(5680 S. K. m. 16) (765 S. K. m. 480) (1412 S. K. m. 308, 326)
Dava: Basın yoluyla hakaret suçundan sanıklardan Uğur'un 5680 sayılı Yasanın 16/1, TCY.nın 480/1-4, 647 sayılı Yasanın 4. maddeleri uyarınca 638.820.000 lira ağır para cezasıyla cezalandırılmasına; sanıklar Nilgün ve Arzu'nun ise beraatlarına ilişkin Ankara 2. Asliye Ceza Mahkemesince 30.01.2001 gün ve 201-97 sayı ile verilen hükmün sanık Uğur vekili ve katılan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosyayı inceleyen Yargıtay 4. Ceza Dairesince 08.05.2002 gün ve 6700-8158 sayı ile; sanıklardan Uğur Sarı hakkındaki hükmün onanmasına, sanıklar Nilgün Bingöl ve Arzu Çakır yönünden ise;
"16.2.2000 tarihli iddianame içeriğinde, katılan ile ilgili "asılsız ve yalan bilgilere dayalı, asılsız ve çirkin bir söyleşi" yapıldığı "yakınanın özel yaşantısına ilişkin kullandığı sözcüklerin kişilik haklarını zedeleyeceği çok çirkin sözler bulunduğu" ibareleri yer aldığının anlaşılması karşısında, iddianamenin hakaret oluşturan tüm söyleşiyi içerdiği dikkate alınarak sanıkların hükümlülüklerine karar verilmesi gerekirken, yasal olmayan gerekçeyle beraatlerine karar verilmesi" isabetsizliğinden hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Yerel Mahkeme ise 16.10.2002 gün ve 838-737 sayı ile; "16.2.2000 tarihli iş bu davaya konu olan iddianamede sanıkların eylemi olarak suça konu olan haber yazısının başlığındaki "Sema Hanım bana aşıktı.." cümlesinin üzerinde durularak esas eylemin bu cümle olarak gösterildiği, gazetedeki diğer yazılardan bahsedilmediği, CMUK'un 257. maddesinde de "... hükmün mevzuu iddianamede gösterilen fiilden ibarettir..." hükmü karşısında,
Bilirkişi marifeti ile yaptırılan bant çözümünde sanık Nilgün tarafından sarfedilen sözler içerisinde ".. Sema Hanım bana aşıktı" sözcüğünün bulunmadığı anlaşıldığından ve gazete başlığının da merkezden sorumlu yazı işleri müdürünün denetiminin de tespit edilmesi karşısında iş bu sanıklar Nilgün ve Arzu'nun atılı müsnet suçtan beraatlerine karar verilmesi cihetine gidilmiştir." gerekçesiyle önceki hükümde direnmiştir.
Bu kararın da katılan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya, Yargıtay C.Başsavcılığının "bozma" istekli 08.07.2003 günlü tebliğnamesiyle Birinci Başkanlığa gönderilmekle Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Sanıklardan Uğur'un, basın yoluyla hakaret suçundan cezalandırılmasına ilişkin hüküm, sanık vekili ile katılan vekilinin temyizleri üzerine dosyayı inceleyen Özel Dairece onanmak suretiyle kesinleşmiştir. Bozmadan sonra yapılan yargılamada hakkında hüküm kurulmadığı halde, katılan vekilinin temyiz dilekçesinde bu sanığa ilişkin hükmü de temyiz ettiğini bildirdiği anlaşılmakla, CYUY.nın 317. maddesi uyarınca Uğur hakkındaki hükme yönelen temyiz isteminin reddine oybirliği ile karar verildi.
Sanıklar Nilgün ve Arzu haklarında kurulan direnme kararı ile sınırlı olarak yapılan incelemede;
Sanıkların basın yoluyla hakaret suçundan beraatlarına ilişkin hüküm, Özel Dairece sanıkların hükümlülüklerine karar verilmesi gerektiğinden bahisle sanıklar aleyhine bozulmuştur. Bozma kararı sanıklar aleyhine olduğu halde, sanıklar duruşmada hazır edilerek bozmaya karşı diyecekleri sorulmadan önceki hükümde direnilmiştir.
CYUY.nun 326.maddesinde, "...Ancak, sanık hakkında verilecek ceza, bozmaya konu olan cezadan daha ağır ise herhalde dinlenilmesi gerekir." hükmü yer almaktadır. Savunma hakkının sınırlanamayacağı ilkesine dayanan bu hüküm, emredici hükümlerden olup uyulmasında mutlak zorunluluk bulunmaktadır.
Somut olayda sanıklar, haklarındaki davadan habersiz olup bu suretle savunma hakları kısıtlanmıştır. Bu itibarla, sanıklara davetiye çıkartılıp duruşma günü bildirilmeden yargılamaya devamla yokluklarında karar verilmesi, CYUY.nın 326/2, 308/8. maddelerine aykırı olup, diğer yönleri incelenmeyen hükmün öncelikle bu nedenle bozulmasına karar verilmelidir.
Sonuç: Açıklanan nedenle Yerel Mahkeme direnme hükmünün diğer yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA, dosyanın yerine gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına tevdiine, 30.09.2003 günü sonuçta tebliğnamedeki isteme uygun olarak oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy