(1412 S. K. m. 302, 343, 390) (3167 S. K. m. 13/1)
Dava: Çek karnelerini iade etmemek suçundan sanık E. K.'nın hakkında ceza kararnamesi düzenlenmesine ve 3167 sayılı yasanın 13/1, TCK'nun 119. maddeleri uyarınca 327.154.000 lira ağır para cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin Babaeski Sulh Ceza Mahkemesince verilen karara karşı o yer C. Savcısı tarafından itiraz yoluna başvurulması üzerinde inceleme yapan Babaeski Asliye Ceza Mahkemesince 13.05.2003 gün ve 70 sayı ile; "çek karnesini iade etmemek suçundan hakkında kamu davası açılan sanığa C. Başsavcılığı'nca, suç tarihinin 10.10.2002 olmasına rağmen 218.103.000 lira para cezası yerine 346.785.517 lira para cezasına ilişkin önödeme önerisinin tebliğ edildiği, mahkemece önödeme önerisinin usulüne uygun olmadığı görülerek duruşma açılıp sanığa yeniden önödeme önerisinde bulunarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken usulüne uygun önödeme ihtaratı varmış gibi sanığın cezalandırılmasına karar verildiği görülmüştür.
CMUK'nun 390/2 maddesinde itiraz üzerine asliye mahkemesi başkan veya hakimi 301, 302 ve 303. madde hükümlerine göre itirazı inceleyeceği belirtilmekte olup, bu maddeler uyarınca itirazın duruşma yapılmaksızın dosya üzerinde incelenip karara bağlanması gerekmiştir. Her ne kadar CMUK'nun 302/son maddesinde itiraz varit görülürse bunu tetkik eden merci aynı zamanda itirazın mevzuu olan mesele hakkında da karar verir denilmekte ise de itiraz hükmün esası ile ilgili olmayıp usuli bir işlemle ilgili olduğundan, sanık hakkında duruşma açılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekeceğinden, evrak üzerinde itirazı inceleyen merciinin ancak ceza kararnamesini iptal ederek bu konuda mahkemesince karar verilmesine karar verebileceğinden" gerekçesiyle itirazın kabulüne, sulh ceza mahkemesinin iptaline ve duruşma açılarak sanığa önödeme önerisinde bulunularak sonucuna göre bir hüküm kurulması için dosyanın Babaeski Sulh Ceza Mahkemesine iadesine karar verilmiştir.
Adalet Bakanlığı'nın 04.08.2003 tarih ve 36843 sayı ile yazılı emirle bozma talebi üzerine, dosyayı inceleyen Yargıtay 10. Ceza Dairesince 06.10.2003 gün ve 4972-19968 sayı ile;
"Ceza kararnamesi ile sanık hakkında ağır para cezası hükmedilmiş bulunmasına ve itirazın kabul edilerek ceza kararnamesinin kaldırılmasına karar verilmiş olmasına göre, CMUK'nun 390/3. maddesi hükmü doğrultusunda 302/2. maddesi uyarınca itirazın mevzuu olan mesele hakkında da bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin, duruşma açılması için dosyanın Sulh Ceza Mahkemesine gönderilmesine dair, yazılı şekilde karar verilmiş olunmasında isabet görülmediğinden bahisle;
CMUK'nun 343. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ifadeli ... gün ve 36843 sayılı yazılı emirlerine müsteniden ihbar ve mevcut evrak Yargıtay C. Başsavcılığı'nın ... gün ve Ye. 131910 sayılı tebliğnamesi ile daireye gönderilmekle incelendi ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Yazılı emre dayanan ihbarnamede ileri sürülen düşünce yerinde görüldüğünden Babaeski Asliye Ceza Mahkemesi'nden verilen 13.05.2003 gün ve 2003/70 müt. sayılı kararının CMUK'nun 343. maddesi uyarınca bozulmasına, Babaeski Sulh Ceza Mahkemesi'nin 21.04.2003 gün ve 2003/73 esas, 2003/83 karar sayılı ceza kararnamesi ile yükletilen cezanın yerine getirilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Yargıtay C. Başsavcılığı ise 17.11.2003 gün ve 131910 sayı ile;
"Babaeski Sulh Ceza Mahkemesi'nin TCK. 119. maddesine uygun önödeme tebligatı yapılmadığı halde, ceza kararnamesi ile cezayı 1/2 oranında artırması yasaya aykırı olduğundan ve cezalandırılmanın ön koşulu gerçekleşmediğinden, C. Savcısının bu karara karşı itirazı üzerine Babaeski Asliye Ceza Mahkemesinin, ceza kararnamesinin ortadan kaldırılmasına ilişkin kararının isabetli olduğu görüşündeyiz.
Mahkemenin, önödeme uyarısında bulunulmak ve sonucuna göre karar verilmek üzere dosyanın Sulh Ceza Mahkemesine ilişkin kararına gelince:
Asliye Ceza Mahkemesi'nin duruşma açmadan, önödeme ihtarında bulunması hukuken imkansız olduğuna göre, yargılamanın ön koşulu olan ve sanığın lehine bulunan önödeme uyarısı yapılmadan, itiraz konusu mesele hakkında karar vermesi, davanın esasına hükmetmesi de mümkün değildir.
Bu mahkemenin itiraz üzerine duruşma açarak, yeniden sanığa önödeme uyarısında bulunması, sonucuna göre hüküm kurması ve bu şekilde Sulh Ceza Mahkemesinin görevini üstlenmesi ise, CMUK'nun 302/1 maddesindeki "itiraz hakkında duruşma yapılmaksızın karar verilir" hükmü ile bağdaşmadığından, Babaeski Asliye Ceza Mahkemesi'nin "duruşma açılması için dosyanın Sulh Ceza Mahkemesi'ne gönderilmesine" ilişkin kararının yasaya uygun olduğu ve bu kararla ilgili yazılı emir isteminin isabetsiz bulunduğu, reddine karar verilmesi gerektiği düşüncesindeyiz.
Bu nedenle;
1- Yüksek Dairenin, yazılı emir isteminin reddi yerine, öne sürülen düşünceyi yerinde görerek Babaeski Asliye Ceza Mahkemesi'nin, itiraz konusu hakkında karar vermediği gerekçesiyle mahkeme kararını bozmasının yasaya aykırı olduğu görüşündeyiz.
2- Ayrıca, Özel Dairenin, cezanın çektirilmemesine ilişkin kararının da yasaya uygun olmadığı düşüncesindeyiz.
Şöyle ki;
A ) Yüksek Dairenin cezanın çektirilmemesine karar verebilmesi için bozulan kararın, davanın esasına çözümleyen kararlardan olması gerekir. Asliye Ceza Mahkemesi'nin, önödeme tebligatındaki usulsüzlüğe rağmen cezanın artırılmasındaki isabetsizlik nedeniyle, ceza kararnamesinin ortadan kaldırılmasına, Sulh Ceza Mahkemesi'nce bu eksiğin giderilmesine ilişkin kararı usul hükmü ile ilgili olup, "mahkumiyet", "beraat", "af veya "davadan feragat" nedeniyle "düşme" kararları gibi davanın esasını çözümleyen ve sonuçlandıran mahkeme kararlarından değildir. ( Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 03.06.1936 gün ve 129/11 K. )
Özel Dairenin, Asliye Ceza Mahkemesi'nin, itiraz konusu mesele hakkında karar vermesi gerektiğini kabul ettiğine göre, CMUK'nun 343/son madde ve fıkrası hükmü uyarınca, bu eksiklik giderilmek ve karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesi kararı yerine, davanın esasını çözümleyen kararlarla ilgili CMUK'nun 343/4-5 maddesi, 1 nolu bendi hükmüne göre "cezanın çektirilmemesine" karar vermesinin yasaya aykırı olduğu görüşündeyiz.
B ) Esasen; itiraz mercii C. Savcısı'nın itirazını kabul ederek, ceza kararnamesini kaldırmakla ortada ceza hükmü kalmadığından, yerine getirilmesi de söz konusu olamaz. Yüksek Daire'nin cezanın çektirilmemesine ilişkin kararı, hem bozma nedeni ile hem de mevcut durumla, yani itiraz merciinin ceza kararnamesinin kaldırılması kararı ile çelişmektedir. Bu yönden de kararın isabetli olmadığı düşüncesindeyiz görüşüyle itiraz yoluna başvurarak Özel Daire kararının kaldırılmasına ve yazılı emirle bozma isteminin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Dosya Birinci Başkanlığa gönderilmekle Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Özel Daire ile Yargıtay C. Başsavcılığı arasındaki uyuşmazlık:
1- Sulh Ceza Hakiminin ceza kararnamesini itiraz üzerine inceleyen Asliye Ceza Hakiminin itirazın kapsamına göre esas hakkında bir karar vermesinin gerekli olup olmadığı,
2- Birinci itiraz nedeninin çözümüne bağlı olarak da cezanın çektirilmemesine karar verilip verilmeyeceğinin belirlenmesi noktalarında toplanmaktadır.
Birinci itiraz nedeninin incelenmesinde:
Uyuşmazlığın çözümünde sağlıklı bir hukuki çözüme ulaşılabilmesi için konuya ilişkin yasal düzenlemelerin incelenmesinde yarar vardır.
CMUK'nun "Ceza Kararnamesine itiraz" başlığını taşıyan 390. maddesinde; "Ceza kararnamesi ile hafif hapis cezasına hükmedilmişse itiraz üzerine duruşma yapılır. Şu kadar ki, sanık duruşmadan evvel itirazından vazgeçerse duruşmaya mahal kalmaz.
Duruşmada sanığı müdafii temsil edebilir. Hakim itiraz üzerine vereceği hükümde evvelki karar ile bağlı değildir.
Ceza kararnamesiyle hafif veya ağır para cezasına ya da muayyen bir meslek veya sanatın tatiline veya müsadereye yahut bunlardan birkaçına veya hepsine hükmedilmişse itiraz üzerine asliye mahkeme başkan veya hakimi 301, 302 ve 303 ncü madde hükümlerine göre itirazı inceler. Bu halde itiraz dilekçesinin verilmesi, aleyhine itiraz olunan ceza kararnamesinin icrasını durdurur. Ceza kararnamesi ile hafif hapis cezasına hükmedilmişse itiraz üzerine duruşma yapılır. Şu kadar ki, sanık duruşmadan evvel itirazından vazgeçerse duruşmaya mahal kalmaz." hükmü yer almaktadır.
İtirazın nasıl inceleneceği konusunda bu maddenin yollama yaptığı 302. madde de ise, "Kanunda yazılı olan haller müstesna olmak üzere itiraz hakkında duruşma yapılmaksızın karar verilir. Şu kadar ki icabında Cumhuriyet Müddeiumumisi dinlenir.
İtiraz varit görülürse bunu tetkik eden merci aynı zamanda itirazın mevzu olan mesele hakkında da karar verir." hükmünü taşımaktadır.
Sanık hakkında ceza kararnamesi ile ağır para cezasına hükmedilmiş olması karşısında artık itirazın Asliye Ceza Hakimince inceleneceği açıktır. Asliye Ceza Mahkemesi Hakimi yapacağı inceleme sonucunda, itiraz nedenlerinin yerinde olduğu sonucuna varırsa, madde hükmünün açıklığı karşısında, artık kendisi itiraz konusunda bir karar verecektir. Bir başka anlatımla yeni bir karar verilmesi için dosyayı, kararını incelediği mahkemeye göndermesine yasal olarak olanak yoktur. Eksik ya da hatalı gördüğü işlemi kendisi ıslah ederek, aykırılığı çözüp sonucuna göre bir karar verecektir. Nitekim öğretide yaygın olan görüş de aynı doğrultudadır. ( KUNTER-YENİSEY, Ceza Muhakemesi Hukuku, 11. Bası, sh. 1052; CENTEL-ZAFER, Ceza Muhakemesi Hukuku, sh. 594; ÖZTÜRK-ERDEM-ÖZBEK, Uygulamalı Ceza Muhakemesi Hukuku, 5. Bası, sh. 780 )
Somut olayda, hazırlık soruşturması aşamasında usulüne uygun önödeme ihtaratı yapılmadan kamu davası açıldığı ve bu durum nazara alınmadan sanık hakkında ceza kararnamesi düzenlendiği nazara alındığında, itiraz mercii olan Asliye Ceza Hakimi, sanığa usulüne uygun bir şekilde önödeme ihtaratı yaparak sonucuna göre kendisi karar vermelidir. Yoksa bu işlemin tamamlanması ve yeni bir karar verilmesi için, kararını incelediği mahkemeye gönderemez.
Bu itibarla Yargıtay C. Başsavcılığı'nın birinci itiraz nedeninin reddine karar verilmelidir.
Çoğunluk görüşüne katılmayan bir kurul üyesi ise Yargıtay C. Başsavcılığı itirazın haklı nedenlere dayandığını ve kabulüne karar verilmesi gerektiği görüşüyle karşı oy kullanmıştır.
Çoğunluk görüşüne katılmayan bir kurul üyesi ise Yargıtay C. Başsavcılığı itirazın haklı nedenlere dayandığını ve kabulüne karar verilmesi gerektiği görüşüyle karşı oy kullanmıştır.
İkinci itiraz nedeninin incelenmesinde:
"Yazılı emir", Yargıtay denetiminden geçmeden kesinleşen kararların, Yargıtay'ca denetlenmesini sağlayan olağanüstü bir yasa yoludur. Bu olağanüstü yola başvurulması sonucunda dosyayı inceleyen Yargıtay Özel Dairesi, yasaya aykırılık durumunu saptaması halinde hükmü bozmakla birlikte, CMUK'nun 343. maddesi uyarınca, bozma nedenleri cezanın kaldırılmasına; bozma nedenleri daha hafif bir ceza verilmesini gerektiriyorsa, cezanın kaldırılmasına; bozma nedenleri daha hafif bir ceza verilmesini gerektiriyorsa bu cezanın ne olduğuna da karar verecektir.
Yazılı emirle bozma kararının davanın esasına ilişkin kararlara ilişkin olması halinde kural olarak yargılamanın tekrarlanması olanaksızdır. Ancak, CMUK'nun 343. maddesinin son fıkrasında bozma kararının, davanın esasını halletmeyen bir mahkeme kararı ile ilgili olması halinde yargılamanın tekrarlayacağı hükme bağlanarak bu hal ayrık tutulmuştur.
3.6.1936 gün ve 129/11 sayılı İçtihadı Birleştirme kararında ise, mahkumiyet ve beraat kararı ile zamanaşımı, af ve davadan vazgeçme gibi düşme sebeplerine dayanılarak verilen kararların davanın esasını halleden kararlardan olduğu belirtilmiştir.
Bu İçtihadı Birleştirme kararından da anlaşılacağı üzere davanın esasını halleden ve temyiz edilmeksizin kesinleşen bir karar, kanun yararına bozma isteminin kabulü sonucunda bozulduğunda, tekrar yargılanma olanağı bulunmadığından bozma nedeni cezanın tamamen kaldırılmasını gerektiriyorsa cezanın çektirilmemesine de karar verilecek, cezanın tamamen çektirilmemesini gerektirmeyip daha hafif bir cezanın uygulanmasını gerektirdiği takdirde ise uygulanacak ceza kararda gösterilecektir.
İnceleme konusu somut olayda sanığa usulüne uygun bir şekilde önödeme ihtaratı yapılmadığı saptanmıştır. Sanığa ceza verilip verilmeyeceği hususu, ancak usulünce yapılacak önödeme ihtaratının sonucuna bağlıdır. İtiraz mercii tarafından saptanan bu aykırılık ve verilen kararın niteliği nazara alındığında, uyuşmazlığın esasını halleden bir karar verilmemiştir. Yukarda açıklanan İçtihadı Birleştirme Kararı ve yerleşmiş yargısal kararlarda da vurgulandığı üzere, artık cezanın çektirilmemesine değil, eksik husus tamamlanarak sonucuna göre bir karar verilmek üzere dosyasını yerine gönderilmesine karar verilmelidir.
Bu itibarla Yargıtay C. Başsavcılığı itirazının ikinci itiraz nedeninin bu değişik gerekçe ile kabulüne karar verilmelidir.
Çoğunluk görüşüne katılmayan Kurul Üyeleri ise, "Özel Dairenin bozma kararının niteliğine göre, cezanın çektirilmemesine karar verilmesi isabetli olduğundan Yargıtay C. Başsavcılığı itirazın reddine karar verilmelidir." görüşüyle karşı oy kullanmışlardır.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle, Yargıtay C. Başsavcılığı'nın birinci itiraz nedeninin REDDİNE ikinci itiraz nedeninin değişik gerekçe ile kabulüne, itiraz mercii olan Babaeski Asliye Ceza Mahkemesince sanığa yasa ve usule uygun önödeme ihtaratı yapılarak sonucuna göre bir karar verilmek üzere, dosyanın yerine gönderilmesi için, C. Başsavcılığına tevdiine, 23.12.2003 günü her iki itiraz nedeni yönünden de oyçokluğu ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy