(3167 S. K. m. 16) (4814 S. K. m. 14) (2709 S. K. m. 38) (765 S. K. m. 2) (1412 S. K. m. 326)
Karşılıksız çek keşide etmek suçundan sanık Şerafettin D.'un 3167 sayılı Yasanın 16/1. maddesi uyarınca 1 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, 1 yıl süre ile bankalarda çek hesabı açmaktan ve çek keşide etmekten yasaklanmasına ilişkin İzmir 4. Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 30.11.2000 gün ve 863/1226 sayılı hüküm sanık vekili tarafından temyiz edilmekle dosyayı inceleyen Yargıtay 10. Ceza Dairesince 12.02.2002 gün ve 2500-7308 sayı ile;
17 Ekim 2001 tarih 24556 mükerrer sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 4709 sayılı Kanunun 15. maddesi ile değiştirilen Anayasa'nın 38. maddesinin son fıkrası karşısında yasal düzenlemenin ne olacağının belirlenmesi açısından acilen uyum yasası çıkartılması zorunluluğu da nazara alınarak sonucun beklenilmesi ve buna göre yeniden takdir ve değerlendirme yapılarak uygulama yapılmasında zorunluluk bulunduğu gerekçesiyle sair yönleri incelenmeksizin bozulmuştur.
Yerel Mahkeme 28.11.2002 gün ve 321-1067 sayı ile;
CYUY'nın 322. maddesindeki bozma gerekçelerinin olayda gerçekleşmediği, Anayasa Mahkemesinin 21.11.2002 gün ve 408-191 sayılı kararı karşısında Yargıtay 10. Ceza Dairesinin bozma kararının yasal dayanağının da ortadan kalktığı gerekçesi ile ilk hükümde direnmiştir.
Bu hükmün de sanık vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya, Yargıtay C. Başsavcılığının bozma istekli 21.4.2003 günlü tebliğnamesiyle Birinci Başkanlığa gönderilmekle Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü.
CEZA GENEL KURULU KARARI
Yerel Mahkemece, sanığın karşılıksız çek keşide etmek suçundan cezalandırılmasına ilişkin ilk hüküm, Özel Dairece 4709 sayılı Yasa ile Anayasa'nın 38. maddesinde yapılan değişiklik uyarınca, yeni yasal düzenlemenin beklenilmesi ve buna göre yeniden takdir ve değerlendirme yapılması gerektiği görüşüyle lehe bozulmuş ise de; sanık adına talimat mahkemesince çıkarılan ihzar müzekkeresinin bila ikmal iadesi üzerine, sanığın bozmaya karşı diyecekleri saptanmadan ilk hükümde direnildiği anlaşılmaktadır.
CYUY. nın 326. maddesine göre, bozma sanık lehine olsa dahi bozmadan sonra, Yerel Mahkemece sanık, katılan ve varsa vekillerine duruşma gününü bildirir davetiye tebliğ olunmalı, duruşma gününden haberdar edilmelidirler. Tebligat yapılamaması veya davetiye tebliğine rağmen sanığın duruşmaya gelmemesi halinde verilecek ceza bozmaya konu olan cezadan daha hafif ise yargılamaya devam olunarak karar verilmelidir.
Somut olayda; sanığa davetiye çıkarılarak CYUY. nın 326 ncı maddesinin 2 nci fıkrasında öngörülen haber verme işlemine başvurulmadan, savunma hakkı kısıtlanmak suretiyle yargılamaya devamla önceki hükümde direnilmesi yasaya aykırıdır.
Diğer yönden direnme hükmünden sonra, 8 Mart 2003 günlü Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 4814 sayılı Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanunun 14. maddesi ile 3167 sayılı Kanunun 16. maddesi değiştirilerek cezai yaptırım, Geçici 2. maddesiyle de çek tutarı veya karşılıksız kalan kısmın yüzde on tazminatı ve gecikme faizi ile birlikte 3 ay içerisinde ödenmesi halinde açılmış bulunan davaların düşürülmesi bakımlarından suç failleri yararına yeni düzenlemeler getirilmiş olması karşısında, TCY. sının 2/2. maddesi hükmü de nazara alınarak sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğundan, diğer yönleri incelenmeyen direnme hükmünün bu nedenden dolayı da bozulması gerekmektedir.
Sonuç: Yerel Mahkeme direnme hükmünün, yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, dosyanın yerine gönderilmek üzere Yargıtay C. Başsavcılığına tevdiine, 13.5.2003 günü tebliğnamedeki düşünceye uygun olarak oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy