(765 S. K. m. 230)
Dava: Görevi savsama suçundan sanık Mehmet'in TCY'nın 230/1, 59 ve 647 sayılı Yasanın 4, 5 ve 6. maddeleri uyarınca 474.512.000 TL. ağır para cezası ile cezalandırılmasına, cezasının taksitlendirilmesine ve ertelenmesine ilişkin Yargıtay 4. Ceza Dairesinden verilen 29.5.2003 gün ve 17-31 sayılı hükmün sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya Birinci Başkanlığa gönderilmekle, Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: İnceleme konusu olayda;
Ankara C.Savcısı olan sanığın olay tarihinde nöbetçi olduğu, gece 02.30 sıralarında evini telefonla arayan kolluk görevlisinin bir ası olayı hakkında ihbar alındığını ve araştırmaya başlandığını, olayın meydana geldiği yerin adresi tespit edildiğinde ayrıca bilgi verileceğini belirttiği, sanık C.Savcısının da, cinayet masası nöbetçi ekibine haber verilmesi, olay yerinde gerekli tespit ve araştırma yapılarak, hazır olduklarında kendisine bilgi verilmesi hususunda talimat verdiği, bu aşamada olay yerini araştırmaya giden Anafartalar Karakoluna bağlı devriye ekibin adresi tespit edip olay yerinde güvenlik önlemlerini aldığı, kendilerine haber verilen cinayet masası ve teknik büro görevlilerinin de olay yerine gelip inceleme yaparak tutanak düzenledikleri, ölçüm yapıp fotoğraf çekerek olay yerinin görüntüsünü kameraya aldıkları, daha sonra nöbetçi grup amiri Mehmet tarafından saat 04.30-05.00 sıralarında sanığın ev telefonu yeniden aranarak, o ana kadar kendisine olay yerinin tam adresi bildirilmeyen sanığa, olay yerinde görevli ekiplerce yapılan çalışmalar ve sonuçları hakkında bilgi verilip, Mehmet Ali isimli şahsın kendisini oturduğu apartmanın merdiven sahanlığına iple asması sonucu vefat ettiği söylenerek olay yerine gelip gelmeyeceğinin sorulduğu, sanığın nöbetçi adli tabip ile diğer görevlileri de alarak geleceğini belirtmesi üzerine bu kez, komiser yardımcısının; "ezan okundu, hava biraz sonra aydınlanacak, camiden çıkanlar ası olayını görecekler, okul servisleri geçmeye başladı, okula gidecek olan çocuklar görüntüden etkilenebilecekler" diyerek, intihar edenin aynı apartmanda oturması ve cesedin apartman girişinde asılı olması nedeniyle istenmeyen olayların meydana gelebileceği konusunda uyarıda bulunması ve cesedin bulunduğu yerde uzun süre asılı kalmasının mahzurlarını açıklaması üzerine, evi Etlik'te bulunan ve şehrin değişik yerlerinde oturan nöbetçi şoför, katip, adli tabip ve otopsi yardımcısını alarak olay yerine gitmesinin uzun zaman alacağını anlayıp mevcut durumun mahzurlarını kavrayan sanığın, cesedin boğazındaki ipin kesilerek yere indirilmesi ve üzerinin örtülüp beklenmesi, çevre emniyetinin sağlanması talimatını verdiği, ancak tanık komiser yardımcısının, merdiven sahanlığının dar olup cesedin geçişleri engelleyebileceğini ve burada bekletilmesinin uygun olmayacağını bildirmesi üzerine, esasen olay yerinde ölçüm, parmak izi, fotoğraf çekme ve kamera görüntüsü alma gibi tüm soruşturma işlemlerinin yapılıp tutanakların düzenlendiğini bilen sanığın cesedin morga kaldırılması yolunda talimat verip, ölü muayenesini orada yapacağını bildirmesi üzerine cesedin boğazındaki ipin kolluk görevlilerince kesilerek morga kaldırıldığı, sanığın aynı gün morga girip ölü muayene işlemini gerçekleştirdiği, ayrıca cesedi Adli Tıp Kurumu Şube Müdürlüğüne gönderip klasik otopsi işlemini yaptırdığı, olayla ilgili bilgisi bulunması muhtemel kişileri tanık olarak dinleyerek hazırlık soruşturmasını sonuçlandırdığı, sanığın savunması, tanık anlatımları, tutanaklar, otopsi raporu ve dosyada mevcut diğer belge ve kanıtlardan anlaşılmaktadır.
TCY.nın 230. maddesinde, "Hangi nedenle olursa olsun memuriyet görevini yapmakta savsama ve gecikme gösteren veya üstünün yasaya göre verdikleri buyrukları geçerli bir neden olmadan yapmayan memur .... cezalandırılır." hükmü yer almaktadır.
Bu hükümden de anlaşılacağı üzere, belli bir kamu hizmeti veya görevi yapan memurun yapmakla görevli olduğu işi yapmaması veya yasaya göre yapılması gereken biçimde yerine getirmemesi veya geciktirmesi suç sayılmıştır. Bu suç kasten işlenebilen suçlardan olup, oluşması için, memurun görevini bilerek ve isteyerek savsaması gerekir.
Somut olayda, nöbetçi C.Savcısı olan sanığa olay hakkında bilgi verilmesine karşın olay yerinin tam adresi tespit edilerek bildirilmemiş, sabaha karşı yeniden arandığında adresi öğrenen sanık, adli tabip ve diğer görevlileri de alıp olay yerine geleceğini bildirmiş, C.Savcısının gelişinin zaman alacağını düşünen kolluk görevlilerinin cesedin apartman girişinde uzun süre asılı kalmasının sakıncalarını açıklamaları üzerine, bu kez cesedin boğazındaki ipin kesilerek morga kaldırılması talimatını vermiştir. Sanığın, ölü muayenesi ve keşif gibi hazırlık soruşturması işlemleri için olay yerine gitmeme yönünde bir iradesi bulunmamaktadır. Aksine, ası ipini kestirip cesedin morga kaldırılması yolunda talimat vermesi, somut olayda sorumluluğu dışında meydana gelen gecikmenin doğurması muhtemel sakıncaları ortadan kaldırma amacına yöneliktir. Bu itibarla, somut olayda görevi savsama kastı bulunmayan sanığın manevi unsuru itibariyle oluşmayan atılı suçtan beraati yerine yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesi isabetsiz olup, sanığın temyiz itirazının kabulü ile Yargıtay 4. Ceza Dairesi kararının bozulmasına karar verilmelidir.
Çoğunluk görüşüne katılmayan bir kısım Kurul Üyesi; "Sanığa atılı suçun maddi ve manevi öğeleri itibariyle oluştuğu" görüşü ile karşı oy kullanmışlardır.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle, sanığın temyiz itirazının kabulü ile Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 29.5.2003 gün ve 17-31 sayılı kararının BOZULMASINA, dosyanın yerine gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına tevdiine, 30.09.2003 günü oyçokluğu ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy