(765 S. K. m. 516, 522, 524)
Dava: Meyveli ağaç ve fidanlara zarar vermek suçundan sanık Alaettin'in TCY.nın 516/6, 522, 59, 647 sayılı Yasanın 4 ve 6. maddeleri uyarınca 514.098.000 lira ağır para cezasıyla cezalandırılmasına ve cezasının ertelenmesine ilişkin Kurucaşile Asliye Ceza Mahkemesince verilen 6.11.2001 gün ve 48/45 sayılı hüküm, sanık tarafından temyiz olunmakla dosyayı inceleyen Yargıtay 10. Ceza Dairesince 30.9.2002 gün ve 23007-23077 sayı ile;
"Sanık Alaettin'nın müştekinin kardeşi olduğu belirtilmiş olmasına göre, bu husus kayden saptanıp ızrar suçunu kardeşine karşı işlediği anlaşıldığı takdirde, TCK.nun 524/son maddesinin uygulanması gerekeceğinin gözetilmemesi" isabetsizliğinden bozulmuştur.
Yerel Mahkeme ise 27.12.2002 gün ve 53/55 sayı ile; TCY.nın 524/son maddesinin ancak 516 ncı maddesinin ilk fıkrasının uygulanmasında sözkonusu olacağı, somut olayda sanık hakkında TCY.nın 516/6 ncı madde ve fıkrasının uygulandığı gerekçesiyle ilk hükümde direnmiştir.
Bu hükmün de sanık tarafından temyizi üzerine dosya, Yargıtay C.Başsavcılığının "onama" istekli 21.4.2003 gün ve 41533 sayılı tebliğnamesi ile Birinci Başkanlığa gönderilmekle, Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Sanığın meyveli ağaç ve fidanlara zarar vermek suçundan cezalandırılmasına karar verilen olayda; Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasında sübut ve nitelendirmede bir uyuşmazlık bulunmayıp, çözülecek sorun sanık hakkında TCY.nın 524/son madde ve fıkrasının uygulanması olasılığı yönünden soruşturmanın genişletilmesine gerek bulunup, bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
TCY.nın 524. maddesinde; "Bu babın birinci, üçüncü, dördüncü, beşinci ve sekizinci fasıllarında ve 516'ncı maddenin birinci fıkrası ile 518, 519 ve 521'inci maddelerinde beyan olunan cürümler:
1- Haklarında ayrılık kararı verilmemiş karı kocadan birinin,
2- Usul ve fürudan yahut bu derece sıhri akrabadan birinin veya analık, babalık veya evlatlığın,
3- Faille beraber bir dam altında yaşayan erkek veya kız kardeşin zararına olarak işlenmiş olursa fail hakkında takibat icra olunmaz.
Haklarında ayrılık kararı verilmiş olan karı veya kocanın yahut faille beraber bir dam altında yaşamayan erkek veya kızkardeşin veya faille beraber bir dam altında yaşamakta olan amca, dayı, hala, teyze, yeğen veya ikinci derecede sıhri akrabanın zararına olarak işlenmiş ise fail hakkında takibat icrası şikâyete bağlıdır. Bu takdirde failin göreceği ceza üçte bir miktar azaltılır." hükmü ile; TCY.nın "Onuncu Bab" ının, birinci, üçüncü, dördüncü, beşinci ve sekizinci fasıllarında yer alan suçlar ile aynı Yasanın 516 ncı maddesinin ilk fıkrasında ve yine 518, 519 ve 521. maddelerinde düzenlenen suçların 1 inci fıkrada belirtilen kişiler tarafından işlenmesi halinde kovuşturma yapılamayacağı belirtilerek cezasızlık hali öngörülmüş, ikinci fıkrada sayılan kişiler tarafından işlenmesi halinde ise cezadan indirim yapılacağı kabul edilerek koğuşturma şikayete bağlanmıştır.
Görüldüğü gibi TCY.sının 516 ncı maddesindeki mala zarar vermek suçlarında sadece suçun basit halini düzenleyen ilk fıkrasındaki suç için, bir cezasızlık ve indirim nedeni öngörüldüğünden diğer fıkralar bakımından 524. maddenin uygulanması mümkün değildir.
Bu itibarla, sanık ile şikayetçinin kardeş olup olmadığı yönünde bir araştırma yapılmasına gerek bulunmadığından, Yerel Mahkemece bozmadan sonra sanığın nüfus kayıt örneğinin getirtilmesi, bu Yasal düzenleme karşısında sonuca etkili olmayıp, aşağıda belirtilen husus dışında direnme kararında bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Hükümden sonra yürürlüğe giren 4806 sayılı Yasa ile TCY'nın 30/2. maddesinde değişiklik yapılarak, para cezalarında hesaba katılmayacak miktar bir lira küsurundan bin lira küsuruna çıkarılmıştır.
Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 4.3.2003 gün ve 1-17 sayılı ve 15.4.2003 gün ve 96-104 sayılı kararlarında açıklandığı üzere, TCY'nın 30/2. maddesinde düzenlenen, muvakkat cezalarda bir günün, para cezalarında ise bin liranın küsurunun hesaba katıl-mayacağı yolundaki kuralın, gerek temel cezanın belirlenmesi ve takip eden arttırma ve ek-siltme işlemleri ile sonuç ceza tutarına hükmedilmesi aşamalarında, gerekse 647 sayılı Yasanın 4. maddesinin 1. fıkrasının 1 numaralı bendinde öngörülen hürriyeti bağlayıcı cezanın paraya dönüştürülmesi aşamasında bir güne karşılık tutulan para cezası miktarlarının belirlenmesinde gözönünde tutulması zorunludur.
Oysa somut olayda sanığın 19.6.2001 tarihinde işlediği meyveli ağaç ve fidanlarına zarar vermek suçundan TCY.nın 516/6 ıncı madde ve fıkrası uyarınca temel ağır para cezasının 142.365.000 lira olarak belirlendiği ve özgürlüğü bağlayıcı cezanın para cezasına çevrilmesi sırasında bir gün hapis cezasının 4.745.520 lira ağır para cezasına karşılık tutularak uygulama yapıldığı anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, Yerel Mahkeme direnme hükmünün bu gerekçe ile bozulmasına, ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, CYUY'nın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmelidir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle, direnme hükmünün TCY'nın 2/2 ve hükümden sonra yürürlüğe giren 4806 sayılı Yasa ile değişik TCY'nın 30/2. maddesi hükümleri karşısında sanığa fazla para cezası tayin edilmiş olması nedeniyle BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, CYUY'nın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, Yerel Mahkeme hükmünün "sanık hakkındaki temel cezanın TCY.nın 516/6. maddesi uyarınca 1 yıl hapis ve 142.365.000 lira olarak tayin edilmesi ve sonuç özgürlüğü bağlayıcı cezanın 647 sayılı Yasanın 4. maddesi uyarınca günlüğü 4.745.000 liradan paraya çevrilmesi suretiyle, sanığın sonuç olarak 514.045.000 lira ağır para cezası ile cezalandırılmasına ve cezasının ertelenmesine" karar verilmesi suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, dosyanın yerine gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına tevdiine, 13.5.2003 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy