(765 S. K. m. 102/4, 104/2, 240, 355) (298 S. K. m. 138, 143) (5237 S. K. m. 66, 67, 257/1)
Görevde yetkiyi kötüye kullanmak suçundan sanık Hüseyin Y.'in TCY.nın 240, 298 sayılı Yasanın 138 ve TCY.nın 80. maddeleri uyarınca 1 yıl 4 ay 10 gün hapis ve 299.443 TL. ağır para cezasıyla cezalandırılmasına ve sürekli olarak memuriyetten yoksun bırakılmasına ilişkin Hekimhan Asliye Ceza Mahkemesince verilen 04.06.1998 gün ve 57/41 sayılı hüküm, Üst C.Savcısı ve sanık tarafından temyiz edilmekle dosyayı inceleyen Yargıtay 8. Ceza Dairesince 12.06.2000 gün ve 19563/10881 sayı ile;
"Kocaözü kasabası yukarı mahalle muhtarı olan sanığın, muhtarı bulunduğu mahallede oturduklarını bildiği halde müştekiler hakkında seçmen kütüklerinin düzenlenmesine esas alınacak şekilde burada oturmadıklarından bahisle ilmühaber düzenlemekten ibaret eyleminin TCK.nun 355. maddesine uyduğu gözetilmeden, yazılı biçimde aynı Yasanın 240. maddesi uyarınca mahkumiyetine karar verilmesi" isabetsizliğinden bozulmuştur.
Yerel Mahkeme ise 20.11.2000 gün ve 41/102 sayı ile; seçimlerde kullanılacak ikâmetgah ilmühaberlerinin, diğerlerinden farklı olarak, sadece muhtarlara verildiği, somut eylemin ferdi olarak bir kişinin aleyhine belge düzenlemekten çıkıp, toplu olarak kişilerin seçmen kütüklerinden silinmesi sonucunu doğurduğu gerekçesiyle ilk hükümde direnmiştir.
Bu hükmün de O Yer C.Savcısı ve sanık vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya, Yargıtay C.Başsavcılığının "bozma" istekli 06.03.2002 gün ve 10190 sayılı tebliğnamesiyle Birinci Başkanlığa gönderilmekle CEZA GENEL KURULUnca okundu, gereği konuşulup düşünüldü.
CEZA GENEL KURULU KARARI
Mahalle muhtarı olan sanığın, sahte ikametgâh belgesi düzenleyerek, şikayetçilerin seçmen kütüklerinden silinmesini sağladığı iddiasıyla, 298 sayılı Yasanın 143/1. maddesi ile cezalandırılması istemi ile kamu davası açılmıştır.
Özel Dairece TCY.nın 355. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiği belirtilen, Yerel Mahkemece de TCY.nın 240. maddesi kapsamında bulunduğu kabul edilen sahte ilmühaber düzenleme suçu, her iki maddede de öngörülen cezasının türü ve üst sınırı itibariyle TCY.nın 102/4. maddesi uyarınca beş senelik asli dava zamanaşımı süresine tâbidir.
TCY.nın 104. maddesinin 1. fıkrasında, zamanaşımını kesen nedenler sınırlamalı bir şekilde sayılmış, 2. fıkrasında da kesici işlemin varlığı halinde zamanaşımının, kesilme gününden itibaren, birden çok nedenin bulunması halinde de en son kesilme gününden itibaren yeniden işlemeye başlayacağı belirtilmiş, ancak aynı fıkrada zamanaşımını kesici nedenlerin TCY.nın 102. maddesinde belirtilen zamanaşımı sürelerini yarıdan fazla uzatamayacağı hükme bağlanmıştır.
Somut olayda suç tarihi 31.01.1994 olup, iddianamenin düzenlenmesi, sanığın sorgusu ve mahkûmiyet hükmü gibi işlemlerle dava zamanaşımı süresi bir çok kez kesilmiş ise de, suç tarihinden inceleme tarihine kadar, TCY.nın 102/4 ve 104/2. maddelerinde belirtilen toplam 7 yıl 6 aylık dava zamanaşımı süresi 31.07.2001 günü dolmuştur.
Bu itibarla, gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Yerel Mahkeme direnme hükmünün bozulması ve kamu davasının ortadan kaldırılmasına karar verilmelidir.
Sonuç: Sair yönleri incelenmeyen Yerel Mahkeme direnme hükmünün zamanaşımının gerçekleşmesi nedeniyle BOZULMASINA, CYUY.nın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle TCY.nın 102/4 ve 104/2. maddeleri uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA, 26.03.2002 günü tebliğnamedeki isteme uygun olarak oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy