(1412 S. K. m. 225, 310, 317, 322, 344, 423) (765 S. K. m. 102, 105) (1086 S. K. m. 176) (2004 S. K. m. 18, 337, 346, 349, 350, 351, 352, 352/A, 353, 354, 364, 365, 366) (YİBK 1933/47E 1934/1K 14/2/1934) (YCGK 1939/22E 1939/31K 29/3/1939)
Mal beyanında bulunmamak suçundan sanık Engin A.'nın İİY.nın 337. maddesi uyarınca 10 gün hafif hapis cezasıyla cezalandırılmasına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin sanıktan tahsiline ilişkin İzmir 10. İcra Ceza Mahkemesince verilen 23.7.2002 gün ve 7210-6859 sayılı hüküm, sanık tarafından temyiz olunmakla, dosyayı inceleyen Yargıtay 17. Hukuk Dairesince 7.4.2003 gün ve 3152-2822 sayı ile;
İcra Tetkik Mercilerinde İİK'nun 18. maddesi gereğince basit yargılama usulü uygulanmakla HUMK' nun 176/11. madde ve fıkrası gereğince Adli tatil süresi içerisinde de yargılama yapıldığından CMUK' nun 423. maddesinin uygulanması olanağı bulunmadığı anlaşılmakla tebliğnamedeki temyizin süresinde olduğuna ilişkin düşünceye iştirak edilmemiştir. gerekçesi ile CYUY.nın 317 ve İİY.nın 365. maddeleri uyarınca temyiz isteminin reddine karar verilmiştir.
Yargıtay C. Başsavcılığınca 12.5.2003 gün ve 166811 sayı ile;
İcra suçlarından dolayı icra ceza mahkemelerinde yargılamanın nasıl yapılacağı İİK.nun 346, 349, 350, 351, 352, 352/a, 353, 354, 366. maddelerinde düzenlenmiştir. Maddeler incelendiğinde yasa koyucunun farklı bir yargılama usulü getirmeye çalıştığı, şikayetçinin duruşmada bizzat hazır bulunmak veya kendisini bir vekili ile temsil ettirmek zorunluluğu ile CMUK' nun 344. ve devamı maddelerinde düzenlenen şahsi davaya benzer yargılama usulünün kabul edildiği görülmektedir. İİK.nun 18. maddesinde ise tetkik mercilerinde görülen hukuk davalarında uygulanan yargılama usulünden bahsedilmektedir. Yasa metni içerisinde cezai hükümlerin ayrı bir bap içinde düzenlenmesi takip hukukuna ilişkin davalar ile icra ceza davalarının birbirinden ayrı usullere tabi tutulmak istendiğini açıkça göstermektedir.
İİK.nun yargılama usulü hakkında açıkça düzenleme yapmadığı konularda CMUK'nun İİK'na aykırı olmayan hükümleri uygulanır. Örnek olarak sanığa gönderilen duruşma davetiyelerinin üzerinde duruşmaya gelmediği takdirde CMUK' nun 225. maddesine göre duruşmaya gıyabında devam edileceği ihtarının yazılması gerekmektedir. Yasada boşluk olan hususların CMUK' nun uygulanacağına dair İİD' nin 10.10.1972 T. 10230/9442, 5.12.1963 T. 12325/12853 sayılı kararları da bu yöndedir.
Adli tatil sırasında icra ceza davalarının görülüp görülemeyeceğine ilişkin İİK'nda açık bir hüküm bulunmamaktadır. Bu suçların çok kısa bir zamanaşımına tabi olması nedeniyle adli tatil sırasında da icra ceza davalarının görüleceği düşünülebilirse de; İİK.nun 364/3. maddesi buna izin vermemektedir. Madde metnine göre; takip hukukuna ilişkin temyizin HUMK'daki şartlar dairesinde yapılacağı belirtildiğinden, metnin zıt anlamından icra ceza davalarına ilişkin temyizin CMUK'a tabi olduğu sonucu çıkmaktadır. HUMK.nun 176/11. maddesi ise tamamen icra tetkik mercilerinde görülen hukuk davalarıyla ilgilidir. Yüksek Yargıtay'ın uygulamaları da adli tatil sırasında icra ceza davalarının görülemeyeceği yönündedir.
İİK' nda yer alan suçların yargılanmasında İİK'na aykırı olmamak kaydıyla CMUK.nu uygulanabiliyorsa ve bu suçlara ilişkin yargılama adli tatil içinde yapılmıyorsa icra ceza davalarında CMUK.nun 423. maddesinin uygulanması gerekir. Madde metnine göre adli tatilde ancak tutuklu ve suçüstü hükümlerine tabi suçların yargılaması yapılabilir. CMUK.nun 423. maddesi ve 14.2.1934 tarih 47/1 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı uyarınca adli tatilde yapılan tebligatlar geçerlidir, ancak süreler işlemez. Tatilin bittiği günden itibaren işlemeye başlar.
Somut olayımızda ise gerekçeli karar sanığa 3.9.2002 tarihinde yani adli tatil içerisinde tebliğ edilmiştir. Temyiz süresi 5 Eylül'den itibaren başlamalıdır. Sanık tarafından 11.9.2002 tarihinde yapılan temyiz başvurusu 7 günlük temyiz süresi içindedir. Temyiz davası süresinde kabul edilerek hüküm tarihinden itibaren de inceleme tarihine kadar 29.3.1939 tarih ve 22/31 sayılı İçtihadı Birleştirme Kurulu Kararı ve TCK'nun 102/6. maddesinde müsnet suç için öngörülen 6 aylık asli zamanaşımı süresinin dolması nedeniyle, sair yönleri incelenmeksizin hükmün bozulmasına, CMUK.nun 322/1. maddesi gereğince davanın ortadan kaldırılmasına karar verilmelidir. gerekçesi ile itiraz yasa yoluna başvurularak, Özel Daire red kararının kaldırılıp, Yerel Mahkeme hükmünün bozulması ve davanın zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılması isteminde bulunulmuştur.
Dosya Birinci Başkanlığa gönderilmekle, Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup, düşünüldü;
CEZA GENEL KURULU KARARI
Olayda, Özel Daire ile Yargıtay C. Başsavcılığı arasındaki uyuşmazlık, sanığın temyizinin süresinde olup olmadığının belirlenmesi noktasında toplanmaktadır. Uyuşmazlığın çözümünde sağlıklı bir hukuki sonuca ulaşabilmek için konuya ilişkin yasal düzenlemeler incelendiğinde;
İcra ve İflas Yasasının Cezai Hükümler başlıklı, on altıncı babında, suç oluşturan icra iflas suçları ile bu suçlarda uygulanacak yargılama yöntemine ilişkin hükümlere yer verildiği görülmektedir. Anılan Yasanın 352/a maddesi bu yasa uyarınca hükmolunan cezaların ertelenemeyeceği, para cezası veya yasada öngörülen önlemlere çevrilemeyeceği ve failler hakkında TCY.nın ön ödemeye ilişkin 119.maddesinin uygulanmayacağı,
353. maddesinin 1. fıkrası, Tetkik merciinin kararlarının tefhim veya tebliğ tarihinden yedi gün içinde sanık veya şikayetçi veya C. Savcısı tarafından temyiz olunabileceği, 364. maddesi bu Kanuna göre temyiz edilen takip hukukuna müteallik kararlarla tetkik mercilerinin cezaya müteallik hükümlerinin teşkil edilecek Yargıtay İcra ve İflas Dairesinde tetkik edileceği, takip hukukuna müteallik temyizin, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunundaki şartlar dairesinde yapılacağı hükümlerini taşımaktadır.
Yine İİY.nın 363. maddesinde Tetkik merciinin verecekleri kararlardan temyizi olanaklı olanlar 18 bent halinde belirtildikten sonra, temyizi olanaklı kararların tefhim veya tebliğ tarihinden itibaren on gün içinde temyiz olunabileceği, temyiz edilebilirlik koşullarının ise, ihtilaflı kalan değer veya miktar, merci kararına konu malın veya hakkın değeri, itiraza uğrayan alacağın tutarı veya yanlışlığı öne sürülen alacak miktarına göre belirleneceği, 3. fıkrasında kötü niyetle temyiz halinde HUMK.nun 422. maddesinin uygulanacağı, 4. fıkrasında ise temyizi olanaklı olmayan bir hükmün kötü niyetle temyizi halinde de 3. fıkra hükmünün uygulanacağı belirtilmiş,
Yasanın 366. maddesinin 3,4 ve 5. fıkralarında ise; Yargıtay İcra ve İflas Dairesinin hukuk ve ceza kararlarına karşı genel hükümlere göre ısrar olunabilir. Bu dairenin hukuka müteallik kararları aleyhine on gün içinde karar tashihi yoluna gidilebilir. Cezaya ait kararlar hakkında Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 322 inci maddesi uygulanır.
Israr kararları hukuk ve ceza genel kurullarında acele işlerden sayılır. Bu halde Ceza Genel Kuruluna İcra ve İflas Dairesi de katılır.
Yargıtay İcra ve İflas Dairesinin ceza hükümlerine müteallik kararları aleyhine Yargıtay C. Başsavcılığınca itiraz olunabilir. Bu itiraz, Ceza Genel Kurulunda İcra ve İflas Dairesinin de iştiraki ile tetkik olunur. hükümlerine yer verilmiştir.
Bu hükümlerden de açıkça anlaşılacağı üzere, İcra ve İflas Yasasında bir düzenleme yer almadığı taktirde, takip hukukuna ilişkin temyiz Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunundaki, ceza yargılamasına ilişkin temyiz ise Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunundaki koşullar dairesinde yapılacaktır.
CYUY.nın 310. maddesinde, temyiz isteminin, hükmün tefhim tarihinden itibaren bir hafta içinde yapılacağı, tefhimin sanığın yokluğunda olması halinde ise bu sürenin tebliğ ile başlayacağı,
423. maddesinde ise, ceza işlerini gören makam ve mahkemeler her sene Temmuzun yirmisinden Eylülün beşine kadar tatil olunacağı, hazırlık tahkikatı ile tutuklu işlere ait duruşmaların ve acele sayılacak diğer hususların tatil süresi içinde ne suretle yapılacağının Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca belirleneceği,
Tatil zamanında Yargıtay'ın yalnız tutuklu ve meşhut suçların Muhakeme Usulüne Dair Kanuna göre görülen işlerin tetkikatını icra edeceği,
Tatil zamanına tesadüf eden mühletlerin işlemeyeceği, bu mühletlerin tatilin bittiği günden itibaren üç gün uzatılmış sayılacağı hükümleri yer almaktadır. 14.2.1934 gün ve 47-1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da ise, ceza işlerinde mahkemelerin tatilinden önce yürümeğe başlamış olan sürelerin tatilde sona ermesi halinde tatilin bittiği günden itibaren üç gün uzatılacağı, tatilde yapılan tebliğ geçerli olmakla beraber, sürenin tatilin bittiği günden itibaren başlayacağı kabul edilmiştir.
İnceleme konusu somut olayda; sanığın cezalandırılmasına ilişkin İcra Ceza Mahkemesince verilen hüküm sanığa adli tatil süresi içerisinde 3.9.2002 tarihinde tebliğ edilmiş olup, adli tatil içerisinde yapılan tebliğ geçerli ise de, süre adli tatil bitiminde başlayacağından, sanığın 11.9.2002 günlü temyiz istemi yasal süresindedir.
Bu itibarla Yargıtay C. Başsavcılığı itirazı yerinde olup, kabulüyle Özel Dairenin temyiz isteminin reddine ilişkin kararının kaldırılmasına karar verilmelidir.
Ancak dosyanın incelenmesinde; sanığın 16.5.2002 tarihinde işlediği iddia olunan mal beyanında bulunmama suçundan 23.7.2002 günlü karar ile cezalandırıldığı anlaşılmaktadır.
İİY.nın 337. maddesinde düzenlenen mal beyanında bulunmama suçu, maddede yazılı cezanın üst sınırı itibariyle TCY.nın 102/6. maddesi gereğince altı aylık zamanaşımı süresine tabidir. Aynı Yasanın 105/2. maddesi uyarınca bir yıl içinde mahkumiyet kararı verilmesi zorunlu olup, 9.3.1939 gün ve 22/31 sayılı İBK.da da açıklandığı üzere, suç tarihinden itibaren işlemeye başlayacak bir senelik zamanaşımı süresinin başlangıç veya sonlarında verildiğine bakılmaksızın karar verilmekle zamanaşımı süresi yeniden işlemeye başlayacaktır.
Somut olayda suç tarihi 16.5.2002 olup, Yerel Mahkemece bir yıllık süre içerisinde 23.7.2002 tarihinde sanığın cezalandırılmasına karar verilmiştir. Bu tarihten itibaren işlemeye başlayan 6 aylık asli zamanaşımı süresi inceleme tarihinden önce 23.1.2003 günü dolmuştur. Bu nedenle hükmün bozulmasına ve CYUY.nın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak zamanaşımı nedeniyle davanın ortadan kaldırılmasına karar verilmelidir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle;
1-Yargıtay C. Başsavcılığı itirazının kabulü ile, Özel Daire'nin temyiz isteminin reddine ilişkin 7.4.2003 gün ve 3152-2822 sayılı kararının KALDIRILMASINA,
2-Yerel Mahkeme hükmünün zamanaşımı nedeniyle BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama yapmayı gerektirmeyen bu hususta CYUY.nın 322. maddesi uyarınca karar verilmesi olanaklı bulunduğundan, davanın zamanaşımı nedeniyle ORTADAN KALDIRILMASINA,Dosyanın Yargıtay C. Başsavcılığına gönderilmesine, 27.05.2003 günü oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy