(765 S. K. m. 240) (657 s. DMK. m. 4)
Zincirleme biçimde görevde yetkiyi kötüye kullanmak suçundan sanık Aytaç'ın TCY'nın 240, 80, 59 ve 647 sayılı Yasanın 4, 5 ve 6. maddeleri uyarınca 830.375.000 lira ağır para cezası ve 2 ay 27 gün memuriyetten yoksun kılınma cezasıyla cezalandırılmasına, para cezasının taksitlendirilmesine, cezalarının ertelenmesine ilişkin Yargıtay 4. Ceza Dairesince verilen 15.5.2003 gün ve 26-29 sayılı hükmün sanık vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya Birinci Başkanlığa gönderilmekle Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü.
CEZA GENEL KURULU KARARI
... Büyükşehir Belediye Başkanı olan sanık Aytaç'ın Belediyede 1475 sayılı İş Kanunu hükümlerine tabi olarak çalışmakta olan 27 kişiyi değişik tarihlerde ve son olarak da 11.4.2001 tarihinde Müdürlük ve Daire Başkanlığı kadrolarında vekaleten görevlendirdiği, hakkında soruşturma başlatılması üzerine 18.9.2001 tarihinde tümünü görevden alarak yerlerine Belediye kadrosunda memur olarak çalışan kişileri atadığı, sanığın ikrarı, soruşturma raporu, İçişleri Bakanlığı ile ... Büyükşehir Belediye Başkanlığının yazıları ve eklerinden anlaşılmaktadır.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının kamu hizmeti görevlileriyle ilgili genel ilkeleri düzenleyen 128. maddesinde: "Devletin, kamu iktisadî teşebbüsleri ve diğer kamu tüzelkişilerinin genel idare esaslarına göre yürütmekle yükümlü oldukları kamu hizmetlerinin gerektirdiği aslî ve sürekli görevler, memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle görülür.",
657 sayılı Devlet Memurları Yasasının 4/A maddesinde; "Mevcut kuruluş biçimine bakılmaksızın, Devlet ve diğer kamu tüzel kişiliklerince genel idare esaslarına göre yürütülen asli ve sürekli kamu hizmetlerini ifa ile görevlendirilenler, bu Kanunun uygulanmasında memur sayılır." hükümlerine yer verilmiş, vekalet görevinin koşulları ise Devlet Memurları Yasasının 86. maddesinde düzenlenmiştir.
Öte yandan, Danıştay 3. Dairesinin 2.11.1977 gün ve 1977/1117-1035 sayılı kararında; "Bir görevin vekaleten yürütülmesi halinde görevin gerekleri ve nitelikleri değişmeyeceği ve bu itibarla görevi vekaleten yürütecek olanlar asil memurun tüm yetkilerini haiz olacağından, asilde aranacak şartların vekilde de bulunmasının zorunlu olduğu" belirtilmektedir.
Kaldı ki aksi yoldaki bir uygulama, Devlet Memurları Yasasının memur olabilme koşullarını arayan ve uyulmasında zorunluluk bulunan hükümlerinin başka amaçlarla aşılması sonucunu da doğurabilir.
Mevcut yasal düzenleme ve yargısal kararlar karşısında, belediyelerin memurlar eliyle yürütülmesi gereken müdürlük ve daire başkanlığı gibi asli ve sürekli kamu görevlerine işçi statüsündeki çalışanların vekaleten de olsa atanması olanaksızdır. Öte yandan, .... Büyükşehir Belediyesi Personel ve Eğitim Dairesi Başkanlığının 2 sayılı günsüz Ek 3 notlu yazısında; 1.1.2000 tarihinde Belediyede 253 memurun görev yaptığının belirtilmesi, yine sanık hakkında soruşturma açılması üzerine, Müdür ve Daire Başkanı olarak vekaleten görevlendirilen işçi statüsündeki kişilerin bu görevlerinden alınıp yerlerine Belediyede memur olarak çalışmakta olan kişilerin atanması karşısında, sanığın yargılamaya konu önceki uygulamasını zorunlulukların etkisiyle gerçekleştirdiğinden de söz edilemez.
Sanığa yüklenen görevde yetkiyi kötüye kullanma suçu ise, TCY'nın 240. maddesinde tanımlanmış olup, aynı Yasanın 279. maddesi uyarınca memur sıfatını haiz olan kişinin kasten yasada yazılı hallerden başka her ne suretle olursa olsun, görevini yasanın gösterdiği usul ve esaslardan başka surette yapması veya yasanın koyduğu usul ve şekle uymadan yapmasıdır.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında, sanığın 657 sayılı Devlet Memurları Yasasının 4/A maddesine aykırı olarak yasal biçim ve yönteme uymadan, memurlar eliyle yürütülmesi gereken asli ve sürekli kamu görevlerine, değişik tarihlerde aynı kasıt altında işçi statüsündeki Belediye çalışanlarını vekaleten atayıp, asli ve sürekli kamu hizmetlerini onlar eliyle yürütmek suretiyle, yetkisini yasalara aykırı biçimde kullandığından, zincirleme biçimde görevde yetkiyi kötüye kullanma suçunun tüm öğeleri oluşmuştur.
Bu itibarla, yasa ve usule uygun bulunan mahkûmiyet hükmünün onanmasına karar verilmelidir.
Kurulun dört üyesi sanığa isnad olunan suçun kasıt öğesinin oluşmadığı gerekçesiyle hükmün bozulması doğrultusunda karşı oy kullanmışlardır.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle, sanık vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden usul ve yasaya uygun bulunan Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 15.5.2003 gün ve 26-29 sayılı hükmünün ONANMASINA, 23.09.2003 günü oyçokluğu ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy