(765 S. K. m. 565, 566)
Dava: Tehlikeli vasıta kullanmak suçundan sanık İbrahim'in TCY.nın 565/1, 119/4, 647 sayılı Yasanın 4 ve TCY.nın 72. maddeleri uyarınca 80.591.400 lira hafif para cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin Karşıyaka 1.Sulh Ceza Mahkemesince verilen 10.6.2002 gün ve 1845/729 sayılı hüküm, sanık vekilinin temyizi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 2.Ceza Dairesince 2.10.2002 gün ve 21447/16328 sayı ile;
"Sanığa ait araç park halinde iken 5 metre ileri giderek Talip'e ait otomobilin ön tamponuna çarptığına göre her iki araçtaki hasar durumuna göre, çarpmanın boş viteste iken mi yoksa başka bir gücün hareket ettirmesi sonucu mu meydana geldiği hususunda uzman bilirkişiye inceleme yaptırılıp eylemin TCK.nun 566. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm tesisi," isabetsizliğinden kazanılmış haklar saklı kalmak koşuluyla bozulmuştur.
Yerel Mahkeme ise 16.12.2002 gün ve 1391/1532 sayı ile;
"Çarpmanın boş viteste iken mi yoksa başka bir gücün hareket ettirmesi sonucu mu meydana geldiği hususunda bu aşamada bilirkişiye inceleme yaptırılması netice vermeyeceği gibi, arabanın boş vitese alınıp hareket edip etmeyeceği, başka yere çarpıp çarpmayacağı yada başka bir gücün etkisi olup olmayacağının beklenmesinin de söz konusu olamayacağı düşünülmektedir. Kaldı ki; Mahkememizce tehlikeli vasıta kullanmak suçu oluşmadığı kabul ve takdir edilirse sanığın beraatine karar verilmesi, eylemin TCK.nun 566. maddesi kapsamında değerlendirildiği takdirde de suç duyurusunda bulunulması veya usuli başka bir işlem yapılması gerektiği kanaat ve sonucuna varılmaktadır." gerekçesi ile ilk hükümde direnilmiştir.
Bu hükmün de sanık vekili tarafından temyizi üzerine dosya ,Yargıtay C.Başsavcılığının "bozma" istekli 12342 sayılı tebliğnamesi ile Birinci Başkanlığa gönderilmekle, Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Sanığın tehlikeli vasıta kullanmak suçundan cezalandırılmasına karar verilen olayda; Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasındaki uyuşmazlık suç vasfının belirlenmesi noktasında toplanmaktadır.
31.8.2001 günü belediye önüne park edilmiş bir halde bulunan şikayetçi Talip'e ait 35 ..373 plakalı aracın sağ ön tamponuna sanık İbrahim'e ait aracın çarpması üzerine, şikayetçiye ait aracın sağ tamponu eğilmiş ve sağ sinyal lambası çatlamış, sanığa ait aracın ise sağ ön tamponunun sağ köşesinde 5 cm uzunluğunda 3 adet kırık meydana gelmiştir.
Sanık İbrahim savunmalarında; aracını park ettiği yere geldiğinde, otosunun 5 metre geriye gitmiş olduğunu, sağ ön kapıda çöküntü ve çizikler bulunduğunu, aracını vitese takılı halde bıraktığını, yan taraftan başka bir aracın arabasına çarpması nedeniyle otosunun yerinden oynayarak şikayetçinin aracına çarpmış olacağını beyan etmiştir.
Tanık Ali kollukta; otoları birbirine yapışık halde gördüğünü, sanığa ait 35.. 35 plakalı aracın vitesinin boşta olduğunu, otoyu başka bir araca vurmaması için geriye doğru iteleyerek, önüne taş koyup sabitlediğini, açıklamış duruşmada da benzer anlatımda bulunarak boşta olan aracın havanın rüzgarlı olması nedeniyle hareket etmiş olabileceğini söylemiştir.
Polis memurları tarafından düzenlenen 1.9.2001 tarihli tutanakta da 373 plakalı aracın park halinde, 35 plakalı aracın ise boşta ve el freninin çekili olmadığı belirtilerek, araçlardaki hasarlar yukarıdaki şekilde belirtilmiştir.
TCY.nın 565. maddesinde düzenlenen tehlikeli vasıta kullanma suçunda; caddelerde ve umumun gelip geçtiği yerlerde veya umuma açık yerlerde, hayvanları ve arabaları ve otomobilleri şahıs ve eşyanın güvenliğini tehlikeye düşürecek tarzda sevk ve idare etme eylemleri cezalandırılmıştır, somut olayda, sanığa ait araç sanık tarafından şahıs veya eşyanın güvenliğini tehlikeye düşürecek tarzda sevk ve idare edilmemiş, sanığın araçta bulunmadığı bir zamanda tamamen dış etkenlerle hareket ederek, şikayetçinin aracında zarar doğmasına neden olmuştur. Sevk ve idare koşulu gerçekleşmediğinden, TCY.nın 565. maddesindeki tehlikeli vasıta kullanmak suçu öğeleri itibariyle oluşmamıştır, ancak TCY.nın 566. maddesinde; dikkatsizlik veya tecrübesizlik sonucu şahıslara zarar veya eşyaya önemli bir ziyan vukuu tehlikesi yaratma eylemleri yaptırıma bağlandığından eylem bu madde kapsamında değerlendirilmelidir.
Bu itibarla Yerel Mahkeme direnme kararı isabetsiz olup, suç vasfındaki yanılgı nedeniyle CYUY.nın 326/son maddesi uyarınca ceza türü ve miktarı itibariyle kazanılmış hakları saklı kalmak koşuluyla bozulmasına karar verilmelidir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle; Yerel Mahkeme direnme hükmünün suç vasfındaki yanılgı nedeniyle BOZULMASINA, ceza türü ve miktarı yönünden kazanılmış hakların saklı tutulmasına, dosyanın yerine gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına tevdiine, 15.4.2003 günü tebliğnamedeki isteme uygun olarak oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy