(765 S. K. m. 33, 59/2, 64/2, 496, 522) (4721 S. K. m. 471)
Dava: Senet gasbına azmettirmek suçundan sanıklar Recep ve Fatih'in TCY.nın 64/2. maddesi yollamasıyla aynı Yasanın 496 ve 59/2. maddeleri uyarınca 8'er yıl 4'er ay ağır hapis cezasıyla cezalandırılmalarına, 31. madde gereğince sürekli kamu hizmetlerinden yasaklanmalarına ve 33. madde uyarınca ceza süresince yasal kısıtlılık altında bulundurul-malarına, haklarında aynı Yasanın 40. maddesinin uygulanmasına ilişkin Ankara (1) Nolu Devlet Güvenlik Mahkemesince verilen 14.9.2001 gün ve 96/134 sayılı hüküm, sanıklar ve vekilleri ile C.Savcısı tarafından temyiz olunmakla, dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 28.11.2002 gün ve 3486/4441 sayı ile itiraza konu sanıklar Fatih ve Recep yönünden onanmıştır.
Yargıtay C.Başsavcılığınca 14.1.2003 gün ve 55200 sayı ile; " Dosya içeriğine göre baba-oğul olan sanıkların ödedikleri borçların senedini isteme eyleminde gasp suçu kastı ile hareket ettiklerine dair yeterli ve inandırıcı delil bulunmadığı" gerekçesi ile itiraz yasayoluna başvurularak Özel Daire onama kararının kaldırılıp, Yerel Mahkeme hükmünün anılan sanıklar bakımından bozulmasına karar verilmesi istenilmiştir
Dosya Birinci Başkanlığa gönderilmekle Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü.
CEZA GENEL KURULU KARARI
Sanıkların senet gasbına azmettirmek suçundan cezalandırılmasına karar verilen olayda; Özel Daire ile Yargıtay C.Başsavcılığı arasındaki uyuşmazlık, suçun sübutu noktasında toplanmaktadır.
Uyuşmazlık konusu somut olayda sağlıklı bir hukuki sonuca ulaşılabilmek için dosyadaki kanıtların birlikte ele alınarak değerlendirilmesinde zorunluluk bulunmaktadır.
Şikayetçi Osman Kollukta, DGM C.Savcılığında ve duruşmada benzer şekilde; Sanıklar Recep ve oğlu Fatih zaman zaman işyerime gelip borç para alırlar geri öderlerdi. İlk önceleri güvendiğim için hiçbir belge almıyordum, daha sonraları da borç isteme işi devam etti Recep'e, parça parça toplam 120 000 DM. para verdim, karşılığında da Recep el yazısıyla alacaklısı olarak ben, borçlusu kendisi, kefil olarak da oğlu Fatih'in olduğu senedi imzalayıp verdi, ödeme tarihi geldiğinde, her ikisi de paramı vermedi, senedi avukatıma vererek protesto çektirdim, icra takibi başladı, ancak üzerlerinde mal varlığı olmadığı için hiçbir şey alamadım. Daha sonra Recep borcunun karşılığında 110 000 DM. bedelli müşteri senedi getirdi verdi, bende kabul ettim ve bu senedi tahsile çalıştım ama bu senette borcu gözüken şahısta iflas etmişti, bu senetten de para elde edemedim, bu senedi kendisine verdim.
Bu senet olayından sonra Recep 1999 yılı Mart ayı içerisinde bana gelerek Mamak Kutludüğün köyünde yaklaşık 50-52 dönüm tarlasını satmak istediğini, almadığım takdirde iflas edeceğini, borcunu da ödeyemeyeceğini söyledi, ısrar edince kabul ettim, pazarlık yaparak tarlayı kendisinden 100 000 DM.'ye satın aldım ve parasını peşin olarak verdim. Bu işten Recep'in oğlu Fatih'in da bilgisi vardı.
Tarihten yaklaşık 5-6 ay önce ben Recep'i önceki borcundan dolayı tekrar icraya verdim. İcra işlemleri başlayınca Recep ve oğlu Fatih değişik tarihlerde beni telefonla arayarak icra takibini durdurmamı, durdurmadığım takdirde bana dünyayı dar edeceklerini söyleyip tehdit ettiler. Bu telefon görüşmelerinden 8-9 gün sonra Recep daha önceleri hiç görmediğim 2 şahısla birlikte işyerime geldi, işyerimde isminin Sinan olduğunu öğrendiğim şahıs cep telefonundan birilerini aradı, kısa bir süre sonra bir araçla 2-3 kişi daha geldi ve içeride 5-6 kişi oldular, Recep'in yanında gelen ve Emniyette fotoğrafından teşhis ettiğim Sinan isimli şahıs, siyah renkli bir tabanca çekerek üzerime yürüdü, Recep'in senedini vermediğim takdirde beni öldüreceğini söyledi, isminin Sedat olduğunu öğrendiğim ikinci şahısta bana ağza alınmayacak küfürler ediyor, diğer şahıslar da boy gösterisi yapıyorlardı, çok korkmuştum. o dönemde yanımda çalışan Ramazan isimli şahısta yanımda idi, oda korkmuştu, ayrıca dükkan komşum olan Hazım de olayı gördü, oda bir şey diyemedi. Bu şahısların beni öldürecekleri korkusu ile senedi avukatımdan alıp Recep'e vereceğimi söyleyerek şahısları gönderdim.
Bu hadiseden yaklaşık bir hafta sonra isminin Süleyman olduğunu söyleyen bir şahıs beni telefonla arayarak, 120.000 DM.'lık senedi kendilerine vermemi isteyip, Fatih'in Kürt Ahmet'in damadı olduğunu biliyor musun diye sordu, biliyorum deyince, o zaman güzellikle bu işi halledin, yoksa sen bu işten zararlı çıkarsın dedi ve telefonu kapattı. Aradan birkaç gün geçtikten sonra Fatih telefonla arayarak, kendilerine ait olan senedi teslim etmemi istedi, "neden teslim edeyim" deyince, "sen görürsün, senden senedi ve sana sattıkları tarlayı da almasını ben bilirim" dedi, daha sonra da tanımadığım ve isim vermeyen birkaç kişi telefonla arayarak ağır hakaretlerde bulunup, tehdit ettiler, bu tehditler üzerine çıkar yol bulamadım ve 2 ay kadar önce bu olaylarla ilgili olarak Ankara C.Başsavcılığına şikayet dilekçesi verdim. Dilekçem Subayevleri'ndeki polis karakoluna havale edilmiş, görevliler beni ve olayı gören yanımda çalışan Ramazan ile kapı komşum olan Hazım'ı çağırdılar, ifadelerini aldılar, daha sonra olayın büyümemesi için avukatıma bu dilekçemi geri almasını ve şikayetimden vazgeçtiğimi bildirdim, o da şikayeti geri aldı, avukatımda bulunan Recep'e ait olan 120 000 DM.'lık senedi alıp, akrabam olan Ferit'e verip, Recep'e vermesini söyledim o da götürüp verdi, bu sıralarda Kırşehir'de bulunan bütün yakınlarım tedirgin olmuştu, beni korumak amacıyla hepsi Ankara'ya yanıma gelip gitmeye başladılar, olayın büyümemesi için bütün yakınlarımı toplayarak, iş yerimi ucuz bir fiyata satıp, Kırşehir'e göçtüm, kendilerinden korktuğum için davacı olmak istemiyorum, şeklinde beyanlarda bulunmuştur.
Sanık Recep Kollukta, DGM C.Savcılığında ve sorguda benzer şekilde; 1995 yılı içerisinde benimle ortak biçerdöver ve traktör satış işi yapan Osman ailece tanıdığım ve aynı zamanda memleketlim olan Osman'dan 590 milyon lira parayı %15 faizle, 1 ay sonra ödenmek üzere almış, beni arayarak kendi adıma 675 milyonluk çeki yazarak Osman'a vermemi istedi, kabul ettim çeki yazarak Osman'a verdim. Ancak Osman çekin ödeme günü geldiğinde karşılığını bankaya yatıramadığını bana telefonla bildirerek çekin vadesini uzatmamı faizin de ana paranın üzerine koymamızı istedi bu vesileyle Osman'a borçlanmış oldum. 1996 yılı Haziran ayı içerisinde 450 Milyon, aynı yıl Eylül ayında da 725 Milyon, 1997 yılı Haziran ayı içerisinde 1.100.000.000 TL, 1997 yılı Ağustos ayında da 1.600.000.000 TL olmak üzere borcumu peyder pey ödedim. Ancak bu kadar ödemeye rağmen 675 Milyon alınan paraya karşılık Osman bana 1997 yılı Ağustos ayı itibariyle 2.900.000.000 TL. para borç çıkarttı. Bu borcumun dışında Osman isimli şahıstan 1997 yılı Eylül ayının sonlarına doğru 23.000 DM. parayı 8 ay vadeli olarak aldım, karşılığında 52.000 DM. para ödedim ancak kendisine Osman'dan üzerine geçen faizli borçtan 2.900.000.000TL. borcumun olduğunu belirterek ödeme yaptığım senetlerimi iade etmedi, paranın ödenmesinin gecikmesinden dolayı faizini de üzerine koyarak hesapladı ve bana 11.000.000.000 TL'lık borç çıkarttı. Bu parayı da DM. kuruna çevirip eski ödediğim 52 000 DM.'lık çekimi de birleştirerek kendisine borçluymuşum gibi benden tekrar 120 000 DM.'lık senedi beni alacaklı, oğlum Fatih'i da borçlu göstermek suretiyle bizlere imzalatarak arkasını da tekrar bana cirolattıktan sonra aldı. Ancak 52 000 DM.'yı daha önce benden aldığı için bu parayı 120 000 DM.'lık senetten düşerek, kendisine 68 000 DM.'lık borcumun olduğunu söyledi, ben de bu borcuma karşılık Ali'den aldığım 110 000 DM.'lık senedi ciro ederek verdim, ancak Osman güvence için bir tapuyu kendisine devretmemi istedi, bunun üzerine 55 dönümlük arsanın tapusunun Osman'a verdim. Osman da bulunan borçlusu Ali olan senedin ödenmemesi üzerine güvence olarak devrettiğim 55 dönümlük arsayı kendisine devretme teklifinde bulundum, arsayı alacağını, karşılığında da tüm borcumu silerek senetlerimi vereceğini söyledi borcumun dışında bana da 30 000 DM. para vermesini söyledim, sunduğum teklifi kabul etmeyerek hem kendisinde bulunan senet ve çeklerimi, hem de devrini verdiğim arsamın tapusunu iade etmedi, bu zaman içerisinde Gaz Servis istasyonu açıp çalıştırmaya başladım. Osman daha önceden kendisine ödediğim 120 000 DM.lik senedi avukatı aracılığıyla icraya koydu, iş yerime ve evime icra gönderdi. Bunun üzerine oğlum Fatih eşinin dayısı ve aynı zamanda Kürt Ahmet lakaplı Ahmet'in kayınbiraderi olan Süleyman'a konuyu açarak tefeciye düştüğümüzü söylemiş bu sırada Süleyman'ın yanında bulunan ve aynı zamanda arkadaşı olan Sinan ortama girerek bana detaylı bir şekilde anlat, bir de ben dinleyim demiş, bunun üzerine oğlum Fatih'te tefeci olan Osman'la yaşadığımız hususların tamamını anlatmış, bu görüşme üzerine Sinan yanında uzun boylu, soyadını bilmediğim Sedat isimli arkadaşıyla 2000 yılının başlarında iş yerime geldi, Sinan tefeciye düştüğümüzü öğrendiğini, kendisinin de tefecilere savaş açtığını bu konu için kendisiyle birlikte tefeciye gitmemi, oraya varınca da tekrar konuyu anlatmamı istedi, bende konuyu anlattım, hallederiz, tamam, gibi sözler sarf ederek ayrıldık. Daha sonra Süleyman beni bazen telefonla arayıp bazen de işyerime gelerek senet işinin halledilip halledilmediği hususunu soruyordu, bende Sinan isimli şahsın bu işle uğraştığını ve gidip görüşeceğimizi söylüyordum.
Bu görüşmelerden birkaç gün sonra Sinan, ben ve Sedat üçümüz birlikte Osman'ın bürosuna gittik. Osman'a senet meselesini konuşmak üzere geldiğimizi söyledim. Sinan ve Sedat, Osman'a, sen hiç Allahtan korkmuyor musun, adamın bu kadar parasını ve malını almışsın, birde işyerine ve evine icra gönderiyorsun, dediğinde Osman, Sinan'a dönerek; sen hangi sıfatla buradasın diye sordu, Sinan'da tefecilere karşı savaş açtığını söyledi, Osman ani bir hareketle çekmecesinden bir şeyler almak için hamle yapınca, Sinan ondan daha atik davranarak silah öyle çekilmez lan diyerek elini beline götürdü ve Osman'ın üzerine yürüyerek Recep amcamı üzmeyeceksin, sende bulunan senetlerini, çeklerini ve tapusunu geri vereceksin tefeciliği bırakacaksın dedi. Osman ortamı yumuşatmak için, Sinan'a dönerek siz bu işe karışmayın ben bu problemi Recep amcamla hallederim dedi, bu konuşmayla birlikte Sinan yanımızdan kısa süre ayrılarak dışarı çıktı bir telefon görüşmesi yaptı tekrar yanımıza döndü, yalnız ben Sinan'ın, Osman'a kızdığı an elini beline götürerek yaptığı harekette tabancayı çıplak olarak görmedim, ancak elbisesinin altından Osman'a yönelttiği cismin tabanca olduğunu tahmin etmekteyim. Ben de olayın büyümesini istemediğim için Sinan'a ve arkadaşına gitmelerini belirttim, kendi aracımı Sinan'a vererek yanında bulunan arkadaşıyla birlikte bürodan gitmesini sağladım. Büroda sadece Osman ile ben tek kaldık, Osman bana dönerek bu iki çakal kim, niçin büroma getirdin dedi, bunun üzerine Osman'a, 675 Milyona karşılık benden 3.875.000.000 TL para aldın, 23 000 DM.'ye karşılıkta 8 ay vade içinde 52 000 DM. para aldın, ayrıca 55 dönümlük arsanın tapusunu alıyorsun, borcumu ödediğim halde senetlerimi ve çeklerimi iade etmiyormusun birde icraya veriyorsun, sen hiç mi Allahtan korkmadın diye söyledim, Osman bu işi aramızda hallederiz, çakal takımı adamları aramıza sokma dedi, bunun üzerine, o zaman sende babanı ve amcanı çağır bu işi bitirelim dedim, Osman hem babasını hem de amcasını çağırdı, yakını olan Ferit'in bürosunda buluştuk, bizleri dinledi, tamamen beni haklı buldu, hatta benim içine düştüğüm sıkıntıdan ve Osman'ın bana yaptığı hareketten dolayı üzülerek ağladı. Osman'a ve babası Mehmet'e dönerek ellerinde bulunan senet, çek ve kendilerinde bulunan arsamın geri verilmesini belirtti, Osman ve babası senetleri çekleri vermeyi avukat ücretlerini benim ödemem halinde kabul ettiler, fakat 55 dönümlük arsanın tapusunu vermeyi kabul etmediler, halen tapu Osman'ın üzerinde durmaktadır. Bu konuşmadan 1 hafta sonra Osman'da bulunan senetlerimi ve çeklerimi yakınları olan Ferit'le, Osman bana gönderdi, senetlerin ve çeklerin Avukat masrafı olarak da 600.000.000 TL. parayı, ben de Ferit'le gönderdim.
Bana ait Çek ve senetlerin Osman'dan zorla alınması olayından sonra ben, Süleyman , Sinan ve Sinan'ın adamı olan Sedat'a hiç para vermedim. Zaten benden para talep etmediler. Oğlum Fatih'in bu şahıslara para verip vermediğini bilmiyorum. Para verilmiş ise oğlum benim üzüleceğimi düşünerek bana söylememiş olabilir.
23.5.2000 tarihinde evimde ele geçirilen; bir adet, borçlusu Fatih, alacaklısı Recep olan 25.9.1998 tarihli, üzerinde iptal ibaresi bulunan 120 000 DM.'lık senet,
Bir adet, borçlusu Ali, alacaklısı Recep olan 10.10.1999 ödeme tarihli, üzerinde iptal ibaresi bulunan 60 000 DM.lık,
Bir adet borçlusu Ali, alacaklısı Recep olan 10.9.1999 ödeme tarihli üzerinde iptal ibaresi bulunan 50 000 DM.'lık, olmak üzere toplam 3 adet senet ile,
Bir adet Ege Bank Kazım Karabekir Şubesine ait olan hamiline yazılı 15.10.1998 ödeme tarihli 11.500.000.000 TL.lık çek bana aittir.
Ben bu çek ile senetleri daha önce Osman'dan almış olduğum borç karşılığında kendisine vermiştim, borçlarımı kendisine ödememe rağmen, hiçbir tanesini bana geri vermemişti, bu husustan dolayı senetler ile çeki geri almak üzere Sinan devreye girdi ve bunun aracılığı ile Osman bu 3 adet senet ile bir adet çeki Ferit ile bana gönderdi, şeklinde beyanda bulunmuş,
Duruşmada ise, borcumuzu ödememize rağmen senetleri iade etmeyip tahsile koydu, birkaç kez rica etmeme rağmen icra takibinden vazgeçmedi, bunun üzerine Osman'ı tanıyan Sinan ile birlikte yanına gittik, Sinan ile Osman arasında küçük bir münakaşa oldu, aralarına girdim, sonra Sinan ayrıldı, ben orada kaldım, tahminen bir ay sonra Osman bedelini ödediğim senetleri iade etti, münakaşa sırasında Osman silahına sarıldı, ancak Sinan'da silah görmedim. Sinan'ı 1997 yılında Fatih'in düğününe gelmesinden bu yana tanıyorum demiştir.
Sanık Fatih ise Kollukta; şikayetçi ile aralarındaki borç alacak ilişkisini babası olan diğer sanık Recep'in savunmalarına benzer şekilde anlattıktan sonra;
1999 yılı Ekim ayı içinde babamla birlikte Gaz servis istasyonu açtık. Osman maddi durumumuzun düzelmesini fırsat bilerek elinde bulunan çek ve senetleri icraya verdi. Bu durum bizim için sıkıntı yarattığından kayın pederim olan Kürt Ahmet lakaplı Ahmet'in kayınbiraderi olan Süleyman'a olup bitenleri anlattım, yanında bulunan ismini sonradan öğrendiğim Sinan söze girerek olup bitenleri bir kez daha detaylı olarak anlattırdı ve Süleyman'a, ayıp değil mi bak yeğenin tefecilerin eline düşmüş niçin yardımcı olmuyorsun, ben bu işinizi hallederim, Osman'dan çek ve senetlerinizi alırım diye söyledi. Aradan birkaç gün geçtikten sonra, Sinan yanında yine adını sonradan öğrendiğim Sedat isimli şahısla birlikte işletmekte olduğumuz gaz bayiine geldi, bir müddet oturup sohbet ettikten sonra babam, Sinan ve Sedat üçü birlikte Osman'ın işyerine gittiler. Bir saat kadar sonra babam tek başına işyerimize döndü, olup bitenleri sorduğumda Sinan ve Sedat'ın Osman ile çek ve senetlerin alınması konusunda münakaşa eder tarzda konuştuklarını, Sinan'ın Osman'a silah çektiğini eğer Recep beyin işini halletmezsen senin için kötü olur, benim ismimi de kastederek Recep beyin oğlu Fatih'in Kürt Ahmet'in yeğeni olduğunu bilmiyormusun bu işi hemen hallet diye söylediğini anlattı. Osman Zerman'da tamam biz kendi aramızda bu işi hallederiz diye söylemiş. Bu olaydan birkaç gün sonra tekrar Süleyman'ın yanına gittim, bana senet meselesini sordu, Sinan'ı bu işle uğraştığını söyledim. Süleyman'da Osman'ın telefonunu bilip bilmediğimi sordu bende biliyorum deyince ara kendisiyle bir görüşeyim dedi, Osman'ı arayarak telefonu Süleyman'a verdim, Süleyman, Osman'a hitaben dayım olduğunu ve benim Kürt Ahmet'in damadı olduğumu bu işten Kürt Ahmet'in haberinin olmadığını, bize ait 120 000 DM.lık senedin güzellikle bize verilmesini, bu olayı aramızda çözmemizi akraba olduğumuzu bu işi halletmediğimiz takdirde zararlı çıkacağını söyleyip telefonu kapattı, Osman'la o dönemde 3-4 sefer daha telefonla konuşma yapmıştık. Bu telefon görüşmesinden yaklaşık 7-8 gün kadar geçtikten sonra çek ve senetlerin icraya verilmesindeki avukatlık parasını bizim ödememiz şartıyla elinde bulunan çek ve senedi yeğeni olan Ferit aracılığı ile Osman bize gönderdi. Biz de avukatlık parası olarak 600.000.000 TL.yi Ferit'e verdik. Ancak Osman 55 dönümlük arsanın tapusunu elinde tutmaktadır.
Ferit Osman'ın elinde bulunan çek ve senetleri bize teslim ettikten sonra Sedat işyerimize geldi. Benden yapmış oldukları hizmetler için bir miktar para istedi, 350 milyon lira para verdim, bir hafta kadar sonra tekrar uğrarım diyerek ayrıldı,tekrar geldiğinde yine kendisine 350 milyon lira verdim, bu şekilde Sedat 5-6 defa işyerimize gelip gitti, her defasında 350-400 milyon civarında para verdim, Sinan işyerime gelerek para almadı ancak Sedat'ın almış olduğu paradan pay aldığını biliyorum.
DGM C.Savcılığında, sorgu ve duruşmada ise benzer şekilde; Osman zaman zaman aldığımız ve bir kısmını ödediğimiz borcumuza karşılık bizden 120 000 DM.lık senet aldı, bu senedi icraya koydu, ben bu durumu eşimin dayısı olan Süleyman'a anlatırken Süleyman'ın yanında bulunan Sinan, öfkelendi, ben faizci düşmanıyım siz enayimisiniz 40 000 DM. borca karşılık 250 000 DM. ödüyorsunuz bütün faizciler benden korkar ben bu işi hallederim dedi, ertesi gün iş yerimize geldi babamla birlikte Osman'a gittiler, konuşurken Sinan bağırmaya başlamış ve Osman'ı korkutmak için silah da çekmiş o zaman Osman biz akrabayız bu işi kendi aramızda hallederiz demiş, daha sonra amcası ve Ferit araya girdiler anlaşma oldu, iddia olunduğu gibi Osman'ı, hiçbir zaman senedimizi geri ver sana Ankara'yı, Kırşehir'i dar getiririz gibi sözlerle tehdit etmedim, bunların hepsi iftiradır. Ferit senedi getirip bize teslim ettiğinde 600 milyon lirada avukat parası ödedim, şeklinde beyanda bulunmuştur.
Sanık Sinan Kollukta; 1999 yılı sonlarında, Süleyman'ın oto yıkamasında, Fatih ve babası Recep ile birlikte otururken, Recep memleketlisi olan Osman'dan faizle bir miktar para aldığını, parayı ödeyemediğini 120 000 DM.lık senet verdiğini, bir adet tarlasının ise bu şahıs tarafından alındığını, senedin ödenmesi için baskı yaptığını, yardımcı olup olamayacağımı sordu, zor durumda olduklarından ve tefecileri sevmediğimden, sana yardım ederim merak etme, bu işi bitmiş say dedim, Süleyman da bu iş halledilir kolaydır gibi sözler söyledi, bu görüşmeden 8-9 gün sonra Sedat ve Recep'i yanıma alarak, Osman'ın işyerine gittik, yanımda silahım vardı,Osman'a, Recep'ın senetlerini vermesini istedim, itiraz etti, silahımı belimden çıkarıp kafasına dayayıp küfürler ettim, midemi bulandırdığını, tefecileri sevmediğimi, öldüreceğimi söyleyerek hırpaladım, Osman korktuğundan, senetleri vereceğini söyledi, işyerine girince Murat ve Caner isimli arkadaşlarımı da çağırmıştım, bu şahıslar gelince silahı onlara verip gönderdim. Daha sonra Osman'ın senedi verdiğini, Ankara'yı terk edip Kırşehir'e yerleştiğini öğrendim, gitmeseydi tefeci olduğundan çöküntü yapacaktım, bu işten para almadım, Fatih, Kürt Ahmet lakaplı Ahmet Turgut'un akrabası ve Süleyman ile akraba olduğundan bu işi Süleyman'ın hatırına yaptım.
DGM C.Savcılığı, sorgu ve duruşmada ise benzer şekilde; Recep, tefecilik yapan Osman'dan para almış, senet ve tarla vermiş, bu durumu anlatınca Sedat ve Recep'le birlikte Osman'ın işyerine gittik, bizi görünce rahatsız oldu, ellerini bazı yerlere uzattı, tabanca mı arıyorsun diyerek, tabancamı çıkardım, korktu, bu işi Recep'le halledeceğini söyledi, Recep'i orada bırakıp ayrıldık, şeklinde anlatımda bulunmuştur.
Sanık Sedat Kollukta, DGM C.Savcılığında ve sorguda benzer şekilde; Süleyman'ın akrabası Recep yanımıza gelerek, Osman isimli galeriden faizli borç para aldığını, borcuna karşılık arsasını vermesine rağmen çek ve senetlerini alamadığını, bu konuda kendisine yardımcı olunmasını, Süleyman'tan istedi, Süleyman, bu konuşma sırasında yanımızda bulunan Sinan ve benim birlikte giderek bu işi halletmemizi söyledi, Recep, Sinan ve ben birlikte Osman'ın galerisine gittik, kısa bir süre konuştuktan sonra Sinan belindeki tabancayı çıkararak, Osman'a doğrultup, bu adamın çek ve senetlerini ver, aksi halde seni öldürürüm dedi, Osman ödemeyi kabul ettikten sonra dışarı çıktık, bu sırada Sinan iki arkadaşını telefonla çağırmıştı, tabancasını onlara verip gönderdi, biz geldiğimiz oto ile geri döndük, sonradan öğrendiğime göre Osman senet ve çekleri iade etmiş, bu işin karşılığında bir şey talep etmedik.
Duruşmada ise; Osman'dan senet gaspı olayından haberim yoktur, olay tarihinde Osman'ın yanına, Recep ve Sinan ile birlikte gittik, Sinan ile Osman arasında tartışma çıktı, tehdit olmadı, tartışmadan sonra olay yerinden ayrıldık, polisteki ifadem baskı altında alınmıştır, savcılık ve emniyet ifadem ise kısmen doğrudur.
Sanık Süleyman Kollukta; Sinan, işyerime sık sık gelirdi, zaman zaman temin ettiği esrarı içtiğimiz de olurdu. Yeğenimin kocası Fatih de işyerime gelip giderdi, iflas ettiğinde kendisine borç para da vermiştim, bir gün Osman'dan faizle para aldıklarını, borcuna karşılık 55 dönüm arsa verdiğini, yine de kurtulamadığını söyleyerek benden yardım umuyordu, konuyu Sinan'e anlattım, Fatih yine yanıma gelip bu olayı açtı, yanımızda Sinan'da vardı, ben kendisine, sen Kürt Ahmet'in damadısın, insan kendini parçalattırır mı, tefeciye para kaptırır mı, söyleseydin Kürt Ahmet bu işi çoktan kapatırdı dedim, Sinan, araya girerek ayıp değil mi, bak yeğenin yardım istiyor, tefecilerin eline düşmüş dedi, Fatih'e de dönüp, yeğenim sen merak etme, ben tefecilere savaş açmışım, işini halledeceğim dedi.
5-6 gün sonra Fatih yanıma gelip Sinan'ın kendilerine yardımcı olacağını, Osman'ın yanına gidip konuşmaları gerektiğini, ancak gidemediklerini ne yapmaları gerektiğini sordu, kendisine telefonunu biliyorsan aç ben konuşayım dedim, Fatih telefonu açıp bana verdi, Osman'a, Fatih'in dayısı olduğumu söyledim, ayrıca Fatih'in Kürt Ahmet'in damadı olduğunu, bu işten onun haberi olmadığını, akraba sayıldığımızı, bu olayı aralarında çözmelerini, 120 000 DM.lık senedi vermelerini, bu işi güzellikle halletmelerini yoksa zararlı çıkacaklarını söyleyip telefonu kapattım. Fatih bu görüşmeden sonra Sinan ile Osman'ın yanına gidip bu işi halledeceklerini söyledi, birkaç gün sonra Fatih'in yanına gittim, babası Recep ile görüşüp senet işini sordum, henüz alamadıklarını söyledi, hatırladığım kadarıyla yanımda Sinan ve Sedat vardı, 3-5 gün sonra Fatih'in yanına gidip sorduğumda ise senetleri aldığını, Sinan'ın işlerini hallettiğini söyledi, Sinan'a para vermediklerini, onun da talepte bulunmadığını söyledi, bir gün sonra Sinan yanıma geldi, senetleri sordu, alındığını söyledim, nasıl olduğunu sorduğumda; Recep'i yanına alıp, arkadaşı Sedat ile birlikte Osman'ın işyerine gittiklerini, Osman'ın kendilerine silah çekmek istediğini ancak hızlı davranıp silahını çekerek Osman'ın üzerine yürüdüğünü ve korkuttuğunu, Osman'ın bu işi halledeceğini söylediğini, bu işi benim hatırım için yaptığını, bir şey istemediğini söyledi, zaten arkadaşım olduğu için sürekli kendisine maddi ve manevi destek sağlıyordum.
DGM. C.Savcılığı ve sorguda benzer şekilde, Fatih yanıma geldiğinde Sinan'da yanımda idi, Fatih, Osman'a bugüne kadar 240 000 DM. ödemesine rağmen, 120 000 DM.lık icra gönderdiğini söyledi, Sinan böyle borçmu ödenir, ben bu işi hallederim diye ayağa kalktı, kendisine bu işe girmemesini söyledim. Fatih'i de Sinan ile birlikte Osman'a bir şey yapmaması hususunda uyardım, sonradan öğrendiğime göre Fatih, Sinan'la birlikte bir görüşme yapmış, kendisine bir şey yapmamışlar. Sinan'ı senetleri alsın diye ben bulmadım.
Duruşmada ise; Osman Zerman ile ilgili alacak verecek meselesini sanık Fatih'dan, akrabası olmam nedeniyle duymuştum, bu alacağın tahsili için hiçbir katkım olmamıştır. Önceki beyanlarımı bu savunmam doğrultusunda kabul ederim, şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tanık Ferit kollukta; Osman kayınbiraderim, Recep ise Kırşehir'den hemşehrim olur, Osman, Recep'ten alacağının olduğunu, Recep'in borcunu ödemeyip problem çıkardığını söyleyince araya girip işi tatlıya bağlamak için söz verdim. Birkaç gün sonra Osman 6-7 kişilik bir grubun işyerine gelip kendilerini Kasım'ın adamları olarak tanıttığını, bu şahısların yanında Recep'in de bulunduğunu, gelen şahısların Recep'e ait borç senetlerini isteyerek, aksi halde biz yapacağımızı biliriz şeklinde silahlı olarak tehdit edip küfürler ettiklerini söyledi.
Recep'i çağırıp konuyu konuştum, Recep sıkışık olduğunu, yanındaki adamları ise kendisinin götürmek istemediğini ancak oğlu Fatih'in ısrarı ile bu şahısların geldiklerini, söyledi, olayı uzatmamalarını, meseleyi halletmelerini söyleyerek dükkanımdan uğurladım.
Osman'a gidip durumu anlatarak, elindeki senetleri vermesini, bu işin sonunun kötüye varacağını bu işten kurtulmasını söyledim, senetleri bir zarfa koyarak bana verdi, götürüp Recep'e teslim ettim. Bu olaydan sonra Osman'ın Kırşehir'de olan ailesi tedirgin olup, Osman'ı alıp Kırşehir'e götürdüler,
Duruşmada; Osman akrabam olur, Recep ile aralarında alacak verecek meselesi varmış, birkaç kez anlaşmak için büroma geldiler, son kez geldiklerinde Osman'la anlaştılar, Osman'ın, Recep'e iade etmesi gereken senetler varmış, bunları Osman daha önce avukatına vermişti, Osman daha sonra bu senetleri avukatından alarak Recep'e verilmek üzere bana verdi, götürüp kendisine verdim.
Kasım'ın adamları konusunda kendisine bir beyanda bulunmadım, ifademin bu kısmını kabul etmiyorum.
Tanık Necati aşamalarda benzer şekilde; şikayetçi Osman ağabeyimin oğlu olur, iş yerinde silahlı kişiler tarafından sıkıştırıldığını duyunca Ankara'ya gelip kendisi ile görüştüm, Osman, Recep'ten alacağı olduğunu, alamayınca icraya verdiğini, icra işleminden sonra Recep'in yanında tanımadığı iki üç kişiyle birlikte gelip, senetleri ve çeki zorla almak istediklerini, korktuğu için işyerini kapattığını söyledi, iş yerini kapatmasına gerek olmadığını söyleyerek birlikte dükkanına gidip açtık, dükkanda iken, isimlerini bilmediğim kişi veya kişiler değişik zamanlarda telefonla arayarak, senetleri verin, öldüreceğim şeklinde sözle sarf ediyorlardı, telefon konuşmalarını duymuyordum, Osman telefonu bana da vermiyordu, ancak her telefon çalışındaki sıkıntısı ve tedirginliği ve konuşma esnasındaki tavrından durumu anlıyor üzülüyordum, Recep arayınca, ben konuşayım diyerek telefonu aldım, neden rahatsız ettiğini sordum, görüşelim dedi, Ferit'in yazıhanesinde Recep ve oğlu Fatih ile görüştük, senet ve bir adet çekin hiç para almadan iadesini kararlaştırdık, başka bir odada bulunan Osman'ın yanına gidip, bu adamlar sana bir kötülük yapacak, seni para ile geri getiremeyiz malımız var, deyip senetleri vermesini söyledim, alacağının olduğunu, para almadan vermeyeceğini söyledi, ancak ikna ettim, işin emniyete intikal ettiği söylenince Recep ve oğlu, siz merak etmeyin bu işi hallederiz dediler, birkaç gün sonra senetlerin ve çekin teslim edildiğini öğrendim, Osman korktuğu için işyerini kapatarak Kırşehir'e döndü.
Tanık Mehmet aşamalarda benzer şekilde;Osman oğlum olur, Ankara'da galericilik yapmaktadır. Oğlum Recep ve oğluna para vermiş, alacağını alamayınca icra takibi başlatmış, bunun üzerine Recep ve oğlu tanımadığım bazı insanları da tutarak, oğlumu tehdit ederek işyerini kapattırmışlar, oğlum bu kişilerden korktuğu için 3 ay kadar önce Ankara'dan Kırşehir'e geldi, Recep evimin telefon numarasını tespit ettirmiş, bizzat beni arayarak, oğlumun senetleri ve çeki getirip teslim etmesini, yoksa sonunun hiç de iyi olmayacağını, devreye koyduğu Kürt Ahmet'in yakınlarının bu işi ileri götürmemesini, adamlara sahip olamayacağını söyledi, bunun üzerine, oğlum Necati'yi Ankara'ya gönderdim. Tehditlerden korktukları için senetleri verdiler.
Tanık Osman aşamalarda benzer şekilde; 1995 yılında Recep ile birlikte ortak iş yapıyorduk, işlerimizin iyi gitmemesi nedeniyle aylık %15 faizle Osman'dan borç aldım, Osman parayı zamanında ödemezsem yıllık yaklaşık %450 faiz uygulayacağını söyledi, maddi yönden güç durumda olduğumdan bir aylık vade ile 590 milyonu 675 milyona aldım, Recep'i arayarak, aldığımız paraya karşılık çek vermesini söyledim, ödeyemeyince Osman dediğini yaptı, katlamalı olarak faiz yürüttü, 1998 yılına kadar çeşitli tarihlerde ödemeler yaptık, ancak faizine yetişemedik, bunu üzerine Recep ile ortak aldığımız ancak tapuda onun adına kayıtlı 55 dönümlük tarlayı Osman'a verip, borcumuzu kapatmasını söyledim, Recep tarlayı 1998 yılında devretmiş, sonraki gelişmeleri Recep biliyor, bunun dışında bir bilgim yoktur, ortaklığımız 1996 yılında son buldu, 55 dönümlük tarla dışında ortaklık bağımız kalmamıştı.
Savunma Tanığı Ayşegül duruşmada: Osman ile Recep'i tanırım, Osman ile aynı binada ticaretle uğraşırız, Recep'in Osman'dan faizle para aldığını biliyorum, Recep borcun ana parasını ödedi, faizini ödeyemedi, faiz karşılığı iki arsasını Osman'a vermek istedi, Osman emlakçı olduğum için arsalar üzerinde fiyat araştırması yapmamı istedi, faizini karşılayacağını söyleyince Recep'in teklifini kabul etti, arsaların intikali sağlandı, tapu muameleleri yapılırken yardımcı olmuştum, işlemler yapılırken senetlerin iade edileceği kararlaştırılmıştı, Osman senetleri sonra vereceğini söyledi, duyduğuma göre senetleri vermemiş, durumu Osman'a anlatınca, faizin karşılığının arsa ile ödendiğini, fakat Recep'in kendisine çok çektirdiğini, senetleri icraya koyduğunu söyledi.
Osman, Recep ve Fatih tarafından tehdit edilmemiştir, olsaydı duyardım, son gördüğümde Osman kendi dükkanında Recep ve yanındaki bir şahısla tokalaşarak ayrıldı.
Bu bilgi ve belgeler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; baba oğul olan sanıkların, hemşehrileri olan şikayetçi Osman'dan zaman zaman borç para aldıkları, başlangıçta alacağın taraflar arasında karşılıklı güvene dayanılarak hiçbir belgeye bağlanmadığı, ancak zaman içinde alacak miktarının artması üzerine şikayetçi Osman'ın sanıklardan alacağın senede bağlanması isteminde bulunduğu, bunun üzerine borçlusu Fatih, alacaklısı Recep olan 25.9.1998 tarihli 120.000 DM. bedelli senedin sanık Recep tarafından şikayetçi Osman'a ciro edildiği, vadesinde borcun ödenmemesi üzerine şikayetçi tarafından sanıklar aleyhine icra takibi başlatıldığı, ancak alacağın tahsil edilmesi, üzerine, bu kez şikayetçi Recep tarafından 110.000 DM. bedelli müşteri senedinin şikayetçiye verildiği, bu senet bedelinin de tahsil edilememesi üzerine, senedin tekrar sanıklara iade edilerek, 120.000 DM. bedelli önceki senede dayanılarak sanıklardan Recep aleyhine icra takibi başlatıldığı, yapılan takibe itiraz etmeyen sanıklar Recep ve Fatih'in, telefon tehditleri ile icra takibini durdurmaya çalıştıkları, ancak sanıkların bu yolla amaçlarına ulaşamadıkları, bunun üzerine sanık Fatih'in, kayınpederi Ahmet'in kayınbiraderi ve Kasım'ın yönettiği çıkar amaçlı suç örgütü üyesi olan sanık Süleyman'a durumu anlatarak kendilerini bu durumdan kurtarmalarını istediği, Süleyman'ın da olayı, çıkar amaçlı suç örgütü üyesi olan ve birçok gasp, tehdit olayından mahkum olan diğer sanık Sinan'a anlattığı, sanık Fatih'in, Sinan ve Süleyman'ın birlikte olduğu bir ortamda konuyu tekrar gündeme getirmesi üzerine, sanık Sinan'ın, tefecilere savaş açtığını, bu işi halledeceğini, şikayetçiden çek ve senetlerini alacaklarını söylediği, birkaç gün sonra da, Sinan, Sedat ve Recep'in birlikte şikayetçi Osman'ın işyerine gittikleri, Sinan'ın, şikayetçinin kafasına silahını dayayarak, öldürmekle tehdit edip senetleri vermesini istediği, şikayetçinin öldürüleceği korkusuyla senedi avukatından alıp sanık Recep'e vermeyi kabul etmesi üzerine, gelen kişilerin şikayetçinin işyerini terk ettikleri, Süleyman'ın ise daha sonra şikayetçiyi telefonla arayarak, Fatih'in Kürt Ahmet'in damadı olduğunu, bu işi güzellikle halletmesini, aksi halde bu işten zararlı çıkacağını söyleyerek tehditlerde bulunduğu, ayrıca sanık Fatih ve ismini vermeyen kişilerce de şikayetçinin tehdit edilerek, senetleri vermesinin istendiği, şikayetçinin bu tehditler üzerine, icra takibini durdurup, 120.000 DM. bedelli senedi akrabası Ferit vasıtasıyla sanık Recep'e göndererek, işyerini satıp, Ankara'yı terk ettiği, suça konu senedin 23.5.2000 günü sanık Recep'in evinde yapılan aramada ele geçirildiği, bu iş karşılığı sanık Fatih tarafından sanık Sedat'a, 2 milyar lira civarında bir ödeme yapıldığı toplanan kanıtlardan anlaşılmış olup, sanıklar Fatih ve Recep her ne kadar suça konu senedin bedelini ödediklerini, senedin bedelsiz kaldığını savunmuşlar ise de; ödemeye ilişkin hiçbir belge sunmamışlar ve icra takibine itiraz etmemişler, hukuk dışı yollarla senedin ele geçirilmesi yolunu seçmişlerdir.
Çıkar amaçlı suç örgütü üyelerinin korkutucu gücünden yararlanarak, suça konu senedi ele geçiren sanıkların, iddia ettikleri hakkın varlığına veya bu yöndeki iradelerini haklı gösterecek hiçbir kanıt bulunmadığından eylemlerinin kendiliğinden hak almak suçu kapsamında da değerlendirilmesi olanağı bulunmayıp, sanıklara atılı senet gaspına azmettirme suçu tüm unsurları ile oluşmuştur,
Bu itibarla Yargıtay C.Başsavcılığının suçun oluşmadığına ilişkin itirazı yerinde değildir.
Herne kadar tehditle geri alınan senet bedelinin pek fahiş olmasına rağmen, sanıklara hükmolunan temel ceza TCY.sının 522 nci maddesi uyarınca artırılmamışsa da, inceleme konusu sanıklara yönelik aleyhe temyiz bulunmadığından bu hususun bozma değil eleştiri konusu yapılabileceği kabul edilmiştir.
Ancak 8.12.2001 günlü Resmi Gazete'de yayınlanarak aynı gün yürürlüğe giren 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 471. maddesinde, özgürlüğü bağlayıcı cezaya mahkûmiyet halinde, hapis halinin sona ermesiyle vesayetin kendiliğinden kalkacağı hükmüne yer verilmiştir. Bu Yasal düzenleme dikkate alınmaksızın TCY.nın 33. maddesi uyarınca, sanıkların ceza süresince yasal kısıtlılık altında bulundurulmasına karar verilmesi isabetsiz olup, Yargıtay C.Başsavcılığı itirazının bu değişik gerekçe ile kabulüne, ancak bu hususta CYUY.nın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak karar verilmesi olanaklı olduğundan, Yerel Mahkeme hükmünün düzeltilerek onanmasına karar verilmelidir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle; Yargıtay C.Başsavcılığı itirazının bu değişik gerekçe ile KABULÜNE, Yerel Mahkeme hükmünün sanıkların TCY.nın 33. maddesi uyarınca ceza süresince yasal kısıtlılık altında bulundurulmasına karar verilmesinden dolayı bozulmasına, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, CYUY.nın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, karara "TCY.nın 33. maddesi uyarınca hapis halinin sona ermesine kadar sanıkların yasal kısıtlılık altında bulundurulmasına" ibareleri eklenmek suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 18.3.2003 günü oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy