(6831 S. K. m. 108) (765 S. K. m. 30/2, 59) (647 S. K. m. 4/1)
Dava: Kaçak orman emvali bulundurmak suçundan sanık Burhan Gökmen'in 6831 Sayılı Yasanın 108/2-3 ve TCY'nın 59. maddeleri uyarınca 20 ay hapis ve 237.276.000. lira ağır para cezası ile cezalandırılmasına ve bu cezasının ertelenmesine 197.830.000. lira tazminat ile 8.801.000. lira ağaçlandırma giderinin sanıktan tahsiline ilişkin Erfelek Sulh Ceza Mahkemesince verilen 27.9.2001 gün ve 77/125 sayılı hüküm, sanığın temyizi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 3. Ceza Dairesince 17.9.2002 gün ve 8815-9578 sayı ile;
"1. Emvalin kabul edilen değeri itibariyle suç tarihinde Dairemizin yerleşmiş uygulamalarına göre 160/230.000.000 lira arasının normal olarak değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden fahiş olarak kabulü suretiyle O.K.nun 108/3 maddesinin tatbikiyle sanık hakkında fazla ceza tayini,
2. Sanığın açık bir kabulü bulunmayıp emvalin müsadere edilmiş olmasına; emval üzerinde sanık tarafından değerini azaltan işlem yapıldığına dair bir delil bulunmamasına göre tazminata ve emvalin sanık tarafından kesildiğine dair de delil bulunmadığına göre ağaçlandırma giderine hükmolunamayacağının gözetilmemesi," isabetsizliğinden bozulmuştur.
( 2 ) Nolu bozma nedenine uyan Yerel Mahkeme ise; diğer bozma nedenine karşı 20.2.2003 gün ve 104-24 sayı ile;
"6831 sayılı Yasanın 108/3. maddesinin uygulanmasında esas alınması gereken değer emvalin suç tarihindeki piyasa değeridir. Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 1.6.1994-2984/5611 sayılı kararlarında da aynı görüş belirtilmiştir. Emvallerin toplanan kanıtlara göre suç tarihi itibariyle belirlenen değeri 600.550.000. lira olup bu değer pek fahiştir." gerekçesiyle ilk hükümde direnmiştir.
Bu hükmün de sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının direnme yönünden "onama", uyma yönünden ise "bozma" istekli 4.6.2003 gün ve 81468 sayılı tebliğnamesi ile Özel Dairesine, Özel Dairece de 23.6.2003 gün ve 5015/3967 sayı ile Birinci Başkanlığa gönderilmekle, Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasındaki uyuşmazlık sanığa tayin olunan temel cezanın 6831 sayılı Yasanın 108. maddesinin 3. fıkrası ile artırılmasının mümkün olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Uyuşmazlık konusunun incelenmesine geçmeden önce; Özel Daire sözcüsü tarafından, Yerel Mahkemece bozmadan sonra, ek rapor alınmasının eylemli uyma olarak değerlendirilmesi ve hükmün bu nedenle Özel Dairece incelenmesi gerektiği görüşünün ileri sürülmesi karşısında bu konu Yargıtay İç Yönetmeliğinin 27 nci maddesi uyarınca önsorun olarak öncelikle ele alınıp değerlendirilmiştir.
Ceza Genel Kurulunun yerleşmiş kararlarında da vurgulandığı üzere, eylemli uyma; bozma kararı doğrultusunda işlem yapmak, bozmada belirtilen hususları tartışmak, yeni kanıtlara dayanmak, ilk kararda olmayan yeni ve değişik gerekçelerle hüküm kurmak halinde sözkonusudur,
İncelenen dosyada Yerel Mahkemece aldırılan ek rapor, daha önce de dosya da bulunan ve Özel Dairenin incelemesine sunulan 10.7.2001 tarihli raporun doğru olduğu yönündedir, bu ek rapor dosyaya bir yenilik getirmediği gibi, daha öncede Özel Dairenin bilgisini sunulmayan bir konuya ait bulunmamakta, esasen mahkemece de bu ek rapora değil daha önceki rapora dayanılarak, ilk hükümde de yer alan gerekçelerle direnilmiştir.
Mahkemece, yeni kanıtlara dayanılmadığı, ilk kararda yer almayan yeni ve değişik gerekçelerle hüküm kurulmadığı bu nedenle eylemli uyma halinin bulunmadığı, oyçokluğuyla kararlaştırıldıktan sonra, esasın incelenmesine geçildi.
Dosya kapsamına göre;
Orman İşletme Şefliğine yapılan bir ihbar üzerine, 27.3.2001 tarihinde sanık Burhan Gökmen'e ait doğrama atölyesine gidilmiş, yapılan kontrolde atölyenin arka tarafında, damgasız, toplam 5.983 m3, tahminen 1 yıl önce kesilen 12 kuru kestane kalası, 1 hafta önce kesilen 137 yaş kestane kalası, 10 gün önce kesilen 30 yaş çam kereste, 3 ay önce kesilen kuru göknar kerestesi ele geçirilmiş, sanık, yaş kestane ağaçlarının gece döküldüğünden haberinin olmadığını savunmuş, düzenlenen suç tutanağı görevliler ve sanık tarafından imzalanmıştır.
Sanık Burhan Gökmen aşamalarda: atölyesinin arka tarafında kaçak ağaçlar bulunduğunun bildirilmesi üzerine atölyeye geldiğini, kerestenin kendisine ait olmadığını, istenen tazminatı kabul etmediğini söylemiştir.
Tutanak tanıkları İzzet Aydemir ve Hüseyin Yavuz keşifte saptanan beyanlarında; tutanak içeriğini tekrarla, doğru olduğunu beyan etmişler ve suça konu emvalleri göstermişler,
Tutanak tanığı Ramazan Bostancı'da duruşmada, tutanak içeriğini yinelemiştir.
Orman Mühendisi Funda Çömlekçi tarafından düzenlenen 10.7.2001 tarihli raporda; emvallerin miktarı ve kesim tarihi itibariyle tutanağa uyduğu, düşük ve devrikten temin edilemeyeceği, toplam hacmi 7.784 m3 olan emvalin 5 adet kestane ve birer adet çam ve göknar ağaçlarından temin edilebileceği, yapacak vasfında bulunduğu, tazminat miktarlarının 113. maddeye göre 118.456.000 lira, 112. maddeye göre 197.857.000 lira, ağaçlandırma giderinin 8.801.000 lira olduğu, ayrıca kestane kalaslarının 560.600.000, çam kerestenin 28.080.000, göknar kerestenin ise 11.760.000. lira değerinde olduğu bildirilmiştir.
4.9.2001 tarihinde ise emvallerin bulunduğu yerde keşif yapılmış, atölyenin sokak ön ve arka cephelerinde kapısının bulunduğu, atölyenin arka tarafındaki tarlanın bir cephesinin tel örgü ile çevrili olduğu saptanmış,teknik bilirkişi Rıdvan Çömlekçi tarafından düzenlenen krokide; emvallerin sanığın atölyesinin arka kapısına 5 metre mesafede bulunduğu belirtilmiştir.
Belediye Başkanlığının 13.6.2001 tarihli yazısında; sanığın mülkiyeti Cevdet Döngel'e ait atölyede orman ürünleri ticareti ile uğraştığı, Emniyet Amirliğinin 30.5.2001 tarihli yazılarında ise marangoz atölyesinde ahşap kapı ve pencere yaptığı,
Mal müdürlüğü ve Sanayi odasınca verilen yanıtta ise, vergi kaydı ve oda kaydı bulunmayan şahsın ne işle uğraştığının bilinmediği bildirilmiştir.
Bu belirlemeler ışığında somut olay değerlendirildiğinde, orman ürünleri ticareti ile uğraşan sanığın, 27.3.2001 tarihli suç tutanağı ve bu tutanağı doğrulayan tanık anlatımlarıyla saptandığı üzere, atölyesinin hemen arkasında ve kendi egemenlik alanında kaçak orman emvali bulundurduğu, emvallerin kesim tarihi de dikkate alındığında savunmasına itibar etme olanağı bulunmadığı, 6831 sayılı Yasanın 108/2. maddesinde belirtilen suçu işlediği anlaşılmakta olup, esasen bu konuda Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasında da herhangi bir uyuşmazlık bulunmamakta, sorun hükmolunan temel cezanın aynı maddenin 3. fıkrası ile arttırılması olanağı bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
6831 sayılı Yasanın 108/3. fıkrasında; "Suç mevzuu kaçak orman mahsulünün kıymeti hafif ise, 2. fıkradaki cezalar yarısına indirilerek, fahiş ise bir misline çıkarılarak hükmolunur." düzenlemesi yer almış olup, bu fıkranın uygulanabilmesi için öncelikle maddenin 2. fıkrasındaki suçun oluşması, suça konu emvalin değerinin hafif veya fahiş olması gerekmektedir. Fıkrada belirtilen değer, yerleşik yargısal uygulamalarda da belirtildiği üzere ( örneğin 3. C.D. nin, 3.10.200-10239/112091, 1.6.1994-2984/5611 sayılı kararları ) 6831 sayılı Yasanın 112 ve 113 maddelerinde belirtilen tazminat miktarları olmayıp uzman bilirkişi tarafından saptanan suç tarihindeki piyasa değeridir.
Somut olayda; bilirkişi tarafından 600.440.000 olarak saptanan değer, ülkenin ekonomik durumu, paranın yıllara göre satın alma gücü, orta gelirli insanların gelir düzeyleri ve Özel Dairece uygulamada birliği sağlamak açısından belirlenen miktarlar nazara alındığında fahiş olup, Yerel Mahkeme direnme kararı bu yönüyle isabetlidir.
Ancak ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 4.3.2003 gün ve 1-17 sayılı ve 15.4.2003 gün ve 96-104 sayılı kararlarında açıklandığı üzere, TCY'nın 30/2. maddesinde düzenlenen, muvakkat cezalarda bir günün, para cezalarında ise bin liranın küsurunun hesaba katılmayacağı yolundaki kuralın, gerek temel cezanın belirlenmesi ve takip eden arttırma ve eksiltme işlemleri ile sonuç ceza tutarına hükmedilmesi aşamalarında, gerekse 647 sayılı Yasanın 4. maddesinin 1. fıkrasının 1 numaralı bendinde öngörülen hürriyeti bağlayıcı cezanın paraya dönüştürülmesi aşamasında bir güne karşılık tutulan para cezası miktarlarının belirlenmesinde gözönünde tutulması zorunludur.
Oysa somut olayda sanığın 27.3.2001 tarihinde işlediği kaçak orman emvali bulundurmak suçundan 6831 sayılı Yasanın 108/2. maddesi uyarınca temel ağır para cezasının 142.365.600 lira olarak belirlendiği ve müteakip uygulamaların bu miktar üzerinden yapılarak sonuçta 20 ay hapis ve 237.276.000. lira ağır para cezasına hükmedildiği anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, Yerel Mahkeme hükmünün bu gerekçe ile bozulmasına, ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, CYUY'nın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmelidir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle, Yerel Mahkeme hükmünün TCY'nın 2/2 ve hükümden sonra yürürlüğe giren 4806 sayılı Yasa ile değişik TCY'nın 30/2. maddesi hükümleri karşısında sanığa fazla para cezası tayin edilmiş olması nedeniyle BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, CYUY'nın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, Yerel Mahkeme hükmündeki ağır para cezasının 237.275.000 lira olarak düzeltilmesi suretiyle ONANMASINA, dosyanın yerine gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına tevdiine, tebliğnamedeki isteme uygun olarak 23.9.2003 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy