(765 S. K. m. 59, 191, 264, 497, 551)
Dava: Korku, kaygı veya panik yaratabilecek biçimde meskûn yerde ateş etmek suçundan sanık Murat'ın TCY.'nın 264/7 ve 59. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis ve 50.000.000 lira ağır para cezasıyla cezalandırılmasına, kurusıkı tabanca, şarjör, fışekler ve kovanların zoralımına ilişkin Üsküdar 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nden verilen 28.12.1999 gün ve 1590-1459 sayılı hüküm sanık vekili tarafından temyiz edilmekle dosyayı inceleyen Yargıtay 8. Ceza Dairesince 21.2.2001 gün ve 26111-6341 sayı ile;
Sanığın silah vasfında bulunmayan gaz tabancası ile meskûn yerde ateş etmekten ibaret eyleminin TCK.'nun 264/7. madde ve fıkrasında tanımı yapılan ve içinde silah öğesi bulunan suç tipine uygun bulunmadığı gözetilmeden, suç vasfının belirlenmesinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması isabetsizliğinden bozulmuştur.
Yerel mahkeme 16.7.2001 gün ve 615-808 sayı ile, Maddede belirtilen eylem, korku, kaygı veya panik yaratabilecek biçimde ateş etmektir. Gerçeğinden ayırt edilmeyen kurusıkı tabanca kullanılması halinde TCY'nın 191/2, 497 ve 551. maddesinde yazılı suçların oluşacağı uygulamada kabul görmüştür. Bu nedenle, kurusıkı tabanca TCY.'nın 264/7. maddesinde belirtilen silahlardan sayılarak,anılan maddede yazılı suçun oluştuğu kabul edilmiştir gerekçesiyle önceki hükümde direnmiştir.
Bu hükmün de sanık vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya Yargıtay C. Başsavcılığının bozma isteyen 11.6.2002 günlü tebliğnamesiyle Birinci Başkanlığa gönderilmekle, Ceza Genel Kurulu'nca okundu,gereği konuşulup, düşünüldü.
Sanığın,taraftan olduğu futbol takımının kazandığı maç sonrasında evinin balkonundan gaz tabancası ile dört el ateş etmesi eylemi nedeniyle TCY.'nın 264'üncü maddesinin 7'nci fıkrası uyarınca cezalandırılmasına karar verilen olayda özel daire ile yerel mahkeme arasındaki uyuşmazlık, meskûn yerde korku, kaygı veya panik yaratabilecek biçimde silahla ateş etmek suçunun maddi unsurunun gerçekleşip gerçekleşmediğine ilişkindir.
Ceza Yasamızın 264'üncü maddesinde 2245 Sayılı Yasanın 7'nci maddesi ile değişiklik yapılarak, 1-6'ncı fıkralarda yazılı suçların cezaları arttırılmış, 6'ncı fıkraya eklenen yeni hükümlerle bu suç yönünden ağırlatıcı nedenler öngörülmüş, ayrıca bu değişiklik sırasında maddeye eklenen 7'nci fıkra ile de inceleme konumuzu oluşturan korku, kaygı veya panik oluşturabilecek biçimde silahla ateş etmek suçu ihdas edilmiştir.
Maddenin birinci fıkrasında,izinsiz olarak dinamit veya bomba veya buna benzer yıkıcı veya öldürücü alet veya barut ve benzeri ateşli eczaları yapmak,ithal etmek, ithale aracı olmak, ülke içinde götürmek, yollamak ve götürmeye aracılık etmek eylemleri seçimlik hareketli suçlar olarak düzenlenmiştir.
Bu suçun teşekkül halinde veya topluluk olarak işlenmesi, ikinci ve üçüncü fıkralarda suçun özel ağırlatıcı nedenleri olarak düzenlenmiş, dördüncü fıkrada ise teşekkülün tanımına yer verilmiştir.
Maddenin beşinci fıkrasında, bu gibi şeyleri taşımak, bulundurmak, satmak, satmaya çalışmak, almak,
Altıncı fıkrasında ise, birinci fıkrada yazılı şeyleri meskûn yerde veya çevresinde ya da halkın gelip geçtiği bir yerde ateşlemek, patlatmak veya bırakmak eylemleri ayrı suçlar olarak düzenlenmiş, yine altıncı fıkrada yazılı eylemlerin halkın toplu olarak bulunduğu yerlerde veya kamu hizmetlerinin görülmesine ayrılmış binalarda işlenmesi hali suçta ağırlatıcı neden sayılmıştır.
İnceleme konumuzu oluşturan korku, kaygı veya panik yaratabilecek biçimde ateş etmek suçu ise maddenin 7'nci fıkrasında şu şekilde tanımlanmıştır: Her kim korku, kaygı veya panik yaratabilecek biçimde her ne amaç ve nedenle olursa olsun, meskun bir yerde veya çevresinde veya özel veya resmi veya genel yapılara ya da her türlü taşıt araçlarına ya da halkın toplu olarak bulundukları diğer yerlere silahla ateş ederse, eylem başka bir suçu oluştursa bile ayrıca iki yıldan aşağı olmamak üzere hapis ve beşbin liradan az olmamak üzere ağır para cezasıyla cezalandırılır.
Görüleceği üzere, maddenin 1-6'ncı fıkralarında düzenlenen suçların araçları dinamit veya bomba veya buna benzer yıkıcı veya öldürücü alet veya barut ve benzeri ateşli eczalar olarak belirtildiği halde, 7'nci fıkrada, korku, kaygı veya panik yaratabilecek biçimde silahla ateş etmek fiili yaptırıma bağlanmıştır.
Nitekim bu husus, maddede değişiklik yapan 2245 Sayılı Yasanın 7'nci maddesine ilişkin Hükümet gerekçesinde, ... Maddeye eklenen yedince fıkra ile, günümüzde en çok başvurulan ve yasal boşluklar nedeniyle faillerinin etkin bir biçimde yaptırıma tabi tutulmadığı eylemler düzenlenmiştir.
Bilindiği gibi, meskun veya halkın toplu olarak bulunduğu yerlere patlayıcı madde atanlar, altıncı fıkra ile etkin bir biçimde cezalandırıldıkları halde, aynı nitelikteki yerlere ve taşıtlara en az patlayıcı maddeler kadar ve hatta onlardan daha ağır sonuçlar doğurabilecek silahla ateş etme eylemleri, çok etkisiz yaptırımlara tabi tutulmuştur.
Atılan silah türünün saptanamaması halinde eylem, TCK.'nun 551'nci maddesi kapsamı içinde ele alınarak, 50 liraya kadar hafif para cezası ile cezalandırılmaktadır.
Yeni getirilen düzenleme ile, fıkrada belirtilen yerlere, korku, kaygı, panik yaratacak biçimde silahla ateş edenler,eylemleri daha ağır bir cezayı gerektirse bile, yalnız bu eylemlerinden dolayı ayrıca,etkin bir ceza ile cezalandırılacaklardır. Terörist eylemlerin bir bölümünü oluşturan bu tür eylemlerin, toplum huzurunun sağlanması bakımından,etkin ceza yaptırımına bağlanması, bir zorunluluk haline gelmiştir şeklinde açıklanmıştır.(4.1.1979 gün ve 101-394/10814 sayılı gerekçe)
Bu suçun ön şartı fiilin meskun bir yerde veya çevresinde veya özel, resmi veya genel yapılara, taşıt araçlarına veya halkın toplu olarak bulunduğu yerlere karşı işlenmesidir. Suçun maddi unsuru ise, ön şartta açıklanan yerlerde veya hedeflere karşı korku, kaygı veya panik yaratabilecek biçimde silahla ateş etmektir.
Yasamız bir tehlike suçu olarak öngördüğü bu suçun oluşması için yapılan ateşin, korku, kaygı veya panik yaratabilecek biçimde olmasını aradığından,bu sonuçların gerçekleşmesi şart olmayıp, uygun sebebiyet kurallarına göre, gerçekleşmelerinin mümkün olması yeterlidir.
Gerek fıkradaki suç tanımında silahın ateş etmek fonksiyonunu vurgulayan ifade biçimi, gerekse silahla ateş etme eylemlerini en az patlayıcı maddeler kadar ve hatta onlardan daha ağır sonuçlar doğurabilecek nitelikte ve tehlikeli eylemler olarak kabul eden değişiklik gerekçesi dikkate alındığında, fıkrada sözü edilen silahın, ateşlenmek suretiyle kullanılabilen bir silah olması, başka bir deyişle ateşli silahların tüm fonksiyonlarına sahip gerçek bir silah olması gereklidir.
Öğretide ise, silahın halkta korku, kaygı veya panik yaratmaya elverişli olması gerektiği, bu sonuçlardan birini meydana getirmeye elverişli olmayan bir silahla ateş edilmesi halinde 264. maddenin 7'nci fıkrasında yazılı suçun değil, TCY'nın 551'inci maddesinde belirtilen kabahat fiilinin gerçekleşeceği ileri sürülmüştür. (Erman-Özek, Kamu İdaresine Karşı İşlenen Suçlar, İst.-1992,sy.375)
Öte yandan yerel mahkeme direnme kararında değinilen TCY.'nın 191/2 ve 497'nci maddelerinde yazılı suçlarda silah,bizatihi korku aracı olup, ateşli silah olması da gerekmez. Görünümü itibariyle mağdur üzerinde bu sonucu doğurmaya elverişli nitelikte araç kullanılması yeterlidir. İnceleme konusu suçta ise, ateşli silahın, fonksiyonları ve kullanımı itibariyle korku, kaygı veya panik yaratabilecek nitelikte olması gereklidir.
Bu açıklamalardan da anlaşılacağı üzere, TCY.'nın 264'üncü maddesinin 7'nci fıkrasında yazılı suçun oluşabilmesi için,ateşlenebilen bir silahın,fonksiyonlarına uygun ve sonuç doğurmaya elverişli bir şekilde kullanılması gereklidir. Bu koşullardan birinin eksikliği, örneğin, kullanılan aracın gaz veya ses fişeklerini patlatan tabanca olması durumunda bu suç oluşmaz.
İnceleme konusu somut olayda, gaz ve ses fişeklerini patlatmada kullanılan kurusıkı tabancanın fonkisyonları itibariyle suç tipinde belirtilen silahlardan olmadığı saptandığından, TCY'nın 264'üncü maddesinin 7'nci fıkrasında yazılı suç maddi öğesi itibariyle oluşmamıştır.
Bu nedenle, isabetsiz olan yerel mahkeme direnme hükmünün bozulmasına karar verilmelidir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle, yerel mahkeme direnme hükmünün BOZULMASINA, dosyanın yerine gönderilmek üzere Yargıtay C. Başsavcılığına tevdiine, 24.09.2002 günü tebliğnamedeki düşünceye uygun olarak oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy