(6831 S. K. m. 82, 91, 108)
Orman Yasasına muhalefet suçundan sanık İsmail'in beraatına ilişkin Yalova Sulh Ceza Mahkemesinden verilen 11.10.2001 gün ve 815-1141 sayılı hüküm katılan idare vekili tarafından temyiz edilmekle dosyayı inceleyen Yargıtay 3. Ceza Dairesince 30.9.2002 gün ve 9965-10277 sayı ile;
"11.6.2000 tarihli suç zaptında sanığın Teşvikiye Beldesi hudutlarındaki hızar atölyesinin bir metre önünde ve 20 metre arkasında damgasız emval ele geçirildiği ve sanığa sorulduğunda cevap vermediğinin yazılı bulunmasına, zabıt mümzilerinin zabıt içeriğini doğru-layan yeminli beyanlarına, keşif bilirkişi raporunda kaçak emvalin sanığın atölyesine 10 metre gibi yakın mesafede ele geçirildiği ve emval yakalanan yerin hemen arkasında sanığın bahçesi ve ilerisinde evinin bulunduğunun anlaşılmasına,
11.4.2001 tarihli idare yazısından orman ürünü ticareti yaptığı anlaşılan sanığın yaptığı meslek nedeniyle atölyesinin çok yakınına bırakılan emvalin kaçak olup olmadığını bilmesi gerekmesine ve başkaları tarafından bırakılması halinde de görebilecek durumda bulunmasına göre eyleminin sübuta erdiği gözetilmeden yazılı gerekçe ile beraata hükmolunması" isabetsizliğinden bozulmuştur.
Yerel Mahkeme 20.3.2003 gün ve 1126-264 sayı ile;
"Sanığın suçu kabul ettiğine dair bir beyanı olmamış, emvaller atölyenin içinde yakalanamamış, emvallerin bulunduğu yerde başkaca emval tespit edilememiş, damgalı, nakliyeli veya kaçak emvaller bulunmamış, ayrıca atölyenin içinde biçilmiş herhangi bir emval de tespit edilememiştir. Sanık, atölyeye yakın olarak dökülen emvallerin kendisine ait olacağı düşünülerek suçlanmıştır. Bu nedenle, sanığın suç ve emvallerle ilgisinin olmadığı kanısına varılmıştır." gerekçesiyle önceki hükümde direnmiştir.
Bu hükmün de katılan idare vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya Yargıtay C. Başsavcılığının "bozma" isteyen 26.9.2003 günlü tebliğnamesiyle Birinci Başkanlığa gönderilmekle Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü.
CEZA GENEL KURULU KARARI
Hızar atölyesinin yanında bulunan kaçak orman emvalinin nasıl elde edildiği konusunda cevap vermeyen sanığın bu emvali ormandan kaçak olarak kestiği kanısına varıldığı iddiası ve sanığın 6831 sayılı Yasanın 91/1. maddesi ile cezalandırılması istemi ile açılan davanın sonucunda, sanığın beraatına karar verilen olayda, Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasındaki uyuşmazlık, suçun sübutuna ilişkindir.
11.6.2000 günlü suç tutanağında, "biçki atölyelerini kontrol sırasında sanığa ait atölyenin 1 m. önünde 20 m. arkasında damgasız, nakliyesiz, yaş, kayın, ince sarı emvallerin yakalandığı, atölyenin içinde biçilmiş emval bulunmadığı, sanığa sorulduğunda cevap vermediği, emvalin 8 ster hacminde ve 15 gün önce kesilmiş olduğu" belirtilmektedir.
Sanık, orman memurlarının atölyesinin yakınında buldukları orman emvalinin kendisine ait olduğu düşüncesi ile tutanak tuttuklarını, emvalin kendisine ait olmadığını, kime ait olduğunu da bilmediğini söylemiştir.
Tutanak düzenleyicisi tanık Ayhan duruşmada; kontrol sırasında sanığın atölyesinin çevresinde orman emvallerini bularak el koyduklarını, sanığa sorduklarında emvallerle ilgili herhangi bir cevap vermediğini, düzenledikleri tutanağın doğru ve imzanın da kendisine ait olduğunu belirtmiş, keşif sırasında dinlendiğinde emvalleri buldukları yeri göstererek, atölyenin önünde nakliyeli emvaller bulunduğunu, kaçak emvallerin de bunların arasında durduğunu söylemiştir.
Diğer tanıklardan Orhan ile Feramuz; düzenledikleri suç tutanağının içeriğini doğrulayarak imzanın kendilerine ait olduğunu, tanık Safi ise, kaçak emvalle ilgili bilgisinin bulunmadığını belirtmişlerdir.
Çınarcık Orman İşletme Müdürlüğünün 11.04.2001 günlü cevabi yazısında, sanığın haşep madde ticareti ile uğraştığı bildirilmiştir.
Orman Yüksek Mühendisi Teknik Bilirkişi tarafından düzenlenen 16.11.2000 günlü raporda; 8 ster hacminde ve 15 gün önce kesilmiş, yaş, kayın, ince, sanayi odunu vasfındaki damgasız ve nakliyesiz emvalin, sanığın hızar atölyesinin ön ve yan tarafına 10'ar metre mesafede iki yerde dağınık durumda bulunduğu, atölyenin arka tarafında yakalanan emvalin arkasında sanığın bahçesinin, onun arkasında da evinin bulunduğu, sanığın evinden yakalanan emvallerin göründüğü" belirtilmiştir.
6831 sayılı Orman Yasasının, suç tutanağının niteliğini düzenleyen 82. maddesinin 4 ve 5 inci fıkralarında; " Bu zabıtlar, hilâfı ispat oluncaya kadar muteberdir.
Zabıt varakasının hilafını iddia halinde maznun, mahkemeye bu iddiası hakkında kanaat verecek deliller gösterir ve mahkeme bu müdafaayı tâhkike şayan görürse delillerini istima ve tetkik eder. Neticede maznunun iddiasını haklı gösterecek bazı sebepler karşısında kalırsa ancak o takdirde, zabıt varakasını imza etmiş olan memurları çağırıp dinledikten ve başka deliller varsa inceledikten sonra hâsıl edeceği kanaate göre davayı intaceder." hükmüne yer verilmiştir.
Madde hükmünün açıklığı karşısında, orman memurları tarafından düzenlenen suç saptama tutanakları aksi kanıtlanıncaya kadar geçerlidir. Bu tutanağın aksini savunan, mahkemeye kanaat verecek kanıtlar göstermek zorundadır. Bu belgenin aksinin kanıtlandığının kabulü bakımından soyut inkar yeterli değildir.
Somut olayda, sanık suçu inkarla yetinmiş, suçlamayı yanıtsız bırakmış, kanıt göstermemiştir. Suç saptama tutanağının aksi kanıtlanamadığı gibi tutanak, düzenleyicileri tarafından da içeriği itibariyle doğrulanmaktadır. Öte yandan, kaçak orman emvalinin bulunduğu yerin sanığın hakimiyet sahasında olması, emvalin evinden dahi görülebilmesi, küçük bir yerleşim yerinde oturup biçki atölyesi işleten sanığın bu emvalin kimin tarafından bırakıldığını ve kaçak olduğunu bilebilecek durumda olması ve emvalin atölyenin yanındaki nakliye tezkereli diğer emvallerin arasında bulunması karşısında, sanığın kaçak orman emvalini bulundurduğu sabit olmuş, ancak bu emvalin sanık tarafından kesildiği kesin biçimde saptanamamıştır.
Bu itibarla, sanığın 6831 sayılı Yasanın 108 inci maddesine temas eden kaçak orman emvali bulundurmak suçundan cezalandırılması gerekirken, beraatına karar verilmesi isabetsiz olup, Yerel Mahkeme direnme hükmünün bozulmasına karar verilmelidir.
Çoğunluk görüşüne katılmayan bir kısım Kurul Üyesi ise, "Direnme kararında gösterilen gerekçenin haklı nedenlere dayandığını" belirterek direnme kararının onanması gerektiği görüşüyle karşı oy kullanmışlardır.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle, Yerel Mahkeme direnme hükmünün istem gibi BOZULMASINA, dosyanın yerine gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına tevdiine, 11.11.2003 günü oyçokluğu ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy