(765 S. K. m. 339) (1412 S. K. m. 73) (5237 S. K. m. 204, 205)
Resmi evrakta sahtecilik suçundan sanıklar Metin C. ile İbrahim C.'ün beraatlerine ilişkin Bursa 3. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 1.6.1999 gün ve 68-92 sayılı hüküm C. Savcısı ve katılan vekilinin temyizi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 6. Ceza Dairesince 21.5.2001 gün ve 8608-8433 sayı ile;
"Oluşa, dosya içeriğine, toplanan kanıtlara göre, sanıkların yüklenen suçu işlediklerinin sübuta erdiği gözetilmeden mahkumiyetleri yerine, yasal ve yeterli olmayan gerekçeye dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması," isabetsizliğinden bozulmuştur.
Yerel Mahkemece 27.12.2001 gün ve 317-442 sayı ile;
"Yargıtay bozmasında suçun ne suretle oluştuğu, hangi delillere göre suçun sübuta erdiği, gerekçeli bir tarzda açıklanmamıştır. Mahkememizin kabulüne göre öne sürülen savunma, deliller irdelenmemiştir. Genel bir ifade kullanılarak, toplanan kanıtlara göre suçun sübutu şeklinde bozulmuştur. Oysa sanıkların zaman kazanmak için itirazda bulundukları, daha sonra borçlarını ödemek istedikleri ve ayrıca davacının şikayetinden vazgeçtiği, keza dinlenen bu savunma tanıklarının aksinin ispat edilemediği, tüm dosya kapsamı ile anlaşılmış" tır, gerekçesi ile ilk hükümde oyçokluğu ile direnilmiştir.
Bu hükmün de C. Savcısı tarafından temyizi üzerine dosya, Yargıtay C. Başsavcılığının "onama" istekli 2.12.2002 gün ve 29964 sayılı tebliğnamesiyle Birinci Başkanlığa gönderilmekle Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü.
CEZA GENEL KURULU KARARI
Sanıkların sahtecilik suçundan beraatlerine karar verilen olayda, Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasındaki uyuşmazlık, suçun oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır
Şikayetçi vekili tarafından C. Savcılığına sunulan 12.5.1998 tarihli dilekçede, köy muhtarlığı ile sanıkların ortağı bulundukları mermer şirketi arasında, mermer üretme ve işletme faaliyetleri nedeniyle köy tüzelkişiliğine mali yardımı da içeren bir anlaşma yapıldığı, bu bağlamda köye bir kısım ödemelerde bulunulduğu, kalan miktar için ise 31.12.1997 vade 23.7.1997 tanzim tarihli 700.000.000 lira bedelli bono verildiği, bono bedelinin ödenmemesi üzerine icra takibi başlatıldığı, icra takibine sanıklardan Metin C. tarafından imza itirazında bulunulduğu, suça konu senedin şikayetçi Halil İbrahim E.'in yokluğunda düzenlenerek sanık Metin C. tarafından şikayetçiye verildiği, senetteki imzanın sanık İbrahim C.'ün imzasına benzediği belirterek, sanıklardan şikayetçi olunmuştur.
Şikayetçi Halil İbrahim Eren C. Savcılığında alınan 5.8.1998 tarihli beyanında; Metin C. yaptığımız protokol uyarınca 700.000.000 lira bedelli bonoyu imzalı bir şekilde köye getirip verdi, günü geldiğinde telefonla uyarmama rağmen bedelini ödemedi, yapılan icra takibine de imzanın kendisine ait olmadığı iddiasıyla itiraz etti, senedi oğlu İbrahim imzalamış olabilir, Metin C. de oğlu tarafından imzalanan senedi bilerek kullanmıştır, şeklinde beyanda bulunmuş, duruşmada da benzer anlatımda bulunarak, senet düzenlenirken kendisinin bulunmadığını söylemiştir.
Sanık Metin C. kollukta ve C. Savcılığında, şikayete konu senedin kim tarafından imzalanıp verildiğini bilmediğini, senet icraya konunca dava açtığını beyan etmiş,
Duruşmada ise işlerinin bozulması nedeniyle üçüncü yıl istenen parayı ödeyemediğini, oğlunun diş deposunda suça konu senedi, oğlunun kendi yerine paraf ettiğini, senetten haberi olduğunu, işleri bozulduğu için imza inkarında bulunduğunu, zaman kazanmak için böyle bir yola başvurduğunu, senedin gerçek senet olduğunu söylemiştir.
Diğer sanık İbrahim C. C. Savcılığında, herhangi bir senet imzalamadığını beyanla suçlamaları reddetmiş, duruşmada ise suça konu senedin diş deposunda şikayetçi muhtarın da hazır olduğu halde düzenlendiğini, yazı ve imzaların kendisine ait olduğunu, imzanın ise babasının bilgisi dahilinde atıldığını, bunu şikayetçinin de bildiğini söylemiştir.
Savunma tanığı Nevin Şen duruşmada; sanığa ait diş deposunda çalıştığını, şikayetçi muhtarı tanıdığını maden işletmesinden dolayı şikayetçiye ödenmesi gereken para için senet düzenlenmesi gerekince İbrahim C.'ün önce kendisinden senet düzenlemesini istediğini, daha sonra ise İbrahim'in alıp muhtarın önünde senedi yazıp imzaladığını, diğer savunma tanığı Sabit İ. ise duruşmada; İbrahim bey komşum olur, bir fatura işi için yanına gittim oturmamı söyledi, huzurdaki muhtarda oradaydı, bir senet imzaladılar, senedi İbrahim bey imzaladı, ancak muhtar babana da imzalat dedi, şeklinde beyanlarda bulunmuşlardır.
Dosyadaki diğer belgelerin incelenmesinde; İnegazi Köyü Muhtarlığı ile sanık Metin C. arasında 1.4.1996 tarihinde mermer ocağı işletilmesi için sözleşme yapıldığı, sözleşme uyarınca Metin C. tarafından 50.000.000 lira peşin, 30.5.1996 tarihli 150.000.000 lira ve 30.12.1996 tarihli 300.000.000 lira bedelli iki adet çek verileceği, anlaşmanın diğer yıllarda %50 arttırımlı olarak sürdürüleceği, ödemelerin 30 Haziran ve 30 Aralık tarihlerinde çekle yapılacağı, İbrahim C.'ün senetleri ciro ederek köy tüzel kişiliğine vereceği, ayrıca sözleşmeyi de müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzalayacağı belirtilmiş, sözleşme her iki sanık tarafından imzalanmıştır.
Yine sanık Metin ile köy muhtarlığı arasında düzenlenen 20.10.1995 tarihli taahhütnamede sanık Metin C. tarafından 40 gün vadeli 25.000.000 liralık çek ile 15.7.1996 ve 15.7.1997 vadeli senetlerin Metin Mermer İşletmelerinin borçlu, Metin C.'ün ise alacaklı gösterilerek köy tüzel kişiliğine ciro edilip verileceği, köy camiine minare yapılacağı, 1998 ve sonraki yıllarda 200.000.000 lira baz alınarak %50 arttırılan bir senedin 15.7.1998 tarihi itibariyle hazırlanıp muhtarlığa verileceği, sonraki yıllarda da bu koşullarla yıl başında hazırlanan senetlerin muhtarlığa verileceği belirtilmiştir.
Bursa 5. İcra Müdürlüğünün 1998/2786 sayılı icra dosyasının incelenmesinde; İnegazi köyü muhtarlığı tarafından, Metin C. aleyhine 700.000.000 lira bedelli 31.12.1997 vade tarihli senet uyarınca icra takibi başlatıldığı, sanık Metin tarafından imza inkarında bulunularak takibin iptalinin istendiği, Bursa 3. İcra Mahkemesinin 21.10.1998 gün ve 219-634 sayılı kararları ile imzanın Metin C.'ün eli ürünü olmaması nedeniyle takibin iptaline karar verildiği ve kararın kesinleştiği, bu dosya arasında bulunan ve kriminal uzmanı Şerafettin Ç. tarafından düzenlenen 27.7.1998 tarihli raporda senet üzerindeki imzaların Metin C. eli ürünü olmadığının bildirildiği, C. Savcılığınca yaptırılan inceleme sonunda Adli Tıp ve Grafoloji uzmanı Ş. Ali Özer tarafından düzenlenen 9.2.1999 tarihli raporda ise senetteki yazı ve rakamların İbrahim C.'ün eli ürünü olduğu, imzalar taklit mahiyetinde atıldığından sanık tarafından atılıp atılmadığının saptanmasının mümkün olmadığı bildirilmiştir.
TCY.nın 6. bab 3. faslında düzenlenen evrakta sahtekarlık suçlarının hukuki konusu kamunun güvenidir. Belgelerin gerçeğe aykırı olarak düzenlenmesi, gerçek bir belgeye eklemeler yapılması, tamamen veya kısmen değiştirilmesi eylemlerinin kamu güvenini sarstığı kabul edilerek, suç sayılıp yaptırıma bağlanmıştır.
Bu bilgi ve belgeler ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Suça konu 31.12.1997 vade tarihli 700.000.000 lira bedelli bono, sanıklardan İbrahim C. tarafından babası Metin C. adına düzenlenip, takliden imzalanmak suretiyle Metin C. tarafından şikayetçiye verilmiştir. 8.9.1986 tarihli genel vekaletname uyarınca İbrahim C.'ün, Metin C. adına senet imzalama yetkisi bulunmakta ise de sanık senedi Metin C. adına takliden imzalamıştır. Sanıklar mevcut durumu bilmelerine rağmen suça konu senetteki yazı ve imzaların kendilerine ait olmadığını savunmuşlar, C. Başsavcılığınca yaptırılan bilirkişi incelemesinde senetteki yazı ve rakamların İbrahim C.'ün eli ürünü olduğunun saptanması üzerine, bu kez cezadan kurtulmak için senedin şikayetçinin bilgisi ve diğer sanığın onayı dahilinde düzenlenip, imzalandığını savunmuşlar, savunma tanıklarının da bu yolda beyanda bulunmalarını sağlamışlardır. Şikayetçinin beyanları ise baştan itibaren tutarlı olup, dosyadaki diğer somut kanıtlarla da örtüşmektedir. Toplanan kanıtlardan senedin şikayetçinin yokluğunda sanıklardan İbrahim tarafından, Metin adına düzenlenip ve takliden imzalanarak diğer sanık Metin tarafından bilerek şikayetçiye verildiği, her iki sanığa atılı suçun tüm unsurlarıyla oluştuğu anlaşılmış olup bu itibarla isabetsiz olan Yerel Mahkeme direnme hükmünün bozulmasına karar verilmelidir.
Çoğunluk görüşüne katılmayan bir kısım Kurul Üyeleri; senedin şikayetçinin huzurunda düzenlenerek verildiği, sanıkların zaman kazanmak için inkarda bulundukları, atılı suçun oluşmadığı görüşüyle direnme hükmünün onanması yönünde oy kullanmışlardır.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle Yerel Mahkeme direnme hükmünün BOZULMASINA, dosyanın yerine gönderilmek üzere Yargıtay C. Başsavcılığına tevdiine 25.03.2003 günü tebliğnamedeki isteme aykırı olarak oyçokluğuyla karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy