilir. Gerçekten burada, biri kendiliğinden hak almak, diğeri konut dokunulmazlığını bozmak olmak üzere iki suç mevcuttur ve konut dokunulmazlığını bozma suçu ile kendiliğinden hak almak suçu arasında bir bağlantı vardır. Fail burada kendiliğinden hakkını almak amacıyla konut dokunulmazlığını ihlal etmektedir. Bu durumda geceleyin konut dokunulmazlığını bozma suçu re'sen kovuşturulan bir suç olduğu için, TCK'nun 308/5. maddesi uyarınca kendiliğinden hak almak suçu da takibi şikayete bağlı olmaktan çıkar ve re'sen kovuşturulur. (Nejat Özütürk, Türk Ceza Kanunu Şerhi ve Tatbikatı, İstanbul 1970, Cilt. 2, s. 190; Erem, age, s. 1609, Soyaslan, age, s. 507)
3. Etkili Eylem veya Silahlı Tehdit Suretiyle Suçun İşlenmesi (Ağırlatıcı Nedenler): Yukarıda da belirtildiği üzere TCK'nun 308/1. maddesinde düzenlenen eşya üzerinde kuvvet sarfetmek ile 308/2. maddesindeki kişilere karşı tehdit veya şiddet kullanılması kendiliğinden hak almak suçunun unsuru, tehdidin silah ile maddi şiddetin ise 456. maddenin 4. maddesinde yazılı etkili eylem derecesine ulaşması suçun ağırlatıcı nedenidir.
Kendiliğinden hak almak suçlarına ilişkin davaları temyiz üzerine incelemekle görevli Yüksek Yargıtay 2. Ceza Dairesi, failinin müstakil işlendiği zaman re'sen kovuşturulan bıçakla tehdit ederek veya bıçakla etkili eylemde bulunarak hakkını alması veya almaya teşebbüs etmesi halinde, müstakil işlenmesi durumunda bıçakla tehdit suçunun re'sen kovuşturulması nedeniyle kendiliğinden hak almak suçunun da re'sen kovuşturulması gerektiğine hükmetmektedir. Bu uygulama diğer Yüksek Daireler tarafından da çoğunlukla benimsenmektedir. Yüksek 6. Ceza Dairesi de bu düşünce ve gerekçeyle, tehdidin bıçakla gerçekleştirildiği ve bu nedenle şikayetten vazgeçmekle kendiliğinden hak almak suçuna ilişkin kamu davasının düşürülemeyeceğine karar vermiş, şikayetten vazgeçme nedeniyle kamu davasının düşürülmesi gerektiği şeklindeki görüşümüzü benimsememiştir.
Ancak, kendiliğinden hak almak suçunun başka bir cürümle birlikte işlendiğinin kabulü için, kendiliğinden hak alma cürmünü meydana getiren fiilden başka bir maddi fiilin işlenmesi gerektiğinden, olayımızda TCK'nun 308/5. maddesinde öngörülen birlikte işlenip re'sen kovuşturulan diğer bir cürümden söz edilemez. (A.Pulat Gözübüyük, Türk Ceza Kanunu Açıklaması, Ankara 1976, s, 517; Erem, age, s. 1609; Soyaslan, age, s.507) Çünkü, bıçakla (silahla) tehdit kendiliğinden hak almak suçunun ağırlatıcı nedenidir. (TCK'nun 308/3. md) TCK'nun 308/5. maddesindeki diğer suçtan; kendiliğinden hak almak suçunun unsuru veya ağırlatıcı nedenini teşkil etmeyen bir suç; yukarıda verdiğimiz, failin rızası olmadığı halde geceleyin mağdurun evine girerek hakkını zorla alması örneğindeki, geceleyin konut dokunulmazlığını ihlal gibi suçlar kastedilmektedir. Gerçekten konut dokunulmazlığını bozma suçu kendiliğinden hak almak suçunun ne unsuru ne de ağırlatıcı nedenidir. Oysa failin alacağını almak amacıyla mağduru bıçakla tehdit etmesi, TCK'nun 308/3. maddesine göre suçun ağırlatıcı nedenidir. Bağımsızlığını yitirip mürekkep suçun ağırlatıcı nedeni olan bıçakla tehdit fiilinin müstakil işlenmesi halinde re'sen kovuşturulan bir suç olması, mürekkep suç olan kendiliğinden hak almak suçunun da re'sen kovuşturulmasını gerektirmez. (Gözübüyük, age, s. 517; Erem, age, s. 1609, Soyaslan, age, 507; Akdağ, age, s.466) Özütürk'ün deyimiyle, re'sen takibi iktiza eden diğer bir cürüm dahi birlikte irtikap olunmamış olmak tabirini içtima hükümlerinin tatbikini zaruri kılan ve re'sen takibi müstelzim bir suç manasında anlamak lazımdır. (Özütürk, age, s.190)
Sonuç olarak belirtelim ki, silahla tehdit, (TCK'nun 191/2. md) ölümle tehdit (TCK'nun 191/1. md) veya şartlı tehdit (TCK. 188. md.) suretiyle iddia ettiği hakkı almak veya almaya teşebbüs etmenin TCK'nun 308/5. maddesinde yazılı re'sen kovuşturulan birlikte işlenmiş bir diğer cürüm olmadığı ve müstakilen işlenmesi halinde re'sen kovuşturulan tehdit suçunun kendiliğinden hak almak suçunun unsuru veya ağırlatıcı nedenini teşkil etmesi halinde, kendiliğinden hak almak suçunun re'sen kovuşturulmasına neden olmayacağı hususunda doktrinde görüş birliği mevcuttur. (Erem, age, s. 1609; Soyaslan, age, s. 571; Gözübüyük, age, s. 517) Esasen aksi düşünce ve uygulamayı mürekkep (bileşik) suç kavramı ve TCK'nun 308/son maddesindeki açık ifade ile bağdaştırmak mümkün değildir.
Yüksek Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin yeni vermiş olduğu bir karar da görüşümüzü destekler niteliktedir. Karara konu olayda sanığın mağdura bir daha bağımdan geçersen seni vururum şeklinde sözler söylemesi şeklindeki eylem nedeniyle açılan kamu davasının şikayetten vazgeçme nedeniyle düşürülmesi gerektiğine hükmetmiştir. (4.C.D. 09.10.2001, 10746/11839) görüşü ile itiraz yasa yoluna başvurarak özel daire kararındaki eylemin bıçakla işlenmesi nedeniyle tebliğnamedeki (1) nolu bozma istemi benimsenmemiştir şeklindeki kararın kaldırılarak, sanık hakkındaki kamu davasının şikayetten vazgeçme nedeniyle düşürülmesine karar verilmesi gerektiğinden, Yerel Mahkeme hükmünün bu nedenle de bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
Dosya Birinci Başkanlığa gönderilmekle Ceza Genel Kurulu'nca okundu, gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Sanığın hayvan alışverişinden dolayı alacaklı olduğuna inandığı ve yanında 300.000.000. TL para olduğunu bildiği mağdurdan parasını tahsil edebilmek amacıyla boğazına bıçak dayayarak üzerindeki parayı isteyip alması şeklinde gerçekleşen somut olayda; özel daire ile Yargıtay C. Başsavcılığı arasındaki uyuşmazlık, silahla tehdit kullanarak işlenen kendiliğinden hak alma suçuna ilişkin kamu davasının şikayetten vazgeçme üzerine düşürülmesinin olanaklı bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Kendiliğinden hak alma suçu, adliye aleyhine işlenen suçlar arasında ve Ceza Yasamızın 308. maddesinde düzenlenmiştir. Suçun oluşumu için, failin yetkili makama başvurarak hakkını almak yerine, iddia ettiği hakkı kendiliğinden ve zor kullanarak elde etmesi gerekir. Fail bu suretle, yetkili makamlara ait yetkiyi kullanmakta ve toplum düzenini bozmaktadır.
Maddenin birinci fıkrasında, suçun eşya üzerinde kuvvet kullanılarak işlenmesi hali düzenlenmiştir. Bu durumda, eşyanın kırılması, bozulması, zarar verilmesi, özgülendiği durumunu ve kullanım alanının değişmesi, o eşyadan yararlanılması ya da gelişmesinin önlenmesi söz konusudur.
Maddenin ikinci fıkrasında, kendiliğinden hak alma suçunun işlenmesi sırasında kişilere karşı tehdit veya şiddet kullanılması, maddenin üçüncü fıkrasında da şiddetin silahla veya dövmek yahut yaralamak suretiyle gerçekleştirilmesi hali suçun ağırlatıcı nedenleri olarak düzenlenmiştir.
Maddenin son fıkrasında ise; Re'sen takibi iktiza eden diğer bir cürüm dahi birlikte irtikap olunmamış olmak şartiyle bu maddede beyan olunan cürümden dolayı takibat icrası şahsi dava ikamesine bağlıdır. denilmektedir.
Kovuşturma yöntemi ile ilgili bu hükme Mehaz Yasanın 235. maddesinde de yer verilmiştir. Mehaz Yasanın kesin metni hakkındaki raporda, kovuşturmanın ne şekilde yapılacağı hususunda şöyle denilmektedir;
1887 projesinde şahıslara karşı şiddet ve tehdit bulunmadığı takdirde şahsi dava açılması şartı konulmuştu. Fakat ağır surette tezahür etmeyen şiddet ve tehditler bulunmadıkça re'sen takibata girişmek doğru değildir. Re'sen takibat başka bir cürmün içtimaı halinde daha münasip görülmüştür. (Majno, Ceza Kanunu Şerhi, Ankara-1987, sy. 307)
Mehaz Yasayı uygulayan İtalyan Yargıtayı da başlangıçta çeşitli kararlar verdikten sonra, silahla tehdit vaki olduğunda suçun re'sen kovuşturulacağına hükmetmiştir. Yine bu görüşü benimseyen Majno'ya göre; Silahlı tehdit gerçekleşirse suç re'sen takip edilmelidir. Zira tehdit ve fahiş zarar fiilleri kendiliğinden hak almak cürmünden daha ağır fiillerdir. (Majno, sy. 307)
Buna göre, kendiliğinden hak alma cürmünden dolayı kovuşturma yapılabilmesi esas itibarıyla şahsi dava ikamesine (şikayet) tabidir. Ancak, kendiliğinden hak alma cürmü ile birlikte işlenen, bu suçun ağırlaştırıcı nedeni veya unsuru olan cürüm re'sen kovuşturulması gereken nitelikte ise, bu takdirde kendiliğinden hak alma cürmünün de re'sen kovuşturulması gerekir. Ceza Genel Kurulumuzun 20.11.2001 gün ve 261-263 sayılı kararı da aynı doğrultudadır.
Somut olayda, sanığın alacağını tahsil edebilmek amacıyla boğazına bıçak dayadığı mağdurdan üzerindeki parayı isteyip alması biçimindeki eyleminin onu ağır ve haksız bir zarara uğratacağını bildirmeye yönelik ve re'sen kovuşturulması gereken nitelikte tehdit içerdiği kuşkusuzdur. Yukarıda açıklandığı üzere, kendiliğinden hak alma suçunun re'sen kovuşturulması gerekli tehdit kullanılmak suretiyle işlenmesi nedeniyle, sanığın TCY'nın 308/3. maddesine uyan bu eylemine ilişkin kamu davasının şikayetten vazgeçme nedeniyle düşürülmesi olanaksızdır. Bu itibarla, Yargıtay C.Başsavcılığının şikayetten vazgeçme nedeniyle kamu davasının düşürülmesi gerektiğine yönelen itirazı isabetsiz olup, reddi gerekir.
Çoğunluk görüşüne katılmayan iki kurul üyesi ise; Yargıtay C. Başsavcılığı itirazının haklı nedenlere dayandığını ileri sürerek itirazın kabulüne karar verilmesi gerektiği düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle, Yargıtay C. Başsavcılığı itirazının REDDİNE, dosyanın yerine gönderilmek üzere Yargıtay C. Başsavcılığına tevdiine, 09.07.2002 günü oyçokluğu ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy