(765 S. K. m. 79, 503, 504, 522)
Dava: Resmi belgede sahtecilik ve bankayı aracı kılarak dolandırıcılık suçundan sanık İsmet'in TCY'nın 79. maddesi aracılığı ile 504/3, 522 ve 59. maddeleri uyarınca 2 sene 1 ay ağır hapis ve 5.122.977.395.- TL. ağır para cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin Aydın 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nden 31.5.2000 gün ve 130-109 sayı ile verilen hüküm sanık vekili tarafından temyiz edilmekle dosyayı inceleyen Yargıtay 6. Ceza Dairesince 15.5.2002 gün ve 810-6338 sayı ve oyçokluğu ile onanmıştır.
Yargıtay C. Başsavcılığı 4.7.2002 gün ve 111213 sayı ile; sanığın eyleminin TCK'nun 345. maddesinde düzenlenen özel belgede sahtecilik suçunu oluşturduğu, sanığın haksız çıkar sağlamaması ve önceden doğan borçtan dolayı gerçekleştirilmesi nedeniyle eylemde aynı yasanın 504/3. maddesinde tarif edilen dolandırıcılık suçunun unsurlarının bulunmadığı, bu haliyle özel belgede sahtecilik suçunu oluşturduğu anlaşılan eylem nedeniyle sanığın TCY'nın 345. maddesi uyarınca cezalandırılması gerektiği görüşü ile itiraz yasa yoluna başvurarak özel daire onama kararının kaldırılmasına, yerel mahkeme hükmünün bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Dosya Birinci Başkanlığa gönderilmekle Ceza Genel Kurulu'nca okundu, gereği konuşulup düşünüldü .
Karar: Ceza Genel Kurulu Kararı
Özel daire çoğunluğu ile Yargıtay C. Başsavcılığı arasındaki uyuşmazlık, suç vasfının belirlenmesi noktasında toplanmaktadır.
Dolandırıcılık suçunun basit biçimi TCY'nın 503. maddesinde, banka aracı kılınmak suretiyle işlenen nitelikli biçimi de 504. maddenin 3. bendinde düzenlenmiştir. Bu suçun oluşabilmesi için, sanığın mağduru kandıracak nitelikte söz ve davranışlarda bulunması gerekir. Suçun maddi unsuru olan bu tür söz ve davranışlar mağduru yanıltmalı, onu kendi mal varlığı aleyhine bir işlemde bulunmaya yöneltmeli, sanık bu işlem (kandırıcı nitelikteki fiil ve hareketler) sonucu kendine veya başkalarına çıkar sağlamalı, başka bir deyişle elde olunan menfaatlerle kullanılan hile ve desiseler arasında bir nedensellik bağı bulunmalı, mağdur menfaat temin edilmesinden önce yanıltılmalıdır.
İnceleme konusu olayda;
S. ve K.'da benzin istasyonu işleten sanığın, Aliağa'da bulunan ve şikâyetçinin sahibi olduğu Y. Petrol Ürünleri Ltd. Şti'nden iki haftayı aşmayacak vadelerde ödemek üzere uzun süreden bu yana petrol ürünleri satın aldığı, ancak ödemelerini aksatması yüzünden 3.200.000.000.-TL borcunun biriktiği, sanığın olaydan bir gün önce yeniden petrol almak için tankerini gönderdiğinde şirket yetkililerinin birikmiş borçların ödenmemesi nedeniyle mal vermedikleri, bunu öğrenen sanığın Aliağa'daki şirkete telefon açıp şirket koordinatörü olan şikayetçinin oğlu Kayhan ile bu durumu görüştüğü, birikmiş borçlarını ödememesi halinde kendisine mal verilmeyeceğinin yinelenmesi üzerine, sanığın EFT havalesi ile para göndereceğini söylediği, ardından da eski bir dekonttaki bilgilerden yararlanarak 18.1.1999 tarihinde Tarişbank'ın Koçarlı Şubesinden anılan şirketin Vakıfbank Aliağa Şubesindeki hesabına 3.200.000.000.-TL'nin EFT yoluyla havale edildiğini gösteren sahte bir dekont düzenlediği ve aynı gün bayram arifesi nedeniyle şubedeki işlerin yoğunluğu ve çalışanların iyi niyetinden yararlanarak Tarişbank Koçarlı Şubesindeki cihazı kullanıp sahte dekontu şikayetçinin şirketine faks olarak geçtiği, bilahare telefonla görüşüp parayı EFT yoluyla havale ettiğini, dekontunu da bankadan faksladığını bildirerek mal verilmesini istediği, çekilen bu faks üzerinde bankanın adının ve telefon numarasının yazılı olduğunu gören şirket yetkililerinin sanığın çalışanlarına 2.459.029.150.-TL tutarında petrol ürünü verdikleri, ancak gerek önceki gerekse dolandırıcılık suçuna konu son mal alımı bedellerinin ödenmediği, ikrar, iddia, tanık anlatımları, faks fotokopisi, banka kayıtları gibi kanıtlardan anlaşılmaktadır.
Sanık, önceki borçlarını ödememesi nedeniyle şikâyetçinin şirketi tarafından kendisine verilmeyen yeni malı alabilmek için, mevcut borçlarını aynı gün EFT havalesi ile gönderdiğine ilişkin özel belge niteliğindeki sahte banka dekontunu düzenleyip, müşterisi olduğu bankanın cihazından şikâyetçinin şirketine fakslayarak desise kullanmıştır. Ardından bu hususu teyit için telefon açıp, parayı gönderdiğini, dekontu da bankadan faksladığını bildirerek hileye başvurmuş, bayram arifesinde yaşanan yoğunluk nedeniyle banka işlemlerindeki olası gecikmeleri ve paranın hemen hesaplarına ulaşmamasını normal karşılayan şirket yetkililerini bu yolla hataya düşürüp malı teslim etmelerini sağlamış, aldığı malın bedelini ödemeyerek kendisine haksız yarar temin edip, şikâyetçiyi zarara uğratmıştır. Malı, bedelini ödememek düşüncesiyle aldığı göz önünde tutulduğunda, olayda dolandırıcılık kastı ile hareket ettiği de anlaşılmaktadır.
Öte yandan, açılan davada dolandırıcılık suçunun konusu, petrol alım satım anlaşmalarından kaynaklanıp suç tarihinde kesintiye uğramış olan önceki ticari ilişkiden doğan borcun ödenmesine değil, kandırıcı yöntemlerle ve bedelini ödememek düşüncesiyle yeni mal alımına ilişkindir. Nitekim, somut olayda sanığın sahte özel belge düzenleyip fakslayarak desise ve telefon ederek hile yöntemlerine başvurması da tamamen yeni petrol alımına yöneliktir.
Somut olayda dolandırıcılık suçunun tüm unsurları gerçekleşmiş, suçun banka aracı kılınarak işlenmesi nedeniyle TCY'nın 504/3. maddesinde yazılı nitelikli dolandırıcılık suçu, sahte banka dekontunun kullanılması nedeniyle de TCY'nın 345. maddesinde belirtilen özel belgede sahtecilik suçları oluşmuştur. Ancak, özel belge niteliğindeki sahte banka dekontu dolandırıcılık suçunda desise unsurunu oluşturacak biçimde kullanıldığından, sanığın nitelikli dolandırıcılık ve özel belgede sahtecilik suçlarını oluşturan eylemi nedeniyle, yerleşik uygulama doğrultusunda TCY'nın 79. maddesi uyarınca daha ağır cezayı gerektiren nitelikli dolandırıcılık suçundan cezalandırılması gerekmektedir.
Bu itibarla, sanığın bankayı aracı kılmak suretiyle dolandırıcılık suçundan cezalandırılmasına ilişkin Yerel Mahkeme kararı ile bu hükmü onayan özel daire uygulaması isabetli bulunduğundan, Yargıtay C. Başsavcılığı'nın dolandırıcılık suçunun unsurlarının oluşmaması nedeniyle sanığın özel belgede sahtecilik suçundan cezalandırılması gerektiğine yönelen itirazının reddine karar verilmelidir.
Çoğunluk görüşüne katılmayan bir kurul üyesi ise; şikayetçi ile sanık arasında ticari ilişki bulunduğu, mal almak isteyen sanığa mevcut borcun kapatılması halinde yeniden petrol verileceğinin bildirilmesi üzerine, sanığın da önceden doğan borcuna karşılık olarak sahte belge düzenleyip kullanması nedeniyle, olayda dolandırıcılık suçunun unsurlarının oluşmadığı görüşüyle karşı oy kullanmıştır.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle, Yargıtay C. Başsavcılığı itirazının REDDİNE, dosyanın yerine gönderilmek üzere Yargıtay C. Başsavcılığı'na tevdiine, 15.10.2002 günü oyçokluğu ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy