(765 S. K. m. 59, 448, 456, 457)
Dava: Adam öldürmeye tam kalkışma suçundan sanık Ahmet K.'nın dönüşen suç niteliğine göre mağdur İsmail S.'e karşı silahla etkili eylem suçundan TCY'nın 456/1, 457/1 ve 59. maddeleri uyarınca 8 ay 26 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, boş kovanların zoralımına ilişkin Gümüşhane Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 25.10.2001 gün ve 55-57 sayılı hüküm sanık vekili ile C. Savcısı tarafından temyiz edilmekle dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 9.10.2002 gün ve 1583-3503 sayı ile;
"Olay tarihinden önce sanığın yeğeni Yosma'nın Ramazan isimli şahıs tarafından kaçırıldığı ve olay günü bu nedenle elem ve üzüntü içinde bulunan sanığın köyde Osman M.'ya ait kahveye oturmak maksadıyla giderken havaya ruhsatsız silahıyla atışlar yaptığı, bu sırada orada bakkalda oturan mağdur İsmail'in hedef olmamak için kalkıp evine doğru gitmeye başladığında, sanığın havaya atışları sırasında kendisini engellemeye çalışan şahsılardan kurtulup, mağdurun önüne çıkarak ve onu görerek 15 m. mesafeden mağdura ateş etmeye başladığı, bu sırada evinden çıkıp akrabasına gitmekte olan mağdurun babası Hasan'ın da olay yerinden geçerken silah sesleri üzerine isabet almamak için fırının arkasına saklandığı, atışlardan mağdur İsmail'in sağ el, göğüs sol yanı, sağ meme ve göbek üst kısımda sağ ve sol nahiyelerinden isabetler alıp yaralandığı, alınan rapora göre hayati tehlike geçirmeksizin 15 gün iş ve güçten kaldığı, Hasan'ın herhangi bir isabet almadığı, sanığın İsmail'e yönelik hareketinin Yosma'yı kaçıran Ramazan ile aynı kabileden bulunmaları nedeniyle irtibatlandırılabileceği anlaşılmaktadır.
a ) Bu oluş çerçevesinde sanığın mağdur İsmail'i görerek ve silahın etkili mesafesi dahilinde hayati bölgelerine hedef alarak ateş ettiği, mağdurun bu atışlardan hedefin mobil olması nedeniyle yaraların hayati tehlike teşkil etmediği, ancak isabet nahiyelerinin ve atış sayısının sanığı öldürme kastını ortaya koyduğu açıkça anlaşılmakla TCK.nun 448, 62, 59. maddeleri ile tecziyesi gerektiği halde yazılı şekilde müessir fiilden hüküm tesisi,
b ) ................ isabetsizliğinden oyçokluğu ile bozulmuştur.
( b ) bendindeki bozma nedenine uyan Yerel Mahkeme ( a ) bendinde belirtilen bozma nedeni yönünden; 9.10.2002 gün ve 1583-3503 sayı ile;
"Suçun işleniş nedeni ve biçimi, havanın karanlık olması, mağdurların hareketli oluşu ve özellikle atış mesafesinin yakınlığı ve sayısının çokluğuna rağmen mağdur İsmail'in hayati bölgelerinden yaralanmaması, zorunlu olarak sanığın yaralama kastı ile hareket ettiği şeklinde değerlendirilmiştir. Atışların çokluğu sanığın adam öldürme kastı ile hareket ettiğini göstermez. Sanık olay anında yeğeninin kaçırılmasından duyduğu üzüntü ile sinirli bir vaziyette havaya birkaç el ateş etmiş daha sonrada evine gitmek üzere bakkaldan ayrılan ancak havanın karanlık olması sebebiyle yüzü tam olarak seçilemeyen mağdur İsmail'e 5-6 el rasgele ateş ederek mağduru yaralamıştır. Olayın bu oluş tarzı itibariyle sanığın öldürme kastı olduğunu gösterir herhangi bir neden bulunmamaktadır." gerekçesi ile önceki hükümde direnmiştir.
Bu hükmün de C. Savcıları tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya Yargıtay C. Başsavcılığının "bozma" istekli 7.4.2003 günlü tebliğnamesiyle Birinci Başkanlığa gönderilmekle Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Sanığın silahla etkili eylem suçundan cezalandırılmasına karar verilen olayda Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasındaki uyuşmazlık, suçun niteliğine ilişkindir.
Somut olayda suç niteliğinin belirlenebilmesi, sanığın kastının saptanması ile mümkündür. Esasen failin iç dünyasını ilgilendiren kastının belirlenmesinde, failin dışa yansıyan, olay öncesi, olay sırası ve sonrasındaki davranışları ölçü olarak alınmalıdır. Yerleşmiş yargısal kararlarda da vurgulandığı üzere, adam öldürmeye kalkışma ve yaralama suçlarını birbirinden ayıran başlıca ölçüler; fail ile mağdur arasındaki husumetin nedeni ve derecesi, failin cürümde kullandığı saldırı aletinin niteliği, atış veya darbe sayısı ile mesafesi, mağdurun vücudunda meydana getirilen yaraların yerleri, nitelik ve nicelikleri, hedef seçme olanağının olup olmadığı, olayın akış ve nedeni, failin işlemeyi kastettiği cürmün meydana gelmesine iradesi dışında engel bir nedenin olup olmadığıdır. Tüm bu olgular olaysal olarak değerlendirilip sanığın kastı belirlenmelidir.
İnceleme konusu olayda;
Sanığın yeğeni olan ve evli bulunan Yosma'nın olaydan birkaç gün önce kaçtığı, yeğeninin Ramazan Söylemez isimli kişi ile birlikte kaçtığından kuşkulanan sanığın bu olaya öfkelenerek olay günü 20.30 sıralarında Kelkit ilçesinden köye gelip doğruca kahveye ve mağdur İsmail S.'in bulunduğu bitişikteki bakkala girip çıktığı, tabancasını çekerek "Söylemez" soy isimli kişilere yönelik küfürlü sözler söyleyip birkaç el havaya ateş ettiği, kahvede ve bakkalda bulunanlarca daha fazla ateş etmesi engellenerek bakkalın arka tarafındaki yola doğru uzaklaştırılıp sakinleştirilmeye çalışıldığı, bakkalda bulunan ve Söylemez kabilesine mensup olan mağdur İsmail'in de bakkalın önündeki yoldan evine doğru giderken babası Hasan Söylemez ile karşılaşıp "Ahmet Kaya ateş ediyor, geri dön" diye söylediği sırada, kendisini olay yerinden uzaklaştıranlarla birlikte bakkalın arkasındaki yoldan elinde silahla gelmekte olan sanığın mağduru görünce yanındakilerin engelleme çabasına karşın hedef gözeterek mağdur İsmail'e 8 el kadar ateş edip olay yerinden kaçtığı, sanığın kaçamaklı ikrarı, mağdur İsmail'in beyanı, tanık anlatımları ve dosyadaki diğer kanıtlardan anlaşılmaktadır.
Dosyadaki tutanak ve krokilere göre, sanığın ilk olarak ateş ettiği bakkalın önünde 3 adet, daha sonra mağdura ateş ettiği yerde ise 8 adet olmak üzere toplam 11 adet 9 mm çaplı boş kovan bulunmuştur.
Mahkemece yapılan keşifteki ölçüm ve bilirkişi raporlarına göre, atışların 17.30 metre mesafeden gerçekleştirildiği, ortamın karanlık ve görüşün sınırlı olmasına karşın kişilerin siluet olarak seçilebildikleri belirlenmiştir.
Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulunun 23.2.2001 gün ve 917 sayılı raporunda; mağdurun sağ el başparmak proksimalinde iç kısımda 2 cm boyunda 4 cm derinliğinde, içinde 2 mermi parçası bulunan yara kenarları yanık olan kesi, göğsün sol yanında 4 cm boyunda kenarları yanık, derin, muhtemelen mermi sıyrığı olan yüzeyel doku kaybı, sağ meme 4 cm alt kısmında orta hattın sol ve sağ yanında yüzeyel yanık ve doku kaybı mevcut olduğu, yumuşak doku seyirli, iç organ büyük damar ve kemik lezyonu yapmayan ateşli silah yarası arızasının kişinin hayatını tehlikeye maruz kılmadığı, 15 gün mutad iştigaline engel teşkil edeceği belirtilmiştir.
Tüm bu kanıtlar birlikte değerlendirilecek olursa;
Yeğeninin kaçırılmasına öfkelenip köye gelen sanığın, yeğenini kaçırdığından kuşkulandığı kişi ile aynı aşiretten olanları hedef alan küfürlü sözlerle mağdurun bulunduğu bakkalın önünde ateş etmeye başladıktan sonra yakınları tarafından engellenip olay yerinden götürülmeye çalışıldığı sırada mağdurla yeniden karşılaşmaları üzerine yanındakilerin engelleme çabalarına karşın ısrarlı bir şekilde ve öldürmeye elverişli tabanca ile etkili mesafeden hedef gözeterek 8 el ateş etmesi karşısında, mağdurdaki isabet sayısı ve nahiyeleri de dikkate alındığında öldürme kastı ile hareket ettiği anlaşıldığından, eylemi adam öldürmeye tam kalkışma suçunu oluşturmaktadır. Bu itibarla, sanığın eylemini silahla yaralama olarak nitelendiren Yerel Mahkeme direnme hükmü isabetsiz olup, bozulmasına karar verilmelidir.
Çoğunluk görüşüne katılmayan bir kısım Kurul Üyesi ise; Yerel Mahkeme direnme kararının haklı nedenlere dayandığını ileri sürerek onanması gerektiği görüşüyle karşı oy kullanmışlardır.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle, Yerel Mahkeme direnme hükmünün BOZULMASINA, dosyanın yerine gönderilmek üzere Yargıtay C. Başsavcılığına tevdiine, 13.05.2003 günü tebliğnamedeki düşünceye uygun olarak oyçokluğu ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy