(765 S. K. m. 503, 522) (6762 S. K. m. 688)
Dava: Sanık Tuğrul Alpak'ın dolandırıcılık suçundan; TCY. nın 503/1 ve 522. maddeleri uyarınca 1 yıl 4 ay hapis ve 2.712.000.000 lira ağır para cezasıyla cezalandırılmasına ve 45.000.000 lira vekalet ücretinin kendisinden tahsiline ilişkin Bakırköy 6. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 23.10.2000 gün ve 1509/974 sayılı hüküm, sanık vekilinin temyizi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 6. Ceza Dairesince 23.1.2001 gün ve 395/196 sayı ile;
Sanığın aldığı malzemelere karşılık T.T.K.nun 688. maddesinde öngörülen unsurları havi 15.10.1999 tanzim tarihli bonoyu müdahile verdiğinin anlaşılması karşısında; dolandırıcılık suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı, uyuşmazlığın hukuki nitelikte bulunduğu gözetilmeden mahkûmiyetine karar verilmesi isabetsizliğinden bozulmuştur.
Yerel Mahkeme ise 16.4.2001 gün ve 489/1491 sayı ile; Sanık Tuğrul Alpak'ın suç tarihlerinde yazıhane olarak kullandığı büro, müdahilin ticarethanesi ile aynı binada olup, sanık, müdahile inşaat işleri ile uğraştığını, Şarköy'de 50 adet villa inşaatı yaptığını bu inşaatlarda boyaya ihtiyaç duyulduğunu ileri sürerek 2.034.000.000 liralık boya malzemesi satın almış, müdahil kendisinden çek vermesini isteyince çek koçanının yanında olmadığını, şimdilik senet verip ertesi günü çeki götürüp senedi geri alacağını söyleyerek müdahili inandırıp, aynı gün boyaları aldıktan sonra ortadan kaybolmuştur.
Ertesi günü çekin gelmediğini ve sanık Tuğrul Alpak'ın aynı binadaki bürosunu terk ettiğini gören müdahil, yaptığı araştırmada sanığın bu gibi bir çok olaylara karıştığını, satın alınan boyaların da başkalarına satıldığını öğrenmiş bunun üzerine şikayetçi olmuştur.
Sanık Tuğrul Alpak'ın araba kirası konusundan dolayı Metin Ünal'a olan 2.000.000.000 lira borcunu tasfiye etmek için müdahilden 2.034.000.000 lira tutarındaki boyaları alıp hemen Metin Ünal'a bu boyaları devir etmesi, kendi borcunu kapatmak için müdahili vasıta kılması, hiçbir inşaatı olmadığı halde Şarköy'de 50 adet villa yaptığını söyleyerek, müdahili kandırması, boyaları alırken çek isteyen müdahile önce senet verip ertesi gün çek getireceğini beyan etmesi, sanığın o sırada çek keşide etmekten yasaklı bulunması, boyaları teslim aldıktan sonra ortadan kaybolması dolandırıcılık kastıyla hareket ettiğini göstermektedir. Alış veriş anında bono tanzim etmesi eyleme hukuki bir nitelik kazandıramaz. Zira sanık, boyaları bir ihtiyaç için almadığı gibi boyaların tutarını müdahile vermek kasıt ve niyetini taşımamaktadır. Alacaklısının takibinden kurtulmak için boyaları alan sanık ile müdahil arasındaki ilişki normal bir alacak-borç ilişkisi olarak yorumlanamaz,
Müdahil, boyaları, sanığın kendisini varlıklı bir iş adamı olarak tanıtması üzerine hataya düşürülerek verdiğine göre teslim hukuken özgür bir iradeye dayanılarak yapılmamıştır. Ödenmemek iradesi ile verilen bono da bu sakat ilişkiye hukuki bir nitelik veremez gerekçesiyle ilk hükümde direnmiştir.
Bu hükmün de sanık vekili tarafından temyiz olunması üzerine dosya; Yargıtay C.Baş-savcılığının bozma istekli 5.7.2002 gün ve 123000 sayılı tebliğnamesi ile Birinci Başkanlığa gönderilmekle, Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup, düşünüldü.
Ceza Genel Kurulu Kararı
Sanığın dolandırıcılık suçundan cezalandırılmasına karar verilen olayda; Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasındaki uyuşmazlık, suçun öğeleri itibariyle oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır.
Katılan şikayet dilekçesinde ve kollukta alınan beyanında; sanığın işyerine gelip, müteahhit olduğunu, Şarköy'de 50 adet villa yaptırdığını, boya ihtiyacı olduğunu söylediğini, bir hafta öncesinde işyerinin yan tarafında inşaat bürosu açtığından kendisinden şüphelenmeyerek 2.034.000.000 liralık siparişini kabul ettiğini, çek istediğini, yanında çek koçanının olmadığını bir gün sonra çeki getireceğini söyleyip, senet verdiğini, sanığın oğullarının işyerine gelerek malları teslim aldıklarını, bir gün sonra çek gelmeyince ve büroya uğranılmayınca şüphelenip araştırmaya başladığını, yaptığı araştırmada sanığın malları dolandırıcılık işlerinde paravan olarak kullandıkları bakkal dükkanına götürdüğünü, deprem mağduru olduğunu söyleyerek burada bir dükkan açtıklarını, malları ve çeşitli galeri ve rent a car'cılardan aldıkları araçları da bu şekilde pazarladıklarını, Ekim 1998 tarihinde dolandırıcılık nedeniyle metris cezaevine gönderildiğini öğrendiğini,
Duruşmada ise; Sanık Tuğrul'un olay tarihinde nalburluk yaptığı işyerinin üst katında yazıhanesi olduğunu, ne iş yaptığını bilmediğini ancak kendisini tanıdığını, inşaat işi yaptığını, boya malzemelerini de inşaatlarda kullanacağını söyleyerek boya aldığını, ertesi gün çek getireceğini söyleyerek senet verdiğini, ancak çekin getirilmemesi ve sanığın ortada görülmemesi üzerine yaptığı araştırmada şahsın birçok işyerini dolandırdığını öğrendiğini, elinde 50 villa olduğunu, villalar için aldığını, ertesi günü çek getireceğini söyleyince inanıp, peşin olarak sattığını, sonra ortadan kaybolduğunu, boyaları vadeli vermediğini beyan etmiştir.
Sanık Tuğrul Alpak kollukta; 1997 yılında iflas ettim, piyasaya olan borçlarımın bir kısmını ödeyip, tarihten altı ay kadar önce de Küçükçekmece'de tekrar market açtım, şikayetçi Hüseyin Yıldız'ı bundan 20 gün kadar önce arkadaşım İbrahim Mutlu'nun ziyaretine gittiğinde tanıdım, bu şahıs ile konuşup, bir miktar inşaat malzemesi lazım olduğunu, ancak peşin paramın olmadığını, iki ay vadeli senetle verirse alabileceğini söyledim, toplam 2.034.000.000 lira bedelli, boya, tiner ve diğer sentetik malzeme aldım, karşılığında senet verdim, senedin üzerinde ödeme tarihi yoktu, ancak bedelin iki ay sonra ödeneceği şeklinde sözlü olarak anlaşmıştık, satın aldığım boyaları çocuklarım markete getirdiler, şikayetçi boyaları nerede kullanacağımı sormadı, sadece iş ile ev adres ve telefon numaramı aldı, ertesi gün kendisinden 3 adet otomobil kiraladığım Metin Ünal beni arayıp alacağını istedi, işyerime çağırıp, satın aldığım boyaları borcuma karşılık verebileceğini söyledim, düşüneyim diyerek dükkandan ayrıldı, bir saat sonra gelip boyaları 1.250.000.000 lira bedelle kabul edebileceğini söyledi, kabul ettim, gelip boyaları alacağını söyleyip işyerimden ayrıldı, ertesi gün Mehmet İhsan Güçlü ile birlikte gelip boyaları götürdüler. Boyaları satın aldıktan bir hafta sonra şikayetçi beni arayıp senet bedelini istedi, iki ay vade tanıdığını, aylık %8 vade koyarak senedi tanzim ettiğini söyleyince, senedi icraya koyacağını söyledi, bu konuyu komşum olan Süleyman Kaya'ya anlattım. Süleyman şahsı arayarak, benim güvenilir bir kimse olduğumu, vadesinde borcu ödeyeceğimi söyledi. 21.10.1999 günü iş takibi için Tekirdağ'a gittim, 26.10.1999 günü Büyükçekmece'deki işyerime, polisler gelip, hakkımda tevkif müzekkeresi olduğunu söyleyerek beni yakaladılar, çıkarıldığım mahkemece Metris cezaevine gönderildim, hakkımdaki ceza ödemeyi unuttuğum bir çekten kaynaklanıyordu, çek bedelini ödeyerek 4.11.1999 tarihinde tahliye oldum. Aynı gün Hüseyin Yıldız'ın şikayeti nedeni ile yakalandım, vadesi geldiğinde kendisine borcumu ödeyeceğim,
Sulh Ceza Mahkemesinde da; benzer anlatımda bulunarak; şikayetçi ile görüşüp başlangıçta 500 milyon verebileceğimi, bu şekilde vadesi içinde borcumu kapatacağımı söyledim, daha önce verdiğim bir çekten dolayı cezaevine girince, söz verdiğim parayı ödeyemedim,
Duruşmada ise; olay tarihinde inşaatım vardı, ancak belediye imar vermedi, bu nedenle arsa olarak kaldı, şikayetçi boyalara zam geleceğini söyleyince, bu düşünce ile boyaları alıp kendisine senet verdim, ertesi günü senet yerine çek verecektim, ancak banka çek vermedi, katılan Hüseyin'den boyalarını almasını istedim, birkaç gün dursun dedi, Metin Ünal'a borcum vardı, bu borca karşılık boyaları verdim, katılan bu arada beni şikayet etti,
Şeklinde savunma yapmıştır.
Hakkındaki dava tefrik edilen sanık Süleyman Kaya kollukta; Büyükçekmece'de market çalıştırmaktayım, tarihten 15 gün kadar önce market işleten arkadaşım Tuğrul Alpak işyerime gelip, Hüseyin Yıldız'dan 2.000.000.000. lira tutarında inşaat boyası aldığını, karşılığında senet verdiğini, senedin üzerine tarih yazmadığını, şahsın vadesinden önce alacağını istediğini, hatta parasını ödemediğinden bahisle C.Savcılığına şikayette bulunduğunu, hemşehrim olan bu şahısla görüşmemi, vadesi gelinceye kadar beklemesini söylememi ve şahsı ikna etmemi istedi. Şikayetçiyi arayıp, hemşehri olduğumuzu, Tuğrul Alpak'ın vadesi geldiğinde borcunu ödeyeceğini, borcuna sadık bir kişi olduğunu söyledim, ne iş yaptığımı sorarak, adresimi ve telefon numaramı istedi, istediği bilgileri kendisine verdim, kefil oluyor musun diye sordu, düşünüp bildireceğimi söyledim, sonra sanık Tuğrul dükkanımdan ayrıldı. Saat 15.00 sıralarında şikayetçi beni aradı, kefil olmayacağımı söyleyince, sen bilirsin, ben size yapacağımı bilirim, diyerek telefonu kapattı,
Sulh Ceza Mahkemesinde ise suçlamaları red ederek, Sanığın şikayetçiden boya aldığını karşılığında senet verdiğini, 500 milyonu Cuma günü kalanı ise taksitler halinde ödeyeceğini söyleyerek aracı olmasını istediğini, şikayetçiyi arayıp durumu bildirdiğini, Tuğrul'un cezaevine girmesi nedeniyle borcunu ödeyemediğini, şikayetçi Hüseyin'in dükkanına gelip borcu ödeyeceksiniz, yoksa yapacağımı bilirim dediğini beyan etmiştir.
Tanık Mehmet İhsan Güçlü aşamalarda; dekorasyon ve nalbur dükkanı çalıştırmaktayım, Hasan isimli şahıs 20 gün önce bana gelerek, oto kiralama işi ile uğraşan Metin Ünal'ın başka bir yerden alacağına karşılık boya malzemesi aldığını ve satacağını söyledi, Metin Ünal'la görüşüp boyaları satın aldım, bugün asayiş bürodan gelip boyaların dolandırıcılık malı olduğunu söyleyerek el koydular.
Tanık Metin Ünal aşamalarda; oto kiralama işi yapmaktayım, tarihten iki ay kadar önce Tuğrul Alpak, şirketinde kullanacağını söyleyerek onar günlük süre ile üç ayrı oto kiraladı, sözleşme tarihi bitmesine rağmen, otoları getirmedi, iş yerine gidip otoları istediğimde Sakarya ilinde olduğunu, getireceğini söyleyerek beni oyaladı, bu şekilde alacağım 2.000.000.000'liraya ulaştı, 15 gün kadar önce işyerime gelip, bir başka yerden alacağına karşılık boya aldığını, borcuna karşılık bu boyaları satın almamı istedi, alacağımı kurtarmak için teklifini kabul ettim. Boyaların değerini çevreden araştırdıktan sonra 1.250.000.000 liraya kabul edeceğimi söyledim, bu fiyata satın alarak dükkanında bıraktım, arkadaşım olan Hasan Yıldırım vasıtasıyla Mehmet İhsan Güçlü'ye sattım, sanık Tuğrul'un bu boyaları kimden ve ne şekilde aldığını bilmiyorum, Mehmet İhsan'dan aldığım parayı haricen ödedim,
Şeklinde beyanda bulunmuşlardır.
15.10.1999 keşide tarihli 2.034.000.000. lira bedelli, vade tarihi bulunmayan senet 4.11.1999 tarihinde şikayetçi Hüseyin Yıldız'dan, boya malzemeleri ise Mehmet İhsan Güçlü isimli şahıstan zapt edilmiş ve boyalar yediemin olarak Mehmet İhsan Güçlü'ye teslim edilmiş, senedin incelenmesinde, borçlunun Tuğrul Alpak olduğu, pul ve açığa imza atıldığı, ödeme tarihinin belirtilmediği saptanmıştır.
TCY. nın 503. maddesinde tanımı yapılan dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kişiyi, kandırabilecek nitelikte hile ve desiselerle hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına kendisi veya başkasının yararına haksız bir çıkar sağlaması gerekmektedir. Somut olayda sanık katılandan 2.034.000.000 liralık boya alarak karşılığında 15.10.1999 tanzim tarihli bono vermiştir, taraflar arasındaki alışveriş hile ve desiselerle değil rızaya dayalı ve tarafların özgür iradesiyle gerçekleşmiştir. Her ne kadar katılan, sanığın müteahhit olduğunu ve Şarköy'de 50 adet villa yaptırdığını söylemesi ve bir hafta önce işyerinin yan tarafında büro açması nedeniyle şüphelenmeyerek siparişini kabul ettiğini beyan etmiş ise de bu hususlar kanıtlanamamıştır. Kaldı ki somut olayda sanığın katılana, yaptıkları sözleşme sonunda iş ve ev adresleri ile telefon numaralarını verdiği de anlaşılmaktadır. Hile ve desise kullanma yoluna başvuran bir kişinin, doğal yaşam gözlemlerine göre dolandırdığı kişiye bu hususları bildirmesi olası değildir.
Bu itibarla, Yerel Mahkeme direnme kararının bozulmasına karar verilmelidir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle; Yerel Mahkeme direnme hükmünün BOZULMASINA, dosyanın mahalline gönderilmesi için Yargıtay C.Başsavcılığına tevdiine, tebliğnamedeki isteme uygun olarak 01.10.2002 günü oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy