(765 S. K. m. 240)
Dava: Sanık Tamer'in görevde yetkiyi kötüye kullanmak suçundan TCY'nın 240/2, 59/2, 647 sayılı Yasanın 4, 5, 6 ve TCY'nın 72. maddeleri uyarınca 830.387.000 lira ağır para cezası ile cezalandırılmasına, para cezasının taksitlendirilmesine ve ertelenmesine ilişkin Yargıtay 4. Ceza Dairesinden verilen 6.3.2003 gün ve 32-9 sayılı hükmün sanık vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya Birinci Başkanlığa gönderilmekle Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: İnceleme konusu olayda;
Murat isimli kişinin, gazeteci olduğunu, Ankara'da ve yurdun değişik yörelerinde görev yaptığını, can güvenliğine yönelik tehditler aldığını belirterek silah taşıma ruhsatı almak için 11.12.1996 tarihli dilekçe ile başvuruda bulunması üzerine dönemin B.. Valisinin 16.12.1996 tarihli "oluru" ile adı geçene silah taşıma ruhsatı verildiği, bilahare 1999 yılı içinde B.. Emniyet Müdürlüğünde yapılan olağan denetim sonucunda Mülkiye Başmüfettişi tarafından düzenlenen raporda ise, Ankara'da oturduğu ve B..'e misafir olarak geldiği tahkikat dosyasından anlaşılan Murat adlı kişiye silah taşıma ruhsatı verilmesi işlemi eleştirilerek, "İçişleri Bakanlığının 25.6.1998 tarih ve 129 sayılı Genelgesinde de açıklandığı gibi Valilikler ancak kendi idarelerinde ikamet eden ve görev yapan kişilere silah ruhsatı vermeye yetkilidir. İlde ikamet etmeyen veya görev yapmayan kimselerin silah taşıma ruhsat talepleri kabul edilmemeli, ilgili yer valiliğine gönderilmeli, verilen yetkinin kötüye kullanılması ve sonucunda ilgililerin sorumlu olmasını doğuracak işlemlerden kaçınılmalı, sözü edilen ruhsat sahiplerinin mevcut durum ve temasları gözden geçirilmeli, B.. il sınırları içinde kendilerine Yönetmeliğin 7/a maddesinde belirtilen ciddi hayati tehlike tehdidinin mevcudiyeti tespit edilemediği takdirde ruhsatlarının iptali hususu da değerlendirilmelidir" denilmiştir.
Dönemin B.. Valisi tarafından mevzuat gereği denetleme raporuna yönelik olarak gönderilen cevabi raporda; denetim raporunda isimleri belirtilen kişilere verilen silah taşıma ruhsatlarının süresi dolduğunda iptali yönüne gidileceği belirtilmiş, yine denetim raporunun ilgili sayfasının fotokopisi ile Valinin bu düşüncesini yansıtan bilgi notu da Murat isimli kişinin silah ruhsat dosyasına konulmuştur.
Bilahare sanığın B.. Valisi olarak göreve başlamasından sonra Murat isimli kişinin silah taşıma izin süresinin bitimine yakın taşıma belgesini yenilemek amacıyla B.. Valiliğine başvuruda bulunduğu, ikamet yerinin Ankara olması nedeniyle belgelerinin iade edilmesi üzerine bu kez tanık Tahsin'in çabalarıyla B.. ilinde oturuyormuş gibi gerçek dışı oturma belgesi alarak yine bir yakını olan Süleyman aracılığıyla B.. Emniyet Müdürlüğü Ruhsat ve Tebligat İşlemler Şubesine ulaştırdığı, B.. Emniyet Müdürlüğünün ilgili birimleri tarafından yapılan araştırmada adı geçenin oturma belgesinde belirtilen adreste oturmadığı, bu adrese hiç gelmediği ve belirtilen adreste İsmail isimli kişinin oturduğunun belirlenerek bu hususta tutanak düzenlendiği, yine Emniyet Müdürlüğünün 24.12.2001 tarihli yazısı ile Murat'ın belirttiği adreste oturmadığı, ara sıra gelip gittiği, 91/1779 sayılı Yönetmeliğin 99/13749 sayılı Yönetmelikle değişik 7/a maddesi uyarınca silah taşıma talebinin uygun bulunmadığı görüşü ile Valilik onayına sunulduğu, buna karşın sanığın silah taşıma ruhsat belgesi verilmesini onayladığı ve bu suretle adı geçenin silah taşıma iznini yenilettiği, tanık anlatımları, yazılı kanıtlar ve sanığın dolaylı anlatımlarından anlaşılmaktadır.
Öte yandan, İçişleri Bakanlığının 25.6.1998 gün ve 129 sayılı Genelgesinin "Ruhsat vermeye yetkili makam" başlıklı 7. maddesinde; "valiliklerin ancak kendi idarelerinde ikamet eden ( Yön. Madde 4, 7 ve 10 ), görev yapan ( Madde 8 ) veya mesleki faaliyet yürüten kişilere ( Madde 9 ) silah ruhsatı vermeye yetkili oldukları" belirtilmiştir.
Kuşkusuz il valileri, Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında 91/1779 sayılı Yönetmeliğin değişik 7/a maddesi uyarınca silah ruhsatı almak için başvuruda bulunanların, can güvenlikleri ciddi ve harici tehdit ve tehlikelere maruz kalacağı kuvvetle muhtemel kişilerden olup olmadıklarını, Devlet kurumlarının yaptıkları araştırmalar, toplanan belge ve bilgiler ile objektif ölçütleri göz önünde tutmak suretiyle, kişisel öngörü ve mesleki birikimlerinden de yararlanıp takdir edeceklerdir. Ancak, 5442 ve 6136 sayılı Yasalar ile ilgili Yönetmelik hükümleri ve İçişleri Bakanlığı Genelgesi birlikte değerlendirildiğinde, İl Valilerinin silah ruhsatı verme yetkisini ancak yetkili ve sorumlu olduğu yönetim biriminde oturan kişilerle sınırlı olarak kullanabilecekleri, başka yörelerde oturan kişilere ruhsat vermeye yetkilerinin bulunmadığı açıktır.
Yine, TCY'nın 240. maddesinde düzenlenen görevde yetkiyi kötüye kullanma suçu, aynı Yasanın 279. maddesi uyarınca memur sıfatını haiz olan kimsenin kasten yasada yazılı hallerden başka her ne suretle olursa olsun, görevini yasanın gösterdiği usul ve esaslardan başka surette yapması veya yasanın koyduğu usul ve şekle uymadan yapmasıdır.
Açıklanan hususlar ve yapılan hukuki değerlendirmelere göre;
Suç tarihinde B.. Valisi olan sanığın, B..'de oturmadığını bildiği Murat adlı kişiye, 6136 sayılı Yasaya dayanılarak çıkartılan 91/1779 sayılı Yönetmeliğin 4. ve 7. maddeleri ile İçişleri Bakanlığının 25.6.1998 gün ve 129 sayılı Genelgesinin 7. maddesine aykırı olarak, yetkisi bulunmadığı halde silah taşıma ruhsatı için onay vermek şeklindeki eylemi TCY'nın 240/2. maddesinde belirtilen görevde yetkiyi kötüye kullanmak suçunu oluşturmaktadır. Bu itibarla, Yargıtay 4. Ceza Dairesince verilen hükümde bir isabetsizlik görülmediğinden, sanık vekilinin temyiz itirazının reddi ile usul ve yasaya uygun bulunan hükmün onanmasına karar verilmelidir.
Çoğunluk görüşüne katılmayan bir kısım Kurul Üyeleri; sanığın suç kastının bulunmaması nedeniyle beraatine karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek mahkumiyet kararının bozulması yolunda karşı oy kullanmışlardır.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle, sanık vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddi ile, Yargıtay 4. Ceza Dairesinin usul ve yasaya uygun bulunan 6.3.2002 gün ve 32-9 sayılı hükmünün ONANMASINA, 29.4.2003 günü yasal oyçokluğu ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy