(4454 S. K. m. 1) (765 S. K. m. 2) (647 S. K. m. 6)
Dava: Basın Kanununa muhalefet suçundan sanık Hacı B.'in 5680 sayılı Yasanın 29/1 ve TCY'nın 119/5. maddeleri uyarınca 4.500.000 lira ağır para cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin Adıyaman Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 31.03.1998 gün ve 866/334 sayılı hüküm sanık tarafından temyiz edilmekle dosyayı inceleyen Yargıtay 7. Ceza Dairesince 31.03.2000 gün ve 1444/4815 sayı ile;
"03.09.1999 gün ve 23805 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 4454 sayılı Yasanın 1/3. maddesinde "davanın kesin hükme bağlanmasının erteleneceği" öngörülmüş olup bu düzenlemeye göre sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi gerektiği" gerekçesiyle bozulmuştur.
Yerel Mahkeme 29.06.2000 gün ve 287/495 sayı ile; sanığın 5680 sayılı Yasanın 29/1 ve TCY'nın 119/5. maddesi uyarınca 4.500.000 lira ağır para cezasıyla cezalandırılmasına 647 sayılı Yasanın 6. maddesi uyarınca cezanın ertelenmesine karar vermiştir.
Bu hükmün de sanık ve katılan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya Yargıtay C.Başsavcılığının "bozma" isteyen 11.01.2002 günlü tebliğnamesiyle Birinci Başkanlığa gönderilmekle CEZA GENEL KURULUnca okundu, gereği konuşulup düşünüldü.
CEZA GENEL KURULU KARARI
5680 sayılı Basın Yasasının 6733 sayılı Yasa ile değişik 39/1. maddesinde; Basın Kanununa giren veya basın yoluyla işlenen suçlara ait davaların acele işlerden sayılacağı ve mahkemelerin senelik tatil günlerinde de görüleceği, 40. maddesinde ise; bu suçlara ilişkin davalara Yargıtay'da diğer işlerden önce bakılacağı belirtilmiştir. Buna göre, bu suçların yargılamasına ilişkin mühletler adli tatile rastlayan dönemde de işlemektedir. Bu nedenle gerekçeli kararın 27.07.2000 tarihinde kendisine tebliği üzerine bir haftalık yasal süreyi geçirdikten sonra 04.08.2000 günlü dilekçe ile hükmü temyiz eden sanığın temyiz isteminin CYUY'nın 310. ve 317. maddeleri uyarınca reddine karar verilerek, katılan vekilinin istemine hasren yapılan incelemede;
Yerel Mahkeme; sorumlu yazı işleri müdürü olduğu gazetenin 01.08.1997 günlü 79. sayısında yayınlanan katılana ait düzeltme ve cevap yazısının altında, bu yazı ile ilgili bir kısım görüşlerini açıklayan sanığın 5680 sayılı Basın Yasasının 29/1 ve TCY'nın 119/5. maddeleri uyarınca cezalandırılmasına karar vermiş, kararın temyizi üzerine Özel Daire; 4454 sayılı Yasanın 1/3 maddesinde "davanın kesin hükme bağlanmasının erteleneceğinin" öngörüldüğünü, bu düzenlemeye göre sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi gerektiğini belirterek hükmü bozmuştur. Yerel Mahkeme bozmaya uymayı kararlaştırmış ise de, Özel Dairenin, davanın 4454 sayılı Yasa uyarınca kesin hükme bağlanmasının ertelenmesi gerektiğine ilişkin bozma nedenini, 647 sayılı Yasanın 6. maddesinde öngörülen cezaların ertelenmesi kurumu ile karıştırarak, sanık hakkındaki davanın kesin hükme bağlanmasının ertelenmesi yerine, ilk hükümdeki gibi cezalandırdığı sanığın cezasının 647 sayılı Yasanın 6. maddesi uyarınca ertelenmesine karar vermiştir.
Görüleceği üzere somut olayda Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasındaki uyuşmazlık sanık hakkındaki davanın 4454 sayılı Yasa uyarınca kesin hükme bağlanmasının ertelenmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
İlk hükümden sonra, 03.09.1999 günlü Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 4454 sayılı Basın ve Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Cezaların Ertelenmesine Dair Yasanın 1. maddesinin 1. fıkrasında; "23 Nisan 1999 tarihine kadar sorumlu müdür sıfatı ile işlenmiş suçlar dahil, basın yoluyla yahut sözlü veya görüntülü yayın araçlarıyla işlenmiş olup ilgili kanun maddesinde öngörülen şahsi hürriyeti bağlayıcı cezanın üst sınırı oniki yılı geçmeyen suçlardan dolayı oniki yıl veya daha az şahsi hürriyeti bağlayıcı bir cezaya mahkûm edilmiş bulunan kimselerin cezalarının infazı ertelenmiştir."
3. fıkrasında ise; "ilgili kanun maddesinde öngörülen şahsi hürriyeti bağlayıcı cezanın üst sınırı oniki yılı geçmeyen suçlardan dolayı birinci fıkrada sayılanlar hakkında henüz takibata geçilmemiş veya hazırlık soruşturmasına girişilmiş olmakla beraber dava açılmamış veya son soruşturma aşamasına geçilmiş olmakla beraber henüz hüküm kurulmamış veya verilen hüküm kesinleşmemiş ise; davanın açılması veya kesin hükme bağlanması ertelenir" hükümlerine yer verilmiştir.
Görüldüğü gibi 4454 sayılı Yasa ile, ceza süreleri ve suç tarihine ilişkin koşullar da öngörülmek suretiyle, niteliği ve işlenme yöntemi Yasada belirtilen bir kısım suçlardan hükümlü olanların cezalarının infazı ertelenmiştir. Ayrıca, kesinleşmiş hükümle mahkum olanlar bakımından yapılan düzenlemeye paralel olarak, bu suçlardan haklarında henüz dava açılmamış olanlar yönünden "davanın açılmasının ertelenmesi", haklarında dava açılmış olup da hükme bağlanmamış ya da verilen hüküm kesinleşmemiş olanlar yönünden de "davanın kesin hükme bağlanmasının ertelenmesi" gibi, gerek 4304 ve gerekse onu yürürlükten kaldıran 4454 sayılı Yasalardan önce hukuk sistemimizde bulunmayan yeni hukuki düzenlemeler öngörülmüştür.
Bu düzenlemeler ile, kesinleşmiş hükümler yönünden cezanın infazının ertelenmesi, sonuçlandırılmamış soruşturmalarda dava açılmasının önlenmesi, açılmış davalar yönünden ise davanın kesin hükümle sonuçlandırılmaması ve hükmün ertelenmesi amaçlanmıştır.
Öte yandan 4454 sayılı Yasadaki bu düzenlemelerin, belli bir zaman dilimi ve belirli suçlarla sınırlı olarak uygulanması ve davaların açılmasını veya kesin hükme bağlanmasını önlemesi gibi kimi özellikleri bakımından, esasen hükmedilen cezaların çektirilmesinin belirli süre ve koşullarda ertelenmesi yoluyla cezaların kişiselleştirilmesini sağlamayı amaçlayan ve genel kural olarak 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Yasanın 6. maddesinde düzenlenen "cezaların ertelenmesi" müessesesinden farklı ve kendine özgü bir kurum olduğu anlaşılmaktadır.
4454 sayılı Yasanın 1. maddesinde de açıkça ifade edildiği üzere, 23 Nisan 1999 tarihine kadar sorumlu müdür sıfatı ile veya basın yoluyla suç işlendiği iddiası ile yapılan kovuşturmalar kesin hükümle sonuçlanmamış ise, davanın kesin hükme bağlanması ertelenecektir.
Somut olayda, Sorumlu Yazı İşleri Müdürü olan sanık hakkındaki mahkumiyet kararı henüz kesinleşmediğinden, TCY'nın 2/2 ve 4454 sayılı Yasanın 1. maddeleri uyarınca davanın kesin hükme bağlanması ertelenmelidir. Bu itibarla, sanığın süre ve diğer koşulları yönünden 4454 sayılı Yasa kapsamındaki suçu nedeniyle cezalandırılmasına ve cezasının 647 sayılı Yasanın 6. maddesi uyarınca ertelenmesine ilişkin Yerel Mahkeme direnme hükmü bu yönüyle isabetsiz olup, diğer yönleri incelenmeksizin bozulmasına karar verilmelidir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle, diğer yönleri incelenmeyen Yerel Mahkeme direnme hükmünün BOZULMASINA, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına tevdiine, 05.02.2002 günü tebliğnamedeki düşünceye uygun olarak oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy