(765 S. K. m. 448, 450/7, 497/1, 501)
Dava: Nitelikli adam öldürme ve yağma suçu sanıklarından Elif Emir'in adam öldürme suçundan beraatine, sanıklardan Kürşad Nuri Usta'nın dönüşen suç niteliğine göre kasten adam öldürmek suçundan TCY'nın 448, 51/1 ve 59. maddeleri uyarınca 17 yıl 6 ay ağır hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hakkında TCY'nın 31. ve 33. maddelerinin uygulanmasına, sürücü belgesinin 6 ay süre ile geri alınmasına, sanıklardan Elif Emir ile Kürşad Nuri Usta'nın dönüşen suç niteliğine göre hırsızlık suçundan TCY'nın 64, 491/ilk, 522 ve 59. maddeleri uyarınca 11 ay 20'şer gün hapis cezasıyla cezalandırılmalarına ilişkin Eskişehir Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 11.10.2001 gün ve 141-304 sayılı hüküm katılan vekili ile sanıklar vekili tarafından temyiz edilmekle dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 17.6.2002 gün ve 1462-2582 sayı ile;
"İncelenen dosyaya ve oluşa göre; sanık Kürşad'ın aile düzeninden ve S. sinden yoksun, sürekli parasız gezen işsiz güçsüz bir şahıs, sanık Elif'in ise başarısız bir lise öğrencisi olup asi, dik başlı bir kimse olduğu ve önceleri de başkaları ile birlikte bulunduğu, uğramış olduğu bir tecavüzden sonra da psikolojik tedavi gördüğü, son 8 aydan bu tarafa sanık Kürşad'la ilişkileri olduğu, olay günü de çalışanlarının anlatımlarına göre hali vakti yerinde olanların gidebildikleri Kör Kamil lakaplı restorana gelip bir masada oturup Elif'in alıp getirdiği simiti paylaşıp yedikleri, bu sırada da aynı restorana gelip arkadaşı İsmail ile başka bir masada oturan maktül Fırat'ı gözlerine kestirip ilişki çareleri aradıkları sanık Elif'in tuvalete gittiği sırada Kürşad'ın onların masasına gidip oturduğu, tuvaletten dönen Elif'in de aynı masaya gelip oturduğu, bir ara Kürşad'ın maktülden para istediğinde onda çok para olduğunu gördüğü ve masalarına dönen Elif'e "biraz daha geç kalsan olmaz mıydı tam heriften elli doları koparacaktım" şeklinde sitemde bulunduğu ve bundan sonra da Elif'le maktülün samimiyet tesisine yardımcı olmak için Kürşad'ın tuvalete gidip uzunca bir süre dönmediği, bu suretle samimiyet oluşturup tanık İsmail'in ayrılmasından sonra, maktülle dolaşmak ve gezmek için anlaştıkları, maktülün aracını almak üzere ayrıldığı sırada sanık Kürşad'ın "bu herifte sağlam para var ama ben ondan koparmasını bilirim" diyerek Elif'in "iyi adama benziyor yapma" demesine karşılık "iyi olsun, kötü olsun umurumda değil" diyerek aracına binip gezip dolaştıktan sonra olay yeri tenha mahalle geldiklerinde sanık Kürşad'ın maktülün boğazını sıkıp, çıkardığı bıçakla onu 15 yerinden bıçaklayarak öldürdüğü, maktülde yapılan otopside ölümün boğma ve bıçaklamalarla gerçekleştirildiği, uzunca sayılacak öldürme hareketlerini icra ederken Elif'in olay yerinde bulunup Kürşad'a engel olmadığı, öldürme fiilini gerçekleştirdiğinde maktülün üzerindeki cep telefonu, paralar ile montunu alıp gittikleri anlaşılmıştır.
Açıklanan bu oluş çerçevesinde sanıkların gasp suçunu icra için anlaştıkları, olay yerinde bu amaçla sanık Kürşad'ın maktülü öldürdüğü, öldürmede sanıklar arasında başlangıçta herhangi bir irade birliğinin bulunduğu kesin suretle tespit edilememişse de sanık Kürşad'ın uzunca süren öldürme fiilini icra ederken ona engel olmayıp, mevcudiyeti ile ona manen müzahir olan Elif'in de bu şekilde öldürme suçuna fer'an katıldığının kabulü ile,
a- Sanık Kürşad'ın TCK.nun 450/7, 497/1, 59. maddeleriyle,
b- Sanık Elif'in ise TCK.nun 450/7, 65/3, 59 ve 497/1, 59. maddeleriyle tecziyeleri yerine yazılı şekilde hüküm kurulması" isabetsizliğinden bozulmuştur.
Yerel Mahkeme 28.11.2002 gün ve 263-373 sayı ile;
"Sanık Kürşad'ın aksi kanıtlanamayan savunmasına göre, bu sanığın içki içmek için gittikleri yerde maktül Fırat'ın kendisine para karşılığı cinsel ilişki teklifinde bulunması üzerine bu haksız tahrikin etkisiyle onu boğarak ve bıçaklayarak öldürdüğü, diğer sanık Elif Emir'in olay yerinde bulunmakla birlikte öldürme suçuna iştirak etmediği, her iki sanığın öldürme olayından sonra ortaya çıkan ani bir kasıtla maktülün para ve eşyalarını birlikte alıp kaçmak şeklindeki eylemlerinin hırsızlık suçunu oluşturduğu" gerekçesiyle önceki hükümde direnmiştir.
Bu hükmün de kısmen re'sen temyize tabi bulunması ve sanıklar Kürşad Nuri Usta ve Elif Emir vekilleri ile katılan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya Yargıtay C.Başsavcılığının "bozma" isteyen 23.5.2003 günlü tebliğnamesi ile Birinci Başkanlığa gönderilmekle Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Sanıklardan Kürşad Nuri Usta'nın hafif tahrik altında kasten adam öldürmek ve hırsızlık suçlarından cezalandırılmasına, diğer sanık Elif Emir'in adam öldürmek suçundan beraatine, hırsızlık suçundan mahkumiyetine karar verilen olayda, Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasındaki uyuşmazlık;
1- Fırat Fındık'ın sanıklardan Kürşad Nuri Usta tarafından öldürülmesi eyleminin hangi suç tipine uyduğu ve diğer sanık Elif Emir'in bu suça fer'an iştirakinin sabit olup olmadığı,
2- Maktül Fırat Fındık'ın parası ile arabası ve bir kısım eşyasının alınması eyleminin yağma suçunu mu yoksa hırsızlık suçunu mu oluşturduğuna ilişkindir.
Uyuşmazlık konusu hususları sırasıyla inceleyecek olursak;
1- ) TCY'nın 450. maddesinin 7. bendinde düzenlenen adam öldürme suçunun ağırlatıcı nedeni, failin öldürme eylemini, başka bir suçu "hazırlamak", "kolaylaştırmak" veya "işlemek" için gerçekleştirmesidir. Burada adam öldürme "araç suç", işlenmesi kastedilen diğer suç ise "amaç suç"tur. Anılan bentte, "amaç suç" açısından belirli bir suç açıkça öngörülmediğinden, bileşik suç durumu yoktur. Fail, diğer suçu hazırlamak, kolaylaştırmak veya işlemek için birini öldürürse, amaç-suç bağımsızlığını korur. Bu halde fail, her bir suçtan ayrı ayrı cezalandırılır. Bu bendin uygulanabilmesi için, amaç suçun tamamlanması gerekmediği gibi, suçun teşebbüs derecesinde hatta hazırlık hareketleri aşamasında kalmış olmasının da önemi yoktur. Failin öldürme eylemini, "amaç suç"u hazırlamak, kolaylaştırmak veya işlemek için gerçekleştirmesi yeterlidir.
İnceleme konusu olayda;
Sanık Kürşad'ın çevrede, işsiz güçsüz olup barlara takılan, sürekli parasız gezip arkadaşlarına borçlanan, alkol düşkünü ve uyuşturucu kullanan biri olarak tanındığı, sanık Elif'in ise 18 yaşını henüz bitirmiş bir lise öğrencisi olup, birkaç yıl önce uğradığı bir tecavüz olayı sonrasında psikolojik tedavi gördüğü, olaydan 8 ay önce tanıştığı sanık Kürşad'la olan ilişkisinden hamile kalıp çocuğunu aldırdığı ve karı koca hayatı yaşamaya başladıkları, olay günü sanıkların birlikte restauranta gidip bir süre içtikleri, yeni içki siparişi vermek için garsondan bir duble rakının fiyatını sorduktan sonra paralarının yetmeyeceğini söyleyerek siparişi iptal edip dışarıdan simit alıp yedikleri, bir ara sanık Elif'in tuvalete gittiği, sanık Kürşad'ın ise karşı masadaki maktül Fırat Fındık ve tanık İsmail Göktaş'ın yanına gidip selam vererek esnaf mısınız diye sorduktan sonra masalarına oturduğu, bir süre birlikte içki içip sohbet ettikten sonra diğer sanık Elif'in de onlara katıldığı, tanık İsmail'in bir ara yanlarından ayrılıp çalıştığı kahveye gittiği, diğerlerinin oturmaya devam ettikleri, daha sonra maktül Fırat'ın telefonla çağırması üzerine tekrar gelen tanık İsmail'in bir süre oturduğu, masaya içki söyleyip hesabı ödedikten sonra maktüle "sen de geç kalma" diyerek gittiği, her iki sanığın maktül ile oturmaya devam ettikleri, sanık Kürşad'ın bir ara tuvalete gidip sanık Elif ile maktülü uzunca bir süre baş başa bıraktığı, döndükten sonra sanık Elif'i dışarıdan simit almaya yolladığı, yalnız kaldıklarında ekonomik sorunlarından söz açarak kız arkadaşının doğum günü olduğunu, ancak hediye alamadığını söyleyerek kendisini acındırmaya çalıştığı, bundan etkilenen maktülün cebinden para çıkarıp 50 dolar para vermeyi teklif ettiği sırada sanık Elif'in yanlarına gelmesi üzerine parayı alamayan sanık Kürşad'ın bir ara maktül tuvalete gidip yalnız kaldıklarında sanık Elif'e "biraz daha geç gelemez miydin, adamdan 50 doları kapmak üzereydim" dediği, Elif'in tekrar gitmeyi teklif etmesi üzerine de "artık iş işten geçti, kız arkadaşımın haberi olmasın demiştim, sen geldiğin için bu iş olmaz" diye söylediği, bir süre sonra maktülün de yanlarına döndüğü, lokantadan ayrılacakları sırada maktülün evlerine bırakma teklifini fırsat bilen sanıkların onunla birlikte lokantadan ayrıldıkları, maktülün arabayı getirmek üzere yanlarından uzaklaşmasından sonra maktülden para alma konusunu tekrar konuştukları ve araca bindikleri, bir akaryakıt istasyonuna uğradıklarında maktülün benzin almak için aşağı indiği sırada tekrar yalnız kaldıklarında sanık Kürşad'ın "bu adamda para var, ondan almasını bilirim" dediği, ayrıca "iyi olsun kötü olsun umurumda değil, bundan sonra kimseye acımayacağım" diye söylediği, sanık Kürşad'ın yanlarına gelen maktüle birkaç bira alıp Bozdağ'da içerek Eskişehir'i seyretme teklifinde bulunması üzerine maktülün 8 bira ve çerez aldığı, önce Mihalgazi yoluna gidip ağaçlık bir yerde bira içtikleri, maktülün iyice sarhoş olmasından sonra bu kez dönüş yolunda sanık Kürşad'ın Eskişehir'in manzarasını izlemek bahanesiyle tenha bir yerde aracı durdurduğu, bir süre araçta oturduktan sonra maktüle yumrukla vurduğu, boğazını sıktığı, daha sonra araçtan indirip hırıltılı sesler çıkaran maktül Fırat'ın fanilasını ve kazağını göğüs bölgesine kadar, pantolon ve külotunu da ayak bileğine kadar sıyırıp çıkardığı bıçakla göğüs bölgesine çok sayıda vurduğu, tekmelediği, bu sırada yoldan bir aracın geçmesi üzerine her iki sanığın da bir süre maktülün aracında gizlenip tekrar dışarı çıktıkları, sanık Kürşad'ın can çekişmekte olan maktül Fırat'ın pantolonunu çıkarttığı, her iki sanığın pantolonun ceplerini kontrol ettikleri, sol arka cepten çıkan paraları sanık Elif'in, sağ arka cepten çıkan cüzdanı da sanık Kürşad'ın aldığı, daha sonra maktülün kolundaki saati de alan sanık Kürşad'ın pantolon kemerini çıkardıktan sonra sanık Elif'ten pantolonu atmasını istediği, ardından hırıltılı sesler çıkarmakta olan maktülün boynuna kemeri geçirerek sürüklediği, tekmeleyerek şarampole yuvarladığı, sanıkların daha sonra maktülün arabasına binip uzaklaştıkları, sanık Kürşat'ın maktülün cüzdanındaki parayı çıkarıp cüzdanı dışarı attığı, sanık Elif'in de suçta kullanılan bıçağı yol kenarına fırlattığı, sanık Kürşad'ın otomobili arkadaşları aracılığıyla satma niyetini söylediği, ayrıca yakalanmaları halinde sanık Elif'in kendisine tecavüze kalkışması nedeniyle maktülü öldürdüğü yolunda ifade verecekleri hususunda konuşup anlaştıkları, ancak Çukurhisar yakınlarında kaza yapmaları üzerine oradan geçen ekip tarafından Bölge Trafik Bürosuna götürüldükleri, her iki sanığın da ayrı ayrı polislerle görüşmelerine karşın cinayet ve yağma olayından söz etmedikleri, sanık Kürşad'ın otomobili babasının arkadaşından emanet alıp kız arkadaşıyla dolaştığını söylediği, sanık Elif'in ise babasının emekli polis olduğunu, arkadaşlarıyla dolaştığını söyleyerek güven uyandırdığı, trafik görevlilerinin sanık Kürşad hakkında alkollü araç kullanmaktan dolayı tutanak düzenledikten sonra sahibine teslim etmek üzere araca el koymaları üzerine sanık Kürşad'ın araçtan maktüle ait montu ve cep telefonunu da aldığı, trafik polislerinin kendilerini Eskişehir yönüne giden bir araca bindirmeleri nedeniyle her iki sanığın zorunlu olarak önce Eskişehir'e döndükleri, oradan İstanbul, Gölcük ve Kocaeli'ne, daha sonra da Ankara'ya kaçtıkları, sanık Kürşad'ın polisin uyarısına karşın parkta içki içmesi nedeniyle burada gözaltına alınması üzerine evine telefon açan sanık Elif'in, sanık Kürşad'la sözleştikleri üzere babasına, kendisine tecavüz etmeye kalkışan bir kişiyi öldürdüğünü söylediği, babasının uyarısı üzerine de Ankara'daki akrabalarının yanına gittiği, ertesi sabah sanık Kürşad'ın serbest bırakıldığı, birkaç günden bu yana cinayetten haberdar olan ve kızının olay sonrasında sanık Kürşad ile birlikte kaçtığını bilen sanık Elif'in babasının da bazı yakınları aracılığıyla temas kurup buluşma sağlayarak sanık Kürşad'ı kolluk kuvvetlerine yakalattığı, ardından kızının kaldığı yeri bildirerek yakalanmasını sağladığı, sanıkların kaçamaklı ikrarı, tanık anlatımları, tutanaklar, otopsi raporu ve dosyadaki diğer kanıtlardan anlaşılmaktadır.
Sanık Kürşad Nuri Usta savunmalarında, içki içmek için gittiklerinde kendisine para karşılığı cinsel ilişkide bulunmayı teklif etmesi ve hakaret içeren sözler söylemesi nedeniyle maktülü tahrik altında öldürdüğünü, sonra da parasını, aracını ve diğer eşyalarını aldıklarını ileri sürmüş ve Yerel Mahkemece olay bu şekilde kabul edilmişse de, diğer sanık Elif, sarkıntılık olayına tanık olmadığını, ayrıca Kürşad'ın olay yerinde bu durumdan kendisine söz etmediğini belirtmektedir. Tanıklar, maktülün homoseksüel eğilimleri bulunmadığını ifade etmişler, otopside de bu yönde bir bulguya rastlanılmamıştır. Esasen, sanık Kürşad'ın maktülün pantolonunu çıkartıp, külotu ile diğer giysilerini sıyırarak maktülü olay yerinde yarı çıplak durumda bırakması, yine maktülün tecavüze kalkışması nedeniyle sanık Elif tarafından öldürüldüğü yolundaki senaryo, sanıkların başlangıçtan itibaren olaya ısrarla cinsel taciz boyutu katma çabasında olduklarını, böylelikle suçun niteliğini değiştirme ve cezayı azaltma amacı taşıdıklarını ortaya koymaktadır.
Parasız kaldığı anlaşılan sanık Kürşad'ın esnaf olduğunu düşündüğü maktülle tanışma çabasına girmesi, yalnız kaldıklarında maddi durumunun kötülüğünden ve kız arkadaşına hediye almak için paraya ihtiyacı olduğundan söz ederek kendini acındırma gayreti göstermesi, yine maktülle tanışıp çok parası olduğunu öğrendikten sonra öldürme anına kadar geçen süreçte üç ayrı zaman dilimi içinde sanık Elif'le yalnız kaldıklarında maktülün parası ile ilgili söyledikleri ve nihayet "Bu adamda para çok, ben almasını bilirim, ... bundan sonra kimseye acımayacağım" şeklindeki sözleri, başlangıçta maktülden para sızdırmaya yönelik olan amacının sonradan, her ne suretle olursa olsun maktülün parasını rızası dışında almaya yöneldiğini, diğer sanık Elif'in de irade birliği içinde olduğu bu amaç doğrultusunda ve içki içmek bahanesiyle tenha bir yere gitmelerini sağlayarak, parasını almak için onu öldürdüğünü ortaya koymaktadır.
Öte yandan, öldürme suçuna maddi katılımı bulunduğu hususunda sanık Kürşad'ın beyanları dışında yeterli kanıt elde edilemeyen ve öldürme suçu yönünden başlangıçtan itibaren sanık Kürşad'la irade birliği içinde bulunduğu kuşkulu olan sanık Elif'in, uzunca süren öldürme eylemini icra ederken, yağmaya yönelik amacını önceden bildiği sanık Kürşad'a engel olmayıp varlığı ile ona manen destek vermesi nedeniyle öldürme suçuna fer'an iştirak ettiği sabit olmuştur.
Bu itibarla; Sanıklardan Kürşad Nuri Usta'nın adam öldürme suçunu diğer bir suçu hazırlayıp kolaylaştırmak için işlediği, sanık Elif Emir'in bu suça, müzaharet ve muavenetle icrasını kolaylaştırarak fer'an katıldığı kabul edilmeli, direnme hükmünün bozulmasına karar verilmelidir.
Çoğunluk görüşüne katılmayan bir kısım Kurul Üyesi; "Sanık Kürşad Nuri Usta'nın eyleminin kasten adam öldürmek suçunu oluşturduğu", bir kısım Kurul Üyesi ise; "Sanık Elif Emir'in öldürme suçuna fer'an iştirakinin sabit olmadığı" görüşü ile karşı oy kullanmışlardır.
2- ) TCY'nın 495 ve devam eden maddelerinde düzenlenen ve yağma "gasp" olarak tanımlanan suç; cebir ve şiddet ( maddi cebir ) veya tehdit ( manevi cebir ) kullanmak suretiyle yapılan hırsızlıktır. Hırsızlık ve yağma cürümleri aynı ortak unsurlara sahip olmakla birlikte ayrıldıkları tek nokta, yağma suçunda malın alınması için cebir ve şiddet kullanılmasıdır. Bu haliyle karma suçlardan olan yağma suçuna cebri hırsızlık da denilmektedir.
Öte yandan, TCY'nın 501. maddesi de bir cebir karinesi öngörmektedir. Buna göre; "Bir şahsın herhangi bir vasıta ile kendisini bilemeyecek veya müdafaa edemeyecek hale getirilmesi dahi hırsızlık cürmünde cebir ve şiddet sayılır." Görüleceği üzere, yasa savunma olanağının kaldırılmış olmasını cebre eşit saymaktadır.
Olayımızda amaç suç, kişinin parasının alınması, araç suç ise paranın alınabilmesi için öldürülmesidir. Her ne şekilde olursa olsun Fırat Fındık'ın parasını alma konusunda irade birliği içinde bulunan sanıklar bu amaçla, içki içme ve şehri izlemek bahanesi ile onu tenha bir yere götürmüşlerdir. Yağma suçunun icra hareketleri TCY'nın 501. maddesinde belirtildiği üzere, maktülün boğazının sıkılması ve bıçaklanması suretiyle direncinin kırılmasıdır.
O halde, sanıkların önceden maktülün parasını almaya karar verip maktül sağ iken silah ile cebir oluşturan icra hareketlerine başladıkları ve öldürülenin parası ile arabasını ve diğer eşyalarını aldıkları anlaşıldığına göre eylemleri TCY'nın 497/1. maddesinde belirtilen yağma suçunu oluşturur. Kaldı ki Yerel Mahkeme kabulünün aksine, sanık Elif'in hazırlık ifadesinde belirttiği üzere somut olayda, maktülün parasının ve cüzdanının hırıltılı sesler çıkardığı bir sırada ve henüz sağ iken alındığı, şarampole yuvarlandıktan sonra da otomobilinin alınıp uzaklaşıldığı anlaşılmaktadır.
Bu nedenle, sanıkların suçunu hırsızlık olarak nitelendiren Yerel Mahkeme direnme hükmünün bozulmasına karar verilmelidir.
Çoğunluk görüşüne katılmayan bir kısım Kurul Üyesi; "sanıkların eyleminin hırsızlık suçunu oluşturduğu" görüşü ile karşı oy kullanmışlardır.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle, Yerel Mahkeme direnme hükmünün BOZULMASINA, dosyanın yerine gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına tevdiine, 23.9.2003 günü tebliğnamedeki düşünceye uygun olarak sırasıyla adam öldürme suçunun vasfı, sanık Elif hakkındaki sübut ve diğer suç vasfı bakımlarından yapılan ayrı ayrı oylamalarda oyçokluğu ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy