(765 S. K. m. 404) (647 S. K. m. 6)
Dava: Kullanmak amacıyla uyuşturucu madde bulundurmak suçundan sanık Yavuz'un TCY.nın 404/2, 59/2. maddeleri uyarınca 1 yıl 3 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin Kayseri 3. Asliye Ceza Mahkemesince 28.02.2002 gün ve 873-113 sayı ile verilen kararın sanık vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosyayı inceleyen Yargıtay 10. Ceza Dairesince 01.07.2002 gün ve 26272-22047 sayı ile;
"Sanığın geçmişteki sabıkalarının ertelemeye engel teşkil etmeyeceği ve sanığın 65 yaşından büyük olduğu nazara alınarak, 647 sayılı Yasanın değişik 6. maddesi hükmü karşısında erteleme hükmünün yeniden tartışılmasında zorunluluk bulunması" gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Yerel Mahkeme ise 11.12.2002 gün ve 739-860 sayı ile; "Suç tarihi 23.07.1997 olup, sanık o tarih itibariyle 63 yaşındadır. 63 yaşlarındaki bir kişinin muhtemelen dede vasfında olup topluma karşı sorumluluklarının bilincinde olması gerektiği, eğer o bilinci yakalayamamışsa çocuklarına, torunlarına bu şekilde çalışmadan yaşamak, yarı uyuşuk bir hayat yaşamayı örnek teşkil edecek şekilde, yine tespiti yapılamamışsa da bu tür keyif verici yasak olan maddelerin satışlarında büyük gelirler olduğu da bilinen bir gerçekken, üretmeden yaşamanın yollarını öğretecek şekilde örnek teşkil ettiği göz önüne alındığında önceki sabıkaları, suçun işleniş şekli, halen esrar yapımı için hint keneviri üretmeye devam edişi, bir daha suç işlemeyeceği kanaati vermemektedir." gerekçesiyle ilk hükümde direnmiştir.
Bu hükmün de sanık vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya, Yargıtay C.Başsavcılığının "onama" istekli 14.03.2003 günlü tebliğnamesiyle Birinci Başkanlığa gönderilmekle Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Sanık, genç yaşlardan beri esrar kullanmakta olup evinde yapılan aramada içmek için bulundurduğu bir kilogramın üzerinde, elenmiş ve kubar halde esrar maddesi elde edildiği, ayrıca bu amaçla evinin bahçesinde dişi hint keneviri yetiştirdiği, 360 kök hint keneviri bitkisinin kolluk görevlilerince imha edildiği sanığın hazırlık tahkikatındaki kabulü, olay tutanağı, arama tutanağı ve tüm dosya kapsamı ile sabittir. Esasen suçun sübutunda Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, sanığın yaşı da nazara alınarak 647 sayılı Yasanın 6. maddesi uyarınca, hakkında tayin olunan cezanın ertelenmesinin gerekip gerekmediğinin Yerel Mahkemece yeterince tartışılıp tartışılmadığının belirlenmesi noktasında toplanmaktadır.
Yerleşmiş yargısal kararlarda açıklandığı üzere "erteleme", cezanın, sanığın kişiliğine uydurulmasını sağlayan yargısal bir kişiselleştirme kurumudur. Mahkemelerce cezanın ertelenmesine ya da ertelenmesine yer olmadığına karar verilirken Anayasamızın 141/3 ve CYUY.nın 32. maddeleri gereğince yasal ve yeterli gerekçe gösterilmesi zorunludur.
Gerekçenin ne olduğu ise yine yerleşmiş yargısal kararlarda kabul edilen esaslara göre, istem konusundaki takdirin, hukuka ve dosya içerisindeki bilgi ve belgelere uygun açıklamasıdır. Ertelemeye yer olmadığına karar verilirken gösterilen gerekçenin soruşturma aşamasında izlenen sanığın kişiliği ile ilgili bilgi ve belgelerin yerinde değerlendirildiğini gösterir biçimde geçerli, yeterli ve yasal olması zorunludur. Yasal, yeterli ve geçerli olmayan bir gerekçeye dayanılarak erteleme isteminin reddine karar verilmesi yasa koyucunun amacına uygun düşmeyeceği gibi cezanın kişiselleştirilmesi ilkesine de aykırıdır ve uygulamada keyfiliğe yol açar. Keyfiliği önlemek, tarafları tatmin etmek için, sanığın olay öncesi ve sonrası davranışları gözönünde bulundurularak gelecekteki yaşamı sezilmeli, suç işleme hususundaki eğilimi değerlendirilmelidir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay ele alındığında;
Yerel Mahkemece sanık hakkında tayin olunan cezanın ertelenmesine yer olmadığına karar verilirken, "sanığın öncesinde de sabıkalı kişiliği, yine esrar maddesi üretmeye devam ettiği, 360 kök hint keneviri ele geçirilişi bir daha suç işlemeyeceği kanaati vermediğinden tecil talebinin reddine" şeklinde bir gerekçeye dayanılmıştır. Sanık aşamalarda ikrardan başlayıp inkara yönelen bir savunma yapmış olup, evinde gerek içmek üzere hazırlanmış gerekse, ham madde şeklinde fazla miktarda uyuşturucu maddelerden esrar maddesi bulunmuştur. Kayden 03.02.1935 doğumlu olan sanık, suç tarihi itibariyle 62 yaşındadır. Adli sicil kaydına göre, 1977-1978 yıllarında 506 sayılı Sosyal Sigortalar Yasasına aykırılık, 1997 yılında ise tehlikeli araç kullanmak suçlarından, tekerrüre esas olmasa da birden çok sabıka kayıtları bulunmaktadır. İçinde bulunduğu yaş gurubu nazara alındığında, müptela olmasa da halen uyuşturucu madde kullanıyor olması, suç işleme konusundaki eğiliminin güçlülüğünü göstermektedir.
Dosyadaki bu ve diğer bilgi ve belgeleri değerlendiren, yargılama süresince de sanığı gözleyen Yerel Mahkeme gerekçe de göstermek suretiyle erteleme isteğinin reddine karar vermiştir. Mahkemenin bu doğrultudaki takdirinde, dosya içeriği ile dayanılan gerekçelere göre yanılgı bulunmadığından, diğer yönleri de isabetli olan direnme hükmünün onanmasına karar verilmelidir.
Sonuç: Yerel Mahkeme direnme hükmünün, yukarıda açıklanan nedenlerle ONANMASINA, dosyanın yerine gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına tevdiine, 29.04.2003 günü tebliğnamedeki düşünceye uygun olarak oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy