(3167 S. K. m. 16) (2709 S. K. m. 38) (818 S. K. m. 35, 397)
Dava: Karşılıksız çek keşide etmek suçundan sanık E.Y.'ın 3167 sayılı Yasanın 16/1 ve 647 sayılı Yasanın 4. maddeleri uyarınca 2.586.308.400 lira ağır para cezası ile cezalandırılmasına, bir yıl süre ile bankalarda çek hesabı açmaktan ve çek keşide etmekten yasaklanmasına ilişkin İzmir 4. Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 1.3.2002 gün ve 1453-203 sayılı hüküm, Adalet Bakanının 21.08.2002 gün ve 36587 sayılı yazılı emirle bozma talebi üzerine, dosyayı inceleyen Yargıtay 10. Ceza Dairesince 16.9.2002 gün ve 27636-22524 sayı ile;
"17.10.2001 gün, 24556 mükerrer sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 4709 sayılı Kanunun 15. maddesi ile değiştirilen Anayasa'nın 38. maddesinin son fıkrası karşısında, yasal düzenlemenin ne olacağının belirlenmesi açısından acilen uyum yasası çıkartılması zorunluluğu da nazara alınarak sonucun beklenmesi ve buna göre yeniden takdir ve değerlendirme yapılarak uygulama yapılmasında zorunluluk bulunmasına, bu hususun benzer bir olay nedeniyle Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 20.11.2001 gün ve 2001/10-249-257 sayılı ilamı ile de kabul edilmiş olmasına göre, yazılı şekilde mahkûmiyet kararı verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle; yazılı emre dayanan ihbarnamede ileri sürülen düşünce yerinde görüldüğünden İzmir 4. Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 1.3.2002 gün ve 2001/1451 esas, 2002/203 karar sayılı hükmün CMUK.nun 343. maddesi uyarınca bozulmasına, müteakip işlemlerin mahallinde yapılmasına" karar verilmiştir.
Yerel Mahkeme 26.12.2002 gün ve 1014-1192 sayı ile;
"Anayasa Mahkemesi'nin 2001/408-191 sayılı kararı ile 3167 sayılı Yasanın 16. maddesinin Anayasa'ya aykırı olmadığına karar verildiği, bozma kararının yasal dayanağının ortadan kalktığı" gerekçesi ile ilk hükümde direnmiştir.
Bu hükmün de katılanlar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya, Yargıtay C.Başsavcılığının "bozma" istekli 20.05.2003 günlü tebliğnamesiyle Birinci Başkanlığa gönderilmekle, Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Sanığın 3167 sayılı Yasanın 16/1 ve 647 sayılı Yasanın 4. maddeleri uyarınca cezalandırılmasına ilişkin Yerel Mahkemenin ilk hükmünün temyiz edilmeksizin kesinleşmesi üzerine, Adalet Bakanının yazılı emirle bozma istemi Yargıtay 10. Ceza Dairesince yerinde görülerek hüküm, Anayasanın 4709 sayılı Yasa ile değişik 38/son maddesi uyarınca uyum yasası çıkartılması zorunluluğu nazara alınarak, sonucun beklenmesi ve buna göre yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunduğu gerekçeleri ile bozulmuş, Yerel Mahkemece, dosya esasa kaydedilerek duruşma açılıp önceki hükümde direnilmiş ve bu hüküm de katılanlar Emine Karaca ve Yeşim Çakır ( Karaca ) vekili tarafından temyiz edilmiş ise de;
Dosyanın incelenmesinde;
Şikayetçi Şevket Kılınç vekili Taner Kılıç'ın 4.10.2001 tarihli şikayeti üzerine sanık Erhan Yıldız hakkında, karşılıksız çek keşide etmek suçundan İzmir 4. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açılıp bu dava ile birleştirilen kamu davasında Şevket Kılınç'ın katılma isteminde bulunmadığı,
Yine aynı avukat tarafından, 17.12.2001 gün ve 1540-1568 sayılı veraset ilamına göre 29.9.2001 tarihinde öldüğü ve geriye mirasçıları olarak eşi E.K. ile kızı Y.K.'yı bıraktığı anlaşılan F.K. adına, sağlığında alınan 13.9.2001 tarihli vekaletnameye dayanılarak ancak ölümünden sonra 4.10.2001 tarihinde şikayette bulunulduğu, sanığın cezalandırılmasına ilişkin hükmün yazılı emir istemiyle bozulması üzerine de bu kez 6 aylık şikayet süresinin geçmesinden sonra yine ölü şikayetçi adına 19.12.2002 tarihinde katılma isteminde bulunulduğu, buna rağmen mahkemece 26.12.2002 günlü oturumda şikayetçinin kızı ve eşinin davaya müdahil, avukat T.K.'ın ise müdahiller vekili olarak duruşmalara katılmalarına karar verildiği anlaşılmaktadır.
Borçlar Yasasının 35 ve 397 maddeleri uyarınca müvekkilin ölümü ile vekalet ilişkisi son bulur, şikayetçinin sağlığında düzenlenen vekâletname ile yetkili kıldığı vekilin müvekkilin ölümünden sonra onun adına şikayette ve katılma isteminde bulunmasına yasal olanak bulunmamaktadır.
Karşılıksız çek keşide etmek suçlarında şikayet bir dava koşulu olup, bu hakkın yetkilisi tarafından yasanın öngördüğü süre içerisinde kullanılması gerekmektedir. Somut olayda bu koşul gerçekleşmemiştir, diğer yönden davaya katılma yönünde bir istemleri bulunmayan ve dava koşulunun gerçekleşmemesi nedeniyle davaya katılma hakları da bulunmayan kişilerin müdahilliklerine karar verilmiş olması hukuken geçerli olmayıp ilgilisine hükmü temyiz etme olanağı bahşetmez.
Bu itibarla katılanlar vekilinin temyiz isteminin CYUY.nın 317. maddesi uyarınca reddine karar verilmelidir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle; katılanlar vekilinin temyiz isteminin CYUY.nın 317. maddesi uyarınca REDDİNE, dosyanın yerine gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına tevdiine, tebliğnamedeki isteme aykırı olarak 17.6.2003 günü oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy