(2709 S. K. m. 153) (4616 S. K. m. 1) (647 S. K. m. 19, Ek. m. 2) (765 S. K. m. 17, 343, 497, 59)
Dava: Şartla salıverildikten sonra yeniden suç işlemesi nedeniyle şartla salıverilme kararı geri alınan hükümlü C.D.'nin 4616 sayılı Yasadan yararlandırılması yolundaki istemin reddine ilişkin Manisa Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 14.8.2001 gün ve 243 müt. sayılı karara vaki itirazın reddine dair İzmir 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 23.8.2001 gün ve 295 müt. sayılı kararına yönelik yazılı emirle bozma istemi dosyayı inceleyen Yargıtay 6. Ceza Dairesince 10.12.2001 gün ve 15441-15189 sayı ile;
4616 sayılı Kanunun bazı hükümlerini iptal eden ve hükümlü lehine bulunan 18.7.2001 gün, 2001/4- 332 sayılı Anayasa Mahkemesi kararının esasını oluşturan hüküm bölümünün yazılı ve görsel basın aracılığı ile kamuoyuna bildirilerek, örneğinin bu yolla yayınlanmış, benzer konudaki Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 9.12.1992 tarih, 1992/3706-3924 sayılı kararında, yayınlanmak üzere bulunan Anayasa Mahkemesi iptal kararının uygulanması gerektiğine işaret edilmiş olması; 4616 sayılı Kanunla ilgili iptal hükmünün, herhangi bir süre ve koşul öngörülmeden iptal edilen 6. ve 7. bentler yönünden yürürlüğe girdiğinin Y.C.G.K. 25.9.2001 tarih, 2001/4-153-164 sayılı; 6. Ceza Dairesinin 10.9.2001 tarih 2001/10323-10449, 17.9.2001 tarih 2001/12705-10707 sayılı; 1. Ceza Dairesinin 28.9.2001 tarih, 2001/3522-3414 sayılı Kararları ile de kabul edilmiş bulunması karşısında, suç türü bakımından anılan Kanunun 1/5. maddesi kapsamında bulunmayan hükümlü hakkındaki TCK'nın 17. maddesi gereğince infazına karar verilen cezanın infazında, anılan Kanunun 1/2. maddesi ve 647 sayılı Kanunun Ek-2. maddesi hükümlerinden yararlanacak olması nedeniyle infazın durdurulmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin, itirazın kabulü yerine yazılı biçimdeki gerekçe ile reddine karar verilmesinde isabet görülmemiş olduğundan bahisle TCK'nın 343. maddesi uyarınca mezkur kararın bozulması lüzumu ihbar olunmuştur.
Kanun yararına bozma istemine dayanan Yargıtay C. başsavcılığının ihbar yazısı incelenen dosya içeriğine göre yerinde görüldüğünden kabulü ile yağma suçundan C.D. hakkında İzmir 2. Ağır Ceza Mahkemesinden verilip kesinleşen 23.8.2001 tarih ve 2001/295 müt. sayılı kararın TCK'nın 343. maddesi gereğince bozulmasına karar verilmiştir.
Yargıtay C. başsavcılığı 17.1.2002 gün ve 158007 sayı ile;
İtiraz konusu ve çözülmesi gereken sorun, TCK'nın 17. maddesi uyarınca geri alınan ve aynı madde uyarınca bihakkın çektirilmesi gereken özgürlüğü bağlayıcı cezaya, 4616 sayılı Yasada öngörülen on yıllık indirimle birlikte koşullu salıverilme hükümlerinin uygulanıp uygulanamayacağı noktasında odaklanmaktadır.
Konunun çözümü için birlikte değerlendirilmesinde yarar umulan yasal düzenlemelere ilişkin madde metinleri aşağıya alınmıştır.
22.12.2000 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren 23 Nisan 1999 Tarihine Kadar İşlenen Suçlardan Dolayı Şartla Salıverilmeye, Dava ve Cezaların Ertelenmesine Dair 4616 sayılı Kanunun 1. maddesinin 2. fıkrasında, aynen şu hükme yer verilmiştir: ... Tabi oldukları infaz hükümlerine göre çekmeleri gereken toplam cezalarından veya toplam hükümlülük sürelerinden on yıllık indirim yapıldıktan sonra salıverilirler...
Türk Ceza Kanununun, 3756 sayılı Yasayla değişik 17. maddesinin 1. fıkrasında:
...Şartla salıverilmiş olan hükümlü, geri kalan süre içinde işlediği kasıtlı bir cürümden dolayı şahsi hürriyeti bağlayıcı bir cezaya mahkum olur veya mecbur olduğu şartları yerine getirmez ise, şartla salıverilme kararı geri alınır. Bu takdirde, suçun işlendiği sonraki kısım, hükümlünün ceza süresine mahsup edilmeyerek aynen çektirilir ve şartla salıverilmeye esas teşkil eden hükmün infazı ile ilgili olarak bir daha şartlı salıvermeden yararlanamaz... hükmüne yer verilmiştir.
Ayrıca 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanunun 19 ve Ek 2. maddelerinde yer alan düzenlemeler de konuyla ilişkilidir.
Sorunun çözümünde, 4616 sayılı Yasanın iç çelişkilerinden yola çıkılarak olgucu yöntem kullanılmak yerine, düzenlemenin ait olduğu ceza ve infaz hukukunun (koşullu salıverilmenin) temel kurallarının gözönünde tutulması gerektiğine kuşku yoktur. Bu bağlamda, Yüksek Dairenin kararında tartışmasız bırakılan kimi durumlar aşağıda açıklanmaya çalışılacaktır. Şöyle ki:
22.12.2000 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren 4616 sayılı Yasanın başlığı (23 Nisan 1999 Tarihine Kadar İşlenen Suçlardan Dolayı Şartla Salıvermeye, Dava ve Cezaların Ertelenmesine Dair Kanun) şeklindedir. Somut olaya uygulanacak hükümlerinin koşullu salıverilme kurumuna ilişkin bulunduğunda kuşku yoktur. Nitekim, 27 Ekim 2001 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan, Anayasa Mahkemesinin 18.07.2001 gün 2001/04 Esas - 2001/332 Karar sayılı kararında da bu yasanın koşullu salıverilme hükümlerini de içerdiği açıkça kabul edilmiştir.
1) Koşullu salıverilme maddi hukuk kurumu niteliğindedir. 3713 sayılı Yasa yürürlükte bulunduğu süre içinde 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkındaki Kanunun 19 ve Ek 2. maddelerini askıya aldığından ve lehte hükümleri içerdiğinden TCK'nın 2. maddesi uyarınca geriye yürütülerek bihakkın çekilen cezalara ilişkin koşullu salıverilme kararı kaldırılıp cezanın tümüne bu Yasanın uygulanması doğru bir uygulamadır. Ancak, 4616 sayılı Yasa, 647 sayılı Yasanın 19, Ek 2. maddelerini yürürlükten kaldırmadığı gibi, açık hüküm gereği birlikte uygulanması gerektiğinden bu yasa bakımından aynı uygulama yapılamaz. Dolayısıyla, koşullu salıverilme kuralları uygulanmış bir cezaya ikinci kez bu hükümlerin uygulanması yerinde olmaz.
2) TCK'nın 17. maddesinin birinci fıkrasında: "Şartla salıverilmiş olan hükümlü, geri kalan süre içinde işlediği kasıtlı bir cürümden dolayı şahsi hürriyeti bağlayıcı bir cezaya mahkum olur veya mecbur olduğu şartları yerine getirmez ise şartla salıverilme kararı geri alınır. Bu takdirde, suçun işlendiği tarihten sonraki kısım hükümlünün ceza süresine mahsup edilmeyerek aynen çektirilir ve şartla salıverilmeye esas teşkil eden hükmün infazı ile ilgili olarak bir daha şartla salıverilmeden yararlanamaz..." denilmiştir. Bu hüküm, 4616 sayılı Yasa ile yürürlükten kaldırılmış değildir. Bu maddenin açık hükmü karşısında 4616 sayılı Yasanın koşullu salıverilme kurallarının TCK'nın 17. maddesine göre aynen çektirilmesi gereken cezaya koşullu salıverilme kurallarının uygulanması doğru bir uygulama olarak kabul edilemez.
3) Uygulamada rastlanılan bir durum da, aynen çektirilmesi gereken cezadan 4616 sayılı Yasada öngörülen on yıllık süre indirilmekle birlikte koşullu salıverilme hükümleri uygulanmayarak geri kalan cezanın bihakkın çektirilmesi şeklindedir. On yıllık indirim yapıldıktan sonra geri kalan süreye ait olduğu infaz hükümlerinin uygulanması gerektiği hükmü karşısında Yasanın kuralının bölünerek bir bölümünün uygulanması, diğer bölümünün gözardı edilmesi doğru olmaz.
Sonuç olarak, 4616 sayılı Yasanın koşullu salıverilmeye ilişkin hükümleri TCK'nın 17. ve 647 sayılı Yasanın 19, Ek 2. maddelerini yürürlükten kaldırmış değildir. Aksine birlikte uygulanmaları konusunda açık hüküm içermektedir. Bu bakımdan TCK'nın 17. maddesi uyarınca koşullu salıverilmeden geri alınan ve aynen çektirilmesi gereken cezaya 4616 sayılı Yasanın uygulanması olanağı bulunmamaktadır.
Yüksek Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 10.12.2001 gün ve 15441-15189 sayılı kararı ile bozulan İzmir 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 23.8.2001 gün ve 2001/295 müt. sayılı kararının, içerdiği gerekçe ve yukarıda açıklanmaya çalışılan nedenlerden dolayı usul ve yasaya uygun bulunduğu kanısına varılmıştır, görüşü ile itiraz yoluna başvurarak Özel Daire kararının kaldırılmasına ve İzmir 2. Ağır Ceza Mahkemesi kararının yazılı emirle bozma isteminin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Dosya Birinci Başkanlığa gönderilmekle Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Hükümlü C.D.'nin İzmir 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 30.06.1987 gün ve 44-146 sayılı kesinleşmiş kararıyla gasp suçundan dolayı TCY'nin 497/2, 59. maddeleri uyarınca 16 yıl 8 ay ağır hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmiş olup bu hükmün infazı sırasında 3713 sayılı Yasanın yürürlüğe girmesi üzerine Manisa Ağır Ceza Mahkemesince 13.04.1991 gün ve 176-101 sayılı kararla bu tarihten geçerli olmak üzere şartla salıverilmiştir.
Hükümlü, deneme süresi içinde 22.07.1991 tarihinde işlediği ölümle biten kavgada ölene el uzatmak suçundan dolayı bu kez İzmir 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 27.02.1992 gün ve 261-33 sayılı ilamıyla TCY'nin 464/1. maddesi uyarınca 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmış, bu hüküm de 06.10.1992 tarihinde kesinleşmiştir.
Bunun üzerine, Manisa Ağır Ceza Mahkemesince 24.11.1992 gün ve 59-303 sayı ile; TCY'nin 17. maddesi uyarınca hükümlünün şartla salıverilme kararının geri alınmasına, ikinci suç tarihi ile hakederek salıverilme tarihi arasındaki sürenin çektirilmesine karar verilmiş, 09.12.1992 tarihinde yakalanması üzerine, kalan 12 yıl 2 ay 4 gün hapis cezasının yerine getirilmesine başlanmıştır.
Hükmün infazı sırasında Manisa C. başsavcılığının 13.08.2001 gün ve 2 sayılı yazı ile; hükümlünün hakkında ayrıca infaz edilmek üzere sırada bekleyen iki ayrı mahkemeden verilme 2 yıl hapis ve 2 ay hafif hapis ile yine 2 ay hafif hapis cezasına ilişkin ilamlar bulunduğu, Anayasa Mahkemesince 4616 sayılı Yasanın 1. maddesinin 6 ve 7. bentlerinin iptal edilmesi karşısında, şartla salıverilmesi geriye alınan ve buna ait infazına devam olunan sürelerden de yasada belirtilen indirimin yapılması gerektiği, iptal kararı henüz Resmi Gazetede yayımlanmamışsa da şartla tahliyeden geri alınan cezasının miktarı ile sırada bekleyen cezalarının toplamı, suçların niteliği, cezaevine alındığı tarih ve ayda 6 günlük özel indirim nazara alındığında infazı gereken süreninin tamamlandığının anlaşıldığı ve hükümlünün ileride mağduriyetine meydan verilmemesi bakımından infazın durdurularak 4616 sayılı Yasa uyarınca şartla salıverilme hususu sonra değerlendirilmek üzere derhal salıverilmesini talep etmesi üzerine;
Manisa Ağır Ceza Mahkemesince 14.08.2001 gün ve 243 müt. sayı ile; Anayasanın 153/3. maddesinde iptal edilen yasanın, iptal kararlarının Resmi Gazetede yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkacağı öngörülmüştür. 4616 sayılı Yasanın bazı hükümlerinin iptaline dair Anayasa Mahkemesinin 18.07.2001 gün ve 2001/4 Esas, 2001/332 Karar sayılı kararı Resmi Gazetede yayımlanmadığı gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiştir.
Manisa C. başsavcılığının bu karara karşı itiraz yoluna başvurması üzerine, infaz dosyasını inceleyen İzmir 2. Ağır Ceza Mahkemesince 23.08.2001 gün ve 295 müt. sayı ile hükümlü hakkında 4616 sayılı Yasanın uygulanmasının mümkün olmadığı, bu yasanın kapsamı dışında kaldığından bahisle itirazın reddine karar verilmiştir.
Bu kararın yazılı emir yoluyla bozulması için Adalet Bakanı tarafından; 4616 sayılı Yasanın 1. maddesinin 6. bendinin Anayasa Mahkemesince iptali nedeniyle, anılan Yasa kapsamındaki suçlardan hükümlü olanların 4616 sayılı Yasadan yararlanmaları gerektiği belirtilerek yapılan başvuru, Yargıtay 6. Ceza Dairesince yerinde görülerek, İzmir 2. Ağır Ceza Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Yargıtay C. başsavcılığı ise şartla salıverilenlerin, geri alınan ve aynen çektirilmesine karar verilen bakiye cezaları yönünden 4616 sayılı Yasa hükümlerinden yararlanmalarına olanak bulunmadığı görüşüyle Özel Daire kararına itiraz etmiştir.
Görüleceği üzere, somut olayda çözümlenmesi gereken hukuki uyuşmazlık, hakkında önceki bir mahkumiyet hükmü yerine getirildiği sırada şartla salıverilen, bilahare yeniden kasıtlı bir cürüm işleyerek hüküm giymesi nedeniyle şartla salıverilme kararı geri alınan hükümlünün, geri alınan bu süre yönünden 4616 sayılı Yasanın 1. maddesinin 2. bendi uyarınca yapılacak indirimden yararlanıp yararlanamayacağı noktasında toplanmaktadır.
Uyuşmazlığın sağlıklı bir hukuki çözüme kavuşturulabilmesi için, şartla salıverme ve 4616 sayılı Yasanın kimi hükümleri ile getirilen kurumların hukuki nitelikleri ortaya konulmalı, şartla salıverme kararının geri alınması koşulları ve buna ilişkin yasal düzenlemeler incelenmeli, 4616 sayılı Yasanın bir kısım hükümlerinin Anayasa Mahkemesince iptali sonucu bu Yasanın kapsamı ve uygulama koşulları ile ilgili olarak ortaya çıkan yeni hukuki durum, gerek 4616 sayılı Yasanın gerekse bu Yasa ile benzer özellikler taşıyan 3713 sayılı Yasanın uygulamasına yön veren çeşitli Yargısal kararlardan da yararlanılarak değerlendirilmelidir.
647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Yasada düzenlenen şartla salıverme, özgürlüğü bağlayıcı cezasının yasa koyucu tarafından belirlenen bir bölümünü çekmiş olan, bu süre içindeki tutum ve davranışlarıyla topluma uyum sağlayabileceği izlenimi veren, hükmolunan cezadan daha kısa sürede uslandığını iyi davranışları ile kanıtlayan hükümlüye, cezasının geri kalan bölümünü özgür olarak geçirme fırsatını tanıyan ve cezanın kişiselleştirilmesini sağlayan bir infaz kurumudur. Şartla salıverilmenin en önemli öğeleri ise, cezanın belirli bir süre çekilmiş olması, hükümlünün bu süre içinde iyi hal göstermesi, şartla salıverildikten sonra gereklerine uymaması halinde şartla salıverme kararının TCY'nin 17. maddesi uyarınca geri alınabilmesidir.
Öte yandan, 22 Aralık 2000 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren 23 Nisan 1999 Tarihine Kadar İşlenen Suçlardan Dolayı Şartla Salıvermeye, Dava ve Cezaların Ertelenmesine Dair 4616 sayılı Yasanın 1. maddesiyle, özde, 23 Nisan 1999 tarihine kadar işlenen suçlar nedeniyle ve yine bazı suçlara ilişkin istisnalar ve koşullar altında, a- İnfaz şekli ve ceza indirimine, b- Şartla salıverilmeye, c- Davaların açılması veya kesin hükme bağlanmasının ertelenmesine ilişkin düzenlemeler yapılmıştır.
4616 sayılı Yasanın 1. maddesi bir bütün olarak incelendiğinde, aynı madde içerisinde, ayrı ayrı hukuki müesseselere ilişkin ayrıntılı düzenlemelere yer verildiği, ayrıca hukuk sistemimize, 4304 ve 4454 sayılı Yasalardan önce mevzuatımızda bulunmayan, davanın açılması veya kesin hükme bağlanmasının ertelenmesi gibi yeni bir hukuki müessesenin getirildiği görülmektedir. Yasanın 1. maddesinin 1. bendinde, ölüm cezalarının yerine getirilmeyeceği, 2. bendinde toplam hükümlülük sürelerinden 10 yıl indirim yapılacağı belirtildikten sonra 3. bendinde tutuklu ve hükümlüler hakkında yapılacak işlemler gösterilmiş, 4. bendinde davanın açılması veya kesin hükme bağlanmasının ertelenmesine ilişkin kurallar düzenlenmiş, 5. bendinin (a, b, c, d, e, f, g, h, ı, i, ve j) alt bentlerinde de bu madde hükümlerinin uygulanmayacağı belirtilerek ayrık tutulan suçlar sayılmıştır. Maddenin 7. bendinde yapılan düzenleme ile bu maddeden yararlanacaklar hakkında 647 sayılı Kanunun Ek 2. maddesindeki indirim hükümlerinin uygulanmayacağı esası getirilmiş, 8 ve 9. bentlerinde de bu yasanın uygulanması olanağı bulunmayan kişiler ile Yasanın bu kişilere uygulanabilmesi için gerçekleşmesi gerekli diğer koşullara yer verilmiştir.
Yasanın 1. maddesinin sonradan Anayasa Mahkemesinin 18.7.2001 gün ve 4-332 sayılı kararıyla iptal edilen 6. bendinde ise; daha önce şartla salıverilme hükümlerinden yararlandığı halde yeniden suç işleyerek hüküm giyenler ile daha önce çıkarılmış bir aftan yararlananların, Yasanın 1. maddesi hükümlerinden istifade edemeyecekleri belirtilmekteydi.
Nitekim, Ceza Genel Kurulumuzun 27.3.2001 gün ve 32-37 sayılı Kararında da; 6. bentteki bu düzenleme dolayısıyla, şartla salıverildikten sonra deneme süresi içinde yeni ve kasıtlı bir cürüm işlemesi nedeniyle TCY'nin 17. maddesi gereğince şartla salıverilme kararı geri alınanların 4616 sayılı Yasada düzenlenen şartla salıverilme ve ertelemeye ilişkin hükümlerden yararlanmaları olanağı bulunmadığı vurgulanmıştı.
Ancak; 4616 sayılı Yasanın 1. maddesinin anılan 6. bendi Anayasa Mahkemesinin 18.7.2001 gün ve 4-332 sayılı kararıyla yürürlük bakımından herhangi bir süre öngörülmeksizin iptal edilmiş ve gerekçeli karar da 27.10.2001 günlü Resmi Gazetede yayımlanmış olduğundan, 6. bendin iptaline ilişkin hüküm bu tarih itibariyle yürürlüğe girmiştir.
Böylece, anılan iptal kararından sonra ortaya çıkan bu yeni hukuki duruma göre; daha önce çıkarılmış bir aftan veya şartla salıverme hükümlerinden yararlandığı halde, 4616 sayılı Yasa kapsamındaki yeni bir suçtan dolayı kesinleşmiş mahkumiyeti bulunanların, bu cezaları nedeniyle 4616 sayılı Yasanın 1. maddesinin 2. bendindeki indirimden yararlanmaları olanağı doğmuştur. Yine, Ceza Genel Kurulumuzun 25.9.2001 gün ve 153-164 sayılı Kararında belirtildiği üzere, bu durum 1. maddesinin 4. bendi uyarınca davanın açılmasının veya kesin hükme bağlanmasının ertelenmesine karar vermek gerekecektir. Bu halde, kesinleşmiş hükümlülük sözkonusu olmadığından, şartla salıverilme kararının geri alınmasına da olanak bulunmayacaktır. Oysa, aynı kişinin nedamet duyarak kaçmayıp teslim olması ve 4616 sayılı Yasanın yürürlüğünden önce hüküm giymesi ve hükmün de kesinleşmiş olması halinde, şartla salıverme kararı geri alınacağından, bu kişinin TCY'nin 17. maddesi uyarınca çektirilmesine karar verilen bakiye cezasından, 4616 sayılı Yasanın 1. maddesinin 2. bendinde öngörülen on yıllık indirimin yapılmaması, aynı konumdaki kişiler arasında eşitsizlik ve adaletsizliğe de neden olacaktır.
Nitekim, şartla salıverme ile ilgili genel hükümlerden ayrılması, belli bir süre ile sınırlı olarak uygulanması ve şartla salıverme için iyi hallilik aramaması gibi kimi özellikleri bakımından 4616 sayılı Yasa ile benzerlikler gösteren 3713 sayılı Yasanın uygulanması ile ilgili olarak Ceza Genel Kurulumuzca verilen 7.10.1991 gün ve 230-261 sayılı kararda da, şartla salıverilme kararının geri alınması nedeniyle aynen çektirilmesi gereken bakiye cezaya 3713 sayılı Yasanın infazı süre yönünden kısaltan hükümlerinin uygulanması gerektiği vurgulanmıştır.
Şartla salıverildikten sonra 23.4.1999 tarihinden önce işleyerek mahkum olduğu ve 4616 sayılı Yasanın 1. maddesinin 5. bendindeki kapsam dışı suçlar arasında yer almayan yeni bir suçu nedeniyle şartla salıverilme kararı geri alınanların, gerek şartla salıvermeye esas gerekse şartla salıvermenin geri alınmasına konu suçlarının her ikisinin birden süre ve diğer koşullar yönünden 4616 sayılı Yasa kapsamında bulunması halinde, TCY'nin 17. maddesi uyarınca şartla salıverilmenin geri alınması sonucu aynen çekmeleri gereken bakiye cezalarından 4616 sayılı Yasanın 1. maddesinin 2. bendi uyarınca indirim yapılması gerekmektedir.
İnceleme konusu olayda; gasp suçuna ilişkin hükmün infazı sırasında 3713 sayılı Yasa hükümleri uyarınca şartla salıverilen hükümlünün bu kez deneme süresi içinde işlediği ölümle biten kavgada ölene el uzatmak suçundan hürriyeti bağlayıcı ceza ile mahkum olduğu, hükmün kesinleşmesi üzerine şartla salıverilme kararının geri alındığı ve ikinci suçu işlediği tarih ile hak ederek salıverme tarihi arasındaki sürenin aynen çektirilmesine karar verildiği anlaşılmaktadır. Hükümlünün gerek şartla salıverilmesine esas olan gasp suçunun, gerekse şartla salıverilme kararının geri alınmasına esas olan ölümle biten kavgada ölene el uzatmak suçunu 23 Nisan 1999 tarihinden önce işlenmiş olması ve her iki suçun da 4616 sayılı Yasanın 1. maddesinde sayılan kapsam dışı suçlar arasında yer almaması nedeniyle, şartla salıverilmenin geri alınması sonucu aynen çekmesi gereken bakiye cezasından, 4616 sayılı Yasanın 1. maddesinin 2. bendi uyarınca indirim yapılması için aranan koşullar gerçekleşmiştir.
Bu itibarla, Özel Daire kararında bir isabetsizlik bulunmadığından, Yargıtay C. Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmelidir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle, Yargıtay C. başsavcılığı itirazının REDDİNE, dosyanın yerine gönderilmek üzere Yargıtay C. başsavcılığına gönderilmesine, 5.2.2002 günü oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy