(647 S. K. m. 4) (765 S. K. m. 455/1)
Dava: Özensizlik ve önlemsizlik sonucu bir kişinin ölümüne neden olmak suçundan sanık Hüseyin'in TCY.'nın 455/1-son, 59. maddeleri uyarınca 7 ay 15 gün hapis ve 475.000 lira ağır para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Giresun Asliye Ceza Mahkemesince 28.09.2000 gün ve 214-544 sayı ile verilen kararın sanık vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosyayı inceleyen Yargıtay 2. Ceza Dairesince 26.12.2001 gün ve 22557-22182 sayı ile,
"Suçun işleniş şekli nedeniyle sanık lehine asgari hadden ceza tayin olunduğu halde, aynı gerekçeden bahsedilerek bu kez 647 Sayılı Kanunun 4. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmek suretiyle gerekçelerde çelişki yaratılması" isabetsizliğinden hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Yerel mahkeme 11.4.2002 gün ve 49-237 sayı ile;
"Mahkememizce verilen önceki kararda çelişki görülmediğinden bozma ilamına iştirak edilememiş, önceki kararda ısrar edilmesi uygun görülerek sanığın sabit olan tedbirsizlik ve dikkatsizlik neticesi bir kişinin ölümüne 3/8 oranında kusurlu olarak sebebiyet verdiği belirlenmiş olduğundan aynı şekilde cezalandırılması uygun görülmüştür" gerekçesi ile önceki hükümde direnmiştir.
Bu kararın da sanık vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya, Yargıtay C. Başsavcılığının "bozma" istekli 10.3.2003 tarihli tebliğnamesiyle Birinci Başkanlığa gönderilmekle Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Sanığın, özensizlik ve önlemsizlik sonucu ölüme neden olmak suçundan TCY.'nın 455/ 1-son, 59. maddeleri uyarınca cezalandırılmasına karar verilen olayda, özel daire ile yerel mahkeme arasında oluşta ve suçun sübutunda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, sanık hakkında 647 Sayılı Yasanın 4. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilirken gösterilen gerekçenin, temel cezanın alt sınırdan tayininde gösterilen gerekçe ile çelişkili olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir.
Özgürlüğü bağlayıcı cezanın, 647 Sayılı Yasanın 4. maddesi uyarınca para cezasına veya maddede yazılı diğer önlemlere çevrilmesi, cezanın sanığın kişiliğine uydurulmasını öngören yargısal kişiselleştirme kurumudur. Mahkemece, 647 Sayılı Yasanın 4. maddesinin uygulanmasına veya uygulanmamasına yer olmadığına karar verilirken gösterilen gerekçe, sanığın kişiliği ile ilgili bilgi ve belgelerin isabetle değerlendirildiğini gösterir biçimde yasal ve yeterli olmalıdır. Yerleşmiş yargısal kararlarda vurgulandığı üzere, sanığın sair halleri irdelenmeli ve suçun işleniş biçimi ile işlenmesindeki özellikler nazara alınmalıdır.
Öte yandan modern ceza hukukunda "yaptırım" kavramı değişikliğe uğramıştır. Artık, sadece suçluya azap ve ızdırap vermek amacını güden yaptırımlar sisteminin toplumsal çıkarla bağdaşamayacağı anlaşılmış ve suçlunun ıslahı ile birlikte toplumsal yararı gözeten ve aynı zamanda toplumun tepkisini gösteren karma nitelikte yaptırımlar kabul edilmiştir. Böylece toplumun korunması ile birlikte suçlunun da ıslahı amaçlanmıştır.
Ceza tayin olunurken gösterilen gerekçeler, dosya kapsamına uygun bulunmalı, çelişkiye, zafiyete düşülmemelidir. Sanık lehine uygulama yapılırken gösterilen gerekçenin, sanık aleyhine bir başka hükmün uygulanması sırasında yeniden dayanak alınması, sanığın kişiliği ile ilgili bilgi ve belgelerin isabetle değerlendirilmediğini gösterir. Ayrıca sadece yasa metninin tekrarı da yasal ve yeterli gerekçe olarak kabul edilemez.
Somut olayda sanık, yönetiminde bulunan otomobil ile Bulancak yönünden Giresun yönüne seyrettiği sırada yoldan karşıdan karşıya geçmekte olan müteveffaya çarparak ölümüne neden olmuş ve birbirini doğrulayan bilirkişi raporları ile olayda 3/8 oranında kusurlu bulunmuştur.
Yerel mahkemece, "suçun işleniş şekli, fiilin özellikleri, suç tarihi" göz önüne alınarak temel ceza asgari hadden tayin edilmiştir. Diğer bir anlatımla temel cezanın alt sınırdan tayininde, suçun işleniş şekli ve fiilin özellikleri sanık lehine değerlendirilmiş ve cezanın artırılmasına gerek görülmemiştir. Ancak, 647 Sayılı Yasanın 4. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilirken "suçun işleniş şekli, fiilin özellikleri" gerekçe gösterilmiş ve bu kez aynı gerekçe sanık aleyhine değerlendirilmiştir.
Bu suretle, sanık hakkında ceza tayini sırasında suçun işleniş şekli ve fiilin özellikleri olumlu olarak değerlendirilmesine rağmen, aynı hususlar özgürlüğü bağlayıcı cezanın paraya çevrilmemesinde sanık aleyhine değerlendirilmiş, suçun işleniş biçimi ile işlenmesindeki özellikler ile ilgili bilgi ve belgeler isabetle değerlendirilmeyerek gerekçede çelişkiye düşülmüştür. Bu nedenle direnme hükmünün bozulmasına karar verilmelidir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle, yerel mahkeme direnme hükmünün BOZULMASINA, dosyanın yerine gönderilmek üzere Yargıtay C. Başsavcılığına tevdiine, 27.5.2003 günü tebliğnamedeki düşünceye uygun olarak oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy