(765 S. K. m. 240, 279) (7269 S. K. m. 6)
Dava: Görevde yetkiyi kötüye kullanmak suçundan sanık Fikret G.'in TCY. nın 240/2, 59, 647 sayılı Yasanın 4. maddeleri uyarınca 532.350.000 lira ağır para ve 2 ay 15 gün memurluktan yoksun bırakılma cezasıyla cezalandırılmasına, para cezasının 647 sayılı Yasanın 5. maddesi uyarınca birer aylık aralarla 5 eşit taksitte alınmasına, cezalarının 647 sayılı Yasanın 6. maddesi uyarınca ertelenmesine ilişkin Yargıtay 4. Ceza Dairesince 14.11.2002 gün ve 40-38 sayı ile karar verilmiştir.
Bu kararın sanık vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosya Birinci Başkanlığa gönderilmekle Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Olay tarihinde Düzce Valisi olarak görev yapan sanığın, orman arazisi olduğunu bildiği, Merkez Kozakoğlu köyü, Tepe Değirmeni mevkiindeki 260 parsel sayılı taşınmazın 4.200 m2'lik kısmına Orman Bakanlığından tahsis kararı almadan, Düzce Valiliği Satınalma Kiralama Komisyonunca 7269 sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısıyla Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Yasanın 6. maddesine göre geçici tedbir şeklinde el koydurup, orman içinden yol açarak Valilik Konukevi adı altında kalıcı inşaat başlattığı, bu yerle ilgili tahsis izni isteyen sanığın şifahen Orman Bakanlığından uygun olmadığına dair kararı öğrenmesi üzerine, aynı yerde sağlık evi inşaatı yapılacağından bahisle izin talebinde bulunduğu, ancak inşaatın durdurulmasının istenmesine rağmen inşaatı devam ettirerek tahsisi olmayan yere Acil Destek Programı çerçevesinde Valilik emrine Düzce ilinin kuruluş giderleri için gönderilen paradan kalıcı inşaat yaptırarak görevini kötüye kullandığı iddiasıyla TCY. nın 240. maddesi uyarınca cezalandırılması için kamu davası açılmıştır.
Sanık F. G. Mülkiye Müfettişlerine sunduğu 09.02.2001 günlü yazılı savunmada; Düzce'nin 17.08.1999 ve 12.11.1999 depremlerde ağır hasar gördüğünü ve kısa bir süre sonra da il yapıldığını, Düzce'nin bu süreçte resmi-gayriresmi, yurt içinden ve yurt dışından ağır bir ziyaretçi akınına uğradığını, bu ziyaretlerin çoğunu yardım amaçlı yapıldığını, ancak özel konaklama tesisleri yanında kamu konaklama tesislerini çoğunun depremden dolayı ağır hasarlı olmaları nedeniyle konaklama konusunda önemli zorluklar yaşandığını, bu nedenle Valilik Konukevi için zemini sağlam, yeni, kalıcı konut alanlarına ve karayoluna yakın, doğası güzel bir yer arandığını ve Kazukoğlu köyü sınırları içindeki Değirmentepe mevkiindeki 260 nolu parselin bu iş için uygun olduğu görülerek, mülkiyeti araştırıldığında orman alanı olduğunun söylenmesi üzerine ilgili bakanlığa 20.05.2000 tarihinde yazılan yazıya makul bir süre içinde olumlu veya olumsuz bir cevap alınamadığını, İl Kadastro ve Tapu Sicil Müdürlüklerinden yapılan araştırmada söz konusu yerin mera vasıflı arazi olduğunun anlaşıldığını, 17.07.2000 tarihinde 7269 sayılı Yasanın 6. maddesi uyarınca usulüne uygun olarak gerçekleştirilen elkoyma işlemi sonrasında söz konusu arsa üzerinde konukevi ile birlikte bir adet de sağlık evi yapılması düşünüldüğünden herhangi bir yanlışlık yapılmaması için tekrar 18.09.2000 tarihinde Orman Bakanlığına yazı yazıldığını, ancak herhangi bir cevap alınamadığını, halbuki benzer nitelikteki yazılara ilgili bakanlıkça olumsuz da olsa kısa sürede cevap verildiğini, el koyma işlemi sonrasında başlatılan inşaat çalışmalarının da bu süreçte bitme aşamasına geldiğini, daha sonra İl Orman İşletme Müdürlüğünce 29.01.2001 günlü yazı ile izinsiz inşaat yapıldığının bildirildiğini, buna karşılık elkoyma işlemi hakkında bilgi verildiğinde de Orman İşletme Müdürlüğünün 31.01.2001 tarihli yazı ile yapılan incelemede söz konusu arsanın orman sahası olduğunun anlaşıldığını bildirildiğini, gelinen bu noktada Orman Bakanlığı ve Valilik arasında çözüm arayışlarının sürdürüldüğünü, çünkü yapılan incelemede söz konusu yerin mera olduğunun belirlenmesi nedeniyle inşaata başlandığını, yoksa izin almadan ormanlık alanda yol ve inşaat çalışması yaptırdığı iddiasını tamamen dayanaktan yoksun olduğunu, kaldı ki iddiaya konu yolun yıllardır kullanılmakta olan bir yol olup, Kazukoğlu köyünün su deposu yolu olduğunu, ayrıca aynı yerde televizyon vericilerinin bulunduğunu, inşaat başlamadan önce yolun hizmete sunulmuş olduğunu bildirmiştir.
Duruşmadaki, yazılı ve sözlü savunmalarında özetle; depremde yerle bir olmuş ve yeni il yapılmış bir yeri canlandırma görevinin kendisine verildiğini, konukevi yaptırdığı yerin isnat edildiği gibi orman olmayıp, mera olduğunu, Orman Bakanlığının 5 ay gibi bir süre sonra burası ormandır diyerek suç duyurusunda bulunduğunu, yaptırdığı inşaatın kalıcı nitelikte olmayıp geçici prefabrik vasıflı olduğunu, mahkeme kararıyla da bu hususu tespit ettirdiğini yüklenen suçu kabul etmediğini, Düzce Belediyesince söz konusu yerde 1960'lı yıllarda su deposu yaptırılmış olup daha sonra da 1990'lı yıllarda TV aktarma istasyon ve antenlerinin kurulduğunu ve mevcut yolun o zamanlardan beri kullanıla gelen ve bakımı da belediyece yapılan bir yol olduğunu, izinsiz olarak orman alanına inşaat yapmak ve yasalara aykırı davranmak gibi bir kastının bulunmadığını söylemiş, bu konudaki yazışma, karar ve ilgili kurumlar tarafından düzenlenmiş yazı örneklerini sunmuştur.
İncelenen dosya içeriğine göre;
Düzce Valiliği Acil Destek Programı Komisyonu Başkanlığınca 23.03.2000 tarihinde, acil olarak Amerikan tipi bir konuk evi yaptırılmasına, konunun aciliyeti nedeniyle firmaların davetiye yoluyla çağrılmasına karar verildiği, aynı gün sanık Vali Fikret G. tarafından bu karara olur verildiği, 12.09.2000 tarihinde de en uygun teklifi veren şirkete ihalenin yapıldığı, ihale bedeli olan 188.000.000.000 liranın (KDV hariç) Acil Destek Programı çerçevesinde gönderilen ödenekten karşılanmasına dair verilen karara da sanık tarafından olur verildiği anlaşılmaktadır.
Düzce Valiliğince 26.05.2000 tarihinde Orman Genel Müdürlüğüne yazılan yazıda, Merkez ilçeye bağlı Kazukoğlu köyü sınırları dahilinde, Tepe değirmeni mevkiinde bulunan ve yazıya ekli krokide yeri işaretlenen 4.200 m2 ormanlık alana Valilik Konukevi yapımı düşünüldüğünden söz konusu yerin İl Özel İdaresine tahsis edilmesi talep edilmiş, yazı sanık tarafından imzalanmıştır.
Ayrıca, 18.09.2000 tarihinde yazılan yazı ile bu kez, söz konusu alanda İl Özel İdaresince Sağlık Evi inşa edileceği bildirilerek, bu yerin İl Özel İdaresine tahsisi talep edilmiş, Düzce Orman İşletme Müdürlüğünce sağlık evi ihtiyacı bulunup bulunmadığının sorulması üzerine de 02.10.2000 günlü yazı ile söz konusu alanda inşa edilecek olan kalıcı konutların sağlık hizmet ihtiyacını karşılamak üzere Sağlık Evi inşa edileceği belirtilmiş ve bu yazılar Vali Yardımcısı tarafından imzalanmıştır.
Bu arada Düzce Valiliği Satın Alma Kiralama ve El Koyma Komisyon Başkanlığınca 17.07.2000 gün ve 253 sayı ile, meydana gelen deprem felaketi nedeniyle yeni il olan ve gelen misafirler için konaklama yeri olmayan Düzce'ye, afet ile ilgili hizmet amacıyla gelenlerin barınmaları ve sağlık hizmetlerinin yürütülmesi amacıyla prefabrik Devlet misafirhanesi ve prefabrik sağlık evi yapılması amacıyla, Kazukoğlu köyünde bulunan 260 nolu parsel 4.200 m2 lik mera vasıflı alana 7269 sayılı Yasanın 6. maddesi gereğince el konulmasına karar verildiği, bu karara sanık tarafından aynı gün olur verildiği anlaşılmaktadır.
Orman Genel Müdürlüğü Kadastro ve Mülkiyet Dairesi Başkanlığınca 11.07.2000 günlü yazı ile Bolu Orman Bölge Müdürlüğünden, Valilik Konuk evi yapımı için tahsisi istenen arazi için araştırma yapılmasının istenmesi üzerine, Bölge Müdürlüğünce bu konuda rapor düzenleme görevi Düzce Orman İşletme Müdürlüğüne verilmiş ve 19.07.2000 tarihinde düzenlenen İrtifak İzin Raporunda söz konusu yerin orman sınırları içerisinde olduğu, meydana gelen deprem ve yeni il olduğu için Düzce'de yeni tesislere ihtiyaç olması nedeniyle izin verilmesinde bir sakınca bulunmadığı belirtilmiştir. Ayrıca, sağlık evi için ikinci tahsis talebi ile ilgili olarak yapılan inceleme sonucunda 04.10.2000 günlü raporda da aynı sonuca yer verilmiştir.
Bolu Orman Bölge Müdürlüğünce 10.10.2000 tarihinde Düzce Orman İşletme Müdürlüğüne gönderilen yazıda, konuk evi ve sağlık evi yapılması için tahsisi istenen yerlerin aynı olduğunun anlaşıldığı, izin verilmeden herhangi bir faaliyete yürütülmesinin engellenmesi bildirilmiş olup, Düzce Orman İşletme Müdürlüğü de 11.10.2000 tarihinde Valiliğe yazdığı yazıda, söz konusu sahada izin alınmadan herhangi bir faaliyet yürütülmemesini belirtmiş, yine Düzce Orman İşletme Müdürlüğünce 29.01.2001 günlü yazı ile söz konusu arazide izinsiz konukevi ve yol yapıldığı tespit edildiğinden, yasaya aykırı davranan kişilerin kimliklerinin bildirilmesi istenmiş, 30.01.2001 günlü cevabi yazıda, söz konusu mera vasıflı alana 7269 sayılı Yasanın 6. maddesi gereğince 17.07.2000 gün ve 200/253 sayılı karar ile el konulduğu, bu yer için tahsis talebinde bulunulmuş olup çalışmaların olumlu bir şekilde devam ettiği, tahsis talebine olumlu cevap verilmesinin beklendiği bildirilmiştir.
Düzce Valiliğince 21.12.2001 tarihli yazı ile Tarım ve Köyişleri Bakanlığından söz konusu yerde mera tahsis kaydının değiştirilmesini talep edilmesi üzerine, Tarımsal Üretim ve Geliştirme Genel Müdürlüğünce 15.03.2002 günlü yazı ile, Maliye Bakanlığı Milli Emlak Genel Müdürlüğünün 18.02.2002 tarihinde uygun görüşünün alındığı, tahsis amacı değişikliğinin uygun görüldüğünden söz konusu alanın hazine adına tescil edilmesi ve sonucundan bilgi verilmesi bildirilmiştir.
Sanık tarafından savunma dilekçelerine ekli olarak sunulan ve Düzce Belediye Başkanlığınca Valiliğe hitaben yazılan 27.11.2001 günlü yazıda, Kazukoğlu köyü 260 nolu parselde 1960 yılında su deposu yaptırıldığı, deponun yolunun 1960-1964 yılları arasında ihaleyi alan şirket tarafından açıldığını, 1990'lı yıllarda özel radyo ve tv. kuruluşlarının aynı bölgeye aktarıcı antenlerini yerleştirdiklerini, en son 1998 yılında telefon baz istasyonlarının kurulduğunu, bu nedenle ulaşım sağlanması için mevcut eski yolun bakım ve onarımının çakıllanmak suretiyle belediye tarafından yapılmakta olduğunun bildirildiği anlaşılmaktadır.
Özel Dairece yazılan talimat uyarınca 10.05.2002 tarihinde Düzce Ağır Ceza Mahkemesince olay yerinde keşif yapılmıştır. Mahkemece yapılan gözlemde, tepe üzerinde ve etrafında ağaçlar bulunmayıp, seyrek yapıda çalı çırpı olan ve kalıcı konutlara bakan, ayrıca belediyeye ait su deposuyla birlikte tv. ve radyo ile telefon vericileri bulunan, bunlar için açılan yolu müşterek olarak kullanan binanın, iki katlı konuk ağırlamaya elverişli olduğunun tespit edildiği belirtilmiştir. Keşifte dinlenen bilirkişiler;
Abant İzzet Baysal Üniversitesi Öğretim Üyeleri Yardımcı Doçentler İlhan Özturan ve Hakan Polat 16.05.2002 günlü raporlarında, söz konusu binanın Amerikan evi diye tabir edilen prefabrik tipte yapılan yapı olduğu, çelik profillerin cıvatalarla birleştirilmesiyle fabrikasyon olarak hazırlanan çelik iskeletli, bu iskeletin arası cam yünü ile izole edilmiş, dış taraftan yonga levhalarla kaplı ve bunların üzerine de plastikten üretilen yalı baskı kaplama elemanları monte edilmiş, subasman duvarları ile kule çatılı çıkıntılı bir bölümünün cephesi suni taş kaplama, iç yüzeyleri ise alçı pano levhalarla kaplı olan bir bina olduğu, alt kat tabanının lamine parke, üst kat odalarının ise halı kaplı bulunduğu, mevcut görüntüsü ile kalıcı olması düşünülerek yapıldığı, ancak binanın temel hariç sökülüp başka bir yerde yeniden kurulabileceği, doğal olarak bu işlem sırasında seramik gereçler ve kaplama malzemelerinde belli bir zayiatın olacağı, fakat malzemenin % 70'nin tekrar kullanılabileceğini bildirmişleridir.
Kadastro bilirkişisi Cankat Batu 15.05.2002 günlü raporunda, söz konusu binanın 440 m2 lik bir alanda inşa edilmiş olduğunu, Kazukoğlu köyü 260 nolu mera vasıflı parselin 1958 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında parsel numarası verilmek suretiyle sınırlandırılması yapılıp tescil harici bırakılmış olduğunu ve daha sonra Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Tasarruf İşlemleri Daire Başkanlığının 13.04.1989 tarihli genelgesi üzerine oluşturulan özel sicile mera vasfında tescilinin yapıldığını, Düzce Valiliği Kriz Yönetim Merkezi Satın Alma Kiralama ve El Koyma Komisyon Başkanlığının 17.07.2000 günlü kararı ile bu meranın 4.200 m2 lik kısmına el konulduğu, binanın da el konulan bu kısım içinde kaldığını belirtmiştir.
Abant İzzet Baysal Üniversitesi Orman Fakültesi Öğretim Üyesi Orman Yüksek Mühendisi Doç. Dr. Refik Karagül 21.05.2002 günlü raporunda; söz konusu alanın civar köylerin ortak yaralanmasına tahsis edilmiş mera olarak tescil edildiğini, ancak 1989 yılında yapılan ve 09.03.1990 tarihinde askıya çıkartılan orman kadastrosuna göre bütünüyle Değirmentepe Devlet Ormanı olarak ayrıldığını, 10 yıllık süre içinde itiraz olmadığı için de orman kadastrosunun 09.03.2000 tarihinde kesinleştiğini, sonuç olarak binanın bulunduğu arazinin, üzerinde ağaç olmayan ve ağaç yetişmesine uygun olmayan (çok sığ toprak) orman içi açıklık olduğunu, 6831 sayılı Yasanın 1. maddesine göre orman sayılan yerlerden olduğunu, kesinleşmiş orman kadastrosu haritasında Devlet ormanı içinde yer aldığını bildirmiştir.
Bütün bu bilgi ve belgeler bir arada ele alınıp değerlendirildiğinde;
TCY. nın 240. maddesinde düzenlenen görevi kötüye kullanma suçu, aynı Yasanın 279. maddesi uyarınca memur sıfatını haiz olan kimsenin kasten yasada yazılı hallerden başka her ne suretle olursa olsun, görevini yasanın gösterdiği usul ve esaslardan başka surette yapması ve yasanın koyduğu usul ve şekle uymadan yapmasıdır. Maddenin ikinci cümlesinde yer alan cezayı hafifletici nedenlerin neler olduğu açıklanmamıştır. Yerleşmiş yargısal kararlarda, sanığın eylemi nedeniyle zarar doğmaması veya zararın hafif olması, memurun menfaat sağlamaması veya sağlanan çıkarın azlığı, zararın soruşturmaya başlanmadan giderilmesi gibi haller hafifletici nedenler olarak kabul edilmiştir.
7269 sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısıyla Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Yasanın 6. maddesinde, Afetlerin meydana gelmesinden sonra vali ve kaymakamlar (askerler ve hakim sınıfından bulunanlar hariç olmak üzere) 18-65 yaş arasındaki bütün erkeklere görev vermeye, bedeli, ücreti veya kirası sonradan ödenmek üzere canlı, cansız, resmi ve özel her türlü taşıt araçlarına ve gerekli makine, alet ve edavatına el koymaya ve hiçbir kayda ve merasime tabi olmaksızın tedavi, kurtarma, yedirme, giydirme ve barındırma gibi işlerle bu gibi işlerin gerektirdiği acil satınalmaları ve kiralamayı yapmaya, Devlete, mahalli idarelere, evkafa, İktisadi Devlet Teşekkülleri ile bunlara bağlı kurumlara ilişkin her türlü taşınmaz malları; yetmemesi halinde de diğer tüzel kişiler ile gerçek kişilere ait bina ve müştemilatı ile bahçe ve arsa gibi araziyi geçici olarak işgale yetkilidir.
Bu yetkinin kullanma süresi, afetin sona ermesinden itibaren 15 gündür. Bu süre gerektiğinde İmar ve İskan Bakanlığının muvafakatine bağlıdır. hükmünü taşımaktadır.
Madde metninden de açıkça anlaşılacağı üzere taşınmaz malların işgali ancak geçici süreyle olanaklı olup, afetin sona ermesinden sonra 15 gün ile sınırlıdır. Geçici olarak el koyma, tedavi, kurtarma, yedirme, giydirme ve barındırma gibi işlerin gerektirmesi nedeniyle yapılmalıdır.
Somut olayda sanık, orman arazisi olduğu anlaşılan taşınmaza yukarıda açıklanan yasa maddesine dayalı olarak el koymakla beraber, mahallinde yapılan keşifte yapılan gözleme ve dinlenen bilirkişilerin raporlarına göre söz konusu araziye kalıcı bina yaptırmış ve maddenin belirlediği sınırların dışına çıkmıştır. Görevini yasanın gösterdiği usul ve esasların dışına çıkarak yapan sanığın sabit olan bu eyleminde görevde yetkiyi kötüye kullanma suçunun öğeleri gerçekleşmiş olup, Özel Dairece cezalandırılmasına karar verilmesi isabetlidir. Ancak, sanığın bu eylemi nedeniyle meydana gelen maddi zararın ekonomik ağırlığı, konukevi yapılması amacıyla diğer Devlet kurumlarının bildirdikleri olumsuz görüşün aksine ısrarlı davranışlarla kamu yönetimine verilen zararın boyutu, buna bağlı olarak sanığın suç işleme kastının yoğunluğu nazara alındığında, dosya kapsamına uymayan sanığın herhangi bir yarar sağlamadığı gerekçesine dayalı olarak sanığın cezasından TCY. nın 240. maddesinin 2. cümlesi uyarınca indirim yapılması yasaya aykırı ise de hükmün yalnızca sanık vekili tarafından temyiz edilmesi karşısında temyiz edenin sıfatına göre aleyhte temyiz bulunmadığından bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.
Bu itibarla usul ve yasaya uygun olan Özel Daire kararının onanmasına karar verilmelidir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle, Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 14.11.2002 gün ve 40/38 sayılı hükmünün ONANMASINA, dosyanın bu Daireye gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına tevdiine, 04.02.2003 günü oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy