(765 S. K. m. 51, 59, 448, 450) (1412 S. K. m. 251, 326)
Dava: Tasarlayarak adam öldürme suçundan sanık M. K.'nin TCY'nın 448, 51/1 ve 59. maddeleri uyarınca 15 yıl ağır hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Mersin 1.Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 7.2.2001 gün ve 365-35 sayılı hüküm dosyayı inceleyen Yargıtay 1.Ceza Dairesince 21.11.2001 gün ve 2913-4278 sayı ile;
"Sanığın gayrı resmi evli olduğu Saliha'nın olaydan bir ay kadar önce maktûl ile resmi nikah kıyarak evlendiği, bu olaydan sonra iki yaşındaki çocuğu ile sanığın Değirmençay Köyüne gittiği, eşinin kendisini terk etmesini ve maktûl ile evlenmesini içine sindiremediği, zaman zaman telefon ederek tehdit ettiği, olay günü de köyünden yanında silahı olduğu halde ayrılarak maktûlün evinin bulunduğu yere gelerek onu öldürdüğü, sanığın alacağını alacağı yolundaki savunmasının tanık Zihni tarafından doğrulanmadığı, sanığın yakınları olan tanıkların dahi tehdit olayını doğruladıkları anlaşıldığından sanığın suçu taammüden işlediği anlaşıldığından, TCK. nun 450/4. maddesi uygulanarak ceza verilmesi gerekirken kasten adam öldürme olarak kabulü ile suç vasfının belirlenmesinde hata edilmesi" isabetsizliğinden bozulmuş, Yerel Mahkeme 28.1.2002 gün ve 554-12 sayı ile; "tasarlamanın unsurları oluşmamıştır." gerekçesi ile önceki hükümde direnmiştir.
C.Savcısı ile katılanlar vekilince temyiz edilen ve kendiliğinden temyiz incelemesine de tâbi bulunan hüküm Ceza Genel Kurulunca 4.6.2002gün ve 149-268 sayı ile; "En son sözün sanığa verilmeyerek CYUY'nın 251. maddesine aykırı davranılması" isabetsizliğinden diğer yönleri incelenmeksizin bozulmuştur.
Yerel Mahkeme bu kez 26.9.2002 gün ve 134-245 sayı ile; son sözü sanığa vererek önceki hükümdeki gerekçelerle direnmiştir.
Bu hükmün de C.Savcısı tarafından temyiz edilmesi ve re'sen de temyize tâbi bulunması üzerine dosya Yargıtay C.Başsavcılığının 17.1.2003 gün ve 169612 sayılı "bozma" isteyen tebliğnamesi ile Birinci Başkanlığa gönderilmekle Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Yerel Mahkemenin 28.1.2002 gün ve 554-12 sayılı direnme kararı, Yargıtay Ceza Genel Kurulunca, en son söz sanığa verilmeyerek CYUY'nın 251. maddesine aykırı uygulama yapılması isabetsizliğinden bozulmuş, Yerel Mahkemece bozma gereği yerine getirilerek yeniden karar verilmiştir.
Ceza Genel Kurulunun uyum ve süreklilik gösteren kararlarında da belirtildiği gibi bozma kararı ile Yerel Mahkemenin direnme hükmü tümüyle ortadan kalkmıştır.Yerel Mahkeme artık yeni ve değişik bir karar vermekte serbesttir. Bozmaya uyularak verilen kararlar da yeni bir hüküm olup, direnme kararı niteliğinde değildir. Bu nedenle öncelikle Özel Dairece incelenmesi gerekmektedir. Özel Dairece incelenmeyen bir hükmün, doğrudan doğruya ve ilk kez Ceza Genel Kurulunca incelenmesi Usul Yasasına aykırıdır.
Özel Daire görüşünün belli olduğundan bahisle tekrar dairece inceleme yapılmasının, davayı uzatacağı gibi bir düşünce de ileri sürülemez. Çünkü, Özel Daire görüşünde değişiklik olabileceği gibi, davaların uzamasını önlemek amacı ile de olsa buyurucu usul kurallarının uygulanmasından vazgeçilemez.
Öte yandan, Ceza Genel Kurulunun bozma kararına uyulduktan sonra, verilen kararın yeniden ve doğrudan Ceza Genel Kurulunca incelenmesi bu Kurulun kararlarına direnilemeyeceğine ilişkin CYUY'nın 326. maddesine aykırıdır. Zira, doğrudan doğruya Ceza Genel Kurulunca inceleme yapılması, Yerel Mahkeme kararına direnme niteliği verecek ve Ceza Genel Kurulu kararına karşı direnilmiş olacaktır. Bu belirlemeye göre hukuken yeni olan son hükmün, temyiz incelemesi yapılması için Özel Daireye gönderilmesine karar verilmelidir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle, Yerel Mahkemenin son uygulaması direnme kararı olmayıp, hukuken yeni bir karar olduğundan, dosyanın temyiz incelemesi yapılması için 1.Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına tevdiine, 04.02.2003 günü oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy