(765 S. K. m. 52, 59, 71, 77, 74, 81, 448) (1412 S. K. m. 251)
Hedefte hata sonucu kasten adam öldürme ve halkta korku, kaygı ve panik yaratabilecek biçimde meskun yerde ateş etmek suçlarından sanık M.T.'un dönüşen suç niteliğine göre kasten kardeşini öldürmek suçundan TCY'nın 449, 59, 81/1-3. maddeleri uyarınca 30 sene 1 gün ağır hapis cezasıyla cezalandırılmasına, TCY'nın 31 ve 33. maddelerinin uygulanmasına, suç aleti av tüfeğinin zoralımına, halkta korku, kaygı ve panik yaratabilecek biçimde ateş etmek suçundan dolayı TCY'nın 264/7, 59/2 ve 81/1-3. maddeleri uyarınca 1 sene 8 ay 1 gün hapis ve 118.638.000 lira ağır para cezası ile cezalandırılmasına, TCY nın 71 ve 74. maddeleri uyarınca cezaları toplanarak sanığın sonuç olarak 30 sene 1 gün ağır hapis, 1 sene 8 ay 1 gün hapis ve 118.638.000 lira ağır para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Burdur Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 6.11.2001 gün ve 88-184 sayılı hüküm sanık müdafii ile C. Savcısı tarafından temyiz edilmekle dosyayı inceleyen
Yargıtay 1.Ceza Dairesince 25.9.2002 gün ve 1879-3252 sayı ile;
"a- Suç vasfı yönünden; Sanığın; korku, kaygı ve panik yaratır biçimde havaya ve otobüs firmalarının isim levhalarına otomatik av tüfeğiyle ateş etmesi üzerine, firma sahiplerinden bir kısmının koşarak elindeki tüfeği almak istedikleri süreçte, tüfeğin kundak kısmı ve tetik tertibatı kendi denetiminde olduğu ahvalde, mücadele ettiği kişileri veya çevrede bulunanları yaralayabileceğini öngörür olduğunun reddedilemeyeceği koşulda, iradi olarak, çekmiş olduğu tetik sonucu tüfeğin patlamasına ve arka tarafta bulunan üvey kardeşinin ölümüne sebebiyet verdiği dosya içeriği kanıtlarla sabit olmakla; TCY'nın 52 ve 448. maddeleri sevkiyle 452/1. maddesince cezalandırılması ve eylemin icra koşulları itibariyle temel cezanın TCY'nın 29/son maddesince teşdiden tayini gerekirken, kanıtlanmamış varsayımlara dayanılarak ve üvey kardeşiyle de husumetli olduğundan hareketle öldürmenin kasten olduğu görüşü benimsenerek yazılı biçimde hüküm kurulması,
b- Kabul ve uygulamaya göre; TCY'nın 77/2. maddesine aykırı biçimde, hapis cezasının, otuz yılı aşkın ağır hapis cezasıyla içtima ettirilemeyeceğinin düşünülmemesi," isabetsizliğinden bozulmuştur.
Yerel Mahkeme 21.11.2002 gün ve 205-210 sayı ile; sanığın aralarında husumet bulunan kardeşine öldürmek kastıyla ve iradi olarak ateş ettiği gerekçesiyle önceki hükümde direnmiştir.
Bu hükmünde sanık müdafii ile c.Savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya Yargıtay C.Başsavcılığının 20.6.2003 gün ve 18920 sayılı tebliğnamesi ile Birinci Başkanlığa gönderilmekle Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü.
CEZA GENEL KURULU KARARI
Sanığın kasten kardeşini öldürmek ve halkta korku, kaygı ve panik yaratabilecek biçimde ateş etmek suçlarından cezalandırılmasına ilişkin hüküm, sanık vekili ile C.Savcısının temyizi üzerine Özel Dairece, sanığın eyleminin kastı aşan etkili eylem sonucu hedefte hata ile adam öldürme suçunu oluşturduğu ve içtima hükümlerinin hatalı uygulanarak sanığa fazla ceza tayin edildiği gerekçesiyle bozulmuştur.
Yerel Mahkemece bozmadan sonra yapılan duruşmada 14.11.2002 günlü ilk oturumda bozma ilamı okunarak sırasıyla sanık vekili, katılan ve vekili ile C. Savcısından bozmaya karşı diyecekleri sorulduktan sonra bozmaya uyulup uyulmaması hususunda bir karar verilmek üzere duruşma ertelenmiş,
21.11.2002 günlü son oturumda ise, duruşmaya farklı C. Savcısının katılması nedeniyle bozma ilamı okunup diyecekleri sorulduktan sonra hazır bulunan sanığa diyecekleri sorulmadan ve başkaca işlem yapılmadan duruşmaya son verilerek direnme hükmü kurulmuştur.
CYUY'nın 251. maddesi uyarınca" en son söz sanığındır." Maddenin son fıkrasında ise, "sanık namına müdafii tarafından müdafaada bulunulsa dahi müdafaaya ilave edecek bir şeyi olup olmadığı sanığa sorulur." hükmü yer almaktadır. Bu hüküm gereğince, katılmış olduğu takdirde duruşma mutlaka son söz sanığa verilerek bitirilecektir. Ceza Genel Kurulunun yerleşik kararlarında da vurgulandığı üzere, savunma hakkı ile yakından ilgili bulunan bu usul kuralı buyurucu nitelikte olup uyulmaması yasaya mutlak aykırılık oluşturmaktadır. Ceza yargılanmasında sanığın en önemli hakkı savunma hakkı olup, bu hak hiçbir şekilde kısıtlanamaz.
İlk defa hüküm kurulurken "son sözün sanığa verilmesi" kuralı, kamu davasının kesintisizlik ve süreklilik ilkesinin doğal sonucu olarak, bozmadan sonra başlayan yargılamada da aynen geçerlidir. Bu nedenle, "en son söz" sanığa verilmeyerek CYUY'nın 251. maddesine aykırı davranıldığından esası incelenmeyen hükmün öncelikle bu usuli nedenle bozulmasına karar verilmelidir.
Sonuç: Açıklanan nedenle, diğer yönleri incelenmeyen Yerel Mahkeme direnme hükmünün öncelikle bu usul yanılgısı nedeniyle BOZULMASINA, dosyanın yerine gönderilmek üzere Yargıtay C. Başsavcılığına tevdiine, 08.07.2003 günü tebliğ namedeki düşünceye uygun olarak oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy