(6136 S. K. m. 13)
Ruhsatsız silah bulundurmak suçundan sanıklar Z. W.’ın 6136 sayılı Yasanın 13/1, TCY.nın 59, 647 sayılı yasanın 4 ve 6. maddeleri uyarınca 1.542.294.000 lira ağır para cezasıyla cezalandırılmasına ve cezasının ertelenmesine, L. U.’ün 6136 sayılı Yasanın 13/1 ve TCY.nın 59. maddeleri uyarınca 10 ay hapis ve 76.050.000 lira ağır para cezasıyla cezalandırılmasına, karar kesinleştiğinde Düzce Ağır Ceza Mahkemesince verilen 14.11.1991 gün ve 102/255 sayılı ilamla ilgili şartla tahliye kararının geri alınması için mahkemesine yazı yazılmasına, suça konu tabancaların zoralımına ilişkin Ankara 2 Nolu Devlet Güvenlik Mahkemesince verilen 01.10.2001 gün ve 73/150 sayılı hüküm, sanıklar vekilleri tarafından temyiz olunmakla dosyayı inceleyen Yargıtay 8.Ceza Dairesince 24.4.2002 gün ve 165/5307 sayı ile;
1-......
2- L. U. hakkındaki hükme yönelik temyize gelince;
L. U.’ün, diğer sanık R. Y.’a tabanca hediye ettiğine ilişkin olarak sanık R. Y. ve Y.’ın atf-ı cürüm niteliğindeki beyanları dışında mahkûmiyet için yeterli kesin ve inandırıcı kanıt bulunmadığı gözetilmeden yazılı biçimde mahkumiyetine karar verilmesi,
3- .......
4- Z. W. hakkındaki hükme yönelik temyize gelince;
Z. W., kolluk anlatımında suça konu ruhsatsız silahı sanık Y.’dan bilerek satın aldığını beyan etmesine karşın, daha sonraki savcılık, sorgu ve duruşmadaki anlatımlarında, bu silahı ruhsatlı olduğu düşüncesiyle boyatmak için sanık R. Y.’dan aldığını belirtmesi karşısında; kolluktaki ilk ifadesi ile duruşmadaki ifadeleri arasındaki çelişkinin nedenleri açıklattırılıp sonucuna göre hangi ifadesinin ne gerekçeyle tercih edildiği karar yerinde gösterilerek ve silahın sanık Z. W.’ın iş yerine getirildiği sırada hazır bulunan ve kollukta ifadesi alınan O. İ. P. da dinlenerek sanık Z. W.’ın silahı ruhsatlı olduğunu sanarak boyatmak için mi, yoksa satın mı aldığı konusu açıklığa kavuşturulup sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, yazılı biçimde eksik soruşturmayla mahkûmiyet hükmü kurulması” isabetsizliğinden bozulmuştur.
Yerel Mahkeme ise; 17.07.2002 gün ve 64/82 sayı ile;
R. Y. ve Y.’ın birlikte işlettikleri bilardo salonunda yapılan aramada tabancalar ele geçirilmiş, şahıslar bu tabancaların kaynaklarını izah etmişler, 24.01.2001 günü Ö. H.’nın göstermesi üzerine bilardo salonundaki yazarkasanın bulunduğu kasanın yanında çekmece içerisinde ele geçirilen B. Y. 9 mm. ibaresi bulunan seri numarası olmayan el yapımı tabancanın L. U.’den hediye geldiğini tüm ayrıntılarıyla anlatmışlar, bu gelişmeleri işyerinde çalışan Ö. H. da doğrulamıştır.
Sanık ile Y.’ın cezaevinde birlikte kaldıkları, bu dönem içerisinde arkadaş oldukları, cezaevinde kardeşi Y.’ı ziyarete gelen R. Y.’ın da sanık ile tanıştığı, daha sonra sanığın cezaevinden tahliye olduğu, 1999 yılında meydana gelen deprem sonrası eşinin tedavisinde R. Y. ve Y.’ın sanığa yardımcı oldukları, tüm şahısların beyanlarının ortak noktası olup olayın bu bölümünde şüpheli bir durum yoktur. Bu da gösteriyor ki, R. Y. ve Y. ile sanık arasında köklü bir dostluk mevcuttur. Her iki şahsın hem Savcılık hem DGM. Yedek üyeliğinde sanık aleyhine atfı cürümde bulunmalarını gerektirecek mantıklı bir neden olmadığı gibi bu konuda herhangi bir iddia da ortaya atılmamıştır. Sanıkların anlatımları hayatın olağan akışına uygun ve son derece mantıklıdır. Sanığın suçunu inkarı onun en doğal hakkıdır. Mevcut deliler karşısında bu tabancanın sanık tarafından hediye olarak verildiğinin kabulü zorunlu hale gelmiş, bu nedenle kesin ve inandırıcı kanıt bulunmadığı yönündeki görüşe katılmak mümkün olmamıştır.
Dinlenilmesi gerektiği bildirilen B. Ç. R. kolluk anlatımında; “...Z. W. ile ortak çalışırız, kendisinin uzun süredir taşıma ruhsatlı tabancası vardır. Arkadaşı Y. geçen hafta Perşembe günü Z. W.’ın yanına gelmişti, yanlarına gittiğimde küçük bir kutunun içinde iki adet tabanca gördüm, konuşmalarından anlayabildiğim kadarıyla Y. bu tabancaları satmak için getirmiş, ancak Z. W.’ın tabanca alıp almadığını bilmiyordum. Sonra Y., kutu ile işyerimizden ayrılıp gitti. Bundan bir ya da iki gün sonra Ç. X. işyerimize geldi, ancak tabanca alıp almadığını bilmiyorum..” diye bildirmiştir.
Bu şahsın mahkemede dinlenilmesine gerek duyulmamıştır. Zira olayla ilgili net bilgisi olmadığı gibi, mevcut bilgisinin sonucu değiştirecek nitelikte olmadığı da açıktır. Zira ifadesinin içeriği sanık Y.’ın tabancayı satma amacı taşıdığını vurgulamaktan ibarettir.
Mahkememizce sanıklar ve beyanlarına dayanılan şahısların olayın hemen sonrasında sıcağı sıcağına alınan kolluk anlatımları hükme esas alınmıştır. Zira bu anlatımlar oluşa, hayatın olağan akışına ve gerçeğe uygundur. Yaşanan tecrübelerden çıkarttığımız sonuç göstermiştir ki hemen her davada görüldüğü gibi ilk fırsatta bir araya gelen sanıklar kendilerini ve çevresindekileri suçtan kurtarmak, ya da suçun vasfını değiştirerek daha az ceza ile kurtulabilmek amacıyla ortak fikir üretip, senaryo yazmaktadırlar. Bu olayda da kollukta akıl ve mantığa uygun olarak olayı anlatan sanıklar daha sonra düşünme ve bir araya gelip konuşma imkanı bulunca tabancanın ruhsatlı ve boyamaya muhtaç olduğu şeklindeki savunmayı geliştirmişler, sonraki aşamalarda bu savunmayı süslemişlerdir. Bu nedenle çelişki gibi görünse de aslında sonraki ifadelerinin manevradan ibaret olduğu kanaati ile kolluk ifadelerine değer verilmiştir.
Hükme esas alınan kolluk anlatımlarında belirtildiği gibi tabancaya merakı olan ve biri taşıma, biri de bulundurma ruhsatlı iki adet tabancası bulunan Z. W. bu merakı nedeniyle bir adet daha tabanca satın almış, ancak bu tabancanın ruhsatının olmaması ve sorun yaratma ihtimali bulunması üzerine, çocukluk arkadaşı olan polis memuru sanık Ç. X.’den çevredeki olayların yatışmasına kadar geçecek sürede tabancayı kendisinden uzaklaştırmasını talep etmiştir.
Bir an için sonraki savunmalarının doğru olduğunu düşünelim, sanıklar tabanca tamircisi veya tabanca boyama ustası değildirler, bu tip bir işi yapma konusunda yeterlilikleri ve ruhsatları yoktur. Ç. X. polis memurudur. Bu görevi sanığa ayrıcalık tanımaz, kaldı ki ruhsatlı dahi olsa başkasına ait tabancayı taşıma veya bulundurma hakkı hiç vermez, bir yerde kanun uygulayıcısı konumunda olan polis memurunca bu kuralın bilinmesi ve titizlikle uygulaması beklenir.
Z. W. ile Ç. X. çocukluk arkadaşı olup, Z. W.’daki ruhsatlı tabancaları Ç. X.’in bilmediğini iddia etmekte çok doğru olmaz.
Tabancanın ruhsatlı olduğu zannedilerek alındığına dair beyanının da hiçbir hukuki geçerliliği yoktur.” gerekçeleri ile ilk hükümde sanık B. yönünden oyçokluğuyla diğer sanık hakkında oybirliği ile direnmiştir.
Bu hükmün de Z. W. ve L. U. vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya, Yargıtay C.Başsavcılığının “bozma” istekli 15.10.2002 gün ve 140286 sayılı tebliğnamesi ile Birinci Başkanlığa gönderilmekle, Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü.
CEZA GENEL KURULU KARARI
Sanıklar L. U. ve Z. W.’ın ruhsatsız silah bulundurmak suçlarından cezalandırılmalarına karar verilen somut olayda; Özel Daire Yerel Mahkeme arasında çözülmesi gereken uyuşmazlıklar;
1-L. U.’ün mahkûmiyetine yeterli kanıt bulunup bulunmadığı,
2-Z. W. yönünden, hangi beyanın hükme esas alındığının gerekçeleri ile birlikte karar yerinde gösterilip gösterilmediği ve kollukta beyanı saptanan tanık B. Ç. R.’in mahkemece dinlenmesine gerek bulunup bulunmadığı,
Noktalarında toplanmaktadır.
İstihbari çalışmalar sonucu silah kaçakçılığı yaptıkları bilgileri alınan ve haklarında topluluk oluşturarak izinsiz silah ticareti yapmaktan verilen mahkûmiyet kararı Özel Dairece onararak kesinleşen sanıklar R. Y. ve Y.’ın ev ve işyerlerinde yapılan aramalarda 4 adet ruhsatsız tabanca ele geçirilmiş, gözaltına alınan sanıklar; kollukta silahların kaynağını açıklayarak detaylı beyanlarda bulunmuşlardır.
Hakkında Beraat kararı verilen sanık Ö. H.’nın beyanları üzerine, sanık R. Y.’ın bilardo salonunda 24.1.2001 günü arama yapılmış, belirttiği yerde B. Y. 9 mm. ibaresi bulunan seri numarası olmayan el yapımı tabanca, şarjör ve mermileri ele geçirilmiştir.
Sanıklar Y. ve Z. W.’ın verdiği bilgiler doğrultusunda, sanık Ç. X.’in evinde yapılan aramada B. Y. marka ruhsatsız tabanca televizyonun üzerinde naylon poşete sarılı bir şekilde bulunmuştur.
L. U., yargılamanın tüm aşamalarında suçlamaları red ederek, Y.’ı cezaevinde yattığı dönemde tanıdığını, kardeşi R. Y.’ı ise depremde eşinin yaralanmasında kendisine yardımcı olması nedeniyle tanıdığını, iddia edildiği gibi kendilerine silah göndermediğini savunmuştur.
Z. W. kollukta; 2 adet ruhsatlı silahı olmasına rağmen, silah sattığını bildiği Y.’dan bir adet tabanca istediğini, Y.’ın 400 milyona mal olduğunu söyleyerek B. Y. marka tabancayı işyerine getirip teslim ettiğini, işyerinin yakınında kavgalar çıkması nedeniyle, başının belaya girebileceği düşüncesi ile silahı polis memuru Ç. X.’e kısa bir süre muhafaza etmek için poşete sarılı bir şekilde teslim ettiğini,
DGM C.Savcılığında, Yedek Hakimlikte ve duruşmada ise; silahın kendisine ruhsatlı olduğu söylenerek, tamir ve boyatılmak üzere bırakıldığını, boyatmak için arkadaşı Ç. X.’e ruhsatlı olduğunu söyleyerek teslim ettiğini savunmuştur.
Sanık Y. R. Y. kollukta alınan beyanında; cezaevinde yattığı dönemde Ü. Ö. vasıtasıyla tanıyıp samimi olduğu Z. W.’ın kendisinden bir silah istemesi üzerine, bunu ağabeyi R. Y.’a söylediğini, ağabeyinin Gaziantep’e gidip üç tabanca getirdiğini, bu tabancalardan B. Y. marka olanını Z. W.’a götürüp teslim ettiğini, Z. W.’ın sorması üzerine 400 milyona mal olduğunu söylediğini,
Görevlilerin 24.1.2001 günü bilardo salonunda arama yaparak bulduğu Brovning marka tabancayı, cezaevinden yattığı dönemden tanıdığı L. U.’ten istediğini, şahsın kendisini, W.’ta olduğu bir sırada arayarak, temin ettiği silahı, S. U. isimli şahısla göndereceğini söylediğini, bu durumu telefonla bilardo salonunda çalışan Ö. H.’ya bildirerek şahsın getireceği silahı alıp saklamasını söylediğini, döndüğünde silahın geldiğini ve ağabeyi R. Y.’ın Ö. H. ile silahı eve gönderdiğini öğrendiğini, B.’ın silahı hediye olarak getirdiğini,
DGM C.Savcılığında ve Yedek hakimlikte, benzer şekilde; kardeşi R. Y. tarafından getirilen B. Y. marka tabancayı onarması ve boyatması amacıyla kardeşi R. Y. ile birlikte Z. W.’a götürdüklerini, Z. W.’ın tabancanın fiyatını sorması üzerine, kardeşinin onarılıp, boyandığı taktirde 400 milyon edeceği şeklinde cevap verdiği, Z. W.’ın ise, yaptırdıktan sonra almayı düşünebileceğini söylediğini,
B.’ın kendisini arayarak, R. Y.’ın istediği tabancayı hazır ettiğini ancak kendisine ulaşamadığını söylemesi üzerine, işyerine göndermesini söylediğini, silahın kardeşi R. Y. için gönderildiğini,
Duruşmada ise; kardeşinin L. U.’ten silah aldığı konusunda bir bilgisinin olmadığını, Z. W.’ın yanına kardeşinin ruhsatlı olduğunu söylediği silahını boyatmak için gittiklerini, kendisinin araçtan inmediğini beyan etmiştir.
Sanık R. Y. ise kollukta; kardeşine L. U. tarafından gönderilen silahın bilardo salonunda çalışan Ö. H.’ya teslim edildiğini, Ö. H.’ın kendisine söylediğini, tabancayı Ö. H.’la eve gönderdiğini, birkaç gün sonra gelen kardeşinin silahı evden alıp bilardo salonunda bir yere sakladığını,
DGM C.Savcılığında ve DGM Yedek Hakimliğinde benzer şekilde; T. U. N.’dan aldığı B. Y. marka tabancayı ruhsatlı olduğunu ve ruhsatının geleceğini söyleyerek, boyatması için Z. W.’a bıraktığını, tabanca satmadığını, kardeşi Y.’ın arkadaşı olan L. U.’ün 1999 yılındaki depremde eşini kaybettiğini, kendilerine yardımcı olduklarını, O’nun da kendilerine hediye olarak tabanca gönderdiğini,
Duruşmada, can güvenliği bulunmadığından, T. U. N.’dan onarılması gereken iki silah aldığını, bu silahlardan birini ruhsatlı olduğunu söyleyerek boyatmak için Z. W.’a verdiğini, gözaltında baskı nedeniyle, bazı kişilere iftira atarak silah aldığını söylediğini, beyan etmiştir.
Sanık Ö. H. kollukta; Y.’ın kendisini telefonla arayarak, kendisine bir paket getirileceğini, alıp kardeşi R. Y.’a vermesini söylediğini, aynı gün iki kişinin gelerek, önce Y.’ı, sonra R. Y.’ı sorduklarını, R. Y.’ın şu an bulunmadığını ancak geleceğini söylediğini, bunun üzerine Murat kim diye sorduklarını, kendisini yan tarafa çağırıp tabancayı şarjörü ile birlikte teslim ettiklerini, daha sonra gelen R. Y.’ın bu tabancayı evine gönderdiğini, temizlik yaptığı bir gün bu tabancayı bilardo toplarını koydukları kutunun içinde gördüğünü, yakalandıktan sonra silahın yerini görevlilere söyleyip gösterdiğini,
DGM. C.Savcılığında, iki şahsın bir paket bıraktığını, müdüriyete bıraktığı bu paketi, R. Y.’ın isteği üzerine evine götürdüğünü, bilardo salonunda silah görmediğini,
Duruşmada, benzer beyanda bulunarak, R. Y.’ın bilardo toplarının arkasına silah sakladığını gördüğünü söylemiştir.
Tanık B. Ç. R. kolluk anlatımında “... Z. W. ile ortak çalışırız. Kendisinin uzun süredir taşıma ruhsatlı tabancası vardır. Arkadaşı Y. geçen hafta Perşembe günü Z. W.’ın yanına gelmişti, yanlarına gittiğimde küçük bir kutunun içinde iki adet tabanca gördüm, konuşmalarından anlayabildiğim kadarıyla Y. bu tabancaları satmak için getirmiş, ancak Z. W.’ın tabanca alıp almadığını bilmiyorum. Sonra Y., küçük kutu ile işyerimizden ayrılıp gitti. Bundan bir ya da iki gün sonra Ç. X. işyerimize geldi. Ancak tabanca alıp almadığını bilmiyorum....” şeklinde anlatımda bulunmuştur.
Sanık Ç. X. kollukta; Z. W.’ın silahla bir şey yapmaktan korktuğunu söyleyerek muhafaza edilmesi için silahı kendisine poşete sarılı olarak teslim ettiğini, ruhsatlı olduğunu düşündüğünü, görevlilerin evlerine gelip silah sorması üzerine teslim ettiğini,
Yargılamanın diğer aşamalarında ise; Z. W.’ın ruhsatlı olduğunu söyleyerek, silahı boyatmak için kendisine verdiğini beyan etmiştir.
Emniyet Genel Müdürlüğü Kriminal Polis Laboratuarınca düzenlenen raporda, tabancaların normal olarak çalıştıkları, atışa mani herhangi bir mekanik arıza ve eksikliklerinin bulunmadığı bildirilmiştir.
Bu kanıtlar doğrultusunda uyuşmazlık konuları incelendiğinde;
L. U. ile Y.’ın cezaevinde kaldıkları dönem içerisinde arkadaş oldukları, kardeşi Y.’ı ziyarete gelen R. Y.’ın da sanık ile bu dönemde tanıştığı, cezaevinden tahliye edildikten sonra da aralarındaki dostluğun sürdüğü, 1999 yılında meydana gelen depremde zarar gören sanığın eşinin tedavisinde R. Y. ve Y.’ın yardımcı oldukları, sanıklar Y. ve R. Y.’ın, sanık B.’a atfı cürümde bulunmalarını gerektirecek bir neden bulunmadığı, toplanan kanıtlarla suça konu Brovning marka el yapımı tabancanın sanık tarafından yapılan yardımlara karşılık olarak, sanıklar R. Y. ve Y.’a hediye olarak verildiğinin saptandığı, toplanan kanıtların sanığın cezalandırılmasına yeter, kesin ve inandırıcı nitelikte olduğu, bu itibarla Yerel Mahkeme direnme hükmünün isabetli bulunduğu anlaşılmaktadır.
Z. W. hakkındaki hükme gelince; sanık hemen olay akabinde alınan beyanında; tabancayı Y.’dan satın aldığını, işyerinde problem çıkarabileceği düşüncesi ile polis memuru olan arkadaşı Ç. X.’e teslim ettiğini savunmuş, bu savunma Y., R. Y. ve Ç. X.’in kolluk anlatımları ve ekspertiz raporu ile de doğrulanmış, Yerel Mahkemece de bu kanıtlar hükme esas alınarak sanığın cezalandırılmasına karar verilmiştir, bu kabul dosyadaki kanıtlarla örtüşmektedir, diğer yönden Özel Dairece, tanık B. Ç. R.’in duruşmada dinlenerek, silahın satılmak için mi yoksa boyatılmak için mi getirildiği hususu açıklattırılıp sonucuna göre hüküm kurulması gerektiği belirtilmiş ise de; tanığın beyanı, sanık Y.’ın silahları satmak için getirdiğini belirtmekten ibaret olup, toplanan kanıtlar ışığında dinlenilmesi sanığın hukuki durumunda bir değişikliğe neden olmayacaktır. Yerel Mahkeme bu sanık hakkında hüküm kurarken yasal ve yeterli gerekçelerini de göstermiştir.
Bu itibarla, soruşturmanın genişletilmesine gerek bulunmayıp, Z. W. hakkında verilen direnme hükmü de isabetli olduğundan Yerel Mahkemenin her iki sanık hakkındaki direnmeye ilişkin hükmünün onanmasına karar verilmelidir.
Çoğunluk görüşüne katılmayan bir kısım kurul üyeleri, sanık B.’ın cezalandırılmasına yeter kanıt bulunmadığı, Z. W. yönünden ise, tanık B. Ç. R. dinlendikten sonra, sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği gerekçesiyle, Yerel Mahkeme direnme hükmünün bozulması yönünde oy kullanmışlardır.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle; her iki sanık hakkındaki Yerel Mahkeme direnme hükmünün ONANMASINA, dosyanın yerine gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına tevdiine, tebliğnamedeki isteme aykırı olarak 19.11.2002 günü oyçokluğuyla karar verildi. (¤¤)