(765 S. K. m. 31, 40, 59, 71, 80, 102, 104, 342, 345, 503, 504) (1412 S. K. m. 235)
Dava: Sahtecilik suçundan sanık İbrahim A.'ın TCY.nın 342/1 ve 80. maddeleri uyarınca 3 yıl 6 ay ağır hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hakkında aynı Yasanın 31. maddesinin uygulanmasına, sanık Bünyamin E. hakkındaki kamu davalarının CYUY.nın 253/3. maddesi uyarınca reddine, sanık Fatih Ö.'in atılı suçtan beraatine ilişkin Ankara 4.Ağır Ceza Mahkemesince verilen 17.12.1996 gün ve 6/250 sayılı hüküm, cezalandırılmalarına karar verilen sanıklar ile katılanlar Emekli Sandığı vekilinin beraat eden sanıklar yönünden, Bağ-Kur Genel Müdürlüğü vekili ve SSK Genel Müdürlüğü vekili tarafından temyizi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 5. Ceza Dairesince 3.6.1998 gün ve 614/2303 sayı ile;
"Müdahil Emekli Sandığı vekilinin temyizi yönünden beraat eden sanıklar hakkındaki hükümler ile sanıklar Nazmi K. ve Abbas G.'nin rüşvet alma ve rüşvet verme suçlarından beraatlerine ilişkin hükümle, müdahil Bağ-Kur vekilinin temyizi yönünden sanıklar Nazmi K., İbrahim A. ve Abbas G. haklarındaki mahkûmiyet hükümleri ve müdahil SSK Genel Müdürlüğü vekilinin temyizi yönünden ise sanıklar Abdurrahman U. ve Cafer Tayyar Y. haklarındaki beraet hükümleriyle sınırlı inceleme yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü;
Sanık M. Bülent T.'in eczacı olan sanıklar Nazmi K. ve İbrahim A.'a ilaç küpürleri vermek suretiyle onların müteselsil sahtecilik suçlarına ayrı ayrı iştirak ettiği anlaşıldığı halde her iki suçtan mahkûmiyeti yerine tüm eylemlerinin tek müteselsil sahtecilik niteliğinde kabulü ile yazılı şekilde cezalandırılması isabetsiz ise de karşı temyiz bulunmadığından bozma sebebi sayılmamıştır.
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin tahkikat neticelerine uygun olarak tecelli eden kanaat ve takdirine, tetkik olunan dosya münderecatına göre müdahil kurumlar vekillerinin temyiz itirazları ile sanıklar vekillerinin temyiz itirazları ve sanık M. Bülent T. vekilinin duruşmalı inceleme sırasındaki savunması yerinde görülmediğinden reddiyle, usul ve Kanuna uygun olan hükmün sanıklar Süleyman T., Rüştü A., Cengiz K., M. Bülent T., Abbas Gaffari O. ve Volkan A.'nın mahkûmiyetlerine ilişkin bölümü ile sanıklar Nilgün A., Mehmet Umur A., Gülhediye Y., Özdemir Ö., Zekeriya S., Cafer Tayyar Y., Mustafa S., Kemal Ö., Ayla Safiye T., Celal C., Şenol Y., M. Teoman A. ve Bülent D.'ün beraetlerine ilişkin bölümünün ve sanık Nazmi K.'ın rüşvet vermek ve sanık Abbas Gaffari O.'nin rüşvet almak suçlarından beraetlerine ilişkin bölümünün onanmasına,
Müdahil Kurumlar vekillerinin sanıklar Nazmi K. ve İbrahim A. haklarındaki mahkûmiyet hükümleri ile sanıklar Abdurrahman U., Behzat K., Emrullah Ü., Güner Ç., Fatih Ö. ve Bünyamin E. haklarındaki beraet ve davanın reddine ilişkin hükümlere yönelik temyizleriyle, sanıklar Nazmi K. ve İbrahim A. vekillerinin temyizlerine gelince;
Yapılan duruşmaya, toplanan kanıtlara, gerekçe ve takdire göre sanıklar Nazmi K. ve İbrahim A. vekillerinin temyiz itirazları ile sanık İbrahim A. vekilinin duruşmalı inceleme sırasındaki savunması yerinde görülmediğinden reddine,
Ancak;
1- Serbest eczacılık yapan sanıklar, Nazmi K. ve İbrahim A.'ın düzenlemiş oldukları sahte belgelerle emekli olanlara verdikleri ilaç bedellerini müdahiller Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünden ve Bağ-Kur Genel Müdürlüğünden almak suretiyle birbirinden ayrı bu iki kuruma karşı sahtecilik suçunu işledikleri dosya içeriği ve toplanan kanıtlarla anlaşıldığı halde iki ayrı sahtecilik suçundan mahkûmiyetleri yerine tüm eylemleri müteselsil tek suç kabul edilerek haklarında yazılı şekilde hüküm kurulması,
2- Serbest eczacılık yapan sanıklar Güner Ç. ve Fatih Ö.'in sahte küpürlerle ilaç bedeli tahakkuk ettirip Emekli Sandığından almak suretiyle müteselsil şekilde sahtecilik suçunu işledikleri, SSK. Ulucanlar Dispanser'inde eczacı olan sanık Abdurrahman U. ile SSK. Dışkapı Hastahanesi önünde seyyar fotoğrafçılık yapan sanık Behzat K.'ın sahte ilaç küpürleri tedarik ederek ve eczacı kalfası olan sanık Emrullah Ü.'nün de doktor olan sanık Abbas G.'den sahte reçete tedarik ederek eczacı olan sanık Nazmi K.'a vermek suretiyle onun sahtecilik suçuna iştirak ettikleri reçete sahiplerinin anlatımları, hastane kayıtları, müfettiş ve bilirkişi raporları, bir kısım sanıkların ikrarları, vesair dosya içeriğiyle sabit olduğu halde mahkûmiyetleri yerine beraetlerine karar verilmesi,
3- Sanık Bünyamin E. hakkında Ankara 8. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen önceki hükümde M... ve G... Eczaneleri sahiplerine sahte reçete tedarik etmekten mahkûmiyetine karar verilerek hükmün kesinleştiği anlaşılmış olması karşısında; B... ve S... Eczaneleri sahiplerine sahte ilaç reçeteleri tedarik etmekten ibaret eylemleri nedeniyle açılan bu davanın konusu itibariyle aynı olmadığı gözetilmeden davanın esasına ilişkin karar verilmesi yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesi" isabetsizliğinden bozulmuştur.
Bozmaya uyan Yerel mahkemece 10.7.2001 gün ve 164-308 sayı ile;
1- Sanık İbrahim A.'ın Emekli Sandığı ve Bağ-Kur Genel Müdürlüğüne yönelik sahtecilik eylemlerinden, 342/1, 80, 59 ( ikişer kez ) ve 71. maddeleri uyarınca 2 yıl 22 ay 20 gün süre ile ağır hapis cezası ile cezalandırılmasına,
2-a ) Sanık Bünyamin E. hakkında S... Eczanesi ile ilgili açılan kamu davasının Ankara 1.Ağır Ceza Mahkemesinin 166/220 sayılı ilamına konu olan dava ile aynı olduğu gerekçesi ile CYUY. nın 253/3. maddesi uyarınca REDDİNE,
b ) B... Eczanesi ile ilgili sahtecilik eyleminden TCY.nın 342/1, 80 ve 59. maddeleri uyarınca 1 yıl 11 ay 10 gün ağır hapis cezası ile cezalandırılmasına,
3- Sanık Fatih Ö.'in TCY.nın 342/1, 80 ve 59. maddeleri uyarınca 1 yıl 11 ay 10 gün ağır hapis cezası ile cezalandırılmasına,
Sanıklar hakkında TCY.nın 40. maddesinin uygulanmasına, suça konu belgelerin dosyada kanıt olarak saklanmasına karar verilmiştir.
Katılanlar vekilleri ile, sanıklar İbrahim A., Fatih Ö. ve Bünyamin E. vekilleri tarafından temyiz olunan hüküm dosyayı inceleyen Yargıtay 6.Ceza Dairesince 16.10.2002 gün ve 6104/11739 sayı ile onanmıştır.
Yargıtay C.Başsavcılığınca 16.12.2002 gün ve 23100 sayı ile;
1- Müdahil kamu kurumlarınca 1990 yılına ait reçeteler üzerinde yapılan inceleme üzerine sahtecilik iddiası ile sanıklar hakkında kamu davası açılmıştır. Yerel Mahkeme tarafından dava sonucunda sanık İbrahim A.'ın sahtecilik suçundan cezalandırılmasına, sanık Fatih Ö.'in delil yokluğundan beraatine, diğer sanık Bünyamin E.'ün ise CYUY.nın 253/3. maddesi gereğince hakkında açılan davanın reddine karar verilmiştir. Kararın temyiz edilmesi üzerine Yüksek Yargıtay 5. Ceza Dairesi tarafından "sahte belgelerle emekli olanlara verdikleri ilaç bedellerini müdahil Emekli Sandığı ve Bağ-Kur Genel Müdürlüğünden almak suretiyle iki ayrı sahtecilik suçundan cezalandırılması için sanık İbrahim A. hakkında; sahte küpürlerle ilaç bedeli tahakkuk ettirip Emekli Sandığından alınmak suretiyle müteselsil şekilde sahtecilik suçunu işlediği yönünden sanık Fatih Ö.'e yönelik olarak ve farklı eczane sahiplerine sahte ilaç reçeteleri tedarik etmekten ibaret eylemi nedeniyle açılan bu davanın konusu itibariyle aynı olmadığından esasına ilişkin karar verilmesine" ilişkin olarak sanık Bünyamin E. açısından bozulmuştur. Yerel Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar sonucunda eczacı sanıklar İbrahim A., Fatih Ö. ve arşiv memuru Bünyamin E.'ün sahtecilik suçundan cezalandırılmalarına karar verilmiştir.
Yargılama sürecinde müdahil kamu kurumlarınca yaptırılan bilirkişi incelemelerinin yanısıra hazırlık soruşturması sırasındaki diğer grafolojik incelemelerde reçetelere yapıştırılan küpürlerin bir kısmının orijinal olmayan sahte küpürler olduğu tespit edilmiştir. mahkemece suça konu reçeteler üzerinde bilirkişi incelemesi yapılması amacıyla iki Sayıştay denetçisinden ve Eczacılar birliğinden temin edilen bir eczacı tarafından oluşturulan heyette eczacı bilirkişi Haluk Tarım tarafından düzenlenen 18.9.1995 günlü raporda olayda sahtecilik olmadığını bildirdiği, daha sonra eczacı bilirkişinin yerine atanan eczacı İlhan K.'ün 3.4.1996 günlü raporunda eczaneler tarafından sahte fiyat küpürü bulunan reçetelerin müdahil kuruma fatura edildiğinin anlaşıldığı, Sayıştay denetçisi olan bilirkişiler ise dava konusu olayın öncelikle üç kişilik eczacılardan oluşan bir heyetçe değerlendirilmesinden sonra dosyanın kendilerine tevdiini istedikleri, küpürler üzerinde yapılan eksik incelemenin daha sonra kriminalistik uzmanı olan bilirkişi Muhittin K. tarafından 17.7.1996 günlü raporla tamamlattırıldığı, bu raporda da reçetelere ilsak edilmiş ilaç küpürlerinin iğfal kabiliyetinin bulunduğu tespit edilmiştir.
Görüldüğü gibi Yerel Mahkemece deliller, yaptırılan bilirkişi incelemelerinden de anlaşılacağı üzere sanıkların eylemi sahte küpürlerin reçetelere yapıştırılıp kuruma fatura edilerek menfaat sağlanması şeklinde değerlendirilerek toplanmış olmasına rağmen eylem TCK.nun 342. maddesinde yer alan sahtecilik suçu olarak kabul edilmiştir.
Sanıklara atılı suçun hukuki açıdan kısaca irdelenmesi yapılacak olursa;
TCK.nun 342. maddesinde yer alan sahtecilik suçunun faili suça konu belgeyi düzenleme yetkisi bulunmayan memurlar ve üçüncü kişilerdir. Suçun maddi unsuru resmi belgeyi tamamen veya kısmen gerçek dışı ( sahte ) olarak düzenleme, bazı yerlerini silme veya ekleme suretiyle sahte hale getirmektir. Ancak sahteciliğin aldatma-kandırma unsurlarını da kapsaması gerekir. Suçun oluşması için genel kasıt yeterlidir.
TCK.nun 503. maddesinde dolandırıcılık bir kişiyi kandırabilecek nitelikte hile ve desiseler yaparak hataya düşürüp onu veya başkasının zararına kendisine veya başkasına haksız bir menfaat sağlamak şeklinde düzenlenmiştir.
Dosyada, sanıklar tarafından faturaya dönüştürülen reçeteler doktorlarca yazılmıştır. İlaç küpürleri ve emekli sağlık karneleri ile birlikte eczanelere verilmiş bulunması, bunlara dayanılarak düzenlenen ve suçun maddi unsuru olarak hile ve desise teşkil eden faturalarla birlikte ilgili kuruma verilerek tahsilat yapılmak suretiyle haksız çıkar sağlanmış olması karşısında sanıkların eylemlerinin dolandırıcılık suçunu oluşturduğunun kabulü gerekmektedir. ( Yargıtay Ceza Genel Kurulu 27.3.2001 gün 2001/6-36 Esas 2001/ 28 K. )
Yerleşmiş yargısal uygulamalarda da sahte ilaç küpürlerinin doktor reçetelerine yapıştırılıp bedellerinin resmi kuruluşlardan tahsil eyleminin TCK.nun 504/7. maddesinde yazılı nitelikli dolandırıcılık suçunu kapsadığı kabul edilmektedir. ( Yargıtay Ceza Genel Kurulu 3.7.2001 gün 2001/6-149 esas 2001/154 K, 6.Ceza Dairesi 8.4.1997 ün 3212/3766, 27.1.1997 gün ve370/467,14.12.1995gün ve 13608/13480, gün ve 22.11.1995 gün ve 10927/12241, 1.12.1997 gün ve 11904/11677, 8.4.1996 gün ve 3428/3803, 15.3.1999 gün ve 1319/1288 sayılı kararları )
Olayımızda sahtecilik suçunun yasada belirtilen unsurlarının oluşmadığı, sanıklar tarafından sahte küpürlerin reçetelere yapıştırılarak faturalara bağlandığı ve müdahil kurumlardan bedellerinin tahsil edilerek menfaat sağlandığının iddia edilmesi ve dosya içerisindeki tüm deliller karşısında eylemin suç tarihine göre TCK.nun 503/2. maddesine uyan dolandırıcılık suçunu oluşturduğu, suç tarihi ile inceleme tarihi arasında ise yasanın öngördüğü 7 sene 6 aylık zamanaşımı süresi dolmuş bulunduğundan sanıklar hakkında açılan kamu davasının TCK.nun 102/4 ve 104/2. maddeleri gereğince ortadan kaldırılmasına karar verilmesi yerine sahtecilik suçundan cezalandırılmalarına karar verilmesi,
2- Yerel Mahkemece ve Yüksek Yargıtay 5. Ceza Dairesinin bozma kararına göre sanıkların sahtecilik suçuna katıldıkları kabul edilen diğer sanıklar Abdurrahman U. ve Behzat K.'ın eylemlerinin sahte ilaç küpürlerini temin etmekten ibaret olduğu ve TCK.nun 345. maddesine uyduğu kabul edildiği halde aynı suçu aslî fail olarak işlediği iddia olunan sanıklar hakkında TCK.nun 342. maddesinde kurulan hükmün onanmasına karar verilmesi ( 6 C.D. 6.6.1990 4947/5062 ) itiraz nedenlerimizi kapsamaktadır.
Yukarıda açıklandığı üzere sanıklara atılı sahtecilik suçunun unsurlarının oluşmadığı, yerleşmiş Yargıtay Kararlarına göre eylemin nitelikli dolandırıcılık kapsamında olduğu, suç tarihine göre TCK.nun 503. maddesine uyduğu ve TCK.nun 102/4, 104/2. maddelerinde öngörülen zamanaşımı süresi dolduğundan haklarında açılan kamu davasının ortadan kaldırılması gerektiği" görüşüyle itiraz yasa yoluna başvurulmuştur.
Dosya Birinci Başkanlığa gönderilmekle, Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Sanıkların sahtecilik suçundan cezalandırılmasına karar verilen somut olayda; Özel Daire ile Yargıtay C.Başsavcılığı arasındaki uyuşmazlık, suç vasfının belirlenmesi, dolayısıyla zamanaşımının gerçekleşip gerçekleşmediği noktasında toplanmaktadır.
Ancak dosyanın incelenmesinde; Yerel Mahkemenin 17.12.1996 gün ve 250/6 sayılı ilk hükmünde; sanık Bünyamin E.'ün, Ankara 8.Ağır Ceza Mahkemesinde aynı olay nedeniyle yargılanıp mahkûm olduğu, sanık hakkında açılan bu davanın mükerrer dava olduğu, Ankara 11.Asliye Ceza Mahkemesine açılıp, bu dava ile birleştirilen olay nedeniyle de sanığın Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanıp hakkında 166/200 sayı ile karar verildiği gerekçesiyle, hakkındaki davaların CYUY.nın 253/3. maddesi uyarınca reddine karar verildiği,
Katılan Emekli Sandığı vekilince bu hükmün, beraat eden bir kısım sanıklarla sınırlı olarak temyiz edildiği, Özel Dairece de temyiz kapsamı bu şekilde belirlenmesine karşın, sanık hakkındaki hükmün aleyhe bozulduğu, bozmaya uyularak verilen mahkûmiyet kararının ise Yargıtay 6. Ceza Dairesince onandığı anlaşılmaktadır. Sanık Bünyamin E. hakkında ilk hükme yönelik temyiz bulunmadığı, bu hükmün temyiz edilmeksizin kesinleştiği saptandığından, sanık hakkında Yargıtay 5. Ceza Dairesince verilen bozma ve bozmaya uyularak verilen mahkûmiyet kararı ile Özel Daire onama kararları hukuki değerden yoksundur. Bu itibarla, sanık Bünyamin E. hakkında Yargıtay C.Başsavcılığı itirazının bu değişik gerekçe ile kabulüyle sanık hakkında 5. Ceza Dairesince verilen bozma, bozma üzerine verilen hüküm ve Yargıtay 6. Ceza Dairesinin onama kararlarının ortadan kaldırılmasına oybirliği ile karar verildikten sonra diğer sanıkların hukuki durumlarının incelenmesine geçilmiştir.
Sağlık Hizmetleri Dairesi Başkanlığının teftişi sırasında, Diyarbakır'da bulunan S... Eczanesine ait 28.3.1990 ve 2.3.1990 tarihli ödeme emirleri ekinde bulunan reçetelerden yüksek fiyatlı ilaçlara ait küpürlerin sökülerek menfaat karşılığı bazı eczanelere satıldığının saptanması üzerine olaya karışan memurlar ve eczanelerin tespiti çalışmalarına başlanılmış, bu konuda basında da haberlerin yer alması üzerine Emekli Sandığı, Bağ-Kur ve SSK. Müfettişleri ve kolluk tarafından soruşturmaya başlanmıştır.
Yapılan soruşturmalar kapsamında; sanık Fatih Ö.r'e ait M... Eczanesi tarafından Emekli Sandığına fatura edilerek bedelleri tahsil olunan reçetelerden; Hatice B.'a ait 2, Abdülbaki G.'e ait 5, Hatice İ., Yasemin D., Erdal U. ve Özge M.'a ait toplam 11 adet reçetedeki Human Albumin %20 isimli ilaca ait reçete eklerindeki 61 adet küpürün sahte olduğu Kuvvet İlaç Sanayi tarafından 31.1.1991 tarihli yazı ile Emekli Sandığı Genel Müdürlüğüne bildirilmiştir.
M... Eczanesi sahibi sanık Fatih Ö. aşamalarda benzer şekilde; 1990 yılının Haziran ayından beri M... Eczanesinin sahibi ve mesul müdürüyüm, kalfa olarak yanımda Selami K. eczaneyi açtığımdan beri çalışmaktadır, 1990 yılının 10. ayı sonlarına doğru da yanımızda bulunan G.... eczanesinde çalışan Emrullah Ü. isimli kalfa yanımda çalışmaya başladı, ancak 20 gün sonra eczanemden ayrıldı, Emekli sandığına fatura edilmiş bazı reçetelerdeki Human Albumin isimli ilacın fiyat küpürlerinin sahte olduğunu kabul etmiyorum, kalfalarım tarafından da bu şekilde reçete sandığa gönderilmemiştir. Hiçbir doktor ve hastane personelini tanımıyorum. Emekli sandığına fatura ettiğim reçetelerdeki bütün ilaçlar reçeteyi getiren kişiye verilmiştir, şeklinde savunma yaparak suçlamaları red etmiştir.
Grafoloji ve sahtecilik uzmanı bilirkişi İ.Metin Karabenli tarafından düzenlenen 2.2.1991 tarihli raporda da; incelemeye esas küpürler ile mukayeseye esas küpür arasında harflerin yapıları itibarı ile farklılık bulunduğu, mukayeseye esas küpüre kıyasla iki farklı baskı ile husule getirilmiş ve sahte oldukları, sahte küpürlerin, G... Eczanesinde bulunan sahte küpürler de olduğu gibi, iki grup halinde bulunduğu ve bu küpürlerin de onlarla aynı olduğu belirtilmiştir.
Hatice B. adına düzenlenmiş 25.9.1990 tarihli reçeteyi düzenleyen doktor Bekir Y. Müfettiş tarafından saptanan 5.4.1991 tarihli beyanında; bana aslını göstermiş olduğunuz, Hatice B. adına düzenlenmiş reçetedeki imza ve yazılar bana ait değildir. Reçete tarafımdan düzenlenmemiştir, imzam taklit edilmiştir, şeklinde beyanda bulunmuş,
Numune hastanesi başhekimliğince yapılan araştırmada; Yasemin D., Erdal U. ve Özge M. adlarına düzenlenmiş reçete muhtevasındaki ilaçların, hasta ilaç tabelalarında kayıtlı olmadığı ve sözkonusu hastalarda kullanılmadığı bildirilmiştir.
Hakkında sahtecilik suçundan verilen mahkûmiyet kararı Özel Dairece onanan doktor Abbas Gaffari O. 19.11.1990 tarihinde müfettişler tarafından alınan beyanında ve diğer aşamalarda benzer şekilde; 2 yıl önce Numune Hastanesi KBB servisine ihtisas yapmak için geldim, 1990 yılı içerisinde çalıştığım bölüme bazı hastaları getirip, bana ve diğer bazı doktorlara özel olarak muayene ettiren Emrullah Ü. ile tanıştım, kendisi ile samimi oldum, daha sonra Emrullah, patronu olduğunu söylediği Nazmi K. ile yanıma gelip bizi tanıştırdı, klinikte yatan hastaların reçetelerini eczanelerine göndermemi rica ettiler, kabul ettim, önce eşantiyon hediyeler gönderiyordu, bir gün eczanesine gittiğimde Nazmi, gönderdiğim reçeteler için teşekkür ederek, reçetelere Fortum ilacının biraz fazla yazılmasını talep etti, istediği ilaçları yazdığım taktirde bedelin % 40'nı teklif etti, ancak bana % 5 ile %10 arasında para ödedi, kendisi ile tahminen 3 ay çalıştım. Yazdığım reçeteler karşılığında bir miktar para ile annem için çeşitli ilaçlar aldım, Nazmi K.'a gönderdiğim reçetelerdeki ilaçlar genelde hastalara verilmiyordu, bazen çok önemli ve hayati önem taşıyan hastalıklarda yazdığım bir iki ilaç kullanılıyor diğerleri gelmiyordu, ilaç gönderilmeyen reçeteleri ise Nazmi kendisi tarafından nereden ve ne şekilde temin edildiğini bilmediğim, ilaç fiyat küpürlerini monte ederek tahsil ediyordu. İlaçlar hastalar tarafından kullanılmamıştır, çok acil durumlarda bir iki kalemi kullanılmış olabilir. Reçete yazdığım hastalar kliniğimizde yatan hastalardır. Ayrıca Rüştü A.'a da bu şekilde reçete yazıp yüzde aldım. Türkiye'de fahri olarak çalışmaktayım, şeklinde beyanda bulunmuş,
Duruşmada ise; cerrahi kliniğinde çalıştığını, kendisine gelenleri kıramayıp ilaç yazdığını, muayene ettiği kişilerin karnesine bakmadığını, acil hallerde eczanelerden telefonla ilaç istediğini, önceki ifadesinin doğru olduğunu ancak para aldığı yolundaki beyanın doğru olmadığını söylemiştir. Hakkında sahtecilik suçundan verilen mahkûmiyet hükmü onanan sanık Emrullah Ü. 19.11.1999 tarihli kolluk beyanında; çeşitli eczanelerde kalfa olarak çalıştıktan sonra, 45 gün Nazmi K.'a ait K... Eczanesinde çalıştım, daha sonra buradan çıkıp M... Eczanesine kalfa olarak girdim.
Nazmi K.'ın yanında çalışırken, bana tanıdığım doktor olup olmadığını sordu, Numune Hastanesinden KBB servisinde Abbas G. isimli doktoru tanıdığımı söyledim. Birçok kurumla birlikte emekli sandığı ile de anlaşmalı olduğunu, işlerinin iyi gitmediğini, reçete yazacak doktor aradığını söyledi. Abbas G.nin yanına gidip, onları tanıştırdım. Nazmi K. eczanenin adresini verip, emekli sandığı ile ilgili reçete olduğunda göndermesini istedi. Doktor konuyu eczanede daha detaylı konuşacaklarını söyleyerek tamam dedi. Birkaç gün sonra Abbas G. eczaneye gelip, eczanenin arka tarafında Nazmi ile baş başa görüştü, bir müddet sonra Abbas G. eczaneyi arayarak elinde emeklilere ait ve yatan hastaların reçeteleri olduğunu, gelip alınmasını söyledi, gidip reçeteleri alıp getirdim, bu iş çalıştığım süre içerisinde devam etti, getirdiğim reçetelerde yazılı ilaçlardan sadece doktorun istediği ilaçları alıp götürüp servise verirdim, bazen de Abbas G.nin doğrudan doğruya reçeteleri getirip Nazmi'ye verdiği oluyordu, reçetedeki ilaçların gidip gitmediğini bilmiyorum. Reçetelerin ekindeki ilaç fiyat küpürlerini Nazmi K. gayri kanuni yollardan elde ettiği fiyat küpürlerini ilaçsız reçetelere monte ediyordu, bu küpürleri kimlerden ne şekilde aldığını bilmiyorum, Abbas G. ile tanıştırdığımda Nazmi bana; Emrullah bu adam bizden %40 diğer eczanelerden %30 alıyor ama ne yapalım elimiz mahkûm, hem o kazanıyor hem biz kazanıyoruz mecburuz vermeye diye söylemişti. Ancak Abbas G.'nin ne kadar para aldığını kesin olarak bilmiyorum. Nazmi K. ve Abbas G. haricinde çalıştığım eczanelerde böyle bir reçete işine aracılık etmedim, şeklinde savunma yapmış, ancak sanığın Kahraman eczanesinden sonra kalfalık yaptığı M... Eczanesinde de Abbas G. tarafından yazılmış 6 adet sahte küpür taşıyan reçete saptanmıştır.
Duruşmada ise suçlamaları red ederek, emniyet ifadesini kabul etmediğini söylemiştir.
Hakkında sahtecilik suçundan verilen mahkûmiyet kararı ile dolandırıcılık suçundan verilen zamanaşımı ile ortadan kaldırma kararları onanarak kesinleşen sanık Süleyman T., İhsan A., Emine T., Süleyman T., Y. Buket T. ve Ünal D. adına düzenlenen reçetelerle ilgili olarak; tanıdığı emekli kişilerin karnelerini alarak, kayıtlarını yaptırıp, kullandıkları ilaçların yanına Rocephin isimli ilacı, tanıdığı doktorlara yazdırıp, reçeteleri yüzde karşılığı K... ve Y... Eczanelerine verdiğini, bu şekilde birçok personelin ilaç yazdırdığını, doktorların iyi niyetinden yararlandığını söylemiştir.
Konu ile ilgili beyanları saptananlardan
Tanık Enver Ü.; ( Macihan Ü. adına düzenlenmiş reçete ile ilgili ) Abbas G. imzalı, G... Eczanesi kaşesini taşıyan reçeteyi yapmak için teyzemin oğlu Emrullah Ü.'nün çalıştığı eczaneye gittim. İlaçların bir kısmını verdi, birkaç ilaç eksikti, Emrullah bir-iki gün sonra gelmemi istedi, dediği günde gidip eksik ilaçları ve karnemi aldım, bu konu nedeniyle sağlık karnesini incelediğimde, yine adı geçen doktor tarafından ek ilaç yazıldığını gördüm. Belirtilen ilaçlar tarafımızdan alınmadığı gibi, M... Eczanesinden de ilaç almadık, annemin bu iğneleri kullanmasını gerektirecek bir rahatsızlığı bulunmamaktadır, reçete arkasındaki imza da bize ait değildir.
Tanık Gazi K.: ( Salih adına düzenlenen reçete ile ilgili ) 7.8.1990 tarihli reçetedeki ilaçlar alınmamıştır, eczane kaşesi altındaki imza da bizlere ait değildir. M... Eczanesini bilmiyoruz, genellikle ilaçlarımızı G... Eczanesinden almaktayız. Reçetede yazılı antibiyoğram yapıldı şeklindeki ibarenin de gerçekle ilgisi yoktur.
Tanık Müjgan M.; kızım Özge M.'ı muayene ve tedavi etmek üzere 24.9.1990 tarihinde Ankara Numune Hastanesine götürdüm, KBB kliniğine başvurdum, doktor Abbas G. benim yanımda iki şişe Alfoksil, 2 şişe paracetamol, 1 şişe serum fizyolojik, 3 şişe % 5 desktroz, 19 adet 10 cc.lik enjektör içeren reçeteyi yazdı, çocuğum yanımda olduğu için doktor Abbas G. ilaçları ben aldırayım dedi, önce sağlık karnemi almadılar, daha sonra sağlık karnesine eczane kaşesi vurulacağını söyleyerek istedi, önce vermek istemedim, ısrar edince verdim, yukarıda belirttiğim ilaçları M... Eczanesinin kalfası bana teslim etti, serumları da hemşireye verdi, Abbas G.nin sağlık karnesinin 21 sayfasına kayıt yaptığını bizzat gördüm, Ankara rehabilitasyon merkezinden hemşire olarak emekli olduğum için ilaçları yakından biliyorum, kızım adına Abbas G. tarafından düzenlenen 24.9.1990 tarihli ikinci reçete tamamen bilgim haricinde düzenlenmiştir. İlgili reçete muhteviyatında yazılı bulunan ilaçları kızımın kullanması yaşı itibariyle mümkün değildir. Benim yanımda doktor tarafından düzenlenen reçete bana gösterilen reçete değildir. Muhtemelen ilk reçete değiştirilerek bu ikinci reçete düzenlenmiştir. İlaçlarımı aldıktan sonra reçeteyi imzalamak istedim, kalfa orada imzaladıklarını söyleyerek karneyi bana iade etti.
Tanık Selime C.; bana gösterdiğiniz 4 reçetede toplam 61 antibiyotik iğne aldığım belirtilmektedir. Trafik hastanesine hiç gitmediğim gibi, hiç iğne de almadım. Söz konusu reçeteler bilgim haricinde yazılmıştır. Trafik hastanesinde bir kez ilaç yazdırdım, bu ilacı da aynı hastanede hastabakıcı olarak çalışan oğlum Celal C. almıştı, sağlık karnem oğlumda durmaktaydı, yazılan reçetelerin benimle ilgisi yoktur.
Tanık İbrahim Y.; bana gösterdiğiniz ve adıma düzenlenmiş, 28.6.1990, 24.7.1990, 26.7.1990 ve 9.8.1990 tarihli reçetelerdeki ilaçları alıp kullanmadım, söz konusu reçetelerde bulunan ve tomografi çekiminde kullanılan ilaçları kullanmam mümkün değildir. Hacettepe veya başka bir hastanede tomografi çektirmedim, bu nedenle ilaç alınması sözkonusu değildir. Yine reçetelerde bulunan Rocephin isimli antibiyotik iğneden de alıp kullanmadım, söz konusu reçeteler bilgim dışında düzenlenmiştir. Eşim adına düzenlenmiş 28.6.1990,9.7.1990,8.8.1990 ve 15.8.1990 tarihli reçetelerdeki ilaçlar da eşim tarafından alınmamış ve kullanılmamıştır. Bu reçetelerde bilgimiz haricinde düzenlenmiştir. Eşim ve bana ait sağlık karnelerini çağrı yazınız geldiğinde aradım bulamadım, en son 1990 yılının ilkbaharında hastaneye gitmiştim, eşim de aşağı yukarı o tarihlerden beri hastaneye gitmedi, sağlık karnelerine ihtiyaç olmadığı için kaybolduğunu fark edemedik, ancak yazı üzerine arayınca fark ettik, belirtilen reçeteler kaybolan sağlık karnemiz kullanılarak yazılmıştır. Eşim ve bana ait reçetelerin arkasındaki M... Eczanesi kaşesi altında bulunan ilaçların alındığına dair atılmış imzalar da bizlere ait değildir. Sağlık karnelerimizi nerede kaybettiğimizi bilmiyorum. Ancak Hacettepe üniversitesine muayene olmaya gittiğimizde kaybetmiş olabiliriz.
Tanık Ünal D.; 7.5.1990, 27.6.1990, 14.9.1990 ve 9.10.1990 tarihli reçeteleri inceledim, reçeteler tamamen bilgim haricinde düzenlenmiştir. Ben 25.6.1990-25.11.1990 tarihleri arasında Erdek'te bulunuyordum, bu nedenle reçete muhteviyatı ilaçların tarafımdan alınması mümkün değildir, ayrıca eczane kaşesi altındaki imza da bana ait değildir. Esasen sözkonusu reçeteler sağlık karnemde de kayıtlı değildir.1990 yılında Ankara hastanesine muayene olmak için gitmedim, ilgili reçetelerde kaşesi bulunan G... , M.... ve K... Eczanelerini de bilmiyorum, bu eczanelerden hiç ilaç almadım, reçeteleri incelediğimde F013823 nolu sağlık karneme bilgim dışında yazıldığı anlaşılmaktadır, sözü edilen sağlık karnemi Hacettepe Üniversitesinde muayene olmak için gittiğimde kaybettim, bu nedenle Emekli sandığına müracaatla adıma 100583 seri nolu yeni bir sağlık karnesi verildi, halen kaybolan sağlık karnem bulunamadı, bana gösterdiğiniz reçeteler kaybolan sağlık karnem kullanılarak düzenlemiştir.
Tanık İhsan A.; kullandığım ilaçlar, Adalat, drisentin, tensinor, ludiomil, nootropil ve norodoldur, bu ilaçlar haricinde ilaç kullanmıyorum, ilaçlarımı komşum olan ve daha önce Ankara Hastanesinde, şu anda ise Numune hastanesinde sekreter olarak çalışan Ayla T. almakta idi, kocası da Ankara hastanesinde teknisyendir, Ayla hanım bana gelerek, sen yorulma, sağlık karneni ver ben doktora yazdırırım diyerek sağlık karnemi alıyor ve yukarıda bahsettiğim ilaçları getiriyordu, bazen sağlık karnemiz uzun zaman kendisinde kalıyordu, bu durumlarda kendisini birkaç kez aramak zorunda kaldım, reçetelerdeki ilaçlardan yukarıda belirttiğim ilaçlar dışında bulunan Rocephin, isimli antibiyotik iğneden kesinlikle kullanmadım, reçetelerin alınan karneme Ayla T. tarafından yazdırıldığı anlaşılmaktadır. Reçete arkasındaki imzalar bizlere ait değildir. Doktorlara da muayene olmuş değilim.
Tanık Sümmani İ.; Ekim ayında Ankara Numune Hastanesi KBB bölümüne burnumdaki eti aldırmak üzere yattım, bir hafta hastanede kaldım, bana kullanılan ilaçlar hastanede doktorlar tarafından aldırıldı, 10.10.1990 tarihli reçete arkasındaki imzayı tanımıyorum, bu reçeteyi düzenleyen dr. Abbas G.'yi de tanımıyorum, doktorum Halis Ü. idi, söz konusu reçetedeki ilaçlar, bana kullanılan ilaçlardan çok fazladır, ayrıca hiç iğne kullanılmadı.
Şeklinde beyanda bulunmuşlar;
Reçetelerinde sanık Fatih Ö.'e ait M... Eczanesi kaşesi bulunan ve işlemleri belirtilen eczane tarafından yapılan Nizamettin E., Emine T., Süleyman T., Y.Buket T., Şevki İ. ve Uğur C. da tanık olarak saptanan beyanlarında, adlarına düzenlenmiş reçelerdeki antibiyotik iğnelerin alınmadığı ve reçeteleri bilgileri haricinde düzenlendiğini söylemişlerdir.
Sanık Abbas G. tarafından Sümmani İ. adına düzenlenip, ilaç muhteviyatı M... Eczanesinden temin edilen reçete ile ilgili Numune hastanesi başhekimliğince yapılan araştırmada; reçete muhteviyatı ilaçların kullanılmadığı, reçete üzerindeki mührün Numune Hastanesine ait olmadığı, İbni Sina Hastanesi antetli reçetelerde bulunan mühür olduğu saptanmıştır.
Sanık İbrahim A.'ın sahibi bulunduğu A... Eczanesi tarafından, Bağ-Kur Genel Müdürlüğüne fatura edilen reçetelerden 1 tanesine ve Emekli Sandığına fatura edilen 18 adet reçeteye sahte ilaç küpürlerinin eklendiğinin saptanması üzerine; eczane sahibi hakkında yasal işleme başlanılmıştır.
Sanık İbrahim A. Kollukta 17.11.1990 tarihli beyanında;1973 yılından beri eczacılık yapmaktayım. Emekli Sandığı, Bağ-Kur ve çeşitli resmi kuruluşlarla anlaşmam vardır. Beşevlerde faaliyet gösteren ve A... Eczanesi ünvanı ile çalıştırdığım eczaneyi 1989 yılında Necatibey Caddesinden buraya taşıdım. Eczanemde çalışma sistemi şöyle olmaktadır. Hasta reçetesi ile birlikte gelip ilacını almaktadır. Hastanede çalışmakta olan kalfam Haki D. de hastaneden getirdiği reçeteleri eczanemizde tanzim ederek hastaya teslim etmektedir. Bana göstermiş olduğunuz reçete ekindeki 18 ayrı kişiye ait reçetelerde bulunan sahte ve tahrifatlı küpürleri şöyle açıklayabilirim. Benim genelde emekli sandığı ile işlerim olduğu için ödemelerim zaman zaman gecikmeli çıkmaktadır. Ben de işlerimi takip için emekli sandığı sağlık işleri dairesine gider işlerimi sorarım, bu arada ödeme ve sevk servisinde Cengiz K. ve şef Bülent T. ile tanıştım, adı geçenler genelde eczanem işyerlerine yakın olduğu için yemek saatlerinde veya mesai çıkışında bana uğrarlar, daha çok Cengiz ile samimiyimdir, tarihten 5-6 ay önce bana Cengiz bir zarf içerisinde sayısını kesin olarak hatırlayamadığım çoğunluğu "rozefin ve fortum" ilaç küpürlerini getirterek, şefi Mustafa B. tarafından verildiğini, bu ilaç küpürlerini dairelerinden ödemesi yapılmış bazı eczanelerin reçete ekinde arşivden alındığını, fatura edip edemeyeceğimi sordu, kendisine böyle bir şey yapılmaması gerektiğini ama madem getirmişsin alayım diyerek aldım, aradan bir hafta sonra durumunun zayıf olması nedeniyle 500.000 lira verdim. Ayrıca Cengiz bu olaydan 20-25 gün sonra aynı yöntemle temin edildiğini söylediği ve şefinin gönderdiği küpürleri bana getirdi, kendisine 400.000 lira verdim. Küpürlerin nasıl ve ne şekilde görevliler tarafından alındığını görmedim, kendilerinden de böyle bir talepte bulunmadım. Fakat yukarıda söylediğim gibi kendileri getirip bana verdiler, ben de olay tarihinde maddi durumu iyi olmadığı için daha önce bir memur tarafından borcu karşılığı getirilen küpürsüz ilaçları hastanede yatan gerçek bir hastaya verdim, ona yazılan reçeteleri de Cengiz'den aldığım sahte ve silinti olduğu müfettiş incelemesi sonucu ortaya çıkan küpürleri reçeteye fatura ettim, bu küpürlerin sahte olduğunu, silinti ve kazıntı yapılıp yapılmadığını bilmiyorum. Bunun dışında hiç kimseden bu şekilde ilaç fiyat küpürü fatura edip bedelini tahsil etmedim. Cengiz aracılığıyla Mustafa B. tarafından gönderilen küpürlerin bedellerini kesin olarak tahmin edemem, K... Eczanesi sahibi Nazmi K.'ı eczacı olması nedeniyle tanıyorum, kendisiyle küpür alışverişimin olması söz konusu değildir. Yanımda çalışan kalfam Özdemir Ö.'in aldığım küpürlerden haberi yoktur. Cengiz'den aldığım küpürleri hiçbir yere fatura etmedim. 16.11.1990 günü işyerimde yapılan arama esnasında bulunan ilaç küpürleri ve reçeteleri gerçek olup, sahte ve silinti bulunmamaktadır.
Sanık İbrahim A. Bağ-Kur Genel Müdürlüğüne fatura edilen reçete ile ilgili alınan 15.10.1991 tarihli beyanında; 9.7.1990 tarihli Nejat K. adına Murat Ç. tarafından düzenlenen reçeteye benim eczanemden ilaç verildi. Reçetenin arkasındaki kaşe bana aittir. İlişik ilaç küpürleri de bana aittir. Hastayı tanımıyorum, reçetenin kim tarafından getirildiğini bilmiyorum, ilacı verdiğimiz kişiden imza aldığımızdan, bu kişi hasta mı yoksa yakını mı bilemem, onun için reçete arkasındaki imzanın kime ait olduğunu bilmiyorum. "fortum" isimli ilaca ait küpürler ilacın orijinal ambalajından kesilmek suretiyle yapıştırılmıştır. Bu nedenle ilaç firmasının iki adet küpürün sahte olduğu şeklindeki iddiasını kabul etmiyorum.
Daha önce Emekli Sandığı Genel Müdürlüğü müfettişleri tarafından yapılan inceleme sırasında polise verdiğim ifadem doğrudur. Emekli sandığından iki personelden az miktarda küpür aldım, ancak Nejat K.'ın reçetesine yapıştırılan Fortum isimli ilaca ait küpürler bu kişilerden alınan küpürler değildir. Hiçbir şekilde Bağ-Kur'a fatura ettiğim reçetelere yapıştırmadım.
Kalfam da diğer eczanelerdeki kalfalar gibi hastaneye gider, yatan hastaların reçete ve sağlık karnelerini getirir, daha çok hasta yakınları ile birlikte gelir. Eczaneden satın alınan ilaçların bu hastalarda kullanılıp kullanılmadığını bilemem, bildiğim bu ilaçların eczanede tamamının verildiğidir. Küpürün sahte olduğuna inanmıyorum, şeklinde savunma yapmış,
C.Savcılığında, önceki beyanlarının doğru olduğunu söylemiş,
Duruşmada alınan beyanlarında ise, daha önce verdiğim ifadelerin hepsi doğrudur. Sahte reçete tanzim ettirdiğim veya doktorlara rüşvet verdiğim yönünde herhangi bir delil bulunmamaktadır. Böyle bir şey de yapmadım. Reçeteler karşılığında herkes ilaçlarını almıştır. Bizde genellikle iade alınmış ilaçlar olur, bu iade alınan ilaçların küpürleri yoktur. Temin ettiğimiz küpürlerle bunlar monte edilerek tekrar raflarda satışa sunulur. Daha evvel iş ilişkisi nedeni ile tanıdığım emekli sandığından Cengiz K. nisan ayında bir gün bana geldi, zarf içerisinde 80 civarında küpür bıraktı, lazım olur kullanırsınız diyordu, kimin gönderdiğini sorduğumda Mustafa B.'in gönderdiğini söyledi, yukarıda belirttiğim gibi bana gelen küpürsüz ilaçlara bunları monte ederek verdim, bunların bir bölümünün emniyet araştırmasında sahte olduğunu öğrendik, bu sahte küpürler emekli sandığından gelen küpürlerdir, şeklinde savunma yapmış,
Hemen hemen her reçetede 61.800 lira değerindeki Rozefin isimli iğnenin yazılı olduğu hususu sorulduğunda, bunların böyle oluşu tesadüftür, küpürlerin hepsi sahte değildir, bize iade edilen ilaçlar pahalı ilaçlardır, ucuz ilaçların dönüşü olmadığı için böyle oluyor, demiştir.
Sahtecilik suçundan mahkûmiyetine ilişkin hüküm Özel Dairece onanarak kesinleşen sanık Mustafa Bülent T. kollukta; çalıştığım ödeme sevk servisine beş il hariç Türkiye çapında emekli sandığı ile anlaşmalı eczaneler ve diğer tıbbi kurumların evrakları gelir, ödeme emirleri ayrılır, fatura ekindeki reçeteler ise küpürleri ile beraber arşive kaldırılır, Nazmi K.'ın söylemesi üzerine Diyarbakır'da faaliyet gösteren S... Eczanesine ait zarftan istediği ilaç küpürlerini kendisine verdim, 3 kez küpür verdim, ayrıca birlikte çalıştığımız Cengiz ile sohbet esnasında arşivde saklanan küpürlerden yüksek fiyatlı olanları koparıp tanıdıklarımıza satalım diye konuştuk, kendisi A... Eczanesi sahibi İbrahim A. ile samimi olduğunu ona teklif götürüp konuşacağını, kabul ettiğinde bu işi yapmamızı söyledi, birkaç gün sonra Cengiz bana gelip, İbrahim ile konuştuğunu şahsın belirli bir yüzde karşılığı küpürleri alacağını söyledi, iki ayrı zamanda yaklaşık 150 adet Rocephin, Cefobid ve Clorofon ilaç küpürlerinden Cengiz'e verdim, o da götürüp İbrahim A.'a veriyordu, bu iş karşılığı Cengiz bana 450.000 lira verdi, şeklinde beyanda bulunmuş,
Müfettişlikte alınan beyanında da benzer anlatımda bulunarak; Nazmi K.'a verdiği küpürleri başka eczanelerin ödemesi yapılmış ve iptal edilmiş reçetelerinden söktüğünü, bir kısmının ise temiz küpürler olduğunu, bu küpürlerin Rocephin, Cefobid ve Claforan isimli ilaçlara ait olduğunu, kendisinden 850 bin lira aldığını, Cengiz K.'in kendisini A... Eczanesinin sahibi İbrahim A. ile tanıştırdığını, Cengiz'in yukarıda ismini belirttiği ve kendisinin arşivden aldığı ilaç küpürlerini iki kez İbrahim A.'a verdiğini, ikinci kez birlikte gittiklerini, bu iş karşılığı toplam 950 bin lira aldıklarını, bu eczaneye verdikleri küpürlerin de bir kısmının üzeri kalemle iptal edilmiş olduğunu söylemiş,
Duruşmada ise; Emekli Sandığı sağlık hizmetlerinde şefim, işim gereği eczacılarla ilişkim olmuştur. Samimi olduğum eczacı Nazmi K.'a ısrar etemesi üzerine 200 civarında Rozefin ve Fortum küpürü verdim, kendisine 3 kez küpür verdim, 850.000 lira aldım, bir kere de Cengiz K.'e 150-200 küpür verdim daha sonra ondan 250.000 lira aldım, başka eczanelere vermedim, sahte olduğunu bilmiyordum, bir bölümü sonradan sahte çıkmış, emniyet ifademi kabul etmiyorum, diğer ifadelerime bir diyeceğim yoktur, şeklinde beyanda bulunmuştur.
Sanığın beyanlarında adı geçen ve sahtecilik suçundan hakkındaki mahkûmiyet hükmü Özel Dairece onanarak kesinleşen sanık Cengiz K. de aşamalarda, sanık Mustafa Bülent T.'in beyanlarına benzer anlatımda bulunarak, küpür sahteciliği araştırılırken soruşturmanın safahatı hakkında gerek telefonla gerekse bizzat giderek İbrahim A.'a bilgi verdiklerini söylemiştir.
Hakkında verilen beraet kararı onanarak kesinleşen sanık Özdemir Ö. kollukta ve duruşmada benzer şekilde, 1989 yılından beri İbrahim A.'ın eczanesinde kalfa olarak çalışıyorum, genellikle Gazi üniversitesinin üroloji bölümünü ile çalışmaktayız. Buradaki doktorlarla patronum çok samimi olduğu için gelen hastaların reçetelerini alır, eczaneye getirir, reçetedeki ilaçları hasta yakınları veya bölüm hemşiresine teslim ederim. Yine aynı hastanenin acil servisine gelen hastalar için gerekli reçetelerde yazılı ilaçları götürürüm, reçeteleri patronumla ilgili kurumlara ödemek üzere hazırlarız, reçete işlerini ve tahsilat işlerini tamamladığımda, yazılı ilaçlara ait küpürler patronum İbrahim A. tarafından verilir, reçete ekine ilave ederim.
A... Eczanesi tarafından fatura edilen ve emekli sandığına bedellerinin tahsili için gönderilen 18 ayrı hastaya ait reçete ve küpürler eczanemize aittir. Hastalardan Feriha Y. dışındakileri tanımıyorum, bu nedenle reçetede yazılı ilaçların verilip verilmediğini ve nasıl verildiğini bilmiyorum. Silinti ve kazıntı yapıldığı söylenen küpürler konusunda bir bilgim yoktur, Cengiz ve Bülent'i tanırım, Cengiz patronumun yanına sık sık gelir gider, kendisinden sahte veya tahrifatlı ilaç küpürü almadım, ilaç küpürlerini bana patronum verir, küpürlerin nereden temin edildiğini bilmiyorum.
Bağ-Kur'lu Nejat K.'a ait reçeteyi düzenleyen doktor Murat Ç. beyanında; 9.7.1990 tarihli reçeteyi ben düzenledim, imza bana aittir, hastayı hatırlamıyorum, eğer hasta tabelası olsaydı Fortum isimli ilacı kullanıp kullanmadığımız kesin olarak görülürdü, ancak yazdığıma göre mutlaka kullanılmıştır. Hastanede hasta tabelasının neden bulunamadığını bilmiyorum, ancak bazı dosyaların bulunamadığını hastalardan öğreniyoruz.
Eczacı İbrahim A.'ı şahsen tanıyorum, hastanede mevcut olmayan ilaçları Bağ-Kur'lu olanların sağlık karnelerine ve reçetesine yazarak alınmasını isteriz. O işlemden sonra ilişkimiz kesilir. İlacın alınıp alınmadığı, yada sahte küpür yapıştırılıp yapıştırılmadığını bilemeyiz.
Tanık Nejat K. beyanında; Bağ-Kur emeklisiyim, prostattan şikayetim vardı, 7 Temmuz 1990 tarihinde Gazi Üniversitesi hastanesine ameliyat olmak için yattım, 9 Temmuz da da ameliyat oldum. Dr. Murat Ç. sağlık karnemi alıp ilaç alacaklarını söyledi, ben de verdim, reçetenin arkasındaki 48 adet ilaç aldım kaşesinin altındaki imza bana ait değildir. Yine A... Eczanesinden ilaçların alındığını gösteren imza da bana ait değildir. Klinikte yattığım süre içerisinde Fortum isimli ilaç hergün kullanıldı, 7 gün kaldım, bu süre içerisinde ancak 7 tane kullanılabilir. 18 serumun da kullanılacağına ihtimal vermiyorum. Kullanılan ilaçların miktarı ve isimleri hasta izleme kartında yazıyordur.
Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesince gönderilen 13.8.1991 tarihli yazıda, bu hastaya ait dosyanın bulunamadığı bildirilmiş,
GLAXO firması tarafından 9.7.1990 tarihli reçeteye yapıştırılan ve İbrahim A. tarafından Bağ-Kur il müdürlüğüne fatura edilen "fortum" isimli ilaca ait iki adet küpürün sahte olduğu belirtilmiş, Sanık İbrahim A.'a Bağ-Kur il Müdürlüğünün 18.10.1990 tarihli ödeme emri ile ödenen ilaç bedeli, sanık tarafından 30.10.1991 tarihinde Bağ-Kur il müdürlüğüne ödenmiştir.
Sahte veya tahrifatlı reçetelerle ilgili olarak beyanları saptananlardan;
Tanıklar Aytek ve Neşe İ.; Babamız Fahrettin A. Gazi Üniversitesi üroloji kliniğinde böbreklerinden ameliyat oldu, kullanılan ilaçlar hastaneden verildi, dışarıdan ilaç alınmadı. A... Eczanesinden ilaç almadık, reçete arkalarındaki imza bizlere ait değildir. Reçetede yazıldığı kadar iğne ve serum kullanıldığını zannetmiyoruz.
Tanık Muhlis T.; 24.5.1990 tarihli reçetenin birinci kaleminde görülen 20 adet Rocephin 1 gr ilacı almadım ve kullanmadım.
Tanık Arif S.; Emekli Sandığından aldığım sağlık karnesini 1988 yılında kaybettim, bu tarihten sonra hastaneye gidip ilaç almadım, 11.10.1989 tarihli reçetedeki ilaçları kesinlikle alıp kullanmadım, şimdiye kadar emekli olduğum PTT sağlık müdürlüğü dışında muayene ve tedavi olmadım, Gazi Hastanesinde Dr. Murat Ç.'a da muayene olmadım, A... Eczanesinin yerini dahi bilmem, bu eczaneden ilaç almadım.
Tanık Munir G.; 1989 yılı Aralık ayında Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesinde böbrek taşı ameliyatı oldum, bir hafta hastanede yatıp taburcu oldum, 22.1.1990 tarihli reçetede belirtilen 8 kalem ilaçtan haberim yoktur. İlaçları almadım, A... Eczanesinden ilaç almış değilim. Kaşe altındaki imza da bana ait değildir. Reçetede yazılı hasta halen yatmaktadır ibaresi de doğru değildir. Reçetede adı geçen doktor Ahmet Ö. vizitlerde gelip gitmekte idi, hastanede bulunduğum sürede, sağlık karnem gerek haberli gerekse habersiz alındığında reçete muhteviyatı sağlık karneme yazılmış olabilir. Ameliyat olduğum süre içerisinde 3-4 serum ve 4-5 iğne vurulmuştum.
Şeklinde beyanda bulunmuşlardır.
Sahte veya tahrifatlı küpür bulunan 10 adet reçete ile ilgili olarak beyanları saptanan, diğer tanıklar, Hayri D., Şükriye S., Arif S., Necdet Ö., İhsan Ö., Yasin H. ve Hasan Basri Ö. de diğer tanıklarla benzer anlatımda bulunmuşlar.
A... Eczanesinden fatura edilen ve sahte küpür taşıyan 8 adet reçeteyi düzenleyen Dr. Ahmet Ö. ve 6 adet reçeteyi düzenleyen Dr. Murat Ç.; kimseyi görmeden ilaç yazmadıklarını, yazdıkları ilaçların da yatan hastalarda kullanıldığını, ayakta tedavi gören hastaların ise ilaçlarını alıp almadıklarını bilmediklerini söylemişlerdir.
Merkez Kriminal Polis laboratuarınca yapılan incelemede; uzmanlar Birol A. ve Mehmet T. tarafından düzenlenen 19.12.1990 tarihli raporda; 18 adet reçetede, küpürler üzerindeki çizgilerin fiziksel yolla silinmesi suretiyle tahrifata uğratıldıkları, hasta adları, reçete tarihleri ve küpür numaraları belirtilerek bildirilmiş, bu raporun müfettişler tarafından yapılan saptamalarla uyumlu olduğu saptanmıştır.
Emekli sandığı tarafından kontrol edilen ve ödendikten sonra arşive kaldırılan reçeteler üzerindeki ilaç fiyat küpürleri iç talimat gereği çizilmek suretiyle iptal edilmekte olduğundan, üzerindeki çizgiler fiziksel yolla silinerek tahrifat yapılan küpürlerin sandık arşivinden alındığı anlaşılmaktadır.
Roche Müstahzarları Sanayi Anonim Şirketince Emekli sandığına gönderilen 26.10.1990 tarihli yazıda; 8 adet reçetedeki toplam 72 küpürün sahte olduğu bildirilmiştir.
Grafoloji ve sahtecilik uzmanı İ.Metin Karabeli tarafından düzenlenen 5.2.1991 tarihli raporda da aynı saptamalara yer verilmiştir.
Yatan hasta reçetelerinden Abdi G., Hayri D., Fahrettin A. ve Güngör G.'ye ait olanların hastane başhekimliğince yapılan incelemede, dosyalarında hemşire gözlem kağıdının bulunmadığı, hemşire gözlem kağıdı bulunan Bahar Ü.'ye ait reçete muhtevasındaki ilaçların hastaya kullanıldığına dair bir kaydın bulunmadığı saptanmıştır.
Hayri D., Abdi G. ve Adil İ. adına düzenlenmiş reçetelerin ilgililerin sağlık karnelerinde kayıtlı olmadığı saptanmıştır.
Sahtecilik ve grafoloji uzmanı İ. Metin Karabenli tarafından düzenlenen 10.1.1991 tarihli raporda; 20.10.1990 tarihli reçetedeki 10 adet, 23.10.1990 tarihli reçetedeki 14 adet, 18.10.1990 tarihli reçetedeki 10 adet, "human albumin %20 ilaç küpürleri, Kuvvet İlaç Sanayine ait mukayeseye esas Albumin %20 ile küpürleri ile;
a-Stereomikroskopta,
b-Ultraviole radyasyonlarında,
c-İnfrared Converterde, karşılaştırılarak yapılan incelemede;
Mukayeseler arasında ibareler ve şekil itibarı ile benzerlik görülmüş ise de harflerin yapıları, birbirlerine olan konumları sol üst köşedeki şeklin netliği ve özelliğinin farklı olduğu,
Kuvvet ecza deposuna ait küpürlerden olmadıkları,
Sahte olduğu tespit edilen ilaç küpürlerinin aynı baskıdan oldukları,
Küpürlerin sahteliğinin ilk nazarda kolaylıkla fark edilemeyeceği, iğfal kabiliyetine haiz olduğu belirtilmiştir.
Kuvvet İlaç Sanayi tarafından gönderilen 8.1.1991 tarihli yazıda; Ali Rıza K. ve Remzi K.'a ait reçete eklerinde bulunan küpürlerin firmalarına ait olmayıp sahte olduğu bildirilmiştir.
Eczacı bilirkişi Haluk T. tarafından düzenlenen 18.9.1995 tarihli raporda; sahtecilik yapıldığı iddia edilen tüm belgelerin incelenmesinde herhangi bir sahtecilik tespit edilememiş ve sözkonusu belgelerde normal bir inceleme ve denetim sonucu sahtecilik olayının anlaşılamayacağı bildirilmiştir.
Eczacı bilirkişi İlhan Küçük tarafından düzenlenen raporda; sahtecilik yapıldığı iddia edilen raporlarda; Fortum, Duocid, Cefobid, Rocephin gibi genellikle pahalı ve kültür antibiogram raporu gerektiren ilaçların yer aldığı,
Hastalar tarafından reçetelerde yazılı pahalı ve günlük kullanılması gereken iğneler aradan uzun bir süre geçse de hatırlanması gerekir, ancak hastalar bu ilaçları kullanmadıklarını söylemektedirler.
Yatan hastalarda reçetelere yazılı ilaçlar sağlık karnelerine de yazılması gerekirken genellikle yazılmadıkları, doktor order kağıdı ve hasta tedavi defterine de yazılmadıkları,
Reçetelerde labaratuar istem kağıdı, kültür antibiogram raporu, hastane mührü, doktor isim ve imza kaşesi bulunmakta olup, bunlarla ilgili herhangi bir sahteciliğin prosedürün tam olması nedeniyle eczane tarafından bilinmesinin mümkün bulunmadığı,
K.... , M.... , G.... , A.... ve A.... Eczaneleri tarafından sahte fiyat küpürü bulunan reçetelerin emekli sandığına fatura edildiği, bu ilaçlardan hangilerinin hastaya verildiği, hangi ilaçların verilmediği, sahte ilaç küpürlerinden ne kadar kullanıldığı bilinmediğinden eczanelerin kuruma zararlarının tespit edilemediği bildirilmiştir.
Bilirkişi Muhittin K. tarafından düzenlenen 17.7.1996 tarihli raporda; Nejat K., Hacı G., Yeter Ö., Hüseyin A., Oruç D., Selma G. ve Memduh M. adlarına düzenlenmiş reçetelerde ilaç küpürlerinin usülüne uygun olarak düzenlenmiş reçete ve faturalara bağlanarak gönderildiğinde, görevlilerce reçetelere ilsak edilmiş küpürlerdeki sahteliğin kolaylıkla anlaşılmasına imkan verecek nitelikte arıza ve emare taşımadıkları, mevcut durumları itibarı ile hukuki sonuç doğurmaya elverişli ve iğfal kabiliyetine haiz olduğu belirtilmiştir.
TCY.nın 342 nci maddesi "Bir kimse resmen memur olmadığı halde 339'uncu maddede gösterilen suretlerle resmi bir varakada sahtekârlık yaparsa iki seneden sekiz seneye kadar ağır hapis cezası ile cezalandırılır.
Eğer vesika kanunen sahteliği ispat olunmadıkça muteber olan resmi evrak kabilinden ise dört seneden on seneye kadar ağır hapis cezası hükmolunur.
Ve eğer sahtekârlık aslın vücudunu farzederek yahut sahih olan aslına mugayir surette yazarak veyahut sahih bir sureti tahrif eyleyerek resmi bir varakanın sureti üzerinde işlenmişse bir seneden üç seneye kadar ağır hapse mahkûm olur.
Eğer mezkûr varaka kanunen sahteliği ispat olunmadıkça muteber addolunun evrak kabilinden ise verilecek ceza iki seneden beş seneye kadar ağır hapistir." hükmünü taşımaktadır.
Bu suçun faili, suça konu belgeyi düzenleme yetkisi bulunmayan memurlar veya yetkisiz diğer kişilerdir. Suçun maddi öğesi resmi belgeyi tamamen veya kısmen gerçek dışı ( sahte ) olarak düzenleme, bazı yerlerini silme veya ekleme suretiyle sahteleştirmektir. Ancak sahteciliğin aldatma-kandırma gücünü de içermesi gerekir. Suçun oluşması için genel kasıt yeterlidir.
Ceza Yasasının Mal Aleyhine İşlenen Cürümlere ilişkin onuncu babının 503 ve 504. maddelerinde düzenlenen dolandırıcılık suçu ise "hile ve desiseler yaparak bir kişiyi hataya düşürüp onun veya başkasının zararına, kendisine veya bir başkasına haksız çıkar sağlamaktadır." Bu suçun oluşabilmesi için,
a ) Fail tarafından hile ve desise yapılmalıdır. Mağdurun inceleme eğilimini etkisiz kılacak nitelikte bir takım hareketlerde bulunulmalıdır. Bu hareketler fail tarafından yapılabileceği gibi bir başka şahsa da yaptırılabilecektir.
b ) Yapılan hile ve desise bir kimseyi kandırabilecek nitelikte olmalıdır. Hile ve desisenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı,olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, faille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
c ) Mağdurun veya başkasının zararına, kendisi veya başkası lehine haksız bir çıkar sağlanmalıdır. Fail kendisi veya başkasına yarar sağlamak amacıyla bilerek ve isteyerek hile ve desise yapmalı, verilen zarar ile sanığın fiili arasında uygun nedensellik bağı bulunmalıdır.
Dava dosyasında bulunup yukarda yer verilen bilgi ve belgelerden sanıklar İbrahim A. ile Fatih Ö.'in, sahte olarak basılmış ilaç küpürleri ile yine Emekli Sandığında görevli olan memurlardan ücret karşılığı temin ettikleri, önceden kullanılmış ilaç küpürlerini bazı doktorlara çıkar sağlamak, bazılarına ise güvence yaratmak suretiyle elde ettikleri sahte raporlara yapıştırıp bedellerini ilgili kurumlardan tahsil ettikleri açıkça anlaşılmaktadır. Yapılan ve iğfal kabiliyetini haiz bulunduğu bilirkişi raporlarıyla belirlenen bu işlemler dayanak alınarak katılan kurumlarca resmi belgeler de düzenlenmiş olduğundan sanıkların eylemleri, dolandırıcılık suçundan ayrı olarak resmi evrakta sahtecilik suçunu da oluşturmakta olup, dolandırıcılık eylemi ile ilgili olarak zamanaşımı gerçekleşmiş bulunduğundan bu aşamada bu suçla ilgili olarak yapılabilecek bir işlem bulunmamaktadır.
Bu itibarla Yargıtay C.Başsavcılığının sanıklar Fatih Ö. ve İbrahim A.'a yönelik itirazı yerinde olmayıp reddine karar verilmelidir.
Ancak, yukarıda belirtildiği gibi sanık Bünyamin E. hakkındaki davanın reddine ilişkin ilk hüküm temyiz edilmeksizin kesinleştiğinden, sanık hakkında verilen ilk bozma kararı ve bozma üzerine verilen hüküm ile Özel Daire onama kararı hukuki değerden yoksun bulunmakla, Yargıtay C.Başsavcılığı itirazının bu değişik gerekçe ile kabulüne karar verilmelidir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle;
1- Yargıtay C.Başsavcılığının sanıklar Fatih Ö. ve İbrahim A. hakkındaki itirazının REDDİNE,
2- Sanık Bünyamin E. hakkındaki itirazının değişik gerekçeyle kabulü ile sanık hakkında Yargıtay 5.Ceza Dairesince verilen bozma, bozma üzerine verilen hüküm ve Özel Daire onama kararının ortadan kaldırılmasına, dosyanın yerine gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına tevdiine, 25.03.2003 günü oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy