(765 S. K. m. 31, 55, 59, 125, 131, 146, 147, 149, 156, 168, 169) (3713 S. K. m. 5)
Dava: Sanıklar hakkında yasadışı silahlı çete üyesi olmak suçundan açılan kamu davasında, eylemlerinin örgüte yardım ve yataklık suçunu oluşturduğunun kabulü ile; sanık Ömer Tekin'in TCY. nın 169, 3713 sayılı Yasanın 5 ve TCY. nın 59. maddeleri uyarınca 3 yıl 9 ay ağır hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 31. madde uyarınca 3 yıl süre ile kamu hizmetlerinden yasaklanmasına, sanıklar İbrahim Akkum ve Ferhat Demiralp'in TCY. nın 169 ve 3713 sayılı Yasanın 5, TCY. nın 55/3 ve 59. maddeleri uyarınca 2 yıl 6'şar ay ağır hapis cezası ile cezalandırılmalarına ilişkin Diyarbakır (1) Nolu Devlet Güvenlik Mahkemesince verilen 11.12.2001 gün ve 200/386 sayılı hüküm, sanıklar İbrahim Akkum ve Ferhat Demiralp vekilleri ile sanık Ömer Tekin tarafından temyiz olunmakla, dosyayı inceleyen Yargıtay 9. Ceza Dairesince 10.07.2002 gün ve 1030/1674 sayı ile oyçokluğuyla onanmıştır.
Yargıtay C.Başsavcılığınca 2.8.2002 gün ve 32028 sayı ile;
Sanıkların uzun sayılabilecek bir süreden beri örgüt içinde bulundukları, cami elemanı olarak ders alıp, yetiştirilip örgüte kazandırıldıkları, örgütün propagandasını yaparak infak adı altında yardım topladıkları, örgüte elaman kazandırılması bakımından yaşamsal bir değer taşıyan cami çalışmalarında, yalnız cemaate katılmış yetenekli kişilere verilen cami muhasebe ve kültür elemanı görevlerine yükselerek tebliğ faaliyetlerine katıldıkları, Hacı Cemil Yılmaz Camisinde ders verirken suçüstü yakalandıkları, süreklilik ve çeşitlilik gösteren eylemlerinin nitelik ve nicelik itibarıyla TCK. nun 168/2. maddesinde tanımlanan suçu oluşturduğu görüşüyle itiraz yasa yoluna başvurularak, Özel Daire onama kararının kaldırılıp, Yerel Mahkeme hükmünün suç vasfındaki yanılgı nedeniyle bozulmasına karar verilmesi istenmiştir.
Dosya Birinci Başkanlığa gönderilmekle, Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup, düşünüldü.
Ceza Genel Kurulu Kararı
Sanıkların silahlı cemiyet ve çeteye yardım suçundan cezalandırılmalarına karar verilen olayda; Özel Daire ile Yargıtay C.Başsavcılığı arasındaki uyuşmazlık, suç vasfının belirlenmesi noktasında toplanmaktadır.
Sanıkların sabit olan eylemlerinin hangi suç tipini oluşturduğunun belirlenmesi açısından öncelikle bu konudaki hukuki düzenlemelerin incelenmesi gerekir.
Kural olarak Ceza Yasamız hazırlık hareketlerini cezalandırmamaktadır. Ancak istisnai olarak belirli amaçlara yönelik hazırlık hareketlerinin, Yasada özel suç tipi olarak düzenlendiği haller de vardır. Bunlardan biri de, Devletin şahsiyetine karşı cürümlerden olup TCY. nın 168. maddesinde düzenlenen suç tipidir. Silahlı çete suçunu düzenleyen bu maddede hazırlık hareketlerinin özel ve istisnai suç tipi olarak öngörülmesinin amacı, Devlete karşı ağır zarar tehlikesi yaratacak nitelikteki bu hareketlerin cezalandırılmasını sağlamaktır.
TCY. nın 168. maddesinin 1. fıkrası ile; 125, 131, 146, 147, 149 ve 156. maddelerde yazılı cürümleri işlemek için silahlı cemiyet ve çete teşkil etmek yahut böyle bir cemiyet ve çetede amirliği, kumandayı ve hususi bir vazifeyi haiz bulunmak eylemleri yaptırıma bağlanmıştır.
Silahlı cemiyet ve çetenin sair efradı olmanın cezai yaptırımı ise 168. maddenin 2. fıkrasında düzenlenmiş olup, birçok yargısal kararda vurgulandığı üzere; silahlı cemiyet ve çetede amirlik, kumanda ve hususi bir görev almayan, çeteye basit şekilde katılan, gayeye ait konularda irade birliği içinde olan, çeteye katılırken çetenin niteliğini bilen ve çetenin gayelerini kendi amacına uygun görenler cemiyet ve çetenin sair efradıdır.
TCY. nın 168. maddesinde tek tek sayılan yasa maddelerindeki suç tipleri amaç suçu oluşturmaktadır. Amaç suç tipi ile korunmak istenen hukuki değer açısından ağır ve yakın zarar tehlikesi yarattığı varsayılan silahlı çete ve cemiyet oluşturulması ise araç suç"tur. Bu bakımdan silahlı çete suçu, belirtilen amaç çerçevesinde kabul edilmiş bir zarar tehlikesi suçudur.
Silahlı cemiyet ve çeteye yardım suçu ise TCY. nın 169. maddesinde düzenlenmiştir. Bu suçun oluşması için failin, 168. maddede nitelikleri belirtilen silahlı cemiyet ve çete mensuplarının eylemlerine iştirak etmeksizin, onların hal ve sıfatlarını bilerek barınacak yer göstermesi veya yardım etmesi yahut erzak, silah, cephane veya giysi temin etmesi ya da her ne suretle olursa olsun hareketlerini kolaylaştırması gerekir.
Açıklanan bu hukuki düzenlemeler ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Anayasal düzeni yıkarak şer'i esaslara dayalı teokratik bir devlet kurmak amacını ger-çekleştirmek için tebliğ (propaganda), cemaat (teşkilatlanma) ve cihat (savaş) biçiminde üç aşamalı bir strateji takip eden, askeri ve siyasi kanat olarak hiyerarşik bir sistem içinde hücre tipi yapılanmaya sahip olup, silahlı tehdit, kaçırma ve öldürme yöntemlerine sıklıkla başvurduğu anlaşılan yasadışı Hizbullah örgütünün TCY. nın 146. maddesindeki amaç suçu gerçekleştirmek üzere kurulmuş silahlı çete niteliğinde olduğu kuşkusuzdur.
Bu örgütün lider kadrosunu yakalamak amacıyla İstanbul ili Beykoz ilçesi Kavacık mahallesinde yasadışı örgüt lideri Hüseyin Velioğlu'nun kaldığı eve 17.1.2000 tarihinde güvenlik güçleri tarafından baskın yapıldığı, güvenlik güçleri ile silahlı çatışmaya giren yasadışı örgüt liderinin öldüğü, evinde yapılan aramada bilgisayar, CD, HDD ve disketlerin kurşunlanmış ve tahrip edilmiş halde bulunduğu, Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından yapılan çalışmalar sonucunda bunlarda kayıtlı bir kısım bilgilerin kurtarıldığı, bu bilgiler ile ele geçirilen örgüt üyelerinin verdiği bilgiler ve yapılan istihbari çalışmalar doğrultusunda; bu örgüte yönelik olarak ülke genelinde operasyonların başlatıldığı, bu kapsamda 26.12.1999 günü saat 19.00 sıralarında Hacı Cemil Yılmaz camiinde Hizbullah terör örgütü mensupları tarafından ders verildiği duyumunun alınması üzerine, camiye gidilerek cemaatin camiyi terk etmesinden sonra içerisi kontrol edildiğinde bir grubun halka oluşturmuş şekilde küçük çocuklara ders verdiğinin görüldüğü ve ders veren sanıkların yakalandıkları anlaşılmaktadır.
Sanık Ferhat Demiralp kollukta; öğrenim durumu ve ailesi ile ilgili bilgi verdikten sonra, 1997 yılından 1999 yılına kadar sırasıyla Ahi kod, Cengiz Gündoğdu ve İsmail Maviş'in sorumluluğunda Hacı Cemil camisinde küçüklere ders verdiğini, cami sorumlularının propagandası sonucu Hizbullah'ı tanıyıp, görüş ve fikirlerini benimsediğini, cami sorumlusu İsmail'in nezaretinde faaliyette bulunduğunu, örgüte yönelik operasyonlar ve yakalanmalar üzerine, faaliyetlerine ara verdiğini, okulların tatil olmasından sonra Alper isimli cami seydasının kendisini çağırarak faaliyetlere başlamalarını söylediğini, bu konuşma üzerine büyükler grubuna ders vermeye başladığını, Hacı Cemil camisinde 1. halkada, Cami sorumlusu Alper'e bağlı olarak, Ahmet isimli şahısla birlikte muhasebe elemanı olarak ders verdiğini, 2. halkada İbrahim Akkum'un kültür elemanı, Abbas Çiçek'in ise muhasebe elemanı, 3. halkada ise Ömer Tekin'in muhasebe elemanı olarak görev yaptığını, kardeşi Adem'in 1997-1998 yılı başlarında kendileriyle birlikte aynı camide faaliyet gösterdiğini, dokümanın o dönemdeki sorumluları Ahi Kod Cengiz Aydoğdu tarafından yazılıp cemaate gönderildiğini söylemiş,
Diğer aşamalarda, suçlamaları red ederek, cami çıkışında eve giderken yakalandığını beyan etmiştir.
Sanık İbrahim Akkum kollukta; ailesiyle ilgili bilgi verdikten sonra; 1998 yılında ders almak için Ferhat Demiralp'in teklifi ile Hacı Cemil camisine gitmeye başladığını, camide imamın dışında Ahi kod Cengiz Gündoğdu'nun nezaretinde çocuklara akşam ve yatsı namazları arasında ders verildiğini, 1. halkaya Cengiz, 2. halkaya ise İsmail Maviş'in baktığını, Ferhat Demiralp'in camide ders vermesini istemesi üzerine teklifini kabul edip, Ahi kod'un gözetiminde ders verdiğini, eksiklerini ise İsmail Maviş isimli şahsın tamamladığını, bu şahsın propagandası sonucu örgütün fikir ve görüşlerini benimseyip, örgüt adına faaliyet göstermeye başladığını, 1999 Nisan ayında operasyonlar nedeniyle yaklaşık 3 ay faaliyetlerine ara verdiklerini, Ferhat Demiralp'in istemesi üzerine aynı camide Alper isimli şahsın nezaretinde tekrar ders vermeye başladığını, Ferhat, Ömer ve Abbas ile birlikte küçüklere 3 halka içinde ders verdiklerini, 1. halkada cami sorumlusu Alper ve muhasebe elemanı Ferhat'ın, 2. halkada kültür elemanı olarak kendisinin ders verdiğini, cami elemanlarının oluşturdukları ziyaret grubu ile ders alan çocukların ailesini ziyaret edip, örgüt propagandasını yaptıklarını, kendilerini de yetişmeleri için zaman zaman bu ziyaretlere götürdüklerini, camide faaliyet gösteren arkadaşlarla, örgüte gönderilmek üzere infak adı altında para toplayıp, Alper isimli şahsa verdiklerini,
Mardin'de 14.3.1999 günü yapılan operasyonda ele geçen bilgilerin kendisine ait olduğunu, 26.12.1999 günü camide örgüt adına ders verirken yakalandığını söylemiş,
GM C.Savcılığında ve yargılama aşamasında suçlamaları red ederek, cami çıkışında eve giderken kimliği olmadığı için yakalandığını savunmuştur.
Sanık Ömer Tekin kollukta, bir kardeşinin Mersin'de polislik yaptığını, küçük yaşlardan beri sürekli olarak Hacı Cemil camiine gidip namaz kıldığını, 1999 yılı ağustos ayında askerden geldikten sonra da camiye devam ettiğini, bu dönemde, Alper isimli şahsın küçük çocuklara ders vermesini istediğini, şahısların Hizbullah adına faaliyet gösterdiğini bildiğini, ancak kendilerine sempati duyduğunu, bunun üzerine teklifini kabul ettiğini, ders verip evine dönmek üzere iken yakalandığını söylemiş,
GM C.Savcılığı ve duruşmada, suçlamaları red etmiştir.
6.9.2000 tarihinde Diyarbakır'da Hizbullah terör örgütüne yönelik olarak yapılan operasyonlarda Fesih Güler ve arkadaşlarının kaldıkları hücre evinde ele geçirilen dökümanlar arasında sanık Ömer Tekin ve kardeşinin adlarının geçmesi ve Mardin ilinde yapılan operasyonlarda sanık ile ilgili belgelerin elde edilmesi üzerine sanık Ömer Tekin 16.7.2001 günü tekrar yakalanmış,
Kollukta alınan beyanında; 1999 yılında polis tarafından Hizbullah üyesi olmaktan yakalandığını, ancak adli makamlarca serbest bırakıldığını, ağabeyi Enver'in örgüt mensubu olmaktan yakalanıp 9 ay cezaevinde yattıktan sonra tahliye edildiğini ancak bir ay sonra tekrar yakalandığını, serbest bırakıldıktan sonra örgüt ile ilişiğini kestiğini, o tarihten sonra bir faaliyetinin bulunmadığını,
Kardeşi Enver'e ait özgeçmiş raporunda yer alan Ömer, kardeşimdir, Müslümanlarla beraberdir bilgisinin doğru olduğunu,
Kozlu 944. sayfa başlıklı Ayatullah Uluışık: Genç/Bingöl, 1978, İHL mezunu, Nurcu ve MGV'lilerin yanına ders çalışmaya gidermiş, Muhittin Alabalık, Ali Alabalık ve Ercan Fidan'ın ilgilenmesiyle katılmış, sorumlusu okuldan; Mustafa Börü, Ömer Tekin şeklindeki belge içeriğinin doğru olduğunu, Hacı Cemil camiinde örgüte katıldığını, Kozlu camiinde faaliyet göstermediğini, dokümanda adları geçen şahısları tanımadığını,
1096 sayfadaki H. Cemil cami, bayramdan önce, Ömer Tekin, Abbas Çiçek, Ferhat Demiralp ve İbrahim Akkum gözaltına alınıp bırakıldı, bilgilerinin doğru olduğunu, adı geçen şahıslarla birlikte camide yakalandığını,
Edip başlıklı 1004 sıra nolu, H. Cemil Cami, Bayramdan önce 2'si M.E 4 arkadaş göz altına alınıp bırakıldı, Ömer Tekin, abisi polistir, üzerinde durup bıraktırmış, çok korkmuş, bildiğim her şeyi söyleyecektim diyor, abisi onu yanına Söke'ye göndermeyi düşünüyordu, ortalıkta görünmüyor şeklindeki belgenin kim tarafından yazılmış olduğunu bilmediğini, bırakılmasında ağabeyinin bir rolü olacağını zannetmediğini,
Zeyneddin Şam'ı ve ifadesinde geçen diğer şahısları İHL'de öğrenci olduğu dönemden tanıdığını, bu dönemde Sümer camiine gidip orada namaz kıldıklarını, ayrıca bu camide ders ve sohbetlere katıldığını söylemiş, C.Savcılığı, DGM. Yedek Üyelik ve Duruşmada, kolluk beyanlarının baskıya dayalı olduğunu söyleyerek suçlamaları red etmiştir.
Hakkındaki dava tefrik edilen sanık Abbas Çiçek kollukta, Ferhat Demiralp ve Ömer Tekin'in Hacı Cemil camiinde muhasebe elemanı, İbrahim Akkum'un ise kültür elemanı olarak görev yaptıklarını, birlikte camide faaliyet gösterdikleri sırada yakalandıklarını söylemiş,
GM C.Savcılığında ve duruşmada suçlamaları red etmiştir.
Tutanak tanıkları, tutanağın doğru olduğunu, ders verilen çocukların yaşları küçük olduğundan yakalayıp götürmediklerini, sadece ders verenler hakkında işlem yaptıklarını söylemişlerdir.
Sanıklar hakkında düzenlenen 26.12.1999 ve 4.1.1999 tarihli raporlarda darp ve cebir izine rastlanılmadığı bildirilmiştir.
Bu bilgi ve belgeler ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Sanık Ferhat Demiralp'in, 1997 yılından 1999 yılına kadar bazı örgüt elemanlarının propagandaları sonucu Hizbullah terör örgütünün ideolojisini benimseyerek örgüte katıldığı, Hacı Cemil Yılmaz Camisinde muhasebe elemanı olarak görev yaptığı,
Sanık İbrahim Akkum'un, propagandalar sonucu, Hizbullah terör örgütünün görüşlerini benimseyerek, örgüte katıldığı Hacı Cemil Yılmaz Camisinde kültür elemanı olarak örgütsel dersler verdiği, örgüte gönderilmek üzere infak adı altında para toplayıp, cami sorumlusuna verdiği,
Sanık Ömer Tekin'in, cami sorumlusunun propaganda ve telkinleri sonucu, örgütün amacını benimseyerek örgüte katıldığı, Hacı Cemil Yılmaz Camisinde muhasebe elemanı olarak görev yaptığı, ele geçen belgelerden bir kişinin de okul sorumlusu olduğu saptanmış, her üç sanığın bu şekilde belirli bir (propaganda) sürecinden geçip, cemaate katıldıkları, Hacı Cemil Yılmaz Camisinde muhasebe ve kültür elemanı olarak örgütsel çalışma yaptıkları, sanıkların silahlı çete niteliğindeki Hizbullah örgütünün sair efradı olduğu anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, Yargıtay C.Başsavcılığı itirazının kabulüne karar verilmelidir.
Çoğunluk görüşüne katılmayan bir kısım Kurul Üyeleri, sanıkların ders vermekten ibaret eylemlerinin, silahlı cemiyet ve çeteye yardım suçunu oluşturduğu, görüşüyle itirazın reddi yönünde oy kullanmışlardır.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle, Yargıtay C.Başsavcılığı itirazının kabulü ile Özel Daire onama kararının kaldırılmasına, sanıklar Ömer Tekin, İbrahim Akkum ve Ferhat Demiralp haklarındaki hükmün, suç vasfındaki yanılgı nedeniyle, cezanın tür ve miktarı itibariyle kazanılmış hakları saklı kalmak koşuluyla BOZULMASINA, 22.10.2002 günü ilk müzakerede çoğunluk sağlanamadığından, 05.11.2002 günü yasal oyçokluğuyla karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy