(765 S. K. m. 230)
Dava: Görevi ihmal suçundan sanık Mustafa Artıktay'ın beraatına ilişkin Beydağ Asliye Ceza Mahkemesince 20.03.2001 gün ve 13-54 sayı ile verilen kararın o yer C. Savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosyayı inceleyen;
Yargıtay 4. Ceza Dairesince 28.05.2002 gün ve 7492-9487 sayı ile;
İcra müdürü olan sanığın yönergeyle yerine getirilmesi istenilen tapu kayıtları üzerindeki haciz işlemini 4 ay sonra yaparak görevini savsadığının anlaşılmasına karşın, genel kasıtla işlenen suçta özel kasıt arayan gerekçelerle beraat kararı verilmesi isabetsizliğinden hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Yerel mahkeme ise 16.07.2002 gün ve 56-53 sayı ile; Yüksek 4. Ceza Dairesi genel kasttan hareketle mahkememiz kararını bozmuş ise de; görevi ihmal suçu bu şekilde algılandığında ülkemizde görev yapan memurların neredeyse tümünün bu suçtan mahkûm olması gerekir. Genel kasıt neye göre tespit edilecektir? Kanımızca tespitin dayanağı ya bu işlemden zarar oluşması veya üçüncü kişi yararına sonuç doğurması olmalıdır. Bu durumda sanığın ihmal kastı ile hareket ettiği düşüncesine varmak mümkündür. Olayımızda sanık icra müdürünün Tapu Sicil Müdürlüğüne haczi bildirmekte gecikmesinden dolayı müşteki konumundaki olan alacağını devreden kişi veya alacağı devralan kişi aleyhine sonuç doğmamıştır. Üçüncü kişi lehine de bu hareketsizlik yarar sağlamamıştır. gerekçesiyle ilk hükümde direnmiştir.
Bu kararın da o yer C.Savcısı ve üst C.Savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya, Yargıtay C.Başsavcılığının bozma istekli 04.06.2003 günlü tebliğnamesiyle Birinci Başkanlığa gönderilmekle Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Sanığın görevi ihmal suçundan beraatına karar verilen somut olayda Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasındaki uyuşmazlık, yüklenen suçun, yasal öğeleri itibariyle oluşup oluşmadığının belirlenmesi noktasında toplanmaktadır.
Dosya içeriğine göre;
Beydağ İcra Müdürlüğünün 2000/15 Tal. sayılı takip dosyasının incelenmesinde; Ödemiş İcra Müdürlüğünce 10.03.1999 tarihinde yazılan talimat ile, alacaklı olan yakınan tarafından yürütülen icra takibi nedeniyle borçlunun taşınır ve taşınmaz mallarının haczinin, masrafların talimatı elden getiren alacaklı vekilinden tahsil edilmesinin istenmesi üzerine, 23.09.1999 tarihinde borçlunun adresinde menkul malların haczedildiği, yine Ödemiş İcra Müdürlüğünce 20.03.2000 tarihinde yazılan yazı ile yakınan alacaklının satış talebinden şimdilik vazgeçtiği, borçlu adına kayıtlı taşınmazların haczine karar verildiğinden uygulanarak tapu kayıt suretlerinin gönderilmesinin, masrafların yazıyı elden getirenden tahsil edilmesinin istendiği; bu yazı sanık icra müdürü tarafından 22.03.2000 tarihinde havale edilmiş olup, masraf veya pul verildiğine dair bir kayıt düşülmediği, Tapu Sicil Müdürlüğüne 01.09.2000 tarihinde yazı yazılmış olup arada başkaca bir işlem bulunmadığı, bu yazının da sanık tarafından değil yerine yetkili olarak bakan zabıt katibi Süleyman Çevrim tarafından yazılarak imzalandığı anlaşılmaktadır.
Ödemiş İcra Müdürlüğünce 12.09.2000 tarihli yazı ile önceki yazının akıbeti sorulmuş ve yakınan alacaklı tarafından alacağın Levent Girgin'e temlik edildiği bildirilmiştir.
Yakınan Şevki Şevket Girgin, Adalet Bakanlığına ve C.Savcılığına gönderdiği dilekçelerde, Beydağ Tarımsal Kalkınma Kooperatifinden alacağını almak için Ödemiş 2. İcra Müdürlüğünün 1999/420 esas sayılı dosyası ile icra takibi yaptığını, gayrimenkul haczi için Beydağ İcra Müdürlüğüne talimat yazıldığını, bu yazının 20.03.2000 tarihinde dosyasına girmesine rağmen Beydağ İcra Müdürünün haciz için tapuya kasıtlı olarak yazı yazmadığını, 6 ay sonra bizzat giderek tapuya yazıyı elden götürdüğünü ve haciz koydurttuğunu, şikayetçi olduğunu belirtmiştir.
C. Savcılığı ile ve duruşmada da benzer şekilde anlatımda bulunmuş ve ayrıca, taşınmazların haczi için Ödemiş İcra Müdürlüğünce yazılan talimat yazısını elden götürerek 22.03.2000 tarihinde Beydağ İcra Müdürlüğünde sanığa bizzat teslim ettiğini, bu sırada 1.200.000 liralık posta pulu da verdiğini, tapuya yazılacak yazıyı elden götürmeyi talep ettiyse de sanık icra müdürünün bunu kabul etmeyip yazıyı posta ile göndereceklerini söylediğini, pulu teslim ettiğine dair herhangi bir makbuz ya da yazı almadığını, 1 ay sonra sorduğunda sanığın yazıyı henüz yazmadığını yazacağını belirttiğini, daha sonra tapu müdürlüğünden sorduğunda da yazının onlara ulaşmadığını, Maliyenin ve Ziraat Bankasının aynı taşınmazların üzerine koydurdukları hacizlerde satış istediklerini öğrendiğini, satıştan bir gün önce yine tapudan sorup yazının yazılmadığını öğrenince C.Savcılığına başvurması üzerine 01.09.2000 tarihinde icra müdürlüğüne vekalet eden adliye yazı işleri müdürünce söz konusu haciz yazısının yazılarak kendisine verildiğini, tapuya götürüp elden teslim ettiğini ve 12.09.2000 tarihinde icra müdürlüğüne giderek alacağını akrabası olan Levent Girgin'e temlik ettiğini beyan etmiştir.
Sanık aşamalarda suçlamaları kabul etmemiş, yakınan tarafından masraf verilmemesi ve tek başına çalışmanın getirdiği iş yoğunluğu nedeniyle Tapu Sicil Müdürlüğüne yazı yazıp gönderemediğini, bir ihmali bulunmadığını savunmuştur.
Bu bilgi ve belgeler bir arada ele alınıp değerlendirildiğinde;
Görevi ihmal suçu öğretide, yapılması gereken bir işin yapılmaması şeklinde, yargısal kararlarda ise kamu ödev veya görevini yapmaya memur olan kişinin, yapmaya zorunlu bulunduğu bir işi yapmaması yahut yasa ve tüzüklerde yapılması öngörüldüğü biçimde yerine getirmemesi veya belirli ve uygun bir süre içersinde yapılması zorunlu bulunan bir hizmet veya hareketi geciktirmesi biçiminde tanımlanmaktadır. Bu suç kasıtla işlenebilen suçlardan olup, oluşması için, memurun görevini bilerek ve isteyerek savsaklaması gerekmektedir.
Ödemiş İcra Müdürlüğü'nün 20.03.2000 günlü yazısında belirtilen hususun, 01.09.2000 tarihinde sanık dışındaki bir görevli tarafından yerine getirildiği sabittir. Dosya kapsamından, bu süreçte sanığın yıllık izin kullandığı ve rahatsızlığı nedeniyle bir süre de raporlu olduğu anlaşılmaktadır. Ancak, sanığın izinli ve raporlu olduğu tarihler araştırılmamıştır. Ceza yargılamasının amacı maddi gerçeğin tespiti ilkesine dayanır. Görevi ihmal suçu ile ilgili yukarıda yapılan açıklamalar da nazara alındığında, sanığın hukuki durumunun belirlenebilmesi için raporlu ve izinli olduğu sürelerin araştırılması gerekmektedir. Yeterli soruşturma yapılmadan hüküm kurulması isabetli değildir. Bu itibarla Yerel Mahkeme direnme hükmünün bozulmasına karar verilmelidir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle, Yerel Mahkeme direnme hükmünün BOZULMASINA, dosyanın yerine gönderilmek üzere Yargıtay C. Başsavcılığına tevdiine, 23.09.2003 günü tebliğnamedeki isteme uygun olarak oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy