(765 S. K. m. 81, 188, 191, 240, 298, 383, 491) (4616 S. K. m. 1)
Hırsızlık suçundan sanık Orhan Ergin'in TCY.nın 491/4, 522, 59, 81/2, 71. maddeleri uyarınca 1 yıl 15 ay 6 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin İzmir 14. Asliye Ceza Mahkemesince 18.03.1999 gün ve 5-232 sayı ile verilen kararın sanık vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosyayı inceleyen Yargıtay 6. Ceza Dairesince 29.01.2001 gün 813-473 sayı ile,
"Hükümden sonra 22.12.2000 gün ve 24268 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 4616 sayılı Kanunun 1. maddesinin 4, 5 ve 6. bentleri hükmü karşısında; yeniden takdir ve değerlendirme yapılarak hüküm kurulması zorunluluğu" gerekçesiyle hükmün diğer yönleri incelenmeksizin bozulmasına karar verilmiştir.
Yerel Mahkeme ise 09.05.2001 gün ve 300-657 sayı ile; "4616 sayılı Yasanın 1/6. maddesine nazaran, daha önce şartla salıverme hükümlerinden yararlandığı halde yeniden suç işleyerek hüküm giyenler ile daha önce çıkarılmış bir aftan yararlananların 1. maddenin hükümlerinden faydalanamayacakları belirtilmiştir. Bu durumda daha önce hürriyeti bağlayıcı ceza alarak şartla tahliye edilenler şartla tahliye süresinde suç işledikleri veya adli sicil yasasında öngörülen silinme süreleri içinde suç işleyenlerin, diğer bir ifade ile haklarında tekerrür hükümleri uygulananların 4616 sayılı Yasanın 1. maddesinden istifade edemeyecekleri anlaşılmaktadır. Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulu 27.03.2001 gün ve 32-37 sayılı kararında bu hususu açıkça belirtmiştir. Mahkememiz bozmadan önceki kararında sanık hakkında, Karşıyaka 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 03.06.1992 gün ve 325-367 sayılı kararı ile verilen 8 ay hapis cezasının bihakkın tahliye tarihi olan 02.10.1995 tarihinden itibaren Adli Sicil Yasasında belirtilen 5 yıllık silinme süresi geçmeden dava konusu suçları işlemiş olduğundan TCY.nın 81/2. maddesini uygulamış ve adı geçen mahkeme kararı ve infaz tarihleri celbedilmiş bulunmasına nazaran sanığın 4616 sayılı Yasa hükümlerinden istifade edemeyeceği açıkça belli olduğu halde bu yönden mahkememiz kararının bozulması usul ve yasaya uygun görülmediğinden" gerekçesiyle önceki hükümde direnmiştir.
Bu kararın da sanık vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya, Yargıtay C.Başsavcılığının "bozma" istekli 30.05.2002 günlü tebliğnamesiyle 11. Ceza Dairesine ve Özel Dairece Birinci Başkanlığa gönderilmekle Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü.
CEZA GENEL KURULU KARARI
Sanığın hırsızlık suçundan cezalandırılmasına karar verilen somut olayda Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasındaki uyuşmazlık, daha önce koşullu salıverilme hükümlerinden yararlanan sanığın "23 Nisan 1999 Tarihine Kadar İşlenen Suçlardan Dolayı Şartla Salıverilmeye, Dava ve Cezaların Ertelenmesine Dair" 4616 sayılı Yasa hükümlerinden yararlanıp yararlanmayacağı noktasında toplanmaktadır.
22.12.2000 günlü Resmi Gazetede yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 4616 sayılı Yasanın 1 inci maddesinin 2 nci bendinde; 23 Nisan 1999 tarihine kadar işlenen suçlar nedeniyle şahsi hürriyeti bağlayıcı cezaya mahkûm edilenler ile aldıkları ceza herhangi bir nedenle şahsi hürriyeti bağlayıcı cezaya dönüştürülenlerin toplam hükümlülük süresinden on yıl indirileceği, hükümlülük sürelerinden on yıllık indirim yapıldıktan sonra hükümlülük süresi dolanların, iyi halli olup olmadıklarına bakılmaksızın ve istemleri olmaksızın derhal salıverilecekleri hükmü getirilmiş, 5 inci bentte 11 alt bent halinde, bu madde hükümlerinin uygulanamayacağı ayrık tutulan suçlar gösterilmiş, 6 ıncı bendinde ise, "Daha önce şartla salıverilme hükümlerinden yararlandığı halde yeniden suç işleyerek hüküm giyenler ile daha önce çıkarılmış bir aftan yararlananlar bu madde hükümlerinden yararlanamazlar." hükmüne yer verilmiştir.
Yasanın bir kısım düzenlemelerinin Anayasaya aykırı olduğunun def'i ve iptal davası yoluyla ileri sürülmesi üzerine, Anayasa Mahkemesince tüm istemler birleştirilerek yapılan inceleme sonucunda, 18.07.2001 gün ve 4/332 sayılı karar ile söz konusu yasanın 1 inci maddesinin 2 inci bendinin kısmen, 5 inci bendinin, TCY.nın 188, 191, 240, 298 ve 383 maddeleri yönünden; 4, 6, 7 ve 9 uncu bentlerindeki düzenlemelerin ise tümüyle Anayasaya aykırı olduğuna ve iptaline, 2, 4 ve 9 uncu bentlerdeki iptal edilen kuralların doğuracağı hukuksal boşluk kamu düzenini tehdit ve kamu yararını ihlal edici nitelikte görüldüğünden, bu kurallara ilişkin iptal hükmünün, kararın Resmi Gazetede yayımlanmasından başlayarak altı ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiş, bu karar 28.10.2001 günlü Resmi Gazetede yayımlanmıştır. Kaldı ki, Ceza Genel Kurulunun 25.09.2001 gün ve 153/164 sayılı kararında da ayrıntılı olarak açıklandığı üzere, uyuşmazlık konusu ile ilgili yasa maddesinin 6 ncı bendindeki düzenlemenin herhangi bir süre öngörülmeden iptal edilmiş olması, iptalle ilgili herhangi bir düzenleme yapılmasına gerek bulunmaması ve Anayasaya aykırılığı saptanan bu kuralın uygulanmasına devam olunmasının ileride giderilmesi olanaksız zararlara neden olacağı ve hukuk devleti ilkesine olan güveni zedeleyeceği de dikkate alınarak, iptal hükmünün herhangi bir süre ve koşul öngörülmeden iptal edilen bentler yönünden, Anayasa Mahkemesince kararın verildiği gün yürürlüğe girdiğinin kabulünde zorunluluk bulunmaktadır.
Öte yandan sanığın hukuki durumunun, Anayasa Mahkemesinin bu kararıyla iptal edilen hükümlerin yerine yeni hükümler getiren ve Yerel Mahkeme direnme kararından sonra 23.05.2002 günlü Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 4758 sayılı Yasa kapsamında ele alınıp belirlenmesi de gerekmektedir.
Somut olayda sanığın 01.08.1998 tarihinde işlediği iddia edilen hırsızlık suçları için öngörülen yaptırımlar incelendiğinde, iddianameye konu TCY.nın 492 ve 493 üncü maddeleri için, beş ve sekiz yıla kadar hapis ve Yerel Mahkemenin cezalandırma kararına konu olan TCY.nın 491 inci maddesinin 4 üncü bendi için beş yıla kadar hapis cezasını gerektirmektedir. Ayrıca, bu suçlar 4616 sayılı Yasanın 1 inci maddesinin 5 inci bendinde sayılan kapsam dışı suçlar arasında bulunmamaktadır.
Bu itibarla sanığa yüklenen suçun vasıf ve niteliğine, eylemin 23 Nisan 1999 tarihinden önce gerçekleştirilmiş olmasına, hırsızlık suçunun 4616 sayılı Yasanın 1 inci maddesinin 5 inci bendinde sayılan kapsam dışı suçlar arasında yer almamasına göre, bu Yasanın 1 inci maddesine 4758 sayılı Yasa ile eklenen 4 üncü bendi uyarınca davanın kesin hükme bağlanmasının ertelenmesine yer olup olmadığının Yerel Mahkemece değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğundan hükmün bu nedenle bozulmasına karar verilmelidir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle Yerel Mahkeme direnme hükmünün diğer yönleri incelenmeksizin öncelikle 4758 sayılı Yasayla değişik 4616 sayılı Yasa hükümleri uyarınca değerlendirme yapılmak üzere BOZULMASINA, dosyanın yerine gönderilmesi için Yargıtay C.Başsavcılığına tevdiine, 04.02.2003 günü tebliğnamedeki isteme uygun olarak oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy