(765 S. K. m. 168, 169, 125, 131, 146, 149, 156)
Yasadışı silahlı terör örgütüne yardım ve yataklık etmek suçundan sanık Şakir B'ın TCY.nın 169 ve 3713 sayılı Yasanın 5. maddeleri uyarınca 4 yıl 6 ay ağır hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Adana 2 Nolu DGM'nce verilen 9.2.2001 gün ve 10/30 sayılı hüküm, C.Savcısı ve sanık müdafiinin temyizi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 9.Ceza Dairesince 2.7.2001 gün ve 1479/2138 sayı ile;
"Dosyadaki bilgi ve belgelerle özgeçmiş raporunun ele geçirilmiş olması karşısında sanığın TCK.nun 168/2. maddesi yerine yazılı madde ile cezalandırılması" isabetsizliğinden oyçokluğuyla bozulmuştur.
Yerel Mahkeme 3.10.2001 gün ve 166/210 sayı ile;
Ele geçen özgeçmiş raporunda çalışma yaptığı cami, kimlerle ders yaptığı, kimin vasıtası ile cemaate girdiği soruları cevaplanmış ancak özgeçmiş raporunda sanığın ders dışında örgüt içerisinde hangi faaliyetlerde bulunduğu hususu açıklanmamıştır. Yine özgeçmiş raporunda sanığın örgüt içerisinde kod ismi kullandığı da tespit edilmemiştir. Özgeçmiş raporunda isimleri geçen şahıslardan İsmail P'ın yine sanığın özgeçmiş raporunu verdiği anlaşılan Hüseyin H. isimli şahsın ifade örnekleri dosyaya celp edilmiş ancak bu ifadelerden de sanığın faaliyetleri ile ilgili herhangi bir bilgi elde edilememiştir.
Örgüte özgeçmiş raporu vermekle birlikte başka bir faaliyeti tespit edilemeyen sanığın eyleminin TCK'nun 169. ncu maddesinde yazılı örgüte yardım yataklık suçunu oluşturacağı gerekçesiyle ilk hükümde oyçokluğuyla direnmiştir.
Bu hükmün de C.Savcısı ve sanık tarafından duruşma istekli olarak temyiz edilmesi üzerine dosya, Yargıtay C.Başsavcılığının bozma istekli 3.4.2002 gün ve 19015 sayılı tebliğnamesiyle Birinci Başkanlığa gönderilmekle, Ceza Genel Kurulunca okundu gereği konuşulup düşünüldü.
CEZA GENEL KURULU KARARI
Ceza Yargılamaları Usulü Yasasında, Ceza Genel Kurulunda incelemenin duruşmalı yapılacağına ilişkin bir hüküm yer almadığından, sanığın duruşmalı inceleme isteminin reddi ile dosya üzerinde yapılan incelemede;
Sanığın silahlı çeteye yardım etmek suçundan cezalandırılmasına karar verilen olayda, Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasındaki uyuşmazlık suç vasfının belirlenmesi noktasında toplanmaktadır.
Sanığın sabit olan eylemlerinin hangi suç tipini oluşturduğunun belirlenmesi açısından öncelikle bu konudaki hukuki düzenlemelerin incelenmesi gerekir.
Kural olarak Ceza Yasamız hazırlık hareketlerini cezalandırmamaktadır. Ancak istisnai olarak belirli amaçlara yönelik hazırlık hareketlerinin Yasada özel suç tipi olarak düzenlendiği haller de vardır. Bunlardan biri de, Devletin şahsiyetine karşı cürümlerden olup TCY.nın 168. maddesinde düzenlenen suç tipidir. "Silahlı çete suçunu" düzenleyen bu maddede hazırlık hareketlerinin "özel ve istisnai suç tipi" olarak öngörülmesinin amacı, Devlete karşı "ağır zarar tehlikesi" yaratacak nitelikteki bu hareketlerin cezalandırılmasını sağlamaktır.
TCY.nın 168. maddesinin 1. fıkrası ile; 125, 131, 146, 147, 149 ve 156. maddelerde yazılı cürümleri işlemek için silahlı cemiyet ve çete teşkil etmek yahut böyle bir cemiyet ve çetede amirliği, kumandayı ve hususi bir vazifeyi haiz bulunmak eylemleri yaptırıma bağlanmıştır.
Silahlı cemiyet ve çetenin sair efradı olmanın cezai yaptırımı ise 168. maddenin 2. fıkrasında düzenlenmiş olup, birçok yargısal kararda vurgulandığı üzere; silahlı cemiyet ve çetede amirlik, kumanda ve hususi bir görev almayan, çeteye basit şekilde katılan, gayeye ait konularda irade birliği içinde olan, çeteye katılırken çetenin niteliğini bilen ve çetenin gayelerini kendi amacına uygun görenler cemiyet ve çetenin sair efradıdır.
TCY.nın 168. maddesinde tek tek sayılan yasa maddelerindeki suç tipleri "amaç suçu" oluşturmaktadır. "Amaç suç tipi" ile korunmak istenen hukuki değer açısından "ağır ve yakın zarar tehlikesi" yarattığı varsayılan silahlı çete ve cemiyet oluşturulması ise "araç suç"tur. Bu bakımdan silahlı çete suçu, belirtilen amaç çerçevesinde kabul edilmiş bir "zarar tehlikesi" suçudur.
Silahlı cemiyet ve çeteye yardım suçu ise TCY.nın 169. maddesinde düzenlenmiştir. Bu suçun oluşması için failin, 168. maddede nitelikleri belirtilen silahlı cemiyet ve çete mensuplarının eylemlerine iştirak etmeksizin, onların hal ve sıfatlarını bilerek barınacak yer göstermesi veya yardım etmesi yahut erzak, silah, cephane veya giysi temin etmesi ya da her ne suretle olursa olsun hareketlerini kolaylaştırması gerekir.
Açıklanan bu hukuki düzenlemeler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Anayasal düzeni yıkarak şer'i esaslara dayalı teokratik bir devlet kurmak amacını gerçekleştirmek için tebliğ (propaganda), cemaat (teşkilatlanma) ve cihad (savaş) biçiminde üç aşamalı bir strateji takip eden, askeri ve siyasi kanat olarak hiyerarşik bir sistem içinde hücre tipi yapılanmaya sahip olup silahlı tehdit, kaçırma ve öldürme yöntemlerine sıklıkla başvurduğu anlaşılan yasadışı Hizbullah örgütünün ilim grubunun TCY.nın 146. maddesindeki amaç suçu gerçekleştirmek üzere kurulmuş silahlı çete niteliğinde olduğu kuşkusuzdur.
Bu örgütün lider kadrosunu yakalamak amacıyla İstanbul ili Beykoz ilçesi Kavacık mahallesinde yasadışı örgüt lideri Hüseyin V'nun kaldığı eve 17.1.2000 tarihinde güvenlik güçleri tarafından baskın yapıldığı, güvenlik güçleri ile silahlı çatışmaya giren yasadışı örgüt liderinin öldüğü, evinde yapılan aramada bilgisayar, CD, HDD ve disketlerin kurşunlanmış ve tahrip edilmiş halde bulunduğu, Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından yapılan çalışmalar sonucunda bunlarda kayıtlı bir kısım bilgilerin kurtarıldığı, kayıtlardan elde edilen ve dökümleri yapılan belgeler arasında sanık Şakir P'a ait resimli özgeçmiş raporu ile yine adının geçtiği bir takım belgelerinde bulunduğu anlaşılmaktadır.
Çözümü yapılarak dosyaya gönderilen belgelerden fotoğraflı özgeçmiş raporunda; sanığın 1994 yılında örgüte katıldığı, örgüte katıldıktan sonra Sait A. ve İ.Cengiz B. ile ders yaptığı, Softaoğulları Camiinde örgütsel çalışma yaptığına ilişkin beyanlar ile ailesinin ekonomik durumu ve sanık hakkında yapılan adli işlemler hakkında bilgilerin yer aldığı, Akdeniz fotoğraf albümü isimli belgede ise 1969 Darende doğumlu sanık Şakir B'ın 96. sırada, kardeşi Yusuf B'ın ise 108. sırada kayıtlarının bulunduğu, sanığın kardeşi Yusuf B'a ait özgeçmiş raporunda ise bir yıl önce kardeşi vasıtasıyla cemaate katıldığına ilişkin bilgilere yer verildiği belirlenmiştir.
Sanık kollukta,öğrenim durumu, yaşadığı yerler ve ailesi hakkında açıklamalarda bulunduktan sonra, 1989 yılında kız kaçırmaya kalkışmak suçundan 4 ay cezaevinde yattığını, kardeşi Cengiz B'ın Hizbullah örgütü üyesi olmak ve örgüt adına faaliyetlerde bulunmak suçlarından Mersin'de yakalanıp cezaevine konulduğunu, kardeşi vasıtasıyla Hilmi H. isimli şahısla tanıştığını 1996 yılında Hilmi H'ın bir parti kuracağını söyleyerek, kimlik bilgilerini ve vesikalık fotoğrafını istediğini, istenilenleri verdiğini, bu şahıstan fotoğraf ve kimlik bilgilerinin verildiği şahsın partili olmadığını öğrendiğini, seyyar satıcılık yaptığını, C.Savcılığında; kolluk beyanına benzer anlatımda bulunarak, özgeçmiş raporu ve fotoğrafını verdiği Hilmi H'ın örgüt üyesi olmak ve faaliyetlerde bulunmaktan cezaevine girdiğini, İstanbul'da yapılan operasyonlarda verdiği özgeçmiş raporu ve fotoğrafının ele geçtiğini, bilerek vermediğini savunmuş, Sulh Ceza Mahkemesinde de benzer anlatımda bulunmuş, duruşmada 12.7.2000 tarihli oturumda Hilmi Hocalar isimli şahsa kimlik bilgilerini ve fotoğrafını vermediğini savunmasına karşın 15.11.2000 tarihli celsede vermiş olabileceğini beyan etmiştir.
Ayrıntıları Ceza Genel Kurulunun 26.6.2001 gün ve 9-126/145 sayılı, 12.3.2002 gün ve 9-60/205 sayılı kararlarında da vurgulandığı üzere, özgür iradesiyle "özgeçmiş raporu" verilmesi, sanığın silahlı çeteyle organik bağ kurduğunun ve vereceği görevleri yapmaya hazır olduğunun en önemli kanıtlarından biri olduğu gibi, özgeçmiş raporu verenin henüz örgütle tanışmamış ancak onun düşüncelerini benimseyen ve amacı doğrultusunda yardımlar da bulunan kişilerden ayrılmasını sağlayan kıstaslardan da biridir.
Her ne kadar sanık özgeçmiş raporunu ve fotoğrafını parti kurulmasında kullanılmak üzere verildiğini savunmuş ise de; kendi içinde ve dosyadaki diğer kanıtlarla çelişen bu savunmaya itibar etmek olanaksızdır. Toplanan kanıtlardan, belirli bir eğitim ve tebliğ (propaganda) sürecinden geçip özgür iradesiyle örgüte özgeçmiş raporu vererek "cemaate" giren, cemaate girdikten sonra S.A. ve İ.Cengiz B. ile ders ve Softaoğulları Camiinde örgütsel çalışma yapan sanığın yasadışı silahlı çete niteliğindeki Hizbullah Örgütünün sair efradı olduğu anlaşıldığından Yerel Mahkeme direnme kararının suç vasfındaki yanılgı nedeniyle bozulmasına karar verilmelidir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle, Yerel Mahkeme direnme kararının BOZULMASINA, dosyanın mahalline gönderilmesi için Yargıtay C.Başsavcılığı tevdiine 16.04.2002 günü tebliğnamedeki isteme uygun olarak oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy