(765 S. K. m. 59, 125, 168)
Dava: Devlet hakimiyeti altındaki topraklardan bir kısmını, Devlet idaresinden ayırmaya yönelik silahlı eylemlerde bulunmak suçundan sanık Yalçın Yolcu'nun TCY. nın 125 ve 59. maddeleri uyarınca müebbet ağır hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hakkında 31 ve 33. maddelerinin uygulanmasına, suç eşyalarının zoralımına, koşulları oluşmadığından hakkında 4450 sayılı Yasa ile değişik 3419 sayılı Yasa hükümlerinin uygulanmasına yer olmadığına ilişkin, Diyarbakır 1 Nolu Devlet Güvenlik Mahkemesince verilen 17.5.2001gün ve 49/154 sayılı hüküm, re'sen temyize tabi olmasının yanında, sanık vekili tarafından da temyiz olunmakla, dosyayı inceleyen Yargıtay 9. Ceza Dairesince 20.11.2001 gün ve 2050/2929 sayı ile;
Tüm dosya kapsamı ile yasa dışı örgütün sair efradı olduğu anlaşılan sanığın, TCK. nun 125. maddesindeki suçu oluşturacak nitelikteki eylemlere katıldığına dair yeterli ve kesin delil bulunmadığı gözetilmeden TCK. nun 168/2. maddesi yerine yazılı madde ile cezalandırılmasına karar verilmesi isabetsizliğinden bozulmuştur.
Yerel Mahkeme 25.4.2002 gün ve 15/160 sayı ile;
Sanık Yalçın Yolcu kolluk beyanında örgütle ilgili detaylı bilgiler vermiş ve katıldığı 3 eylem ile ilgili olarak geniş açıklamalarda bulunmuş, eylemlerin ne şekilde gerçekleştirildiğini, kendisi ile birlikte hangi örgüt üyelerinin katıldığını detaylı olarak bildirmiştir. Sanığın kolluk ifadesinde belirttiği eylem grupları içerisinde yer alan örgüt üyelerinin açık kimlikleri belirtilmeyip sadece kod isimleri belirtildiğinden ve örgüt içerisinde aynı kod ismi kullanan bir çok üyenin bulunması nedeni ile eylem gruplarında yer alan kişilerin durumları incelenememiş,
Ancak; celp edilen eylem evraklarının incelenmesinde, bu eylemlerin sanığın kolluk ifadesinde belirttiği şekilde gerçekleştiği anlaşılmıştır.
Sanığın diğer aşamalarda eylemlere katılmadığı ve bu eylemleri kolluk aşamasında bilgi olarak verdiğini beyan etmesi samimi görülmemiş, mahkememizde yargılanan diğer PKK. örgütü mensuplarının genel politikası olarak yorumlanmıştır. Zira kolluk aşamasında eylemlerle ilgili teferruatlı beyanlarda bulunan örgüt üyelerinin bir çoğu sonraki aşamalarda ve bilhassa mahkemedeki savunmalarında sonuçlarını öğrendikleri için eylemlere katılmadıklarını bu eylemlerle ilgili bilgi mahiyetinde ifade verdiklerini söyledikleri mahkememizde devam eden bir çok dava dosyasında görülmüştür. gerekçesi ile ilk hükümde direnmiştir.
Re'sen temyize tabi olan bu hüküm de; O Yer C. Savcısı, sanık ve sanık vekilleri tarafından duruşma istemli olarak temyiz olunmakla dosya, Yargıtay C. Başsavcılığının bozma istekli 3.7.2002 gün ve 87121 sayılı tebliğnamesi ile Birinci Başkanlığa gönderilmekle, Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup, düşünüldü.
CEZA GENEL KURULU KARARI
Ceza Yargılamaları Usulü Yasasında, Ceza Genel Kurulunda duruşmalı temyiz incelemesi yapılacağına ilişkin bir hüküm yer almadığından sanık vekillerinin bu hususta ki isteminin reddine karar verilerek, dosya üzerinde yapılan incelemede;
Berhudan kod sanık Yalçın Yolcu 13.2.1999 tarihinde; 352 İGP Tb. Komutanlığına 1 adet kalşnikof piyade tüfeği, 1 adet el bombası, 4 adet şarjör, 89 adet kaleşnikof fişeği, l adet palaska ve 3 adet kütüklük ile teslim olmuş, tüfeğin yapılan muayenesinde çalışır vaziyette olduğu, alev gizleyeninin kırık olduğu anlaşılmış, kütüklükler, el bombası ve palaska imha edilmiş, üzerinde balistik inceleme yapılan tüfeğin ise herhangi bir olayla ilişiği saptanamamıştır.
Sanık Yasin Yolcu kollukta 14.02.1999 günü alınan beyanında; Çocukluğu, öğrenim durumu ve ailesiyle ilgili bilgiler verdikten sonra; 1993 yılında PKK örgütüne sempati duymaya başladığını, Cemal Aras'ın telkinleri ve Mervan kod Süleyman Çağrı'nın propagandaları sonucu örgüte katıldığını, kendisine Bürüsk kod adının verildiğini, Cemal Aras ve Mustafa Özalhas'la birlikte, evlere ve dükkanlara giderek örgüt adına vergi adı altında para toplayıp Mervan (k) Süleyman Çağrı'ya teslim ettiklerini, örgüte erzak ve malzeme temin ettiklerini, 1993 yılının Aralık ayı içerisinde güvenlik güçlerince yakalanıp, 3 ay kadar cezaevinde yattıktan sonra çıktığını,
1994 Haziran-1995 Ekim aylarında askerliğini yaptığını, terhis olduktan sonra Viranşehir'e dönüp, 1998 yılının Mart ayına kadar eczanede çalışarak, ailesine yardımcı olduğunu, 1998 yılının Mart ayında yeniden PKK. ile bağlantısı olan şahıslarla ilişki kurmaya çalıştığını, Gaziantep cezaevinde olduğunu duyduğu, liseden arkadaşı Ramazan Vurucu isimli örgüt mensubunun yanına giderek örgütle ilişki kurmak istediğini, yardımcı olup olamayacağını sorduğunu, yardım sözü alması üzerine de kendisine adresini ve telefon numarasını vererek evine döndüğünü,
Aradan 15 gün kadar geçtikten sonra ismini İdo olarak öğrendiği Hacı Mehmet (K) isimli şahsın evlerine gelerek, örgüte katılacakmışsın götürmeye geldim, hadi gidelim dediğini, senin şu anda kırsalla bağlantın var mı diye sorduğunu, şahsın bağlantısının bulunmadığını, ancak kuracağını söylemesi üzerine, bağlantı kurduğun zaman bana telefon aç ben gelirim dediğini, şahsın tamam diyerek ayrılıp gittiğini,
Aradan 3 gün geçtikten sonra Hacı Mehmet (K)un eczaneye telefon açarak, yarın akşam Nusaybin ilçe merkezi girişindeki benzinliğe gel, orada minibüsten in seni bulurum dediğini, bunun üzerine tamam diyerek ertesi gün bildirdiği yere gittiğini,
4 kişilik örgüt mensupları ile buluştuklarını, bu grupla birlikte 5 saat kadar yürüdükten sonra, Ömeryan alanı olarak bilinen bölgeye geldiklerini, burada Serdar (K) sorumluluğunda 5 kişilik gruba katıldıklarını, Serdar (K)'un grubu ile birlikte bir gece kaldıklarını, Serdar (K) kimliğini ve İş Bankası kredi kartını aldığını, kartı ateşe atıp yaktığını, kimliğini ise sakladığını, ertesi sabah Kendal (K) isimli örgüt mensubunun sorumluluğunda 5 kişilik bir grubun daha geldiğini, kendisini Devrim (K) ve Bürüsk (K) isimli örgüt mensupları ile birlikte Nusaybin ilçesi ile Midyat arasında kalan kırsalda Bagok alanı olarak adlandırılan bölgede şehit Reşo bölgesine götürdüklerini, burada Felat (K) Mardin eyalet sorumlusu örgüt mensubu ile 20 kişilik grubunun bulunduğunu,
Bir hafta kadar geçtikten sonra Ayhan (K) isimli arşivci örgüt mensubunun özgeçmiş raporunu aldığını, bir ay kadar askeri ve siyasi eğitim gördüğünü, kendisine silah ve örgüt elbisesi verildiğini, böylece örgüte katıldığını,
Grubun bulunduğu noktalarda bazen pusu faaliyetine çıktığını, burada 1998 yılının Temmuz ayına kadar kaldığını, Bagok bölge sorumlusunun kendisini dargeçit kırsalında faaliyet gösteren örgüt mensuplarının yanına gönderdiğini, 1998 yılının yaz aylarında Hakkı (K)'un sorumluluğunda 30 kişilik bir grupla (Kedil köyü) kırsalına askeri timlerin bulunduğu noktaya doğru hareket edilerek 3 saatlik bir yaya yürüyüşüyle askeri timlerin bulunduğu tepenin civarlarına geldiklerini, Saat 23.50 sıralarında tepenin çevresinde tertiplendikten sonra Hakkı (K)'un talimatı ile ateş etmeye başladıklarını, yaklaşık 20 dk. kadar çatışmanın devam ettiğini, daha sonra geri çekildiklerini, 4 saatlik bir yaya yürüyüşüyle Hasankeyf ilçesinin Palamut köyü koyunlu (Sıra) mezraasının üst tarafında kayalık bir araziye giderek orada iki gün boyunca saklandıklarını, eylem esnasında bazı örgüt mensuplarının askerlerin pusu mevziine sızma yaparak, erzak ve malzemeleri getirdiklerini,
Çatışmadan sonra yapılan değerlendirmede 5 askerin öldürüldüğünün söylendiğini, kırsalda yaklaşık 15 gün kadar dolaştıktan sonra, Hakkı (K)'nın bir yol kesme eyleminin yapılacağını söylediğini, Hakkı (K)'nın yanında 2-3 kişilik örgüt mensubu ile birlikte 4-5 gün yemişli köyüne giden yolun keşfini yaptığını, eylem gurubu belirlendikten sonra Hasankeyf ilçesinin Soğucak (Ganiyamezin) köyünün üst tarafında sederi noktasından saat 10.00 sıralarında 45 dakikalık bir yaya yürüyüşü ile yemişli köyüne giden yolun olduğu bir alana geldiklerini, yolun kenarında 1 saat kadar beklediklerini, kendisinin içinde bulunduğu grubun yolun üst tarafından örgüt mensuplarının emniyetini aldıklarını, saat 12.30 sıralarında gelen minibüsten karakola ait erzakları gasp ettiklerini, daha sonra gelen minibüsteki yaşlı bir kadın ile bir çocuğa örgüt propagandası yapılarak, kadına ait 1 torba un alındığını, 3. minibüste herhangi bir erzak ve yolcu olmadığından serbest bırakıldığını,
Bu eylemden birkaç gün sonra; Hakkı (K), Sabri (K) ve Mazlum (K)'un seçtiği, 13 kişilik bir eylem grubu ile Cehennem Deresinden 1 gece yaya yürüyüş ile İdil ilçesinin Dumanlı (Kay-suke) köyü kırsalına geldiklerini, köy yoluna Adnan (K) ve Sabri (K)'un mayına yer yaptıklarını, ertesi gün buraya mayının yerleştirileceğini, ancak yol devriyesi yapan korucular tarafından bunun fark edildiğini, güvenlik güçlerince mayın olabileceği ihtimaliyle buraya roket atılarak patlatıldığını, aynı günün akşamı Adnan (K)'nın mayını döşediğini, maaşlarını almaya giden korucuları taşıyan minibüsü beklediklerini, minibüs geldiğinde mayını patlatacağını, ancak minibüsten önce akşamüzeri iki korucunun geldiğini, mayının yerinin fark edilmesi üzerine, mayının ateşlendiğini, İki korucunun da öldüğünü, Havar (K), Militan (K), Bahar (K) ve Adnan (K)'un koruculara ait 1 adet silah ve 1 adet kol saatini alarak geri çekildiklerini, diğer korucuya ait silahı aceleden bulamadığını geri çekilerek Cehennem deresine döndüklerini,
1999 yılının Şubat ayı içerisinde saklanan erzakları getirmek için görevlendirildiğini,
13.02.1999 günü saat 12.00 sıralarında silah ve mühimmatı ile birlikte teslim olduğunu söylemiş, devamla, örgüt içinde tanıdıklarının kod adlarını, görevlerini, bildiği güzergahları, örgütün lojistik kaynakları hakkında bilgi vermiştir.
Bir gün sonra C. Savcılığında alınan beyanında ve Sulh Ceza Mahkemesinin sorgusunda ise; Jandarma Komutanlığınca alınan ifadesindeki eylemlere katılmadığını, sadece örgüt içerisinde bulunduğu süre boyunca duyduklarını anlattığını, Jandarmada da eylemlere katılmadığını, sadece duyduğunu söylediğini ancak neden böyle yazıldığını bilmediğini savunmuş,
Duruşmada da benzer şekilde savunmak yaparak; kaldığı sürenin genelde eğitimle geçtiğini, 10 aylık bir örgüt mensubunun eyleme gönderilmeyeceğini, hiçbir eyleme katılmadığını, kendiliğimden gelip teslim olduğunu, pişmanlık yasasından yararlanmak istediğini beyan etmiş, bu isteğini 2.9.1999 tarihli dilekçesinde de yinelemiştir.
Savunma tanığı Üzeyir Kılgı duruşmada; sanığın örgüt içinde pasif olduğunu, hep geri hizmetlere verildiğini, 5 askerin şehit edilmesi olayında Yalçın ile birlikte Mardin İdil'de bulunduklarını, Yalçın'ın bunu yapacak kapasitede olmadığını, o eylemin talimatının Hakkı kod tarafından verildiğini, ikinci eyleminde bu komutanın talimatları doğrultusunda gerçekleştirildiğini, bölgeleri ayrı olduğu için bu eyleme katılanları tam olarak bilmediğini, Yalçın'ın geri hizmette ekmek yapmakta ve erzak taşımakta kullanıldığını,
Savunma tanığı Nusret Temel duruşmada; Sanığı ilk kez 1998 yılında İdil Cehennem deresinde gördüğünü, lojistik faaliyetleri yürüttüğünü bildiğini, o tarihlerde örgüte katılalı 7-8 ay olduğunu, İdil bölgesinden kaçar düşüncesi ile Gabar bölgesine götürüldüğünü, kaçmaması için sürekli ikaz edildiğini, Gabar'da eyleme katıldığını görmediğini,
Savunma tanığı Hüseyin Karaman ise duruşmada; Sanık Yalçın Yolcu ile 1998 eylülünden 1999 başlarına kadar örgüt içinde aynı bölgede kaldıklarını, sanığın lojistik kısımda çalıştığını, savaşçı durumunun bulunmadığını, okunan eylemlere katılıp katılmadığını bilmediğini, ancak o bölgede güvenlik amaçlı küçük bir grubun bulunduğunu, grubun Urfa, Mardin, Şırnak'tan gelip giden örgüt mensuplarının geçişini sağladığını, bu bölgenin esasen güvenlik güçlerinin kontrolü altında bulunduğunu, erzak ve malzemelerin belli bir noktaya kadar getirilip örgüt hakimiyeti altındaki araziye dağıtıldığını, sanığın içinde bulunduğu grubun ise lojistik amaçlı olduğunu,
Beyan etmişlerdir.
Celbedilen eylem evraklarında; iddianamede belirtilen eylemlerin sanığın kolluk beyanı ile örtüştüğü saptanmıştır.
İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğünce gönderilen 17.2.2000 tarihli yazıda; sanığın 1998 yılı yaz aylarında Batman Hasankeyf, kedil köyü kırsal alanında güvenlik güçlerine pusu atılarak silahlı çatışma sonucu 5 askerin şehit edilmesi, aynı ilçe Yemişli köyünün yolunun kesilerek erzak ve malzemelerin gasp edilmesi, İdil ilçesi Dumanlı köyü yoluna mayın döşenerek 2 korucunun şehit edilmesi olaylarına katıldığı, mensubu olduğu örgütün dağılmasına neden olabilecek yeterli bilgi ve belge vermediği, örgütün amaçladığı suçun işlenmesine engel olacak mahiyette çaba göstermediği bildirilmiş,
6. Piyade Tugay Komutanlığınca gönderilen itirafçı kanaat raporunda ise 22 Mart-2 Nisan 2000 tarihleri arasında komutanlıkta görev yaptığı, bir kez de operasyona çıkartıldığı, güvenlik kuvvetlerine yardım konusunda samimi olduğu belirtilmiştir.
Bu bilgi ve belgeler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Sanık her ne kadar kolluk beyanında belirtilen eylemlere katıldığını söyleyerek, ayrıntılı beyanlarda bulunmuş ve bu beyanlar eylem evrakları ile örtüşmekte ise de; sanık 1 gün sonra C. Savcılığında alınan beyanında ve Sulh Ceza Mahkemesindeki sorgusunda; belirtilen eylemlere katılmadığını, eylemlerle ilgili beyanlarının duyuma dayandığını söylemiş, dinlenilen savunma tanıkları da, sanığın savunmasını doğrulayarak içinde bulunduğu grubun lojistik amaçlı olduğunu beyan etmişler, sanığın belirtilen eylemlere katıldığına ilişkin herhangi bir kanıt da ele geçirilememiştir.
Toplanan kanıtlardan Yasadışı silahlı terör örgütüne katılarak, belirli bir eğitim sürecinden geçip, kod adı alan sanığın eyleminin, silahlı çetenin sair efradı olmak suçunu oluşturduğu saptandığından, Yerel Mahkeme direnme hükmünün suç vasfındaki yanılgı nedeniyle bozulmasına ve 4450 sayılı Yasa ile değişik 3419 sayılı Yasa hükümlerinin de bu kabul doğrultusunda değerlendirilmesinde zorunluluk bulunmaktadır.
Çoğunluk görüşüne katılmayan bir kısım Kurul üyeleri; sanığın ikrarının eylem evrakları ile doğrulandığı ve ikrarının özgür iradeye dayandığı görüşüyle direnme hükmünün onanması yönünde oy kullanmışlardır.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle; Yerel Mahkeme direnme hükmünün BOZULMASINA, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay C. Başsavcılığını tevdiine, tebliğnamedeki isteme uygun olarak, 01.10.2002 günü yasal oyçokluğuyla karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy