(765 S. K. m. 513, 522) ( 4616 S. K. m. 1) (6831 S. K. m. 93) (647 S. K. m. 4, 6) (1412 S. K. m. 264)
Orman alanını işgal ve faydalanma suçundan sanık Y. Al'ın beraatına ilişkin Kargı Sulh Ceza Mahkemesinden verilen 30.10.1997 gün ve 18-75 sayılı hüküm O Yer C.Savcısı ile katılan idare temsilcisi tarafından temyiz edilmekle dosyayı inceleyen Yargıtay 3. Ceza Dairesince 30.9.1998 gün ve 7519-8676 sayı ile;
Davanın dayanağını oluşturan suç tutanağında 51 nolu bölme içinde kalan Örencik Yaylasına bina yaparak işgal ve faydalanmada bulunduğu belirtilmesine, keşif sonucu N. Aydoğdu tarafından düzenlenen raporda taşınmazın amenajman planının 51 nolu bölmesinde O.T. rumuzuyla gösterilen ağaçsız orman toprağı olarak yer aldığı, 1959 tarihli 1/25.000 ölçekli memleket haritasında ise Açıklık Alan gözüktüğü, bu yerin aynı zamanda hem memleket haritasında hem de amenajman planında Örencik Yaylası olarak isimlendirildiği, burasının çok eskiden beri Örencik köylüleri tarafından yayla olarak kullanıldığı, amenajman planında ise memleket paftasıyla aynı görünümde olan yayla ağaçsız orman toprağı olarak belirtildiğini, ağaçsız orman toprağının ise üzerindeki ağaçların herhangi bir şekilde alınması halinde ağaçsız olan ve yeniden orman ağacı oluşturabilecek olduğu bildirildikten sonra, yerin fizyolojik özellikleri bakımından da orman sayılmadığının belirtilmesi ve memleket paftasında orman sayılmayan yer olmamasına karşın amenajman haritasında bu yerin orman toprağı olarak gösterilmesi nedeniyle meydana gelen çelişkili durum nazara alınarak mahallinde imzacı tanıklardan en az birisi bulundurulup, harita ve orman tekniğinden anlayan üç kişilik bilirkişi heyetiyle birlikte, amenajman planı, memleket haritası ve ilk keşifte uygulanmayan hava fotoğrafları birlikte uygulanıp burasının orman olup olmadığı ve halen üzerinde de orman bitki örtüsü bulunmasa bile temeldeki asıl niteliği itibariyle orman sayılan yerlerden olup olmadığının araştırılması, orman sayılan yerlerden olduğunun anlaşılması halinde sanığın eyleminin Orman Yasasının 93.maddesi çerçevesinde değerlendirilmesi, orman sayılmayan köy hükmi şahsiyetine ait köylünün müşterek istifadesine terk edilen yayla niteliğinde olduğunun belirlenmesi halinde, TCK. nun 513. maddesiyle cezalandırılması gerektiğinin gözetilmemesi isabetsizliğinden bozulmuştur.
Bozmaya uyan Yerel Mahkemenin; dönüşen suç niteliğine göre sanığın eyleminin köyün ortak istifadesine terk edilmiş yaylaya tecavüz suçunu oluşturduğu gerekçesiyle sanığın TCY'nın 513/2, 522, 647 sayılı Yasanın 4. ve 6. maddeleri uyarınca sonuç olarak 240.000 lira ağır para cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin 22.11.2000 gün ve 179-159 sayılı hükmü de sanık vekili ile katılan idare temsilcisi tarafından temyiz edilmekle Yargıtay 3. Ceza Dairesince 20.9.2001 gün ve 7087-8599 sayı ile;
1- Duruşma tutanağının devamı niteliğinde olup hükme dayanak yapılan keşif zaptında esaslı işlemlerden sayılan bilirkişiler ile imzacı tanığın kimlik ve yeminlerinin kopyalı tanzimi suretiyle CMUK. nun 264. maddesine aykırı davranıldığından bilirkişiler ve tanığın duruşmaya celpedilerek yeniden kimlikleri tespit edilip yeminlerinin yaptırılması gerektiğinin gözetilmemesi,
2- Mahallinde yapılan keşiflerde uygulanan memleket ve orman amenajman haritaları ile hava fotoğraflarının örneklerinde suç konusu sahanın orman içinde dört tarafı ormanla çevrili olarak Örencik yaylası içerisinde gösterilmiş bulunmasına, bilirkişi raporlarında ise, yerin orman amenajman haritasında 51 nolu bölmede orman toprağı sayılan, orman içi boşluk olarak yer aldığı belirtilmekle beraber orman sayılmayan yerlerden olduğu da ifade edilmek suretiyle çelişkiye düşülmesine, yayla ve meranın orman sayılmaması ve TCK. nun 513/2. maddesinin uygulanabilmesi için orman hudutları dışında olması veya orman sınırları içinde olmakla beraber orman kadastrosu yapılırken bir iç parsel şeklinde orman sayılmayan yayla olarak tespit edilmesi gerekmesine ve suç yerinde de orman kadastrosu yapılmadığından orman içi bir yayla olduğu anlaşılmasına göre sanığın eyleminin 6831 sayılı Yasanın 93. maddesi kapsamında değerlen-dirilmesi gerekirken suç vasfında düşülen yanılgı sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması, isabetsizliğinden bozulmuştur.
(1) nolu bozma nedenine uyan Yerel Mahkeme (2) nolu bozma nedenine karşı 22.5.2002 gün ve 214-66 sayı ile;
Sanık tarafından üzerinde ev inşa edilen taşınmazın orman sayılan yerlerden bulunmadığı, bu nedenle sanığın eyleminin orman alanını işgal ve faydalanma niteliğinde olmadığı, suça konu taşınmazın Örencik Köyü halkının kadimden beri müştereken istifade ettiği Örencik Yaylasının yayla boşluğu niteliğinde olduğu, sanığın buraya sabit nitelikte yayla evi yapmak şeklindeki eyleminin TCY'nın 513/2. maddesinde yazılı suçu oluşturduğu gerekçesiyle önceki hükümde direnerek sanık hakkındaki kamu davasının 4616 sayılı Yasanın 1. maddesinin 4. bendi uyarınca kesin hükme bağlanmasının ertelenmesine karar vermiştir.
Bu hükmün de katılan idare temsilcisi tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya Yargıtay C.Başsavcılığının 29.4.2003 gün ve 111323 sayılı onama istekli tebliğnamesiyle Birinci Başkanlığa gönderilmekle, Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü.
CEZA GENEL KURULU KARARI
Devlet ormanını işgal ve faydalanma suçundan açılan kamu davasında eylemin vasıf değiştirdiği ve TCY'nın 513/2. maddesinde belirtilen köyün ortak yararlanmasına terk edilen yayla boşluğuna tecavüz suçunu oluşturduğu kabul edilerek, sanık hakkındaki kamu davasının 4616 sayılı Yasanın 1. maddesinin 4. bendi uyarınca ertelenmesine karar verilen somut olayda, Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasındaki uyuşmazlık, suçun niteliğine ilişkindir.
İnceleme konusu olayda;
Kargı İlçesi Örencik Köyünde oturan sanığın Örencik Yaylası mevkiinde bulunan babasından kalma ahşap ev ve hayvan barınağını yıkarak yerine 54,51 m2 yüzölçümlü, çimento harçlı, taş duvar temel üzerine tuğla örgü ile tek katlı bir bina yaptığı sanığın ikrarı, tanık anlatımları, orman muhafaza memurlarınca düzenlenen suç saptama tutanakları ve dosyadaki diğer kanıtlardan anlaşılmaktadır.
Mahallinde yapılan keşifte dinlenilen mahalli bilirkişi; bu yerin yaklaşık 100 yılı aşkın süredir Örencik köyü halkının yaylaya çıktığı alan olduğunu, üzerinde barınak olarak kullanılan yapıların bulunduğunu, köylülerin yaylacılık yaparken dinlenme için kullandıkları taştan ve ahşap binalar bulunduğunu, sanığın da babasından kalma ahşap sığınak ve ağılı yıkarak yerine 1996 yılında yeni yapıyı inşa ettiğini belirterek yapıyı ve arazinin sınırlarını göstermiş, Teknik Bilirkişiler İnşaat Teknikeri ile Belediye Fen Memuru, mevcut yapının 54.51 m2 alanda yer aldığını, çimento harçlı taş duvar temel üzerine tuğla örgü ile yapılmış tek katlı yığma bina olduğunu, suç tutanağındaki yer ile krokide çizdikleri yerin aynı yer olduğunu belirtmişlerdir.
Her iki keşifte de hazır bulunan ziraatçı bilirkişiler raporlarında; bitki örtüsü ve zeminin fiziki görünümü itibariyle, yapıyı çevreleyen taşınmaz üzerinde önceden beri tarımsal faaliyette bulunulmadığını, toprağın yapısı itibariyle orta derin, tınsal yapıda ve taşsız olduğunu, zemin üzerinde sık otsu yapı bulunduğunu, bu ve çevre taşınmazların ormanlık alanın uzantısı durumunda olmadığını, toprak yapısı ve bitki örtüsü açısından orman toprağından farklı bir yapısı olduğunu, ormanı karakterize eden bir bulguya sahip bulunmadığını, taşınmaz ve çevresinin eskiden beri yaz mevsiminde Örencik köyü sakinlerinin hayvanlarını yaylaya çıkardıklarında kullandıkları geçici barınaklar ile hayvan ağıllarının bulunduğu bir alan olarak kullanılması nedeniyle mera olarak vasıflandırılamayacağını, yaylak boşluğu olduğunu, statüsü açısından Medeni Kanuna göre özel mülkiyete konu olamayacağını belirtmiştir.
Bozma sonrası yapılan keşifte memleket haritası, orman amenajman planları ve hava fotoğrafları getirtilerek zemine uygulanmış, tutanak düzenleyicisi tanık suça konu yeri göstermiş, harita ve kadastro mühendisi bilirkişi dava konusu binanın yerini memleket haritası ve 1/25.000 ölçekli kroki üzerinde işaretlemiştir.
Bozma öncesinde yapılan keşif sonrası orman yüksek mühendisi bilirkişi tarafından düzenlenen rapor ile bozma sonrası yapılan ikinci keşifte orman yüksek mühendislerinden oluşturulan üç kişilik bilirkişi kurulu tarafından düzenlenen raporlarda benzer biçimde; taşınmazın Örencik Yaylası mevkiinde bulunduğu, dört yanının açıklık alan olduğu, 1/25.000 ölçekli 1959 basımı, renkli topoğrafik en eski memleket haritasında orman sınırları dışında kaldığı, orman amenajman haritasında ise 51 nolu bölme içinde orman toprağı sayılan orman içi boşluğunda kaldığı, burada arazi ve orman kadastrosu çalışmalarının yapılmadığı, 2/B maddesinin uygulanmadığı, 1951 tarihli en eski hava fotoğrafının araziye uygulanması sonucu taşınmazın ormanlık alanlar dışında kaldığı, % 6 meyilli olduğu, toprağın otla örtülü durumda ve stabil bir yapı kazandığı, orta derin, taşsız, kahve renkli, kumlu balçık niteliğinde olduğu, taşınmazın etrafındaki toprak üzerinde ve içinde ormanı karakterize edebilecek ve orman toprağında bulunması gereken kök, kesik kök, kök kalıntısı ve humus bakiyesi gibi bulgulara rastlanılmadığı, toprak üzerindeki örtü tabakasının stabil hale gelmesinden dolayı toprak muhafaza karakterini taşımadığı, çevrede 70-80 yıl ve daha eski yayla evleri ile mezarların bulunmasından dolayı buranın eskiden beri yayla yerleşim yeri olarak kullanıldığının anlaşıldığı, orman sınırları üzerinde yapılan incelemeler, harita mühendisi tarafından yapılan fiili orman sınırı tespiti ile memleket haritası ve orman amenajman haritalarının karşılaştırılması sonucu bütün haritalarda sınırın aynı kalması nedeniyle orman sınırlarının çok eskilerden beri günümüze kadar değişikliğe uğramayıp stabil kaldığının tespit edildiği, amenajman planı ile memleket haritasının farklı sınıflandırması karşısında bu yerin vasfının, taşınmazın fizyolojik, biyolojik ve ekolojik özellikleri ile konumu göz önüne alınarak belirlenebileceği, bu durumda da taşınmazın bulunduğu yerin ormanla bütünlük arz etmediği ve orman olarak kabul edilemeyeceği, sonuç olarak suça konu taşınmazın orman sayılmayan bu alan üzerinde inşa edildiği, belirtilmiştir.
Görüleceği üzere, Yerel Mahkemece en eski memleket haritası, orman amenajman planları ve hava fotoğrafları getirtilerek uygulamalı keşif icra edilmiş, tutanak tanığı ile mahalli bilirkişi dinlenilmiş, inşaat teknikeri, belediye fen memuru ve ziraat mühendisi teknik bilirkişilerin görüşlerine başvurulduğu gibi, orman yüksek mühendislerinden oluşturulan üç kişilik bilirkişi kurulundan da rapor aldırılarak, suça konu binanın inşa edildiği ve henüz arazi ve orman kadastrosu çalışmalarının yapılmadığı bir bölgede bulunan arazinin fizyolojik, biyolojik ve ekolojik özellikleri ile konumu göz önüne alınarak, taşınmazın bulunduğu yerin orman sayılan yerlerden olmadığı, bu alanın çok eski tarihlerden bu yana Örencik Köylüleri tarafından yaylak olarak kullanıldığı ve bu adla anıldığı kesin biçimde saptanmıştır.
Sanığın köylünün ortak istifadesine terk edilen yayla boşluğuna taş duvar temel üzerine, tuğla örgü ile tek katlı bina yapmak şeklindeki eylemi TCY'nın 513/2. maddesinde belirtilen suçu oluşturmaktadır. Anılan suç, 4616 sayılı Yasanın 1. maddesinin 5. bendinde sayılan kapsam dışı suçlardan olmadığından, sanık hakkındaki kamu davasının 4616 sayılı Yasanın 1. maddesinin 4.bendi uyarınca ertelenmesine karar verilmesi isabetlidir. Bu itibarla, Yerel Mahkeme direnme hükmünün onanmasına karar verilmelidir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle, Yerel Mahkeme direnme hükmünün ONANMASINA, dosyanın yerine gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına tevdiine, 10.06.2003 günü tebliğnamedeki düşünceye uygun olarak oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy