(1412 S. K. m. 268)
Dava: Etkili eylem ve saldırgan sarhoşluk suçlarından sanık Muharrem'in, TCY.nın 456/2, 457/1 ve 59. maddeleri uyarınca 2 yıl 2 ay 20 gün hapis cezası ile, TCY.nın 572/1, 59 ve 647 sayılı Yasanın 4. maddeleri uyarınca 76.050.000 lira hafif para cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin, Aydın 2. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 15.10.2001 gün ve 810/818 sayılı hüküm, O Yer C.Savcısı ve sanık tarafından temyiz edilmekle, dosyayı inceleyen Yargıtay 4. Ceza Daire-since 13.11.2002 gün ve 14428-16759 sayı ile;
"1- Cumhuriyet Savcısının temyiz dilekçesinde hakim havalesi bulunmadığından temyiz isteğinin reddine,
2- Sanık Muharrem Sarıgöl hakkında saldırgan sarhoşluk suçundan kurulan hükmün onanmasına
Etkili eylem suçundan kurulan hükmün ise "yakınana ilişkin 13.3.2001 ve 21.5.2001 tarihli raporlar arasında yüzde kalıcı iz bulunup bulunmadığı konusunda çelişki bulunması karşısında, çelişkinin adli tıp kurumundan alınacak raporla giderilerek sonucuna göre hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi" isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.
Yerel Mahkemece 5.3.2003 gün ve 66-116 sayı ile; "Yargıtay bozma ilamında belirtilen 13.3.2001 tarihli raporun müşteki sanık Murat'a ait olduğu ve bu raporda 3.11.2000 tarihinde meydana gelen yaralanma olayından dolayı ortaya çıkan bulguların çehrede sabit eser niteliğinde olduğunun belirtildiği, Yargıtay bozma ilamında belirtilen 21.5.2001 tarihli raporun ise müşteki sanık Muharrem'e ait olduğu ve bu raporda 3.11.2000 tarihinde yaralanma sonucunda ortaya çıkan bulguların çehrede sabit eser niteliğinde olmadığının belirtildiği, raporlar arasında çelişki bulunmadığı ayrıca mağdur Murat'ın raporunun 3.11.2000 tarihinde meydana gelen yaralama olayından sonra 13.3.2001 tarihinde alındığı ve bu raporun da Aydın Menderes Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp anabilim dalı tarafından verildiği" gerekçesi ile ilk hükümde direnilmiştir.
Bu hükmün de sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya, Yargıtay C.Başsavcılığının "bozma" istekli 22.9.2003 gün ve 109309 sayılı tebliğnamesi ile Birinci Başkanlığa gönderilmekle, Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasındaki uyuşmazlık, yakınana ait raporlar arasında, çelişki bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
İşin esasını ilgilendiren uyuşmazlık konusunun incelenmesine geçilmesinden önce 2797 sayılı Yargıtay Yasasının 41. ve Yargıtay İç Yönetmeliğinin 27. maddesi uyarınca yapılan ön incelemede;
Yerel Mahkemece direnme kararında, sanığın etkili eylem suçundan 2 yıl 2 ay 20 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiği, ancak hüküm fıkrasında uygulanan yasa maddesinin gösterilmediği anlaşılmaktadır.
Karar; sorun, gerekçe ve sonuç bölümlerinden oluşur. "Sorun" bölümünde maddi olay açıklanmalı, "gerekçe" kısmında delillerle sonuç arasındaki bağ, yani neden bu sonuca ulaşıldığı anlatılmalı ve hukuki nitelendirme yer almalıdır. "Sonuç-hüküm" bölümünde ise CYUY. nın 268. maddesinin 3206 sayılı Yasa ile değişik 4. fıkrası gereğince, verilen kararın ne olduğu, uygulanan yasa maddeleri, verilen ceza miktarı, yasa yollarına başvurmanın olanaklı bulunup bulunmadığı duraksamaya yer vermeyecek biçimde açıkça gösterilmelidir. Nitekim fıkrada değişiklik yapan 3206 sayılı Yasanın 57. maddesinin gerekçesinde; "268 nci maddenin dördüncü fıkrasında yapılan değişiklikle, sanığın beraatine, mahkûmiyetine, davanın reddine, davanın düşmesine ve durmasına karar verilmesi halinde; uygulanan kanun maddesinin, verilen ceza miktarının, kanun yollarına başvurmanın mümkün olup olmadığının hüküm fıkrasında açıkça gösterilmesi şartı getirilmiştir." denilmektedir.
Buna göre, sayılan hususlara hüküm fıkrasında yer verilmemesi yasa koyucunun amacına uygun düşmeyeceği gibi, uygulamada keyfiliğe yol açacak, taraflarda tatminsizlik oluşturacak ve yargısal denetimi de güçleştirecektir.
Somut olayda, Yerel Mahkemece sanık hakkında etkili eylem suçundan hüküm kurulurken uygulanan yasa maddelerinin hükümde gösterilmemesi CYUY.nın 268/4. madde ve fıkrasındaki buyurucu kurala aykırılık oluşturmaktadır.
Bu itibarla, diğer yönleri incelenmeyen Yerel Mahkeme direnme hükmünün bu usul yanılgısı nedeniyle bozulmasına karar verilmelidir.
Sonuç: Açıklanan nedenle, diğer yönleri incelenmeyen Yerel Mahkeme direnme hükmünün öncelikle açıklanan usuli nedenle BOZULMASINA, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına tevdiine, tebliğnamedeki istemden değişik gerekçeyle 18.11.2003 günü oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy