(765 S. K. m. 31, 33, 125, 131, 146, 147, 149, 156, 168) (3713 S. K. m. 5) (4616 S. K. m. 4)
(YCGK. 12.03.2002 T. 2002/ 9-60 E. 2002/205 K.) (YCGK. 26.06.2001 T. 2001/9-126 E. 2001/145 K. ) (YCGK. 16.04.2002 T. 2002/9-103 E. 2002/230 K.)
Dava: Sanık Mehmet Yılmaztekin hakkında yasadışı silahlı çete üyesi olmak suçundan dolayı açılan kamu davasında eyleminin örgüte yardım ve yataklık suçunu oluşturduğunun kabulüyle davanın 4616 sayılı Yasa uyarınca kesin hükme bağlanmasının ertelenmesine ilişkin Adana 2 Nolu Devlet Güvenlik Mahkemesince verilen 12.11.2001 gün ve 108/250 sayılı hüküm, O Yer C. Savcısı tarafından temyiz edilmekle dosyayı inceleyen Yargıtay 9. Ceza Dairesince 01.04.2002 gün ve 457/702 sayı ile oyçokluğuyla onanmıştır.
Yargıtay C. Başsavcılığı ise 29.04.2002 gün ve 186880 sayı ile;
Toplanan delillere ve dosya içeriğine göre, sanık Mehmet Yılmaztekin'in 1996 yılında muhtelif camilerde verilen derslere katılarak Hizbullah örgütünün görüşlerini benimsediği, resimli özgeçmiş raporunu vermek suretiyle örgütle organik bağ oluşturduğu, örgüte taraftar kazandırmak amacıyla dersler verip ev ziyaretlerinde bulunduğu, faaliyetleri hakkında raporlar verdiği, örgütsel gizliliğin gereği olarak kod adı kullandığı,
Bu şekilde sanığın silahlı çete niteliğindeki Hizbullah örgütünün sair efradı konumunda bulunduğu anlaşıldığından, hakkında TCK. nun 168/2, 31, 33, 3713 sayılı Kanununun 5. maddeleri uygulanarak ceza tayini gerekirken, eylemi örgüte yardım niteliğinde kabul edilerek davanın kesin hükme bağlanmasının ertelenmesine karar verilmesi isabetsizdir. gerekçesiyle itiraz yasayoluna başvurarak, Özel Daire onama kararının kaldırılıp, Yerel Mahkeme hükmünün bozulmasını istemiştir.
Dosya Birinci Başkanlığa gönderilmekle Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Sanık hakkındaki kamu davasının 4616 sayılı Yasanın 4. maddesi uyarınca kesin hükme bağlanmasının ertelenmesine karar verilen olayda, Özel Daire ile Yargıtay C.Başsavcılığı arasındaki uyuşmazlık suç vasfının belirlenmesi noktasında toplanmaktadır.
Sanığın sabit olan eyleminin hangi suç tipini oluşturduğunun belirlenmesi açısından öncelikle bu konudaki hukuki düzenlemelerin incelenmesi gerekir.
Kural olarak Ceza Yasamız hazırlık hareketlerini cezalandırmamaktadır. Ancak istisnai olarak belirli amaçlara yönelik hazırlık hareketlerinin Yasada özel suç tipi olarak düzenlendiği haller de vardır. Bunlardan biri de, Devletin şahsiyetine karşı cürümlerden olup TCY.nın 168. maddesinde düzenlenen suç tipidir. Silahlı çete suçunu düzenleyen bu maddede hazırlık hareketlerinin özel ve istisnai suç tipi olarak öngörülmesinin amacı, Devlete karşı ağır zarar tehlikesi yaratacak nitelikteki bu hareketlerin cezalandırılmasını sağlamaktır.
TCY.nın 168. maddesinin 1. fıkrası ile; 125, 131, 146, 147, 149 ve 156. maddelerde yazılı cürümleri işlemek için silahlı cemiyet ve çete teşkil etmek yahut böyle bir cemiyet ve çetede amirliği, kumandayı ve hususi bir vazifeyi haiz bulunmak eylemleri yaptırıma bağlanmıştır.
Silahlı cemiyet ve çetenin sair efradı olmanın cezai yaptırımı ise 168. maddenin 2. fıkrasında düzenlenmiş olup, birçok yargısal kararda vurgulandığı üzere; silahlı cemiyet ve çetede amirlik, kumanda ve hususi bir görev almayan, çeteye basit şekilde katılan, gayeye ait konularda irade birliği içinde olan, çeteye katılırken çetenin niteliğini bilen ve çetenin gayelerini kendi amacına uygun görenler ise cemiyet ve çetenin sair efradıdır.
TCY.nın 168. maddesinde tek tek sayılan yasa maddelerindeki suç tipleri amaç suçu oluşturmaktadır. Amaç suç tipi ile korunmak istenen hukuki değer açısından ağır ve yakın zarar tehlikesi yarattığı varsayılan silahlı çete ve cemiyet oluşturulması ise araç suçtur. Bu bakımdan silahlı çete suçu, belirtilen amaç çerçevesinde kabul edilmiş bir zarar tehlikesi suçudur.
Silahlı cemiyet ve çeteye yardım suçu ise TCY.nın 169. maddesinde düzenlenmiştir. Bu suçun oluşması için failin, 168. maddede nitelikleri belirtilen silahlı cemiyet ve çete mensuplarının eylemlerine iştirak etmeksizin, onların hal ve sıfatlarını bilerek barınacak yer göstermesi veya yardım etmesi yahut erzak, silah, cephane veya giysi temin etmesi ya da her ne suretle olursa olsun hareketlerini kolaylaştırması gerekir.
Açıklanan bu hukuki düzenlemeler ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Anayasal düzeni yıkarak şer'i esaslara dayalı teokratik bir devlet kurmak amacını gerçekleştirmek için tebliğ (propaganda), cemaat (teşkilatlanma) ve cihad (savaş) biçiminde üç aşamalı bir strateji takip eden, askeri ve siyasi kanat olarak hiyerarşik bir sistem içinde hücre tipi yapılanmaya sahip olup silahlı tehdit, kaçırma ve öldürme yöntemlerine sıklıkla başvurduğu anlaşılan yasadışı Hizbullah örgütünün ilim grubunun TCY.nın 146. maddesindeki amaç suçu gerçekleştirmek üzere kurulmuş silahlı çete niteliğinde olduğu kuşkusuzdur.
Bu örgütün lider kadrosunu yakalamak amacıyla İstanbul ili Beykoz ilçesi Kavacık mahallesinde yasadışı örgüt lideri Hüseyin Velioğlu'nun kaldığı eve 17.1.2000 tarihinde güvenlik güçleri tarafından baskın yapıldığı, güvenlik güçleri ile silahlı çatışmaya giren yasadışı örgüt liderinin öldüğü, evinde yapılan aramada bilgisayar, CD ve disketlerin kurşunlanmış ve tahrip edilmiş halde bulunduğu, Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından yapılan çalışmalar sonucunda bunlarda kayıtlı bir kısım bilgilerin kurtarıldığı, kayıtlardan elde edilen ve dökümleri yapılan belgeler arasında, sanık Mehmet Yılmaztekin'e ait özgeçmiş raporu ile yine adının geçtiği bir takım belgelerin de bulunduğu anlaşılmaktadır.
Çözümü yapılarak dosyaya gönderilen belgelerden 4346 numarada kayıtlı fotoğraflı el yazması özgeçmiş raporunda; sanığın 1994 yılında Mahmut isimli şahıs vasıtasıyla örgüte katıldığı, örgüte katıldıktan sonra İmam-ı Azam camiinde ders ve örgütsel çalışmalar yaptığına ilişkin beyanlar ile, aile fertleri, ekonomik durumu hakkında bilgilerin yer aldığı, Adana fotoğraf albümü isimli fotogeç belgesinde, Mehmet Yılmaztekin, Urfa-Osmaniye 138 kaydının yer aldığı, excel belgelerinde, sanığın Selahattin Budak ve Murat İlci isimli örgüt mensupları ile, Ağustos 1997 tarihinde Mehmet Sağlam ve Hasan Basmacı isimli şahısları ziyaret ettiğine ilişkin bilgiler ile örgütsel amaçlı bu ziyaretin değerlendirmesinin yer aldığı, diğer iki excel belgesinde ise, Veysel Karani camiinden sorumlu olan ve dersi öğreticilik olan sanığın, rakam kodu 003, cami kodu 013, cami ismi Veysel Karani, dersi muhasebe elemanı, tahsili ilköğretim, 19-28 günleri arasında ailesi ile tarla işine gittiğinden gelmediğine ilişkin bilgilere yer verildiği saptanmıştır.
Sanık kollukta, doğumu, öğrenim durumu, önceki işleri ve ailesi hakkında açıklamalarda bulunduktan sonra, 1996-1997 yılları içerisinde arkadaşım Mahmut'un telkinleri ile İmam-ı Azam Camiine Kur'an dersi almaya gittim, 2 ay kadar kursa devam ettim, bize ders veren imamın, bu kursları Hizbullahçılar düzenliyor, bir daha gelme demesi üzerine bir daha kursa gitmedim, özgeçmiş raporu sanırım beni iyi tanıyan Mahmut isimli şahıs tarafından hazırlanarak örgüte ulaştırılmıştır.
C. Savcılığında ve Sulh Ceza Mahkemesinde kolluk beyanının doğru olduğunu, özgeçmiş raporu vermediğini, duruşmada 21.08.2000 tarihli oturumda, suçlamaları red ederek önceki beyanlarının baskı altında alındığını, 18.09.2000 günlü oturumda ise, özgeçmiş raporunu kabul etmediğini, örgütün kayıtlarına nasıl intikal ettiğini ve kim tarafından verildiğini bilmediğini, özgeçmiş raporundaki resmin kendisine ait olduğunu, rapora geçtiğini bilmediğini, bir arkadaşına hatıra olsun diye vermiş olabileceğini beyan etmiştir.
Ayrıntıları Ceza Genel Kurulunun 26.06.2001 gün ve 9-126/145, 12.03.2002 gün ve 9-60/205, 16.04.2002 gün ve 9-103/230 sayılı kararlarında da vurgulandığı üzere, özgür irade ile özgeçmiş raporu verilmesi, sanığın silahlı çeteyle organik bağ kurduğunun ve vereceği görevleri yapmaya hazır olduğunun en önemli kanıtlarından biri bulunduğu gibi, özgeçmiş raporu verenin henüz örgütle tanışmamış ancak onun düşüncelerini benimseyen ve amacı doğrultusunda yardımlarda bulunan kişilerden ayrılmasını sağlayan kıstaslardan da biridir.
Her ne kadar, sanık özgeçmiş raporunun ve fotoğrafının kendisi tarafından verilmediğini savunmuş ise de; aşamalarda birbiriyle ve dosyadaki diğer kanıtlarla çelişen bu savunmaya itibar etmek olanaksızdır. Toplanan kanıtlardan, belirli bir eğitim ve tebliğ (propaganda) sürecinden geçip özgür iradesiyle örgüte özgeçmiş raporu vererek cemaate giren, cemaate girdikten sonra Mahmut isimli şahısla ders ve İmam-ı Azam Camiinde örgütsel çalışma, Selahattin Budak ve Murat İlci ile birlikte ev ziyaretlerinde bulunan, Veysel Karani Camiinde muhasebe elemanı olarak öğreticilik yapan sanığın yasadışı silahlı çete niteliğindeki Hizbullah terör örgütünün sair efradı olduğu anlaşıldığından, Yargıtay C.Başsavcılığı itirazının kabulüne karar verilmelidir.
Çoğunluk görüşüne katılmayan bir kısım kurul üyeleri, sanığın eyleminin, silahlı cemiyet ve çeteye yardım suçunu oluşturduğu gerekçesiyle itirazın reddi yönünde oy kullanmışlardır.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle, Yargıtay C.Başsavcılığı itirazının KABULÜNE, Özel Daire onama kararının kaldırılarak, sanık Mehmet Yılmaztekin hakkındaki Yerel Mahkeme hükmünün suç vasfındaki yanılgı nedeniyle BOZULMASINA, 02.07.2002 günü yasal oyçokluğu ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy