(765 S. K. m. 191, 266, 269, 273)
Dava: Görevli memuru tehdit ve hakaret suçlarından sanık Hasan'ın TCY.nın 266/1, 647 sayılı Yasanın 4, TCY.nın 191/2, 273, 647 sayılı Yasanın 4, TCY.nın 72. maddeleri uyarınca sonuç olarak 912.600.000 lira ağır para cezasıyla cezalandırılmasına, bu cezasının 647 sayılı Yasanın 6. maddesi uyarınca ertelenmesine ilişkin Bala Asliye Ceza Mahkemesince 31.10.2001 gün ve 66-177 sayı ile verilen kararın sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosyayı inceleyen Yargıtay 10. Ceza Dairesince 16.12.2002 gün ve 29213-26609 sayı ile görevli memuru tehdit ve hakaret suçlarından kurulan hükümlerin onanmasına, hırsızlık suçu ile ilgili kurulan hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Yargıtay C.Başsavcılığı ise 15.01.2003 gün ve 24279 sayı ile;
"TCK.nun 269. maddesi cebir, şiddet ve tehdidi, hakaret suçunun ağırlaştırıcı sebebi saymakla, anılan suçu mürekkep ( bileşik ) suç haline getirmiş ve bu suretle 78. madde uyarınca gerçek içtima kurallarının uygulanmaması sonucunu doğurmuştur.
Tehdit, ağır ve haksız bir zarara uğratılacağının mağdura bildirilmesidir. Bu zararın şahsa, mala, memurun statüsüne veya yakınlarına yönelik olması mümkünse de, uygun illiyet prensipleri gereğince, bir kimseyi korkutmaya elverişli olması gerekir. ( Erman/Özek, Ceza Hukuku Özel Bölüm, Kamu İdaresine Karşı İşlenen Suçlar, İstanbul 1992, s. 410-411 )
TCK.nun 269. maddesindeki suçun oluşumu için tehdidin ağır olması aranacak mıdır, yoksa pek hafif tehditle yetinilecek midir? Kanunda tehdidin ağırlığı, hafifliği konusunda herhangi bir açıklık yoktur.
İnsanın hareket serbestisini kısıtlayan bir cebir çeşidi olan tehdit ( minaccia ), maddi cebrin aksine mağdurun vücut bütünlüğü aleyhine doğrudan ve o an gerçekleşen fiziki bir hareket değil daha ziyade, failin isteğinin yerine getirilememesi halinde, ileride mağdura bir zarar verileceğinin bir kötülük yapılacağının bildirilmesi ve bu şekilde onun güvenlik duygusunun, iç huzurunun bozulması, endişeye sevk edilmesidir. Bu itibarla tehdit kavramını manevi cebir olarak zikredebiliriz. ( Bkz. Erem, Faruk, Tehdit ve Cebir Kullanma Suçu, AD, 1952, s. 94-97; Polatcan, İsmet, Memur ve Resmi Heyetlere Karşı Hakaret ve Sövme Cürümleri, İstanbul 1996, s. 226-227; Tezcan, Durmuş/Erdem, Mustafa Ruhan, Teorik ve Pratik Ceza Özel Hukuku, İzmir 2000, s. 46-48; Arslan, Çetin, Memura Aktif Mukavemet Suçu, YD, Ekim 2002, S.4, s. 586 vd. )
Önemli olan mağdurun ağır ve haksız bir zarara uğratılacağının bildirilmesidir. Tehdit söz, yazı, resim, şekil, hareket veya işaret gibi her çeşit vasıta ile ve her şekilde yapılabilir. ( Örneğin: silahla ateş edilmesi, bıçak veya silah çekilmesi gibi ) Kullanılan vasıtanın gerçekte tehdide elverişli olması da şart değildir. Vasıtanın kanunun aradığı korkuyu meydana getirmesi yeterli olacaktır. ( Gözübüyük, Abdullah Pulat, Türk Ceza Kanunu Şerhi, C II, B.5, s.518; benzer yönde Erem, Faruk, Türk Ceza Kanunu Şerhi, C.II, Ankara 1993, s.1457 )
Tehdit ile müterafik taarruz ve hakarette hasmane bir duygunun ifadesi hakimdir. ( Erem, Faruk/Toroslu, Nevzat, Türk Ceza Hukuku, Özel Hükümler, Ankara 1973, s.188 )
Sözü edilen maddenin uygulanabilmesi için tehdidin hakaret ve taarruzun bir işleniş biçimi olması gerekir. ( Erman/Özek, s.411 )
İtiraz konusu olayda sanık, köy ilkokuluna ait iğde ağacının dallarını kesmesi nedeniyle kendisini uyaran muhtardan karışmamasını istemiş, ona sövüp akabinde elindeki tahrayı göstererek "seni bununla kıyarım" diyerek tehditte bulunmuştur. Sanığın, yakınanın müdahalesine duyduğu öfkeyle ve hakaretini şiddetlendirmeye yönelik olarak gerçekleştirdiği tehdit içeren eyleminin suçun ağırlaştırıcı nedeni olma niteliğini aşamadığının kabulü gerekir.
Bu itibarla; sanığın TCK.nun 266/1, 269. maddeleri yerine aynı Kanunun 266/1, 191/2, 273, 72. maddeleriyle cezalandırılmasına karar verilmesi yasaya aykırıdır." görüşüyle itiraz yoluna başvurarak Özel Daire kararının kaldırılmasına ve Yerel Mahkemenin görevli memuru tehdit ve sövme suçlarına ilişkin hükümlerinin de bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Dosya Birinci Başkanlığa gönderilmekle Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Sanığın, köy ilkokuluna ait iğde ağacını çit yapmak için kestiği sırada kendisine müdahale edip engellemeye çalışan yakınan köy muhtarına ana avrat sk.lı küfür ettiği, bu nedenle tartıştıkları sırada sövmeye devam ettiği ve ağacı kesmekte kullandığı keseri göstererek "seni bununla kıyarım" diyerek tehdit ettiği yakınanın aşamalarda içten görülen iddiaları, bu iddiaları doğrulayan tanık anlatımı ve tüm dosya kapsamı itibariyle sabit olup, açıklanan bu oluş ile suçun sübutunda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Özel Daire ile Yargıtay C.Başsavcılığı arasındaki hukuki görüş ayrılığı sanığın, sabit olan eylemlerinden dolayı TCY.nın 266/1, 269. maddeleri uyarınca mı yoksa, 266/1, 191/2. maddeleri uyarınca mı cezalandırılması gerektiğinin belirlenmesi noktasında toplanmaktadır.
TCY'nın 266, 267 ve 268. maddelerinde öngörülen suçların yasal artırıcı nedeni olan 269. maddesinde, "... taarruz ve hakaretler, cebir ve şiddet ve tehdit ile icra olunmuş ise ceza bir misli artırılır" hükmü yer almaktadır. Kaynak Yasanın 195. maddesinden alınan bu hükümde, anılan Yasada cebir, şiddet, tehdit sözcükleri arasında "veya" bağlacı kullanılmıştır. Gerek öğretide gerekse yerleşmiş yargısal karalarda vurgulandığı üzere, her ne kadar TCY.nın 269. maddesinde cebir, şiddet, tehdit sözcükleri "ve" bağlacı ile birleştirilmişse de, buradaki "ve" bağlantılarını, kaynak Yasaya uygun olarak "veya" anlamında kabul etmek gerekir. Bir başka anlatımla bu üç halin bir arada bulunması gerekliliği aranmamalı, maddede öngörülen maddi ( cebir, şiddet ) ve manevi ( tehdit ) cebir eylemlerinden sadece birinin gerçekleşmesi halinde 269. madde uygulanmalıdır.
Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 24.09.2002 gün ve 190-315 sayılı kararı ile 25.03.1997 gün ve 27-60 sayılı kararında da ilke olarak aynı esas kabul edilmiş, TCY.nın 269. maddesinin, aynı Yasanın 266, 267 ve 268. maddelerinde belirtilen suçların ortak ağırlaştırıcı nedeni olup, anılan maddelerdeki suçların cebir, şiddet veya tehditle işlenmesi durumunda, aslında birer basit suç olan bu suçların, bünyesinde ağırlaştırıcı neden bulunan bileşik ( mürekkep ) suç haline dönüştüğü vurgulanmıştır. Ancak, görevli memura hakaret suçunda failin kullandığı tehditin, bu suçun ağırlaştırıcı nedeni mi olduğu yoksa, ayrı bir tehdit suçunu mu oluşturduğu belirlenirken failin kastı, dolayısıyla somut olayın özellikleri de nazara alınmalıdır. Zira, memura hakaret suçunda, TCY.nın 269. maddesinde öngörülen tehditin, ağırlaştırıcı neden olarak uygulanabilmesi için, memuru aşağılayıcı ve küçültücü nitelikte olması ile birlikte hakareti daha da şiddetlendirmeye yönelmesi ve failin kastının da bu doğrultuda bulunması gerekir. Aksi halde, failin kastı ve eylemin niteliğine göre başka suçlar oluşabilecektir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay ele alınıp değerlendirildiğinde;
Sanığın, olay tarihinde köy ilkokuluna ait olan ağacın dallarını kestiği sırada, olayı gören köy muhtarının görevi gereği bu durumu engellemeye çalışmasına sinirlenerek ona sövdüğü sabittir. Bu nedenle aralarında başlayan tartışmada sanık, artık sövme eyleminin etkisini arttırmak için değil ayrıca, ağırlaştırıcı neden olma niteliğini aşan bir şekilde silahtan sayılan keser ile yakınan köy muhtarına ağır ve haksız bir zarara uğratacağını belirtmek suretiyle, sövme kastı dışında tehdit kastı ile de hareket etmiştir. Nitekim, sanığın sövme eyleminden etkilenmeyip onu yine de engellemeye çalışan yakınan, bu tehdit nedeniyle korkuya kapılarak, olay yerinden ayrılmış ve durumu kolluk görevlilerine bildirmiştir. Sanığın açıklanan bu eylemlerinde, sövme suçunun dışında bağımsız olarak tehdit suçunun da oluştuğunun kabulü gerekir.
Bu itibarla Yerel Mahkemenin suçun niteliğini belirlemede ve Özel Dairenin bu hükmü onama kararında bir isabetsizlik bulunmadığından, Yargıtay C.Başsavcılığının itirazının reddine karar verilmelidir.
Çoğunluk görüşüne katılmayan bir Kurul Üyesi ise, haklı nedenlere dayanan Yargıtay C.Başsavcılığı itirazının kabulüne karar verilmesi gerektiği görüşüyle karşı oy kullanmıştır.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle, Yargıtay C.Başsavcılığı itirazının REDDİNE, dosyanın yerine gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına tevdiine, 01.04.2003 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy